Osmanlı devletinin balkanlarda bıraktığı eserler

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Osmanlı devletinin balkanlarda bıraktığı eserler ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Osmanlı devletinin balkanlarda bıraktığı eserler





  2. 2
    Gülehasret
    Süper Moderatör





    Cevap:


    Sarı Saltuk

    Seyid Lokman tarafından yazılan Oğuzname’de 1263 - 1264 yıllarında, “Dobruca’da Baba Dağı havalisinde bulunan on bin ilâ on iki bin civarında olan Türkmenleri idare etmiştir” yazılıdır.
    Hoca Ahmed Yesevî Sarı Saltuk’un beline tahta kılıç takar ve şu nasihatı verir: “Saltuk Muhammed’im! Bektaş’ım seni Rûm’a göndersin. Leh diyarında, dalâletayin olan Sarı Saltuk suretine girip, ol mel’unu bir tahta kılıçla katleyle... Makedonya, Dobruca’da yedi krallık yerde nâm ve san sahibi ol...”
    “Hayatı Efsaneleşmiş
    Tahta Kılıçlı Alperen Sarı Saltuk”

    Evliyâ Çelebi Seyahatnamesi’nde yer alan:
    “Sarı Saltuk Baba, Pravadi yakınında vefat ettiğinde, eski vasiyeti üzerine cenazesi, yedi adet tabuta konarak, her biri bir tarafa götü-rülürken, Edirne Kralı da, “Bu adam bizdendir” diye, Saltuk’un naaşını getirdiği Babaeski’de gömdürür. İşte buna dayanarak kasabaya Babaeski demişlerdir” ifadesinden hareketle Babaeski’ye geldiğimizde, 1 Kasım 1992’de karşımıza çıkan şahsa:
    “Hemşerim! Sarı Saltuk türbesi nerededir?” diye sorduk...
    “Ben böyle bir türbe duymadım, ama ileride Küçük ayazma Sokak’taki türbelere bir bakın.” cevabını verdi.
    Evliya Çelebi yedi tabuttan söz etse de, benim yaptığım araştırmalara göre. Sarı Saltuk’un on üç yerde makamı (türbesi) bulunmaktadır.

    “Geldikti bir zaman, Sarı Saltuk’la Asya’dan
    Bir bir diyâr-ı Rum’a dağıldık Sakarya’dan”
    Yahya Kemal Beyatlı

    Sarı Saltuk Gazi, Türkistan’ın büyük pîri Hoca Ahmd Yesevî’nin dergahında yetişmiş, hayatı efsaneleşmiş olan derviş gazilerden birisidir.
    Evliya Çelebi’nin tesbitlerine göre, Ahmed Yesevî, Hacı Bekt⺒a Sarı Saltuk lakabı ile tanınan Muhammed Buhari’yi, Horasan erenlerinden yedi yüz kişi ile beraber, ona yardıma yollar. Ayrıca, meşhur tahta kılıcını Sarı Saltuk’un beline takarak, şu nasihatı verir:
    “Saltuk Muhammed’im! Bekt⺒ım seni Rûm’a göndersin, dalâlet ayin olan Sarı Saltuk suretine girip, el mel’unu tahta kılıçla katleyle... Makedonya, Dobruca’da yedi krallık yerde nam ve san sahibi ol...”

    Avrupa’da... (Dobruca’ya geçişi)
    Sarı Saltuk, Rum diyarına gelişinden sonra, (o çağlarda Türkler Anadolu ve Balkanlar’a Rum diyarı derlerdi) verilen işaret doğrultusunda 1263-1264 tarihinde, Türk boyları Sarı Saltuk maiyetinde olarak Dobruca’ya geçmişlerdir. Sonradan Balıkesir’deki Karesioğulları’ndan İsa Bey zamanında tekrar Karesi’ye döndüklerini görüyoruz.
    Seyid Lokman tarafından yazılan Oğuzname’de ise, 1263 - 1264 yılında, “Dobruca’da Baba Dağ havalisinde bulunan on bin ilâ on iki bin civarında olan Türkmenleri idare etmiştir” yazılıdır.
    Yine Sarı Saltuk hakkında bilgi veren Evliyâ Çelebi, O’nun Beserabya’ya yerleşmeden önce Arpa Çukuru, Sivas ve Tokat’ta kaldığını nakleder.
    Sarı Saltuk hakkında en eski bilgiler, Seyyah İbn-i Batuta’dadır. Batuta seyahatnamesinde, Babadağı’ndaki iki makamını ziyaret ettiğinden ve menkîbelerinden söz eder.
    Rumeli’nin Türkleşmesinde ve islâmlaşmasında büyük emeği geçen Sarı Saltuk Gazi, ölümünden sonra, bedeninin bulunduğu yerin bilinmemesi için, vasiyet üzerine, oğullar ve mürîdleri yedi tabut yaptırarak, tabutları Babaeski, Babadağı, Kaliakra (Varna dolaylarında), Buzev (Romanya), Danzing, Lipka ve Niğde’nin Bor ilçelerine gömerler. (Sekizinci makam İznik’tedir)

    Mehmet Âşık - Fevziye Medresesi :
    Mehmet Âşık Efendi tarafından Kâhil Mahallesi'nde açılmıştır. Medrese, Mutasarrıf Ferik Mehmet Dilâver Paşa tarafından 1836 yılında yeniden yapılmış ve Fevziye adını almıştır.

    Akyazılı tekkesi, Osmanlı devri Türk sanatının klâsik çağında inşa edildiğinden Türk tekke mimarisinin oldukça eski örneklerinden[...] ve Anadolu’dan uzanan zengin bir tesis zincirinin sadece bir halkası ve en muhteşemlerinden biridir. Akyazılı Sultan âsitanesi[36] XV.-XVI. yüzyıllardaki Rumeli’de Türk yayılışının bir hatırasıdır. Bu tekke Bulgaristan’ın Varna şehrinden Balçık kasabasına giderken Hacıoğlu Pazarcığı’nın (Şimdi Dobriç) Obroçişte köyünde bulunur(...).
    Yazılı kaynaklarda Akyazılı Tekkesi’nden ilk söz eden Evliya Çelebi’dir. XVII. yüzyıl ortalarında bu yerleri gezen Evliya Çelebi, tekkenin o zamanki durumunu şöyle dile getirir: Tekkenin tarlası, değirmeni, hayvanı, tek sözle çok malı mülkü; 100 kadar dervişi vardır. Taşlar post döşelidir. Dervişler post üzerine oturur, kaşık, baston, tarak yaparlar ve akşamları ise 300 kandilin ışıkları altında ibadet ederler. Tekke’nin kazanları her gün kaynar, gelen geçen yolculara sofralar konulur. Her konuğun Tekke’de en çok üç gün kalmaya hakkı vardır (...).


    TRAVNİK Kalesi




    Osmanli döneminde alti mahalli müftülükten bir tanesinin yer aldigi, 151 yil boyunca sancak merkezligi yapan ve osmanli tarihinde vezirler sehri diye anilan, avrupanin istanbulu kabul edilen, 1463'de fatih sultan mehmed'in ve ordusunun konakladigi, kalesi, medresesi ve renkli camii ile tarihi güzelliklerin sehri. bosna hersek'te, ala turka zamani gösteren tek günes saati travnik haci alibey camiindedir. sehirde osmanli döneminden kalma on dört tane cami vardir. ayrica nobel ödüllü sirp yazar ivo andric bu sehirde dogmustur. plava vodanin kenarindaki lutvo'nun kahvehanesi bir dönem sanatcilarinin ve entellektüellerinin ugrak yeri olmustur. ivo andric'te bu isimlerden bir tanesidir. yöresel peyniri, suyu ve essiz yesilligiyle harika bir sehirdir.

    Plava voda'nin kenarinda kahve siparis ettiginizde, ozel hazirlanmis bir tabldot tepsisinde cezvede gelen turk kahvenizi, kendi servisinizi yaptiginiz bos fincaninizda yudumlayip, bir dilim baklavanin ve tek dal drina sigarasinin tadina caglayan suyun esliginde buyuk bir huzur ve keyif icinde varabileceginiz guzel mekani barindiran tarihi sehir. Ister balık ister çevapi yiyin yada başka bir şey,her ne olursa olsun o küçük şehir gibi yemekleride çok güzel, kalesi ,camileri most ve diğer nehir,dereleri ile doğa ve tarih dolu bir şehir.

    Osmanlı dönemi boyunca vezirlerin başkenti olmuş olan yemyeşil bir şehir travnik. o tarih kitaplarında gördüğümüz osmanlı resimlerinin gerçek halini görebilirsiniz. ayrıca nobel ödüllü sırp yazar ivo andriç'in doğduğu yerdir, evi müze olarak ziyarete açıktır.

    konjic köprüsü

    "19. osmanlı padişahı sultan iv. mehmet (avcı mehmet) tarafından 1682 yılında inşa ettirilen ve toplam uzunluğu 101.80 metre köprü 2. dünya savaşı sırasında, alman piyadelerinin geri çekilmesi sırasında yapılan bombardıman sonucunda köprü kemerleri yıkılmıştı. daha sonra ahşap bir köprü yerleştirilen konjic köprüsü'nün restorasyon sonrasında kullanıma açılmasıyla birlikte şehrin turizm potansiyelinin artması bekleniyor."



    Mostar Köprüsü

    Mostar Köprüsü Bosna-Hersek Cumhuriyetinin Mostar şehrinde Neretva Nehrinin üzerinde 1566 senelerinde Osmanlılar zamanında Mimar Sinan tarafından yapılan dünyanın sanat bakımından en müstesna taşköprüsü.
    Mostar Köprüsü hakkında ansiklopedik bilgi


    Mostar Köprüsü, Bosna-Hersek Cumhuriyeti'nin Mostar şehrinden geçen, Neretva Nehri üzerinde Mimar Sinan'ın öğrencisi Mimar Hayruddin tarafından 1566 yılında inşa edilen köprü.Mimar Sinan'ın öğrencisi olan Hayruddin, köprü için 456 kalıp taş kullandı.Köprü, çevresindeki kente adını da verdi. Mostar, Hersek bölgesinin ana kenti oldu.

    Kanuni Sultan Süleyman zamanında Osmanlı Devleti sınırları içine giren Bosna-Hersek'te cami, medrese, kervansaray ve köprü gibi mimari değeri yüksek pekçok eser yapılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a Neretva Nehri üzerine yaptırılan “Mostar Köprüsü” de bunlardan biridir. Yapım harcında yumurta ve keçi kılı kullanılan köprü, tek kemerli iki ayak arası 28.59 metre genişliğinde olan hilal şeklindeki köprünün yüksekliği 20 metredir. Taş korkulukları arasındaki genişlik 4.05 metredir. Üst döşemesi düz olmayıp kademelidir. Bu özelliğiyle köprüden yayalar ve arabalar rahatlıkla geçebilmektedir. Zamanla köprünün üst ve diğer kısımlarında bazı değişiklikler yapılmıştır. Mostar Köprüsü, “Büyük Köprü” ismiyle de bilinmektedir.

    Özellikleri

    Neretva Nehri'nden 24 metre yüksekte 30 metre uzunluğunda, 4 metre genişliğinde olan Mostar Köprüsü, dönemine göre gelişmiş bir teknolojiyle inşa edildi. Köprü inşaatında 456 kalıp taş kullanıldı. Köprü, inşa edildikten sonra yakınındaki şehre ismini verdi, şehirde ticareti canlandırdı ve zenginleştirdi. Böylece Mostar, Hersek bölgesinin önemli bir şehri haline geldi.


    Yıkılışı

    Bosna-Hersek'te başlayan iç savaş sırasında Mostar Köprüsü'ne ilk saldırıyı 1992'de Bosnalı Sırplar düzenledi. 1993'te Hırvat tankları köprüye daha büyük bir zarar veren saldırılarını başlattı. Kasım ayının sonunda köprü tamamen yıkıldı. Dev taşları, Neretva Nehri'nin sularına gömüldü. Mostar Köprüsü, yüzyıllar boyunca Bosna'da hoşgörü ve kültürel çeşitliliğin sembolüydü. Şehrin Müslüman ve Hırvat kesimini, birbirine bağlıyordu. Köprünün yıkımı, Mostar'ın çok uluslu mirasının reddedilmesi anlamına geliyordu.

    Savaş sonrasında İngiliz güçleri yıkılan köprünün yerine geçici bir demir köprü yaptı. Mostar civarındaki diğer köprüler de tahrip edildiğinden, nehrin iki yakasını birleştiren tek yapı olarak bu köprü kaldı.


    Yeniden inşası

    Mostar Köprüsü'nün eski haline uygun olarak yeniden inşaası çalışmaları (TİKA) UNESCO ve Dünya Bankası'nın desteğiyle 1997'de başladı. Köprünün inşaatını Türk şirketi olan ER-BU üstlendi. Macar ordusundan dalgıçlar orijinal taşları nehir yatağından bulup vinçlerle çıkardı.suyun içinde bozulmaya uğrayan taşlar yapıda kullanılamadığından orjinal taşların çıkarıldığı günümüzde kapalı olan taş ocağı tekrardan bu iş için açılıp aynı ocaktan çıkarılan taşlar yapımında kullanıldı. Orijinal modele sadık kalan şirket, köprünün temellerini de sağlamlaştırdı. 30 metre uzunluğundaki, 24 metre yüksekliğindeki köprünün kemerindeki çalışma Haziran 2002'de başladı. Kilit taşı Ağustos 2003'te yerine konuldu.

    İnşaatı tamamlanan Mostar Köprüsü, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu çok sayıda devletin temsilcilerinin hazır bulunduğu bir törenle, İngiliz Prensi Charles tarafından 23 Temmuz 2004 tarihinde açıldı. Açılışı çok sayıda televizyon ekibi naklen yayınla seyircilerine ulaştırdı.

    Mostar Köprüsü, eski Mostar şehriyle birlikte 2005 yılında Dünya Miras Listesi'ne eklendi.

    Bugün çok uluslu bir yönetim tarafından idare edilen Mostar'da savaş döneminde başlayan bölünmeler hala devam etmektedir. Hırvatlar nehrin batısında, Müslümanlar ise doğusunda yaşıyor. Savaş sırasında şehirden ayrılan Sırplarsa bir daha geri dönmedi.

    uludere harmanlı köprüsü
    ilgili bir sonuç bulamadım bulunca eklerim







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi