Batıdaki Rönesans Hareketlerinin Özellikleri Nelerdir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Batıdaki Rönesans Hareketlerinin Özellikleri Nelerdir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    ACİL
    Özel Üye





    Cevap: Bu dönemde felsefeye rasyonalizm yani gerçeğe akılla ulaşılabileceği inancı hakimdir.

    Doğa ölçülebilir sayılabilir cinsen birşey olarak kabul edilir. Doğa hakkındaki hakkındaki güvenilir bilgiye ölçme ve saynalarla ulaşılabilir.Yani fiziğin bilhgisine matematik metod uygulanır.

    Tanrı ,doğa ile akla aynı ilkeleri vermiştir.Bu nedenle doğa ile akıl , nesneyle zihin arasında uygunluk vardır.

    Güvenilir ve kesin bilgnin mükemmel örneği olarak matematik görünür.

    Kesin bilgiye ulaşmada duyulara güvenilmez.

    Özellikleri:

    - İnsan (Hümanizm): Rönesans hareketinin temel özelliği "insan" denen varlığın değerinin anlaşılmasının sağlanmasıydı. Ortaçağ'da ne fikirlerin nede insanların hiç bir değer yoktu. İnsanlar basit iftiralar, nedenler yüzünden engizisyon mahkemelerinde ölüm fermanları yazılabiliyordu.

    - Akıl: Bilgiye ulaşmada ve bilginin düzenlenmesinde aklın ön plana çıkmasıdır. Başka bir deyişle düşünebilme, anlayabilme ve tecrübelere dayalı olarak elde edilen bilgiler üzerinde akıl yürütmenin ön plana çıkması,

    - Duyumculuk (empiricism): İçinde bulunduğumuz ve duyularımız ile algıladığımız doğal ve toplumsal dünya ile ilgili sahip olduğumuz düşünce ve bilgilerin deneylere, gözlemlere ve yeniden test edebilmeye dayalı olmasıdır. Yani doğal ve toplumsal dünya hakkındaki bütün düşünce ve bilgilerin test edilebilen, deneyi yapılabilen gerçekler üzerine dayalı olması,

    - Bilim: Bilimsel bilginin içinde bulunduğumuz doğal ve toplumsal dünyanın insanların amaçları doğrultusunda değiştirilebilmesinde en önemli rolü oynaması gerektiği,

    - Evrensellik: Bilim istisnası olmaksızın evrenin bütününü yöneten yasaları üreten bir etkenlik olduğu için bilim doğa ve toplumda var olan genel geçerli evrensel yasalara ulaşmalı ve bu yolla bilimsel bilginin akıl yolu ile doğal ve toplumsal dünyanın her alanına uygulanabilmesinin mümkün olduğu düşüncesi,

    - İlerleme: İnsanoğlunun doğal ve toplumsal konumunu bilimin ve aklın uygulamaları ile daha ileriye ve güzele doğru geliştirilebileceği ve ancak bu yolla insanın mutluluğunun ve refahının sağlanabileceği inancı,

    - Bireycilik: Birey bütün toplumsal eylemlerin ve bilginin başlangıç noktası olduğu için bir üst otoriteye bağlı olarak ele alınmamalıdır. Toplum bireylerin düşünce ve eylemlerinin bir ürünü olarak ele alınması gerektiği ve bu nedenle toplumsal yapıların ve üst otoritenin ancak özgür bireylerin eylemleri ve istekleri doğrultusunda şekillenebileceği,

    - Hoşgörü: Başta hıristiyanlık olmak üzere hiç bir uygarlığın veya bir ırkın diğerlerinden üstün olmadığı, insanlar arasında var olan ulus, din, inanç ve ahlaki değerler farklılıklarına karşın insanoğlunun özünde aynı olduğu ve bu nedenle insanların kültürel farklılıklarının hoşgörü ile karşılanması gerektiği,

    - Özgürlük: Toplumlarda inanç, ticaret, iletişim, toplumsal, etkileşim, cinsellik ve özel mülkiyet gibi insanların sahip olduğu doğal hak ve özgürlükler üzerinde dinsel otoritenin koymuş olduğu sınırlamaların ve yasaklamaların kaldırılması ve tüm toplumun bu tür hak ve özgürlüklerden eşit olarak yararlanması gerektiği,

    - İnsan doğasının birliği: İlke olarak insan doğasının her yerde ve her zaman aynı olduğu,

    - Laiklik: Ruhban sınıfının tutuculuğuna ve siyasal otoritesine karşı geliştirilen tutumları ifade etmek için kullanılır. Diğer bir ifade ile, aydınlanma öncesi toplumlarda dinsel otoritenin egemenliği altındaki dogmatik bilgiler yerini her türlü dinsel baskı ve otoriteden uzak özgür bilgilere bırakmış ve bu yolla bilgi dinin güdümünden arındırılarak bilimsel bir temele dayandırılmıştır. bu aynı zamanda siyasal boyutta dinin kamusal alandan geri çekilerek yalnızca özel alana ait olması anlamına gelmektedir

    14 ve 15. yüzyıldaki İtalyan Rönesansı batı ile klasik antikite arasındaki bağın tekrar kurulmasını sağlamıştır. Arap bilimi —özellikle matematik— alınmış, deneyselliğe geri dönülmüş, yaşamın önemi hakkında yoğunlaşılmış (örneğin Rönesans hümanizmi), matbaanın bulunmasıyla ve sanat, şiir ve mimari'de ortaya çıkan yeni tekniklerle bilgi yayılabilmiş, böylece radikal bir değişim başlamıştır. Bu çağ uzun zamandır geriye düşmüş olan Avrupa'nın ticaret ve Coğrafi Keşifler'le yükselişinin öncüsü olmuştur. İtalyan rönesansı bu dönemin başlangıcı sanatsal ve bilimsel gelişmeyi ifade eder. İlk kez İtalyan sanatçı Giorgio Vasari tarafından Vite'de kullanılmış, 1550 yılında basılmıştır. Rönesans teriminin kökeni Fransızca'dır. Fransız tarihçi Jules Michelet tarafından kullanılmış, ve İsviçreli tarihçi Jacob Burckhardt tarafından geliştirilmiştir (1860'larda). Yeniden doğuş iki anlamı içerir. İlki antik klasik metinlerin tekrar keşfi, öğrenimi, sanat ve bilimdeki uygulamalarının tesbitidir. İkinci olarak bu entelektüel aktivitelerin sonuçlarının Avrupalılık kültürünü genelde güçlendirmesidir. Bu yüzden Rönesans'tan bahsederken iki farklı fakat anlamlı yoldan söz edilebilir: Klasik öğrenmenin ve bilimin antik metinlerin tekrardan keşfiyle yeniden doğması ve genel anlamda bir Avrupalılık kültürünün yeniden doğuşu. Raphael Sanzio ve Michelangelo gibi birçok ressam mevcuttur.

    alıntı







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi