İç anadolu bölgesinin kurtuluş savaşındaki yeri

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden İç anadolu bölgesinin kurtuluş savaşındaki yeri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Hasan
    Özel Üye





    Cevap: İç Anadolu Ulusal Kurtuluş Savaşında da oldukça önemli bir misyon yüklenmiştir. Kurtuluş Savaşında tayin edici bir rolü olan Sivas Kongresi, Ankarada ilk Büyük Millet Meclisinin toplanması, bu bölgede gerçekleşen tarihsel öneme sahip olaylardır.
    İç Anadoluda bir kaç il dışındaki şehirlerde açık işgal yaşanmamasına rağmen, bölgede canlı bir direniş ruhu hakim olmuş, Ankara, Kayseri, Çorum, Niğde, Konya gibi iller Kurtuluş Savaşının önemli lojistik merkezlerinden olmuşlardır.
    Cumhuriyetle birlikte İç Anadolu siyasi merkez haline de gelir. Başta Ankara olmak üzere bölgede belli bir gelişme görülür, ama yine de taşralığı, yoksulluğu pek değişmez. Resmi verilere göre gelir dağılımı bozukluğu açısından Kürdistandan sonra ikinci sıradadır. Ankara ve Kayseri gibi şehirlerde gecekondular yoksulluk içindedir, ya da bu şehirlerin yanıbaşındaki kasaba ve köylerde onyıllar öncesinin tablosu pek değişmemiştir. Geçim sıkıntısı kırsal kesimde yaşayan halk için çekilmez boyutlardadır. Bölge düzeyinde kırsaldan kent merkezlerine ve bölge dışına yoğun bir şekilde göç yaşanmaktadır. Bölge içinde en fazla göç Ankarayadır. Ankara bunun da bir sonucu olarak gecekondu mahalleleriyle çevrilmiştir. İşsizlik bölge düzeyinde çok fazla olup, resmi devlet verilerinde bu oran % 28dir. Sanayileşme cılız, tarım kaderine terkedilmiş olunca, işsizliğin bu oranla olması da doğaldır. Halk değerlerinin, halk kültürünün en canlı yaşadığı bölgelerimizin başında gelir İç Anadolu. Anadolulu olmanın çeşitli özelliklerinin en belirgin olduğu bölgedir diyebiliriz. Sanki biraz ortalarda, muhkem yerde olmak, dış etkilere karşı daha korunaklı hale getirmiştir İç Anadoluyu. Burjuva kültür, buralara ulaşmakta epey zorlanmış, halk değerleri çeşitli yörelerde oldukça canlı kalmıştır. İç Anadoluda bölgecilik değil, daha çok hemşehricilik vardır. Örneğin bir Karadenizlilik olgusu gibi İç Anadoluluk yoktur. İç Anadolu insanı için daha çok Sıvaslı, Konyalı, Çorumlu olmak ön plandadır. Ama Anadolu insanıyız kavramı en çok bu bölgede kullanılır. Onu kendi kimliklerinin tanımı olarak görürler.
    OLİGARŞİNİN İÇ ANADOLUSU
    Devletin başkenti bu bölgededir. Oligarşinin beynidir Ankara. Devlet kurumlarının merkezi, devleti yönetenler buradadır. Bu yüzden kente ve çevresine pek çok askeri birlik yerleştirilmiştir. Bu yüzden her türlü gerici, faşist örgütlenmenin İç Anadolu genelinde güçlendirilmesine hep özel bir önem verilmiştir. Kontrgerillanın sivil savunma gibi çeşitli adlar altındaki teritoryal örgütlenmelerinin en yaygın olduğu bölgelerden biri de İç Anadoludur. Halkın devletle, mevcut ekonomik düzenle çelişkilerinin derin oluşu ve yaşanılan yoksulluk, onu sürekli olarak düzen dışı arayışlara itmiştir. Bölgede bu durum düzen partileri tarafından da kullanılmakta, özellikle FP yalan ve demagojileriyle var olan bu çelişkiyi oy kaynağı olarak değerlendirebilmektedir. Gerici, faşist örgütlenmeler özellikle Konya, Kayseri gibi şehirlerde yaygınlaştırılmıştır. Sivil faşistler dahi halkın yaşadığı yoksulluk ve çelişkiler nedeniyle kendilerini demagojik olarak yer yer kapitalizme veya devlete karşıymış gibi göstermektedir. İç Anadolu, oligarşinin halkları birbirlerine düşürmeye yönelik provokasyonlarının en yoğun uygulandığı bölgelerimizin başında gelir. Bunlar, İç Anadolu tarihinin kara lekeleridir adeta. Elbette bu kara leke halkın değil, oligarşik devletin eseridir. İç Anadolu bölgesinde Türkmenler, Aleviler oldukça çok ve yaygındırlar. Tarih onların isyanlarıyla doludur. Devlete muhaliftirler. Devlet halkın bu siyasal özelliğinden hareketle mezhep çatışmalarını yaratmış, körüklemiş ve halkı bölerek, ezip sindirerek yönetmek istemiştir. Oligarşi, geçmişten bu yana bölgede sünni halkı kendisine yedekleme politikası izlemiş, düzenin geleceğini de bundan görmüştür. Bu nedenle hemen her şehirde bu politikayı hayata geçirmek için zemin yaratmaktadır. 80 öncesi Divriğide, Sivasta yaşananlar, 93te Sivasta gerçekleştirilen katliam bu politikanın sonuçlarıdır.
    İÇ ANADOLU BOZKIRLARINDA, DAĞLARINDA, ŞEHİRLERİNDE PARTİ-CEPHENİN YOK EDİLEMEYEN, BÜYÜYEN SAVAŞI VARDIR
    Oligarşinin tüm bu önlemlerine rağmen, İç Anadolu, başta da Ankara, devrimci hareketin doğuşunda, gelişiminde önemli bir rol oynamıştır. 65ler sonrası Mahirler, Ulaşlar, Cevahirler, Denizler, Ankarada öğrencidirler. Ankara Fakülteleri pek çok devrimci gelişmeye ev sahipliği yapan bir okuldur... THKP-Cnin bu kentte şekillendiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Ankaradan, Kayseriye, Eskişehire uzanır Parti-Cephe. Parti-Cephenin o dönemki önderleri katledilir. Ama Cephe bitmez. Anadolu unutmaz Mahirleri. 72 sonrasında da Cephelilerin önderliğindeki mücadele, ülkenin her yanında olduğu gibi İç Anadoluda da yankısını bulur. Mahirlerin, THKP-Cnin mirasını omuzlayıp savaşı sürdüren Devrimci Sol, devletin başkentinde de önemli darbeler vurur oligarşiye. Devrimci Sol Ankarada beyninden vurur faşizmi. Ankara, Gün Sazak, Hulusi Sayın, İsmail Selen gibi faşist şeflerin, kontrgerillanın kurmaylarının cezalandırılışına tanıklık eder. Anadolunun isyanı, Anadolunun kurtuluş savaşı sürmekte, zulmedenler cezalandırılmaktadır. Hiç kuşku yok ki, Ankara zulmedenlerin en çok olduğu bir karşı-devrimci karargahtır. Bu nedenle, bu tür eylemlerin Ankarada olmasından daha doğal bir şey yoktur. THKP-C Ankarada doğmuştur. Cepheliler, yıllarca, 72de örgütsel yapısı dağıtılan partiyi yeniden örgütlemek hedefiyle mücadele ettiler. Partileşme düşünü gerçekleştirdiklerinde, DHKP-Cnin kuruluşunu yine Ankarada ilan ettiler. Eski bir Adalet Bakanının, Mehmet Topaçın cezalandırılması, DHKP-Cnin de kuruluşunun ilanı olur. Parti-Cephe tarihinde Ankara yine önemli bir ana tanıklık etmiştir. Tabii yalnız Ankara değildir bu savaşın tanığı. Dağları vardır İç Anadolunun. Dağlarında Parti-Cephenin gerillaları, şahanları vardır. Konyadan Eskişehire Anadolunun bozkırlarında da Parti-Cephelilerin önderlik ettiği mücadeleler vardır. Kısacası, İç Anadolu, Anadolunun halk kurtuluş savaşında, doğal ve kaçınılmaz olarak kilit bölgelerden biridir. Ankara MGKsıyla, Meclisiyle, hükümetiyle, Cumhurbaşkanıyla halklarımızı açlığa ve sefalete boğan, zulmeden, kan döken, oligarşinin savaş karargahıdır. Burası halka karşı alınan her türlü kararın merkezidir. Emperyalizm ve oligarşi faşist devletin beynini korumak için herşeyi yapacaklar, ama sonuçta halkın karşısında direnemeyeceklerdir. İç Anadolu ve Ankara, savaşın zaferinin ilan edileceği yer olacaktır belki. Susurluk Devletinin Meclisi yerle bir edildiğinde, Ankara kalesinde bağımsız, demokratik Türkiyenin bayrağı dalgalanmaya başladığında, halk kurtuluş savaşımız da zaferini ilan etmiş olacaktır.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi