Kitap ile ilgili herşey

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Kitap ile ilgili herşey ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Ensar
    Özel Üye





    Cevap: Yeterince Okuyor muyuz?


    Okumak, doğduğu andan itibaren birçok eğitim süreci geçiren insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Sahip oldukları bilgilerin %80'ini bu yolu kullanarak edinen gelişmiş ülke toplumları, günümüzde daha fazla okuma alışkanlığına sahip olmanın sağladığı avantajları her alanda yaşamaktadırlar. Geri kalmış toplumların karşılaştıkları sorunların bir çoğunun kaynağında ise eğitimsizlik yer almaktadır. Bu toplumlarda kişiler, okuyarak geçirebilecekleri zamanları çoğunlukla yararsız uğraşılarla geçirmektedirler. Oysa okuma alışkanlığı öncelikle kişinin kendisi için mutlaka edinmesi gereken bir alışkanlıktır.

    Kaliforniya'daki bir ilkokulda öğretmenlik yapan Jerry Greif, bundan tam 18 yıl önce,televizyonu kapatma fikrinin temellerini atacak bir eylemde bulundu. Onu, bu harekete iten en önemli sebep, televizyonun, öğrencilerinin hayatında kitap okumayla yer değiştirmiş olmasıydı. Televizyon seyretme oranı arttıkça, çocukların kitap okuma ve ondan zevk alma oranlarında ciddi düşüşler gözlemleyen Jerry Greif, "Çok Okuma, Az Televizyon" projesini geliştirdi. Bu proje dahilinde eski bir televizyon okula getirildi ve her bir kitabı bitiren öğrenci, televizyona bir etiket yapıştırdı. Amaç, altı haftada bütün televizyonu etiketlerle kapatmaktı. Proje başarıyla gerçekleşti ve Greif'in öğrencileri televizyonu etiketlerle kapladılar. Bu proje sırasında Jerry Greif'in bazı öğrencileri, iki hafta boyunca okudukları kitap sayısının, bütün hayatları boyunca okudukları kitap sayısından fazla olduğunu belirttiler. Daha sonra bu faaliyet ülke çapında yayılmaya başladı.

    ABD Ulusal Eğitim Gelişimini Değerlendirme Dairesinin (National Assessment of Educational Progress - NAEP) 1986 yılı araştırmalarına göre, çeşitli yaş gruplarına ayrılmış öğrencilerin okuma kabiliyetlerinin gelişiminde sürekli bir düşüş olduğu gözlemlendi. Düzenli kitap okuma alışkanlığı olan kişilerde bile bu düşüş gözlenirken, televizyonun hakim olduğu hayatlarda bu durum daha da kötü sonuçlar ortaya çıkarttı. NAEP'in 1980-1984 yılları arasında yaptığı araştırmalarda, günde ortalama 5-6 saat televizyon izleyen çocukların okuma yeteneğinin, günde 2 saat televizyon seyreden çocukların okuma yeteneğinden çok daha düşük olduğu ortaya çıktı. Seyretme miktarının başarıyı etkilediğini vurgulayan araştırmacılar, en olumsuz etkiye, televizyonun neden olduğunu belirtiyorlar.

    Yine ABD Ulusal Eğitim Gelişimini Değerlendirme Dairesinin yaptığı eğitim istatistiklerine göre, son yıllarda öğrencilerin okuma ve yazmadaki başarı oranlarının düştüğü belirtiliyor. 1998 raporlarına göre, dördüncü ve sekizinci sınıfların % 16'sı, on ikinci sınıfların % 22'si temel yazma becerilerini öğrenememişler. Yine aynı rapora göre, dördüncü, sekizinci ve on ikinci sınıfların ancak % 40'ı yeterli okuma seviyesine ulaşabilmişler. Dördüncü sınıfların % 7'si, sekizinci sınıfların % 3'ü ve on ikinci sınıfların % 6'sı ancak okumada ileri seviyeye gelebilmişlerdir.




    Okumanın Faydalarından Örnekler...

    Yazma Yeteneği

    Wall Street gazetesi köşe yazarlarından Marie Winn, televizyonun sadece çocukların okuma yeteneklerini değil, aynı zamanda yazma yeteneklerini de etkilediğini ileri sürüyor: "Doğru okuma kabiliyeti olmayan çocukların asla yazmayı öğrenmeyeceğini, şüphesiz bütün eğitimciler bilir. Yazı, kitapla yapılmış bir konuşmadır ve sadece kitapla konuşmayı, okuyarak öğrenebilirsiniz."

    Kelime Haznesi ve Düşünme Kabiliyeti

    Okuyan kişiler çok okumanın beraberinde getirdiği zengin kelime dağarcığına sahip oldukları için, hikmetli ve etkileyici konuşarak hitap ettikleri kişilerde etki de uyandırırlar. Bu etki ise insanlarla ilişkileri güçlendirir, kişiye daha sosyal bir karakter kazandırır. Dahası, geniş kelime dağarcığı, insanın daha fazla kavramla düşünebilmesini de sağlar. Yani düşünce kapasitesini ve kültür düzeyini artırır.

    Boş zamanlarını, çoğu zaman hiçbir yararlı bilgi aktarmayan televizyon karşısında geçirmek yerine kitap okuyarak değerlendiren bu kişiler, edindikleri bilgi ve kültür sonucunda aynı zamanda toplum içinde etkin bir kişiliğe sahip olurlar. Tüm bu özellikler, kişilerin öncelikle kendileri için okumaları gerektiğinin çok önemli bir göstergesidir. Okuyarak kendini geliştiren kişiler ise elbette çevrelerinde gelişen olaylara da hakim olacak ve toplum içinde eğitim seviyesinde zamanla bir ilerleme sağlanacaktır.

    Göz Kaslarında Gelişme

    Göz kasları, günlük kullanımla güçlenir ve gelişir. Okuma, karışık göz hareketi kullanımını gerektirir. Halbuki televizyon seyretme, gözü tek bir noktada tutarak, bu kasları etkiler. Çok televizyon seyretmeye alışmış çocukların kitap okumanın gözlerini yorduklarını söylemeleri, göz kaslarının televizyon sebebiyle gelişememesinden kaynaklanmaktadır[image][/image]
    Türkiye’nin kitap okuma alışkanlığı…
    13 Şubat 2008
    Kitap okumayamama konusunda hepimizin bahanesi hazırdır:
    -Kitaplar çok pahalı
    -İşten geldim, yorgunum
    -Öğrenciyiz abi!
    -Oku oku nereye kadar?
    -…ve daha birçoğu

    Bu sözler en genel tavırlarımız. Kendimi örnek verirsem, ancak son birkaç senedir orjinal kitap alma imkanım oldu. Üniversite yılları, korsan kitaplar, kitap fotokopileri etrafında koşmakla geçti.Okuduğumuz kitapların içeriğide çok nitelikli değil açıkcası. Türkiye’de okunan kitaplara da bakarsanız, “siyaset, aşk, cinsellik” gibi birkaç temaya sıkışmıştır. Popüler kültürün önümüze sürdüğü kitaplar… Günde ortalama 5 saat TV seyreden bir toplumuz. Bu zamanı TV’ye ayıran bizler, her gün birkaç sayfa okuma zahmetine katlanamıyoruz. Ne garip değil mi? Yukarıdaki basit bahanelerimiz diziler, filmler için geçerli olmuyor çoğu zaman. Diğer açıdan, internet insanoğluna sınırsız olanaklar sunarken, gençlerimizi/çocuklarımızı asosyal bireyler haline getirmiyor mu? İnternete ayırdığımız zamanı, kitaplara ayırabiliyor muyuz?

    Bütün bu sorular/sorunların ardından Türkiye’nin okuma karnesine bir bakalım:

    * Egitim-Sen`in bir arastirmasina gore, ogretmenlerin yuzde 8`i hic kitap okumuyor. Yuzde 39`u ise bu konuda bilgi vermek istemiyor. Yuzde 28`i ayda bir kitap aliyor.

    * Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Kurucu Genel Başkanı - Yazar Mehmet Doğan’a göre: “Ülkemizde 10 bin kişiden 3 kişi yılda 10 ve üzerinde kitap okuyorsa kitap kurdu sayılıyor.”

    * Çukurova Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. İbrahim Ortaş konuyla ilgili ele aldığı makalede “Devlet kitap okumayı kötü gösterdi” alt başlığıyla doğrudan bir eleştiri getiriyor. Ortaş makalesinde şöyle devam ediyor : “12 Eylül sonrası kitap okumak kamuoyuna zararlı diye tanıtıldı. Kim gerçekten suçlu ve zararlı tespiti yapılmadan, özellikle de okuyan ve düşünen kişiler bu süreçte hep mağdur duruma düşürüldü. Maalesef ülkemizde gelişen dinamik gençliğin eleştiri yapma şansı elinden alınarak sistemi eleştirmeyen ve kabullenen bir gençlik yaratıldı. Çok genç yaşta evden başlayarak sürekli dövülen, ‘Sus sen bilmezsin,’ ‘aklın ermez,’ ‘büyüğüne saygı,’ ‘otoriteye saygı’ kişinin kişiliğini önemli ölçüde zedelemiştir. Kitap okuma alışkanlığı kazanamamış toplum ne yapacağını bilemeyecektir. Kitapların bir taraftan yasaklanması, diğer taraftan yayıncıların yasaklanması yanında pahalı olması kitap okumanın önündeki en büyük engeller olarak görülüyor.”

    * Bağımsız Eğitimciler Sendikası’ndan yapılan açıklamaya göre, kitap okuma oranının yüzde 4,5 olduğu Türkiye’de yılda sadece 23 milyon adet kitap basılıyor. Japonya’da ise bir yılda basılan kitap adedi 4 milyar 200 milyon. AB ülkelerinde yıllık kitap harcaması 500 dolarken Türkiye’de bu rakam 2 dolar düzeyinde seyrediyor.

    * Gazi Üniversitesi’ndeki 1915 öğretim üyesiyle yapılan araştırmaya göre : Öğretim üyelerinin yüzde 21.9′u sadece akademik yayın okuyor. Yüzde 56.2’si ayda bir-iki kitap okuyor.

    SAYISAL VERİLER

    Türkiye’de kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumda.

    » Japonya’da toplumun % 14’ü,

    » Amerika’da %12’ si,

    » İngiltere ve Fransa’da % 21’i düzenli kitap okur iken,

    » Türkiye’de durum % 0,01 yani on binde bir.

    » Toplam nüfusu sadece 7 milyon olan Azerbaycan’da kitap ortalama 100.000 tirajla basılırken, Türkiye’de bu rakam 2000- 3000 civarında basılmaktadır.

    » Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Rapor’unda kitap okuma oranında Türkiye, Malezya, Libya ve Ermenistan gibi ülkelerin bulunduğu 173 ülke arasında 86. sıradadır.

    BİR YILDA KİŞİ BAŞINA OKUMA SAYILARI:

    » Bir Japon bir yılda ortalama 25 kitap okuyor

    » Bir İsviçreli bir yılda ortalama 10 kitap okuyor.

    » Bir Fransız bir yılda ortalama 7 kitap okuyor

    » Türkiye’de 6 kişiye yılda 1 bir kitap düşüyor.

    Türkiye’de okuma alışkanlığına sahip olan kişi sayısı ortalama 40 bin kişi

    KİTAP OKUMAK İÇİN

    Türkiye’de bir kisinin ayırdığı zamanın;

    » 300 katını bir Norveçli ayırıyor.

    » 210 katırı bir Amerikalı ayırıyor.

    » 87 katını bir İngiliz ayırıyor.

    » 87 katını bir Japon ayırıyor.

    » Dünya ortalaması bile bizim ayırdığımız zamandan 3 kat fazla.

    KİTABA, KİM NE KADAR PARA VERMİŞ (1995) YILINDA

    » Norveçli 137 $

    » Alman 122 $

    » Belçikalı 100 $

    » Avustralyalı 100 $

    » Güney Koreli 39 $

    » Dünya ortalaması 1,3 $

    » Türkiyeli 0,45 $

    KİM NE KADAR KİTAP BASIYOR.

    » ABD’de 72 bin kitap basılıyor.

    » Rusya’da 58bin kitap basılıyor.

    » Japonya’da 42 bin kitap basılıyor.

    » Fransa’da 27 bin kitap basılıyor.

    » Türkiye’de ise 7 bin kitap basılmakta.

    TÜRKİYE’DE OKUMA VE İZLEME ORANLARI

    » Dergi okuma oranı % 4

    » Gazete okuma oranı % 22

    » Radyo dinleme oranı % 24

    » Televizyon izleme oranı % 95

    TÜRKİYE’DE YILLARA GÖRE KÜTÜPHANELERLE İLGİLİ KARŞILAŞTIRMALAR

    …………………………………… 1996 Yılı ……………….. 2001 Yılı

    Kütüphane Sayısı……………… 1.260 ………………………1.412

    Kitap Sayısı…………………….. 10.899.127 ………..12.221.392

    Okuyucu Sayısı……………….. 22.523.449 ……….. 11.698.602

    Kayıtlı Üye Sayısı……………… 1.004.681 ……………. 254.007

    Ödünç Verilen Kitap Sayısı….. 4.507.508 …………. 2.164.324

    Satın Alınan Kitap Sayısı…….. 129.450 ……………….. 13.862

    Dünyada Bir Yılda Ders Kitapları Hariç Basılan Kitap Sayısı

    Amerika 72 000

    Almanya 65 000

    İngiltere 48 000

    Fransa 39 000

    Brezilya 13 000

    Türkiye 6 031

    Çocuk Vakfı Çocuk Edebiyatı Okulu, 8 Eylül Temel Okur Yazarlık günü nedeniyle Türkiye’nin Okuma Alışkanlığı Karnesi isimli bir çalışma hazırladı. Hazırlanan çalışmayla Türkiye’nin okuma haritası ortaya çıktı. Türkiye’nin ortaya çıkan okuma karnesi ise zayıflarla dolu. Araştırmaya göre, nüfusun yüzde 88′i okuryazar. Diğer çarpıcı sonuçlar şöyle :

    * Türkiye de çocuklar okuma becerileri açısından 35 ülke arasında 28.

    * İhtiyaç maddeleri sıralamasında kitap 235. sırada

    * Türkiye’de öğrencilerin sadece yüzde 19′u 25′ten fazla kitaba sahip.

    * Türkiye’de kitaba yılda harcanan para 45 sent.

    * Kütüphaneye gidenlerin sadece yüzde 8′i kitap okumaya gidiyor.

    * Öğretmenlerin yüzde 33.4′ü düzenli kitap okuyor.

    * Anne baba çaba harcamıyor

    * Sadece dört anne babadan biri çocuklarının okuma alışkanlığını geliştirmek için çaba harcıyor.

    * En çok basılan yerli beş kitap : Keloğlan Masalları, Nasrettin Hoca Fıkraları, Türk Masalları, Dede Korkut Hikâyeleri, Ömer Seyfettin’in Hikâyeleri.

    * En çok basılan yabancı kitaplar La Fontaine Fablları , Ezop Masalları, Andersen Masalları, Çocuk Kalbi…

    Bu kadar veriden sonra kendimizi tekrar sorgulayalım. Gelişme arzusunu yıllarca içinde taşıyan bir toplum olarak kitap okuma alışkanlığı kazanmayı ne zaman önemseyeceğiz?

    Okumak, anlamak, anlatabilmek… Bu kavramların hepsi kitap okuma alışkanlığında yatıyor.

    Kendi çözümsüzlüğümüzü kendimiz yaratmayalım. TV alışkanlığımıza, eğlenceye biraz daha az zaman ayırarak, bu toplumu hep beraber geliştirelim. Çocuklarımıza, ailemize de bu alışkanlığı kazandıralım.

    Artık uyanma vaktidir…

    Üzeyir KADIOĞLU

    Kaynaklar:

    * Çocuk Vakfı Çocuk Edebiyatı Okulu, “Türkiye’nin Okuma Alışkanlığı Karnesi”, Eylül-2006

    * Mehmet Doğan, Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) -

    * Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği
    * Eğitim-Sen,

    Halk kütüphanelerinde ne var , ne yok
    28 Eylül 2007
    buradan 380 halk kütüphanesinde bulunan 2.5 milyon kitapla ilgili bilgilere erişmek mümkün.

    buradan arama yapılarak hangi kitap , hangi
    halk kütüphanesinde mevcut öğrenilebilmekte ve kitapla ilgili bilgiler edinilebilmektedir.

    Kuruluş, Amaç ve Görevleri
    Tarihçe :
    Türkiye'nin 900 yıllık bir kütüphane geleneği vardır. Anadolu Selçukluları, Beylikler ve daha sonra da Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde birçok kütüphane kurulmuştur. Bu dönemlerde kütüphaneler, yöre halkının ve medrese öğrencilerinin ihtiyacını karşılamak üzere, özel vakıf kütüphaneleri şeklinde kurulmuşlardır. 1920 yılında Büyük Millet Meclisi Hükümetinin kurulmasından sonra Maarif Vekaleti(Milli Eğitim Bakanlığı) içinde bir Hars Dairesi oluşturulmuş ve kütüphaneler bu daireye bağlanmıştır.

    1926 yılında Hars Dairesi kaldırılarak yerini, Kütüphaneler, Müzeler ve Güzel Sanatlar olmak üzere üç ayrı müdürlük oluşturulmuştur. Kütüphaneler Müdürlüğü bugünkü halk kütüphaneleri örgütlenmesinin başlangıcı olmuştur. Bu dönemde, Maarif Kütüphanesi, Gazi Kütüphanesi, Umumi Kütüphane, Vatan Kütüphanesi, Halk Kitaplığı gibi değişik adlar taşıyan ve Maarif Vekaleti Kütüphaneler Genel Müdürlüğüne bağlı olan kütüphaneler 1960 yılında bu Bakanlık bünyesinde kurulan Kütüphaneler Genel Müdürlüğüne bağlanmış ve adları "Halk Kütüphaneleri" olmuştur.

    Kütüphaneler Genel Müdürlüğü 1971 yılında kurulan Kültür Bakanlığı'na bağlanmış, 1972'de bu bakanlığın, Kültür Müsteşarlığına dönüştürülmesinden sonra Kütüphaneler Genel Müdürlüğü bu müsteşarlık içinde yer almıştır. Kütüphaneler Genel Müdürlüğü, 1974 yılında Kültür Bakanlığı'nın yeniden kurulması üzerine o tarihten bu yana bu Bakanlık bünyesinde bulunmaktadır. 28/2/1982 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile, Yayımlar Dairesi Başkanlığını da bünyesine alan Genel Müdürlüğün adı "Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü" olmuştur.(Resmi Gazete 28/02/1982-17610) 14/12/1983 tarihinde 187 sayılı KHK (Kanun Hükmünde Kararname) ile Kültür Bakanlığı, Turizm Bakanlığı birleştirilerek Kültür ve Turizm Bakanlığı adını almıştır.(Resmi Gazete 14/12/1983-18251) Bakanlar Kurulu'nca 24.01.1989 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 354 sayılı KHK ile Kültür ve Turizm Bakanlığı adı değiştirilerek "Kültür" ve "Turizm" ayrı iki bakanlık haline getirilmiştir. 06.11.1989 tarihinde yayımlanan 379 sayılı KHK ile, Kültür Bakanlığı Merkez Birimleri yeniden belirlenerek Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü "Kütüphaneler Genel Müdürlüğü" ve "Yayımlar Dairesi Başkanlığı" olarak birbirinden ayrılmıştır.(Resmi Gazete 06/11/1989-20334)

    Son olarak da 16.04.2003 tarihli ve 4848 sayılı “Kültür ve Turizm Bakanlığı Kuruluşu ve Görevleri Hakkındaki Kanun” ile Kültür Bakanlığı ve Turizm Bakanlığı birleştirilerek Kültür ve Turizm Bakanlığı kurulmuştur. (Resmi Gazete 29.04.2003 – 25093) Bakanlık birimlerinin yeniden teşkilatlandırılmasında Kütüphaneler Genel Müdürlüğü, Yayımlar Dairesi Başkanlığı ile Birleştirilerek Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü oluşturulmuştur.

    Amaçlar :

    1. Kültür ve Turizm Bakanlığının amaçlarını gerçekleştirmek için çalışmak,

    2. Ülkenin kültürel kalkınmasında önemli yeri olan kütüphanelerin yaygınlaştırılarak kütüphanecilik hizmetlerini çağdaş düzeye çıkarmak,

    3. Kültür hayatımıza yeni eserler kazandırmak,

    Görevler :

    4848 Sayılı Kanun’un 10.maddesi Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’ne;

    a) Vatandaşların kütüphanelerden yararlanması için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, yeni kütüphaneler kurulmasını teklif etmek ve bunların idare ve ihtisas işlerini düzenlemek ve yürütmek,

    b) Kütüphane ve kütüphanecilik hizmetleriyle ilgili kural ve ilkelerle standartları belirlemek ve bunlara uygun hizmet üretimi için gerekli tedbirleri almak,

    c) Yurt içinde ve yurt dışında basılmış, okuyucuya faydalı yayınları, Türk kültürü ile ilgili yazma eser ve belgeleri ve diğer kütüphane malzemelerini temin etmek, kütüphanelerin koleksiyonlarını zenginleştirmek,

    d) Kıymetli yazma eserleri, ilgili kütüphanelerde toplayarak araştırmacı ve okuyucunun hizmetine sunmak, bunların gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak amacı ile bakım ve onarımını yapmak,

    e) Halkımızın geçmişteki her çeşit eserlerimizi kolaylıkla bulmasını ve onlardan faydalanmasını sağlamak,

    f) Diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca idare olunan kütüphanelerle birlikte, gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan umuma açık kütüphanelerin idari, ilmi ve teknik faaliyetlerinin düzenlenmesi, gerçekleştirilmesi ve geliştirilmesine yardımcı olmak ve rehberlik etmek,

    g) Bakanlığın görevleri ile ilgili konularda bilgilerin değerlendirilmesi ve ilgili kuruluş ve birimlere ulaştırılması amacıyla dokümantasyon merkezi kurmak,

    h) Kültür ve turizm alanlarında mesleki eğitim için kaynak oluşturmak üzere ihtisas kütüphanesi ve dokümantasyon merkezi kurmak, yayın, araç ve gereç sağlamak ve üretmek,

    ı) Millî kültürümüzün yazılı belgelerini, fikir, sanat ve edebi eserler ile turizm ve tanıtım amaçlı yayınlar hazırlatarak yayımlamak ve yayımlatmak,

    j) Eski eserler ve müzelerle ilgili bilimsel faaliyetleri yansıtan yayınlar yapmak,

    k) Kültürümüzün gelişmesine iştiraki sağlamak için yeni kültür eserleri vermeyi teşvik edici ve destekleyici tedbirleri almak,

    l) Yayın danışma kurulları teşkil etmek, m) Bakanlık makamınca verilecek benzeri görevleri yapmak, yükümlülüğünü getirmiştir.

    Halen İstanbul Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakülteleri ile Ankara Üniversitesi Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi'ndeki Bilgi ve Belge Yönetimi bölümlerinde kütüphanecilik eğitimi verilmekte ve buradan mezun olanların çalışma alanlarını büyük ölçüde, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne bağlı Halk Kütüphaneleri oluşturmaktadır.



    DybHalilibrahim







  3. 3
    Ziyaretçi
    Size dört beş yıl önce okuyup çok beğendiğim daha sonra da bir arkadasima vererek kaybettiğim bir kitabı sormak istiyorum.Mühendis bir beyefendi idi yazar.Ilk kitabıydi sanırım.Bir adamla bir kadının hikayesini anlatıyordu.Çok akıcı ,rahat ,etkileyici bir dili vardı yazarın.Aklımda başka bilgi yok.Internette arastirayıp dedim içinden cikamadim.Bir öneride bulunabilirsiniz çok sevinirim.







+ Yorum Gönder
kitap ile ilgili herşey,  kitapla ilgili herşey,  kitaplar hakkında bilinmeyenler
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi