Cuma Namazının önemi hakkında bilgiler

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Cuma Namazının önemi hakkında bilgiler ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Cuma Namazının önemi hakkında bilgiler





  2. 2
    Ensar
    Özel Üye





    Cevap: CUMA NAMAZININ FAZİLETİ


    Cenab-ı Hakk’ın kullarına bahşettiği sayısız lütuflarından biri de Cuma günüdür. Cumayı diğer günlerden ayıran en önemli özellik, o günde cemaat halinde Cuma namazının kılınmasıdır. Nitekim Cenab-ı Hak bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınızda, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah'ı çok zikredin ki, kurtuluşa eresiniz.”1 Bu ayet-i kerime, Cuma vaktinin cuma namazı kendilerine farz olanlar için bir ibadet zamanı olduğuna işaret etmektedir. Bu ayete kulak veren Mü’minler Yüce Allah’ın bu çağrısına uyarak her türlü dünyevi meşgaleyi bir tarafa bırakıp Cuma namazına koşarlar. Camide hayatlarına yön verecek nasihatleri dinler, birlik ve beraberlik içerisinde Yüce Mevlâdan af ve rahmet dilerler.



    Cuma namazı, Müslümanların tanışmaları, kaynaşmaları, yardımlaşmaları, birlik ve beraberlik şuurunu kuvvetlendirmeleri, Allah’a birlikte yaklaşmaları için önemli bir vesiledir. Cuma namazı, toplumun eğitilmesinde de büyük rol oynamaktadır. Cuma günü yapılan vaazlarda, okunan hutbelerde, iyiliklerin yaygınlaşması, kötülüklerin önlenmesi, insan haklarına saygı, çevre temizliği, birlik ve beraberlik içinde olmanın önemi, şehitlik ve gazilik ruhu, vatan savunmasının önemi, anne ve babaya hürmet, akraba ve komşulara iyilik, doğruluk ve dürüstlük gibi değerler anlatılmaktadır. Bunun yanında Cuma namazı, camiye ve beş vakit namaza alışmanın da ilk adımını teşkil etmektedir.


    Cuma namazını eda etmek üzere camiye giden mü’min kardeşlerimizin dikkat etmeleri gereken bir takım kurallar bulunmaktadır. Buna göre, cumaya giderken temiz ve güzel elbiseler giyilmeli, insanlara rahatsızlık verecek her türlü kokular giderilmeli, ön safta boş yer varken arkada saf tutulmamalı, safları aralıksız ve düzgün tutmalı, ön safa geçmek için cemaat rahatsız edilmemeli, hutbe okunurken susup dinlenilmelidir. Mazeretsiz olarak Cuma namazının terk edilmesinin günah olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca kadınların da Cuma namazlarında cemaate iştirak edebilecekleri bilinmeli, dini, milli ve ahlaki değerlerle yetişmeleri için çocukların da cumaya gitmeleri teşvik edilmelidir.


    Sevgili Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde; Cuma namazını usulüne uygun olarak kılanların günahlarının bağışlanacağını biz mü’minlere müjdelemiştir.


    Kur’an-ı Kerim’de Cuma namazı kılındıktan sonra Müslümanların yeryüzüne dağılıp Allah’ın kendileri için takdir ettiği rızkı aralamaları emredilmektedir. Şu halde Cuma namazını kıldıktan sonra hemen işlerimizin başına dönerek, bir ibadet şuuru içinde çok çalışmalı, üretmeli, ülkemizi ve milletimizi kalkındırmak için elimizden gelen bütün gayreti göstermeliyiz.

    Cuma namazının önemi nedir?

    uyarır. Surenin devamında Yüce Allah sapıkların dünyada iken ahirette tekrar diriltilmek konusunda inkâra gittiklerini hatırlatarak, böylelerinin öldükten sonra öbür âlemdeki pişmanlıklarını şöyle açıklar:


    "Suçluları, Rablerinin huzurunda başları önüne eğilmiş olarak, 'Rabb'imiz! Gördük, dinledik, artık bizi dünyaya geri çevir de iyi iş işleyelim; doğrusu kesin olarak inandık.' derlerken bir görsen!" (Secde, 32/13)

    Diğer taraftan, Allah'ın âyetlerine inananlar, büyüklük taslamayarak Cenab--ı Hakk'ı övüp yüceltenler, korku ve ümit içinde Hak Teâlâ'ya yalvaranlar, Yüce Mevlâ'nın ihsan ettiği rızıklardan sarf edenlerdir. Secde Sûresi'nde belirtilen bir gerçek de "En zalim kimselerin, kendilerine Allah'ın âyetleri hatırlatılınca onlardan yüz çevirenler." olduğudur. Sûre'nin son kısmında Yüce Allah inkârcılara şöyle seslenir:


    "Şimdi yurtlarında gezip dolaştıkları, kendilerinden önceki nice nesilleri yok etmiş olmamız onları doğru yola sevk etmez mi? Bunlarda şüphesiz ibretler vardır. Dinlemezler mi? Kuru yerlere suyu gönderip, onunla hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekinleri çıkardığımızı görmezler mi? Görmüyorlar mı?" (Secde, 32/26, -27)

    "Dehr (İnsân)" Sûresi'nin ilk âyetlerinde Cenab--ı Hak, insanın bir nutfeden yaratıldığını belirttikten sonra ona görme ve işitme verildiğini ve doğruyu bulmak için yol gösterildiğini ifade eder. Sûre'nin devamında açıklandığına göre insanlar bu dünyada imtihan üzeredirler, ama bazıları şükrederler, diğer bazıları ise nankörlük ederler. Yüce Allah, bu surenin beşinci ayetinden itibaren iyilerin âhirette karşılaşacağı sonsuz mükâfatı tasvir eder:


    "Şüphesiz iyiler kâfur katılmış bir tastan içerler. Bu, ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır. Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar. Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği; yoksula, öksüze ve esire yedirirler."



    "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz. Biz karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz, çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabb'imizden korkarız." derler. "Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur, onların yüzüne parlaklık ve neş'e verir. Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir. Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler. Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır. Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kâseler dolaştırılır. Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar. Orada zencefil karışık bir tasla içirilirler. O pınara (Selsebil) denir." (İnsan, 76/5--18)

    Cuma günü ve cuma namazı İslâm'a mahsus en büyük şiar ve sembollerdendir. Kurban Bayramı'ndan önceki arefe günü Arafat'ta hac için bir araya gelen mü'minler topluluğu yılda bir kere tekrarlanmak kaydıyla bütün dünya üzerindeki Müslümanların en büyük toplantılarıdır. Bunun dışında mü'minlerin büyük kalabalıklar halinde ibadet ortamında kendiliğinden en çok bir araya geldiği günler bayram namazları ve cuma namazıdır. Bilhassa cuma namazının her hafta yeniden tekrarlanması, Müslümanların her hafta bir bayram sevinci içinde bir araya gelmeleri açısından ayrı bir önem taşımaktadır.

    Cuma günü öğle vakti ezan okununca erkeklerin cuma namazına gitmesi farzdır. Bu konuda Cenab--ı Hak şöyle buyurmaktadır:


    "Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrılınca Allah'ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. Bilseniz bu, sizin hakkınızda daha hayırlıdır. Namaz kılınınca yeryüzüne dağılın. Allah'ın lütfunu arayın. Allah'ı anın ki, felâh bulasınız." (Cum'a, 62/9-10)

    Dolayısıyla bu büyük gün ibadetin şuurunda olmayan, bunun idrakinden uzak, ilgisizlik içinde kalanların gafillerden sayılacağı hadis-i şeriflerde açıklanmıştır. Nitekim cumayı terk etmenin büyük günah olduğu bizzat Peygamber Efendimiz (sas) tarafından belirtilmiştir. Bu konuda Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmaktadır:


    "Birtakım kimseler ya cumayı terketmekten kesin olarak vazgeçerler, yahut da Allah onların kalplerini mühürleyecek, sonra kendileri muhakkak surette gafillerden olacaklardır." (Müslim, Cum'a, 40)


    "Üç cuma namazını, aldırmayarak mazeretsiz bırakıp kılmayan kimsenin Allah, kalbini mühürler." (et-Tâc, I, 273)

    Cuma günü ve gecesi Peygamber (sas)'e salavat getirmenin sevap ve fazileti büyüktür. Çünkü mü'minler sahip oldukları iman selametini ve İslâm saâdetini O'na borçludurlar. Cenab--ı Hak O'nun hürmetine hem dünyevi hem de uhrevi saâdet ve hayrı mü'minlere bahşetmiştir. Onlara verilecek İlâhi lütuf ve ihsanlar cuma günü ellerine geçecek, cennetteki makamlarına o gün gönderileceklerdir. Cennete girdikleri zaman mü'minlere beklediklerinin çok üstünde ziyadesiyle İlâhi lütufların yağdırılacağı "Mezid günü" o gündür.

    Ayrıca dünyada o gün mü'minler için bayramdır, o gün hulus-i kalple Cenab--ı Hakk'a uzanan eller geri çevrilmez; çünkü icabet saati (dua ve dileklerin kabul edildiği an) o günün içindedir. O günü bayram şuuru içinde idrak eden evler bereketle, hazla dolar. İşte bütün bunlar Hz. Peygamber (saa)'i tasdikin ve O'nun izinden ayrılmaksızın yürümenin hayırlı meyveleridir. Bu şuur içinde cuma gecesi ve günü, mü'minlerin, saadet sebebi olan âlemlerin efendisi Hz. Muhammed (sas)'e çokça salavat getirmeleri uygun olur. Nitekim -kaynaklarda naklolunduğuna göre- Hz. Peygamber (sas) Müslümanlara, cuma günü kendisi için çok salât ü selâm gönderilmesini tavsiye etmiş ve salât ü selâmların o gün kendisine arz olunacağını haber vermiştir.

    Hasılı, cuma günü, Müslümanların haftalık bayram günüdür, bu günün faziletleri saymakla bitmez. Bu münasebetle Müslümanlar cuma günü, ibadetlerine daha çok dikkat etmeli ve Peygamberimiz (sas)'e salât ü selâmda bulunmalıdırlar. Bununla beraber onu daha çok sevmeli ve hadis-i şerifleri anlamaya çalışmalıdırlar. Cuma günü Kehf Sûresi'ni okuyanlara uhrevi mükâfat müjdelenmiş, her cuma namazının diğer cumaya kadar günahlara kefaret olduğu belirtilmiştir. Cuma günü yoksullara yapılan yardımın sevabı da boldur. Cuma günü va'zü nasihat günüdür. Cuma va'zında ve hutbesinde konular, Müslümanların önemli meselelerine ışık tutmalı ve herkes bu mânevi aydınlık içinde hatalarını düzeltmeye, eksiklerini gidermeye çalışmalıdır.

    Cenab--ı Hak, aylar içinde Ramazan'ı, geceler içinde Kadir Gecesi'ni, dünya içinde Mekke'yi, insanlar arasında Hz. Muhammed (sas)'i seçtiği gibi günler içinde de cumayı seçmiştir.

    (Hüseyin Algül, Mübarek Gün ve Geceler)







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi