İnsanların yanlış ve kötü davranışlara sapmasının nedenleri

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden İnsanların yanlış ve kötü davranışlara sapmasının nedenleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    İnsanların yanlış ve kötü davranışlara sapmasının nedenleri





  2. 2
    Galus
    Özel Üye





    Cevap: Eğitimin zayıf verilmesi ve yarına sorumluluğunu bilen bireylerin az olmasıdır.


    Kötü Alışkanlıklar

    Yüce Allah’ımız bizden kötü işlerden uzak durmamızı ister. Uzak durulması gereken kötü alışkanlıklardan bazıları:
    Alkollü İçki İçmek

    İslam dini kişinin; din, can, mal, akıl ve nesil emniyetini korumayı ön planda tutar. Bu değerler fert ve toplum açısından önem­lidir. Kur’ân-ı Kerîm'de, “Ey imân edenler! İçki, ku­mar... şeytan işi kötülüklerdir...”[1] buyurulmuştur.
    İçki, içilmesi dinen haram olan sarhoş edici alkollü sıvı maddelerdir. Alkollü içki, içen insanı uyuşturarak şarhoş eder.
    Sarhoş olan insan, belli bir müddet içinde bulunduğu ortama karış ilgisiz kalır. Alkol, insanlara maddi ve ma­nevi açıdan birtakım zarar vermektedir. Bu zararlardan bazıları:
    1- İçki, içen kişinin zamanla aklının sarsılmasına sebep olur,
    2- Kişiyi, toplumdan uzaklaştırır ve içine kapalı hale getirir,
    3- Çeşitli hastalıklara yakalanması kolaylaşır,
    4- Toplum içinde problemli insan haline gelir,
    5- Dikkati dağıtır ve bazı kazaların meydana gelmesine sebep olur,
    6- Ekonomik ve kültürel sıkıntılara sürükler,
    7- Aile içinde geçimsizlikler meydana getirir...
    “Sarhoşluk veren her şey içkidir. Her sarhoş eden şey haramdır.”[2]
    “Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır.”[3]
    Uyuşturucu Kullanmak

    Dünyada yaygın olan uyuşturucu maddeler: Esrar, af­yon, kokain, morfin, eroin... benzeri özellikleri taşıyan maddelerdir. Ayrıca sağlık amacı dışında kul­lanı­lan, uyuşturucu ve uyarıcı özelliği olan ilaçlardır.
    Uyuşturucu kullanmaya insanları yönelten bazı sebepler:
    1- Aile: Çocuklara bazı ailelerde anne, baba, abla, ağabey... gibi yakınları kötü örnek olmaktadır. Aile içinde geçimsizlik, Şiddet, kötü alışkanlık gibi olum­suz­luklar çocukları bunaltır. Onlar da birtakım arayışlara girerler. Zaman zaman bu durum­dan kurtulmak için yanlışlıklara sapabilirler. Farkına varmadan düşebileceği yanlışlıklar birbirini takip eder. Örneğin, uyuşturucu gibi.
    2- Arkadaş: Aile içinde bazı çocuklar sevgi, saygı, ilgi ve anlayış bulamaz. Onlar da kendilerini kabul eden, birtakım arkadaşlar edinirler. Arkadaş ve dost çevresinin bilinçli seçilmemesi zamanla gençleri felakete sürükleyebilir.
    3- Çevre: Uyuşturucu bağımlılarının çoğu, yanlış çevrenin kurbanı duru­mun­dadırlar. Bu or­tam neticede insanları zavallı duruma getirmektedir. Bir in­sa­nın, du­rup dururken uyuşturucuya başlaması çok zordur. Genellikle denetimi az olan bazı dinlenme ve eğlence yerlerinde gençler, uyuşturucu ile tanışmaktadır. Bu gibi yerler dini, milli ve manevi havalardan mahrumdur. Yıkıcı, bölücü ve tahrik edici yönleri daha ağır basmaktadır. Buralarda fuhuş, kumar, intihar, İrza tecavüz, cinsi sapıklık, adam öldürme, hırsızlık, yalan, iftira... gibi toplumu perişan eden olumsuzluklara sıkça rastlanmaktadır.
    Uyuşturucuların zararları, genel olarak dört şekilde kendisini gösterir:
    1- Vücutta tahribat yapar. İnsanın dayanma gücünü zayıflatır. Güçsüz, zayıf, aciz ve hastalıklı duruma getirir.
    2- Ruhsal bozukluk meydana getirir. Sağlıklı düşünme, karar verme, iş yapma özellikleri kaybolur.
    3- Toplumsal hayattan uzaklaştırır. Topluma uyum sağlama zorlaşır. Yine kendisi gibi olan kişilerin yanına gitme ihtiyacı duyar.
    4- Dini ve ahlaki değerleri yıpratır. Zamanla kendisini telafisi müm­kün olmayan olaylara sürükler.
    Kumar Oynamak

    Kumar: Nasıl sonuçlanacağı belli olmayan bir işin olabilecek ih­timal­lerinden birinin üzerine para veya mal koyarak oynanan oyunlardır. Kumar, bir tarafın kay­betmesi ve diğer tarafın ka­zanması sonucu meydana gelmektedir. Paralı olan her türlü şans oyunları, çekilişler, kâğıt ve zar oyunları, yarışlar... vb. kumar kapsa­mına girmektedir.
    Kumar, üretimden uzak ve kolaycılığa kaçan haksız bir kazanç­tır. Alın te­riyle kazanılan emeklerin sorumsuzca saçılıp savrulmasıdır.
    Genellikle kumarın arkasında; hırs, intikam, yalan, hırsızlık, ci­nayet... gibi kö­tülükler gizlidir. Kumar, oynayan fertlere nasıl zarar veriyorsa; onların ailele­rine, çocuklarına, çevrele­rine de aynı şekilde zarar vermektedir.
    Kumar sadece mala zarar vermez. Bunun yanında sağ­lık, ahlâk, ibadet hu­suslarında da yıkıntılar meydana getirmektedir. Aynı zamanda kumar, toplum için bir felakettir. Parçalanmış aileler, sıkıntılar içinde kıvranan çocuklar... çoğun­lukla içki veya kumarın bir ne­ticesidir.
    İslâm dini, kişinin dini, canı, aklı, nesli ve malına önemli ölçüde zarar veren hususları yasaklamış, onlara karış da tedbir almıştır.
    Kötü Alışkanlıklar Nasıl Başlıyor?

    Kötü alışkanlıklar, birdenbire olmaz. Yavaş yavaş ve azar azar başlar. Zamanla, süratle artarak devam eder. Daha sonra fe­laket şekline dönüşür. Demek ki: “bir defayla”, “ara sıra”, “azıcık”, “ilk ve son”... gibi lafların, kötü alışkan­lık­ların ilk basamağı olduğu unutulmamalıdır. Kötü alış­kanlıkların başı sonu, azı çoğu olmaz.
    Kötü alışkanlıkların bazı sebepleri:
    1- Zararlı çevre,
    2- Yanlışlıklara dalmış kişilerin durumlarına özenti,
    3- Eğitimsizlik veya özellikle dinî konularda duyarsızlık.
    4- İradenin zayıf olması, problemleri çözme yerine gerçeklerden kaçmak,
    5- Kontrolsüz hırs... gibi etkenler,
    6- Gazete, internet ve televizyon gibi yayınlardaki kötü alışkanlıklara özendi­rici programların tesiri altında kalmak. Bu tür programlar yerine, kötü alışkanlıkların zararlarını konu edinen faydalı yayınlar tercih edilmelidir.
    Kötü Alışkanlık ve Davranışlardan Nasıl korunalım?

    Dini bütün ve ahlakı güzel kişiler kötü alışkanlıklara yaklaşmaz­lar. Ancak se­bep ne olursa olsun, bu işin içine düşenler, bir an evvel normal hayatlarına dön­meleri için ellerinden gelen her şeyi yapmalıdırlar. Gerekirse, çevrelerindeki bilinçli kişilerden ma­nevî yardım istemeleri çok yerinde olur. Tedavi gerekiyorsa, derhal müracaat edilmelidir. Çünkü; zararın neresinden dönülürse, kâr oradan başlar.
    Kötü alışkanlıklardan korunmak çok kolaydır. Şöyle ki:
    1- Arkadaşımızı iyi seçmeliyiz. Yanlışlıklarını gördüğümüz za­man onları derhal uyar­malıyız. Gerekiyorsa, arkadaşlığımızı sona er­dirmeliyiz. Arkadaş ol­duğumuz kişiler bizden iyi olmalıdır. Hatta, iyi insanlar tara­fından sevilmelidirler.
    2- İçinde yaşadığımız çevre önemlidir. Şunu çok iyi bilmeliyiz ki, dünya geniş­tir. Eğer iyi insanları arıyorsan, mutlaka bulursun. Şu söz ne kadar güzel: "Arayan belasını da Mevlâ'sını da bulur." Kötü bir ortama ve dar bir çevreye kendimizi sı­kıştırmamalıyız. Yoksa “son pişmanlık fayda vermez.”
    3- Kendimizi edep ve terbiye bakımından, her zaman mükem­mele doğru yönlendirmeli­yiz. Dine, cana, akla, nesle ve mala zarar ve­ren her türlü yanlışlık­lardan uzak olmalıyız. Ahlâkımızı güzelleştirmeliyiz.
    4- İçe dönük ve dışa kapalı, gizli düşüncelere sahip insanlara dikkat edil­me­lidir. Bu gibi insanların nerede, ne zaman, ne yapacak­ları belli olmaz. Herkese açık ve karanlık yönleri olmayan insanlar tercihimiz olmalıdır.
    5- Kârımızı, zararımızı iyi düşünmeliyiz. Bize zarar gelecek yer­lere gitme­meli ve zarar verecek in­sanlarla içli dışlı olmamalıyız.
    6- Her zaman Yüce Allah’ımızın beğenisini kazanacak işler yap­malıyız. Onun için de haramlardan uzak durmalıyız. Dünya ve ahirette kurtuluşumuz, Yüce Allah’ımızın gösterdiği yolda olduğunu unutmamalıyız.
    Kötü Davranışlar Karışsında Duyarsız Kalmayalım

    Sevgili Resûlümüz Muhammed (as) buyuruyor ki:
    “Kim bir kötülük işlendiğini görür de eliyle düzeltmeye gücü yeterse, eliyle değiştirsin. Eliyle düzeltmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle düzeltmeye gücü yetmezse, kal­biyle değiştirsin (yapanı kalbinde sev­me­sin). Bu da îmânın en zayıf noktasıdır.”[4]
    Sevgili resûlümüz Muhammed (as)'ın mübarek sözlerinden de anlaşıldığı gibi, kötü dav­ranışlar karışsında duyarsız kalamayız.
    Etrafımızda olup bitenleri iyi bilmeliyiz. Çünkü bunun iki sebebi var­dır:
    1- insanlık açısından: Genel olarak toplumdaki insanlar, bir bü­tünün parçaları gibidir. İnsan olarak; kötü dav­ranışlarda bulunan kişileri uyarmalı, onların hatala­rını münasip bir dille uyarıp düzeltmeye çalışmalıyız.
    Kötü davranışlara karış duyarsız kalırsak, bu tür kötülüklerin bir gün bizim de kapımızı çalabi­leceğini unutmamalıyız.
    2- Dini açıdan: Kötü davranışlarda bulunan kişilerin durumlarını dü­zeltme­leri için çaba sar­fetmek dinimizin emridir. Yine aynı şekilde, kötülüklerin gideril­mesi için çalışmak dinimizin bize yüklediği bir görevdir.
    Konuyla alakalı birkaç ayet meali:
    “Doğruyu ifade eden güzel bir söz ve bir ayıbı örtmek; arka­sından eziyet gelen sadakadan daha hayırlıdır...”[5]
    “Mümin erkeklerle mümin ka­dın­lar birbirlerinin dostlarıdır. İyi olan hususları em­re­der, kötü­lüklere engel olurlar. Namazı kılar­lar, ze­kâtı verirler, Allah'a ve Resûlüne itâat ederler. İşte Allah on­lara rah­met edecektir. Allah şüp­he­siz Azîz’dir (güçlüdür), Ha­kim’dir.”[6]
    “Müminler arasında fuhşun yayılmasını arzulayanlar var­dır. İşte onlara, dünya ve âhirette can yakıcı bir azâb vardır. Allah bi­lir, siz ise bil­mezsiniz.”[7]
    Başkalarına Zarar Vermek Kul Hakkı Yemektir

    Zarar: Bir cana veya mala yönelik yapılan haksızlıktır.
    İslâm’da haksız bir şekilde başkasının malına, canına zarar vermek yasaktır. Çünkü bu konular hem fert, hem de toplum açı­sından çok önemlidir.
    Başkalarına zarar verme çeşitli şekillerde meydana olabilir. Örneğin; yol kesme, hırsızlık, tecavüz, yankesicilik, gasp, hile, yalan, öldürme, yaralama, ka­çırma, iftira, tahrip etme... gibi. Bu olayların meydana geldiği yerlerde kul hakkı ayaklar altında kalır. Verilen emekler boşa gider. Gözyaşı dökülür. Zulme uğra­yanın ahı semalara yükselir.
    Zarar verenler mutlaka cezalan­dırıl­ma­lıdır. Sebep olduğu zarar ödet­tiril­meli­dir. Suçlu cezalandırılırken ve zarar ödet­tirilirken fertler kendi başına hare­ket et­memelidir. Çünkü her şeyin bir usulü var­dır. Gerekenin devlet ta­rafın­dan adaletli şekilde yapılma­sına yar­dımcı olunmalıdır.
    Zarar verene, intikam için zarar veril­mesi yanlıştır. Örneğin; komşusu­nun ca­mını kıran kişinin evinin camını kırmak yan­lıştır. Doğru olan, ceza ola­rak camın pa­rasının ödet­tirilmesidir. Bundan daha iyisi de vardır. O da, kı­ran kişiyi affetmek ve ceza ola­rak para almamaktır.
    Onun için Sevgili Resûlümüz şöyle buyurmuştur:
    “Zarara, zararla karışlık vermek yoktur”.[8]
    “Kim başkasına zarar verirse Allah da ona zarar verir. Kim de meşakkatle husumete girerse Allah da meşakkatle husumete girer.”[9]
    Yüce Rabb'imiz, kesinlikle haddimizi aşmamızı hoş karışlamaz. Haddini aşıp başkala­rına zulmedenleri, şiddetle ikaz etmektedir:
    “...İşte bunlar Allah’ın koyduğu sınırlar­dır. Sakın onları aş­ma­yın. Kim Allah’ın sınır­la­rını aşarsa, işte onlar zâlimdirler.”[10]
    “...İşte haddi aşanların kalbinin üzerini böyle mühürleriz.”[11]







  3. 3
    Ziyaretçi
    güzel deil yazdın







+ Yorum Gönder
insanı kotu aliskanlari yonelten etkenler ne olabiler madde halinde,  insanların kötü alışkanlıklara yönelmesinin sebepleri,  kötü alışkanlıklara yönelten sebepler nelerdir,  insanların kötü davranışlara yönelmesinin sebepleri
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi