Türkçenin yapısı ve kökeni

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Türkçenin yapısı ve kökeni ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Ensar
    Özel Üye





    Cevap: Türkçe'nin kökeni



    Türkçe diye bilinen dilin kökenleri insanlık tarihinin en eski dönemlerinde başlar. Bu öylesine, tarih öncesi bir çağdır ki o dönemde ne yazı icat edilmiştir ne de Türk adlı bir kavim vardı. Bu bakımdan konuşulan dilin adına Türkçe değil de Ön-Türkçe (Proto-Türkçe) demek daha uygun olur.

    O dönemde yaşayan insanların yayıldığı bölge şimdiki orta Asya diye adlandırdığımız çok geniş kıtanın göl, dere ve iç deniz kıyıları idi. Sözünü ettiğimiz zaman ise günümüzden 25-30 bin yıl öncelerine kadar uzanır. Küçük topluluklar halinde yaşayan bu insanların dili eklemeli ve tek heceli bir dildi. İki veya üç harfli tek heceli sözcükler birer tam kavram içeriyorlardı. Zamanla yeni gereksinmeler karşısında bu kök sözcüklere yeni takılar ekleyerek “eklemeli bir dil” oluşturdular. Bu eklemeli dil yapısı tüm Ural-Altay dilleri dediğimiz Asya dillerinde görülür.

    Eklemeli dillerde kök sözcük değişmez. Kök sözcükler halen birçok eklemeli dilde varlıklarını sürdürmektedirler. Bu bakımdan kök sözcük üretmek gerekmediği gibi, karşılaştırma metoduyla ata dile ulaşmak çok kolaydır. Birçok dili, aynı guruptan olsun olmasın, aynı anlamı taşıyan sözcüklerin sesleri karşılaştırılarak asıl (eski) kök sözcükleri bulmak mümkündür. Bu metoda dilciler “Karşılaştırma metodu” diyorlar. Doğru sonuca ulaşmak için önemli olan yerel halkın konuştuğu sözleri kayıt etmek, iyi bir alan taraması yapmaktır. İkinci metot ise “Yeniden oluşturma” metodudur. Yeniden oluşturma metoduna göre bilinmeyen ve unutulmuş eski (kök) sözcük o dil gurubunun kurallarına göre yeniden oluşturulur. Örneğin, Hind-Avrupa ve Sami dilleri bükümlü diller olduklarından kök sözcük tamamen kayıp olmuştur. Şu halde Proto-Hind-Avrupa dilini ve Proto-Sami dilini arayanlar onları yeniden oluşturmak zorundadırlar. Buldukları kök sözcükler ise bugün için yaşayan dillerin hiç birinde anlamları yoktur. Dolayısıyla, bükümlü dillerin kök sözcükleri büyük çapta uydurma, tahmin ürünü sözcüklerdir.

    Joseph Greenberg ve Merit Ruhlen isimli iki dilci karşılaştırma metoduyla çok ilginç sonuçlar elde etmişlerdir. 1987 yılında Language in the Americas adlı bir kitap yayınlayan Greenberg (1) bu kıta dillerinin Asya kökenli olduklarını ortaya çıkarmış, göçlerin Bering boğazı üzerinden kuzeyden başladığını göstermiştir. Ayrıca tüm (Kuzey-Orta-Güney) Amerikan dillerini karşılaştırarak onların eklemeli diller olduklarını kanıtlamıştır. Onun çalışmalarına dayanan ve kendi de alan çalışması yapmış olan M. Ruhlen ise A guide to the World Languages adlı kitabında (2) tüm dünya dillerini karşılaştırarak çıkış bölgesinin Kuzey Çin (bugünkü doğu Türkistan) olduğunu göstermiştir. Her iki çalışma, Asyadan çıkan ve tüm dünyaya yayılan bir kültürün varlığını kanıtlamaktadır.

    Önemli bir bilim dergisi olan Science (3) dergisi iki dilcinin makalesini yayınlamıştır. Bu iki araştırıcı 15 dil gurubunu karşılaştırarak sonuçları tartışmaktadırlar. Yayınladıkları haritaya göre ata gurup Altay dil gurubu olmakta, o bölgeden çıkan insanların tüm dünyaya yayıldıkları gösterilmektedir. Günümüzde kuzey Amerikada İngilizce ve güney ile orta Amerikada İspanyolca ile Portekizce konuşulmakta olması oldukça yeni bir olgudur. Bu bakımdan o bölgelerde yerli halk tarafından konuşulan dil gurupları esastır.

    Ayrıca, Afrika-Asya dil gurubu tüm Arap yarım adasını ve kuzey Afrikayı kapsamaktadır. Günümüzde geniş destek bulan insanlığın Afrika çıkışlı olduğu görüşü dil gurupları incelendiğinde tartışmalı duruma düşmektedir. Orta ve Güney Afrikada iki dil gurubu ortaya çıkmış durumdadır. Bunlar Nijer-Kongo ve Khosian dil guruplarıdır. Bu iki dil gurubu diğer tüm dil guruplarından farklıdırlar. Eğer Afrika çıkışı doğru olsaydı bu iki dil gurubundan dillere diğer bölgelerde de rastlamak mümkün olurdu. Oysa ki böyle bir yayılma gerçekleşmemiştir. Kuzey Afrikadaki Afro-Asya dil gurubunda ise Asya ilişkisi açıkça görülmektedir. Bir diğer açıklama da şöyle olabilir. “Afrikadan yaklaşık 200,000 yıl önce çıkan insanlar henüz herhangi bir dil konuşmuyorlardı. İnsanların dil sahibi oluşları çok daha geç dönemlerde olmuştur. Bu bakımdan ilk yayılmanın izlerine dil guruplarında rastlanmamaktadır”.

    Eğer bu görüş doğru ise ilk dil sahibi olan insanlar Asyada yaşamış olanlardır denilebilir. Bu insanlar doğal sesleri taklit ederek tek heceli bir dil oluşturmuşlar ve gerektikçe takılarla yeni sözcükler türetmişlerdir. Şu halde ilk ve en eski diller eklemeli diller olmaktadırlar. Hind-Avrupa ve Sami dil gurupları ise çok daha sonra oluşmuşlardır. Eklemeli diller günümüzden belki 30,000 yıl önce ortaya çıkmış, bükümlü dillerin ortaya çıkışı ise sadece 4,000 yıl öncesi olmuştur. Bu konu henüz tam açıklığa kavuşmuş değildir. Halen tartışma konusu oluşunun nedeni batılı dilcilerin böyle bir gerçeği kabul etmek istemeyişleri ve Asya kökenini olanaksız görmeleridir.

    Kaynaklar:

    (1)J. Greenberg, Language in the Americas. Stanford University press. CA, 1987, ABD.

    (2)M. Ruhlen, A Guıde to the World’s Languages. Stanford University press. CA, 1987, ABD.

    (3)Ann Gibbons. 10 Kasım 2000 tarihli Science dergisi, Cilt 290, sayfa 1080.





    TÜRKÇENİN YAPISI VE DÜNYA DİLLERİ İÇİNDEKİ YERİ


    Dünya üzerinde konuşulan ve yazılan diller, genellikle iki esasa göre sınıflandırılmaktadır:
    1. Köken (soy, menşe) bakımından diller:
    Aynı çekirdek anadilden türemiş diller bir dil ailesi kabul edilir. Bilinmeyen dönemlerde, aynı anadile yapısı ve köken bilgisi bakımlarından, geriye doğru gidildikçe birbirine yakınlıkları sonunda beliren bağlılıklardır. Soy bakımından akrabalıkta söz dağarcığındaki benzerlikler de dikkate alınan bir ölçüdür. Dikkat edilmesi gereken bir husus da şudur: Akraba dilleri kullanan milletlerin aynı ırktan geldikleri söylenemez. Aynı soydan gelen ve dilleri akraba olan milletler bulunduğu gibi, ırk bakımından birbirleri ile hiçbir ilişkisi bulunmayan, fakat aralarında kültür ilişkisi ve kültür bağı olan milletler de vardır. Nitekim,Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller, birbirleriyle soy bakımından bir bağ bulunmayan birçok millet tarafından kullanılmaktadır. Aynı dil ailesindeki diller arasındaki akrabalık da derece derecedir. Bir anadilin ayrı ayrı kollarından gelen diller uzak akrabadırlar. İngilizce ile Farsça gibi. Aynı anadilin aynı dalından gelen kollar ise yakın akrabadırlar. Almanca ile İngilizce gibi.


    Dünyadaki diller köken bakımından şu dil ailelerine bölünmektedir:
    1:Hint-Avrupa dil ailesi

    a)Asya kolu: Hintçe, Urduca, Farsça ,Ermenice, Hititçe...
    b) Avrupa kolu:
    1. Germen kolu:İngilizce , Almanca, Flamenkçe ...
    2. Roman kolu:Lâtince, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca...
    3. Slav kolu: Rusça, Sırpça, Bulgarca, Boşnakça, Lehçe...

    Diğerleri: Yunanca, Arnavutça, Keltçe...

    II. Hami-Sami dil ailesi: Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da konuşulan diller bu aileye mensuptur. Arapça, İbranice ve Berberi dilleri
    III. Çin-Tibet dil ailesi: Çince,Tibetçe, Wietnamca ve Endenozya adalarında konuşulan diller.
    IV. Bantu dil ailesi: Orta ve Güney Afrika’da konuşulan yerli diller.
    V. Ural Altay dil birliği:
    a) Ural kolu:
    1. Fin –Ugor: Ugorca ve Permce (Fince ve Macarca’yı içine alır)
    2. Samoyet: Samoyetçe

    b) Altay kolu: Türkçe, Moğolca, Mançuca, Tunguzca, Korece ve Japonca.


    VI. Kafkas dilleri: Gürcüce, Çeçence, Lezgince, Çerkez-Abhaz dilleri.

    2: Yapı bakımından dünya dilleri

    Yapı bakımından benzerliklerine göre dünyadaki diller üç gruba ayrılmaktadır:

    a) Tek heceli diller: Bu yapıdaki dillerde kelimeler tek heceden ibarettir. İsim veya fiillerde çekim yoktur. Zengin bir vurgu sistemi vardır. Kelimenin anlamı çoğu kez cümledeki sırasından anlaşılır. Çin-Tibet dilleri, yapı bakımından tek heceli dillerdir.

    b) Çekimli diller: Çekimli dillerde tek ve çok heceli kökler ve bir takım ekler vardır. Fakat yeni kelime yaparken ve çekim sırasında çok defa ,köklerde bir değişiklik olur. Bazı dillerde bu değişiklik kelime kökünü tanınmaz hale getirir. Arapça ve Fransızca’yı bu dillere örnek gösterebiliriz.

    c) Eklemeli diller (Bitişken diller): Türkçe ve diğer akraba diller ile Ural dil ailesine mensup diller yapı bakımından eklemeli dillerdir. Bu dillerde kelimeler isim veya fiil kökleri hâlinde bulunurlar. Kelime türetme bu köklere ekler getirmek suretiyle olur. Türkçe yapı yönüyle bu gruba girer.

    Özetle, Türkçe’miz köken bakımından dünya dilleri arasında Ural-Altay dil birliğinin Altay kolunda, yapı bakımından ise eklemeli diller grubunda sondan eklemeli bir dildir.


    Konuşma Dili Ve Yazı Dili

    Konuşma Dili: Evde, sokakta, okulda, hulâsa günlük hayatta her yerde kullanılan dildir. Sosyal çevrelere göre, farklılıklar arz eder. Bundan da; lehçe, şive ve ağız terimleri ortaya çıkar.

    Lehçe: Bir dilin, bilinen ve takip edilen tarihinden önce, kendisinden ayrılan ve çok büyük farklılıklar gösteren kollarına denir. Ses, şekil ve kelime farklılıklarına dayanır.

    Örnek: Çuvaşça ve Yakutça, Türkçe''nin lehçelerindendir. Türkiye Türkçesindeki, "ayak" kelimesi, Çuvaşça''da, "ura" olarak geçmektedir.

    Şive: Bir dilin, bilinen ve takip edilen tarihî döneminde kendisinden ayrılan ve ses, şekil değişikliği gösteren kollarına denir.

    Örnek: Kırgız Türkçesi, Azerî Türkçesi, Türkiye Türkçesi, Kazak Türkçesi, Kıpçak Türkçesi Türkçe''nin şivelerindendir. Türkiye Türkçesindeki "ben", Azerî Türkçesinde "men" olmaktadır.

    Ağız: Bir şive içindeki, söyleyiş farklılıklarına dayanan küçük kollardır.

    Örnek : Nevşehir ağzı, Aksaray ağzı, Yozgat ağzı ...


    Biraz söyleyiş farklılıkları olsa da, bir şive içindeki çeşitli ağızları konuşan kişiler, birbirleriyle çok rahat anlaşırlar. Şiveleri farklı olan kişilerin, birbirleriyle anlaşmaları biraz daha zordur. Kelimelerde, az da olsa farklılıklar görülmektedir. Lehçeleri farklı olan kişilerin,birbirleriyle anlaşmaları ise diğerlerine göre çok daha zordur.

    Yazı Dili: Yazıda kullanılan dildir, aynı zamanda medeniyet dilidir. Tarih boyunca, ancak; medeniyeti, kültürü ve edebiyatı olan milletler, yazı dilini kullanmışlardır. Bu dile, kültür dili, edebiyat dili de denir. Yazı diline, konuşma dilindeki farklılıkların hiçbiri aktarılmaz. Çünkü, her milletin bir tek yazı dili bulunur . Hiç kimse, konuştuğu gibi yazamaz.

    Yazı dili sun’i; konuşma dili tabiîdir







  3. 3
    Ziyaretçi
    Türkçenin kökeni Orta Asya'ya dayanmaktadır







  4. 4
    Ziyaretçi
    Türkçe köklü bir kökeni vardır.

+ Yorum Gönder
türkçenin yapısı,  türkcenin kökeni,  türkçenin yapısı ve kökeni,  turkcenin yapisi,  türkçenin yapısı nedir
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi