Bilimsel araştırma ve yayınlarda etik ilkeler

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Bilimsel araştırma ve yayınlarda etik ilkeler ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Gülcan
    Usta Üye





    Cevap: Bilimsel araştırma ve yayınlarda etik ilkeler

    Bilimsel araştırma ve yayınlarda etik ilkeler nelerdir

    Etik” son yıllarda günlük yaşamımıza giderek yerleşen bir sözcük oldu. Ne yazık ki, başka birçok örnekte olduğu gibi, bu sözcüğü de gerçek içeriğinden soyutlayarak kullanmaya başladık. Sonuçta düzen dışı, ahlak dışı, din dışı, gelenek dışı, yasa dışı her durumun “etik dışı” olduğunu ilan ederek kökenlerini, nedenlerini ve çözümlerini geri plana atma kolaycılığı gelişti. Akademik ortamlarda ise etik ulaşılamaz ve anlaşılamaz bir fildişi kule gibi, yerine göre insanları engelleme, yönlendirme, cezalandırma amaçlarına alet edildi. Gerçekte etik, bilimsel ve akademik yaşamın en önemli temel taşlarından birisi olarak ilgilenilmesi, incelenmesi, dikkate alınması ve öğretilmesi gereken bir kavram olmalıdır.
    Etik, bir çalışma faaliyetinde bulunan insanların ahlâk ilkelerini, davranış biçimlerini, görevlerini ve zorunluluklarını belirleyen kurallar zinciri olarak tanımlanabilir.(1) Etik, yasalardan farklı olarak, çoğunlukla yazılı ve kesin koşullar içermez. Zamana, değişen koşullara, toplumsal gereksinim ve bilimsel gelişmelere bağlı olarak değişimler gösterebilir. Ancak temelindeki “iyilik etme”, “kötülük etmeme”, “adil davranma” gibi ana belirleyiciler değişmez.
    Bilimsel araştırmalar ve onların doğal sonuçları olan bilimsel yayınlar üzerinde son yıllarda çok önemli etik sorunlar belirmiş ve toplumun her kesiminin ilgisini üzerinde toplamıştır (2, 3, 4, 5, 6, 7). Akademik yaşamda ilerleme için araştırma ve bilimsel yayın zorunluluklarının getirilmesi, bu yayınların doğruluk düzeylerinin de saptanması problemini doğurmuştur.
    Bilimsel yanıltmanın genelde iki biçimi olduğu bilinmektedir. “Özensiz araştırma” veya “disiplinsiz araştırma” adı verilen şeklinde aslında kötü niyetli olmayan ancak bilimsel metodolojiye uymayarak yanlış sonuçlara ulaşan araştırmacılar tanımlanmaktadır. Bilerek yapılan yanıltıcı yayınlar için ise “bilimsel yanıltma”, “bilimsel sahtekârlık”, ”bilimsel yalancılık”, “bilimsel saptırma” gibi başlıklar kullanılmaktadır. Ancak her iki durumda da bilim çevreleri ve toplum yanıltılmakta ve zarar görmektedir.
    Bilimsel yanıltmanın sık rastlanan biçimleri Tablo 1'de verilmiştir.
    Tablo 1. Bilimsel Yanıltma Biçimleri
    I. Yazarlık hakkı sorunları (sorumsuz yazarlık)
    II. Aşırma (intihal, korsanlık, plajerizm)
    III. Uydurmacılık (fabrikasyon)
    IV. Çoklu yayın (duplikasyon)
    V. Bölerek yayınlama (salamizasyon)
    VI. İnsan, hayvan etiğine saygısızlık
    VII. Kaynakların taraflı seçilmesi
    VIII. Taraflı yayın (çıkar çatışması)
    I. Yazarlık Hakkı Sorunları: Ülkemizde en sık görülen bilimsel yanıltma biçimlerinden birisi budur. Bilimsel bir yayında yazarlık hakkı olmayanların isimlerinin yazar olarak gösterilmesi veya hakkı olanların yazarlar listesine alınmaması gibi durumlara sıklıkla rastlanmaktadır. Sağlıkla ilgili dergilerin editörlerinin ortak tutumunu belirleyen Vancouver Anlaşmasına göre, bir bilimsel yayında yazarlar arasında yer alabilmek için aşağıdaki koşulların sağlanması gereklidir :(9)
    a) Çalışmanın planlanması, tasarımı, analizi veya yorumlanmasına katkıda bulunmak,
    b) Yayını hazırlamak veya önemli oranda düşünsel katkı yaparak düzeltmek,
    c) Yayınlanacak son biçime onay vermek.
    Yazarlar her üç faaliyeti de yerine getirmelidir. Sadece verileri toplamak, fonları sağlamak, Bölüm başkanı olmak, çalışma grubunu denetlemek gibi görevler yazarlık için yeterli sayılmamaktadır (9, 10).
    Yazarlık haklarının gerçekte haketmeyen kişilere verilmesinin (ikram yazarlığı, onursal yazarlık) nedenleri arasında akademik yükseltmelerde ve diğer faaliyetlerde yardım beklentisi ve önemli isimlerin yazarlar arasına katılmasının yayının kabul şansını ve ilgi çekmesini arttırması olasılığı sayılabilir. Her ne amaçla yapılmış olursa olsun, hakkı olmayan kişilerin yazarlar arasına katılmasının ve yayında hakkı olan kişilerin de katılmamasının bilimsel ahlak ve adalet kavramlarıyla uyuşmadığı açıktır.
    II. Aşırma (İntihal, Korsanlık, Plajerizm): Daha önce yayınlanmış bir yayının tümünü veya bir kısmını kaynak göstermeden alarak kendi yayını gibi yeniden yayınlamak olan bu yanıltma biçimi, en ciddi bilimsel etik saptırmalarından birisini oluşturmaktadır. Geçmişte kaynaklara ulaşılabilmenin zor olduğu dönemlerde daha yaygın olan bu uygulama, elektronik araçlarla hemen her dilde yayınlara erişmenin kolaylaşmasıyla günümüzde azalmaktadır. Gene de fikirlerin ve yayınların kısmen veya tamamen alınarak farklı ortamlarda kullanıldığı örneklere rastlanmaktadır.
    III. Uydurmacılık (Fabrikasyon): En ciddi bilimsel yanıltma türlerinden birisi olan uydurmacılık, gerçekte olmayan verileri ve sonuçları yayınlamak olarak tanımlanabilir. Ne yazık ki bu önemli sahtekârlık biçimine en ciddi merkezlerde ve yayın organlarında rastlanabilmektedir.
    Kişileri yalan ve uyduruk yayınlar yapmaya zorlayan koşulların, kısmen akademik ortamdaki “yayın yapma baskısı” olduğu açıktır. Yeterli araştırma olanakları bulamayan, akademik rekabet sürecinde geri kalmak istemeyen ve üstlerince yeterli araştırma eğitimi verilerek denetlenmeyen bazı kişilerin bu yollara sapma olasılığı artmaktadır.
    IV. Çoklu Yayın (Duplikasyon): Aynı verilerin ve sonuçların birden fazla yayında verilmesi anlamına gelen bu yanıltma türü basit gibi görünse de gerçekte ciddi boyutlara ulaşabilen bir uygulamadır. Aynı makaleyi değişik dillerde yayınlamak da bu gruba girmektedir. Aslında birçok dergi, yayınladıkları makaleler için yazarlardan imzalı belgeler aldıklarından, bu uygulama “telif hakkı ihlâli” olarak yasal sorumluluklar da getirmektedir. Orijinal bir makalenin kısa özetinin, ilk makaleyi basan derginin editöründen izin alınarak, başka bir kaynakta veya dilde yayınlanması ise mümkündür (11, 12, 13).
    Yayınların duplikasyon tanımına girmemesi için:
    a) Bir makalenin ikinci kez yayınlanması ancak yeni bir okuyucu kitlesine hitap etmek için farklı bir dilde veya özet olarak sunulması koşuluyla uygun görülebilir.
    b) Her durumda, ilk yayının çıktığı dergi veya kitabın editörü ve yayıncısından yazılı olarak izin alınmalıdır.
    c) Sonradan yayınlanan makalede ilk yayına ait kaynak gösterilmeli ve yayınevinden izin alındığı açıkça belirtilmelidir.
    d) Bir çalışmanın sonuçlarının bir kongrede sözel veya başka bir biçimde sunulmuş olması daha sonra tam bir makale olarak yayınlanmasını engellemez. Ancak bu bildirinin yapılmış olduğu makale yazılırken belirtilmelidir
    V. Bölerek Yayınlama (Salamizasyon): Bir önceki yanıltma biçimine benzeyen bu yöntemde yazarlar tek bir çalışmadan çıkan sonuçları yapay olarak bölerek birden fazla yayın çıkarma çabasına girmişlerdir.
    VI. İnsan, Hayvan Etiğine Saygısızlık: Günümüzde gerek insanlar gerekse de hayvanlar üzerinde yapılacak araştırmalar, etik kurulların izni ve denetimine bağlıdır. Etik kurallara uygun olarak tasarlanmamış ve kurullardan usulüne göre izin alınmamış çalışmaların yayınlanabilmesi ve bilim camiasında kabul görmesi olanaksızdır.
    VII. Kaynakların Taraflı Seçilmesi: Araştırıcıların bilinçli veya bilinçsiz olarak sıklıkla yaptığı bir bilimsel yanıltma biçimi de budur. Genelde makalelerin “Kaynaklar” bölümlerindeö makalenin konusu ile ilgili destekleyici veya aksi yöndeki makaleler kaynak olarak verilmelidir.
    VIII. Taraflı Yayın (Çıkar Çatışması): Günümüzde bilimsel çalışmalar için çok büyük mali kaynaklar gerekmektedir. Giderek araştırmaların ticari şirketler tarafından desteklendiği görülmektedir. Böyle bir destekle gerçekleştirilen çalışmaların bilimsel tarafsızlık içinde yürütüldüğü ve sonlandırıldığı, araştırıcılara herhangi bir çıkar sağlanmadığı konusu açıklığa kavuşturulmalıdır. Saygın dergiler yazarlardan araştırmayı destekleyen ticari kuruluşlar ile aralarında hiçbir çıkar ilişkisi olmadığını belirten yazılı belgeler istemektedir. Ne yazık ki bu konu ülkemizde oldukça ihmal edilmiş bir görünümdedir ve araştırmacılara çeşitli olanaklar sağlanması olağan sayılmaktadır. Bunlar arasında, çalışmanın yurtiçi veya yurtdışında sunulması için kolaylıklar, sonuçların sunuma, yayına hazırlanmasında yardımlar, bölümlere, laboratuvarlara, derneklere katkılar sayılabilir.
    Bilimsel yanıltmanın hemen her ülkede var olduğu düşünülmektedir. Genelde araştırıcı ve öğrenciler arasında yapılan anketlerde bazı bilim dallarında % 40'lara varan oranlarda bilimsel yanıltma yapıldığı bildirilmiştir.(14) Bu durumun saptanması ve bir şekilde kanıtlanarak suçlulara uygun yaptırım uygulanması durumları çok azdır.
    Yanıltıcı yayınların belirlenmesi ve bilim kamuoyuna duyurulması, kişiler yanısıra kurumları ve ülkeleri de yaralayabilmektedir. Son yıllarda ülkemizden uluslararası forumlara yansıyan bilimsel yanıltma örnekleri çıkmıştır (15). Saygın dergilerde su yüzüne çıkan bu olaylar, ülkemizden giden makale örneklerine karşı editörlerde, okurlarda ve bilim kamuoyunda olumsuz bir imaj doğmasına neden olmuştur.
    İnsanların bilimsel yanıltma yollarına başvurmalarının çeşitli nedenleri vardır. Tümüyle iyi niyetli ancak yanlış araştırma ve yayınlar olabileceği gibi kötü amaçlı, kişisel veya kurumsal çıkar sağlamaya yönelik saptırmalar da bulunabilir. Bu durumlarda ilgililerin uygun şekillerde uyarılmaları veya kendilerine gerekli müeyyide gereklidir. Günümüzde akademik yükseltmeler, iş başvuruları, araştırma fonlarına başvurular ve akademik prestij kaygıları, insanları daha çok yayın yapma baskısı altına almıştır. Bu baskının bir sonucu da bilimsel saptırmanın artması olmuştur. Ancak bilimin gelişebilmesi için temel koşul, geçmişte yapılan ve yayınlananların doğru olduğunun bilinmesidir. Elimizdeki bilgilerin en doğru biçimde bizden sonraki nesillere aktarılması, bilime ve insanlığa karşı vazgeçilmez sorumluluğumuzdur (19).







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi