Bireysel özelliklerimizi oluşturan unsurlar

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Bireysel özelliklerimizi oluşturan unsurlar ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Bireysel özelliklerimizi oluşturan unsurlar





  2. 2
    Galus
    Özel Üye





    Cevap: Bireysel ve Toplumsal Gelişimi Etkileyen Faktörler ve Bütünlük Kavramı

    İnsanın varoluşuyla birlikte başlayan ve tüm hayat boyu devam etmesi gereken bu farklılaşma ve ayrışım sürecinde zihinsel beslenme, başkalaşımın yeter derecede gerçekleşebilmesi için en az bireyin doğuştan getirdiği özellikleri kadar önemli bir yere sahiptir. Bireyin duygu ve düşünce gelişiminin dengeli bir gelişim sürecinden geçmesi, bireysel yeteneklerinin ve düşüncelerinin açık ve sağlıklı olmasını netice verecektir. Duygularını varoluşuyla birlikte getiren bireyin düşünsel gelişimi aileden başlayarak toplum içerisinde olgunlaşma veya gerileme sürecine girerken, duygularının yönelimi yine toplum içerisinde çıkarcıl bir düşünüş eğitimine tabi tutulup tutulmamasıyla yakından ilintilidir. Bireyin zihnen olgunlaşması öncelikli olarak özgünlüğe açık özgür bir beslenme zemininin varlığına, ikincil olarak da fikrî beslenmenin sağlanabilmesine ve hızına doğrudan bağımlıdır. Toplulukların ve toplulukları kapsayan toplumların zeminindeki rahatlık, bilgilenmeyi ve bilgi alışverişinin önünü açarak bireysel özgünlüklerin açılımını temin edecek ve hızlandıracaktır. Duygusal gelişim ise öncelikle aile faktörüne bağımlıdır. Eğer duygusal yakın çevredeki fertler duygu sunumunu rahatlıkla gerçekleştirebilecek erdeme ve yeterliliğe sahiplerse; sosyal ortama geçen bireyin çıkarcıl düşünüşlerini aşarak birliktelik eksenli bir yaşayışı tercih edebilmesi de kolaylaşacaktır. Özetle duygu ve düşünce gelişimine bağımlı olarak bireyselleşme artacak, iradesi sağlam bireyler oluşacak, böylece toplumsal yapının zemini kuvvetlenecektir. Gelişmiş duygular çatışma sebebi olabilecek potansiyele sahip yaşamsal ihtiyaçların paylaşımını kolaylaştırarak, toplumsal çatlamaların oluşumuna imkan vermeyecektir. Düşüncesi kıt, fikri zayıf, iradesi gevşek bir birey ise; en küçük bir toplumsal sarsıntıda, zor altında itaat durumu hariç kendi geleceğini garantiye almak için kendi çıkarının peşine düşerek toplumu riske etmekten çekinmeyecektir.

    Diğer açıdan zemindeki rahatlık, bireylerde açığa çıkabilecek olumsuz duygu düşünce birikimlerinin de önüne geçecektir. Eğer olumsuz olarak algılanabilecek duygu ve düşüncelerin ferdî planda ifadesine izin verilmeyecek olursa, idealizasyonları kolaylıkla mümkün olan genç bireyler, karşıtlığı ideal haline getirerek yollarına devam edeceklerdir. Dar çerçeve içerisinde ifade edilen düşünceler çoğunlukla heyecanların tahrikine sebep olacak; böylece, çözüm yollarından önce engelleri ortadan kaldırmayı hedefleyen, eylemi çözüm yolu olarak gören patlamaya hazır birlikteliklerin oluşumuna imkan sunulmuş olacaktır. Bu risklerden kurtulmanın yolu, bireysel özgürlüklerin teşvik edilerek duygu-düşünce gelişimine olanak tanınması ile, ifade özgürlüğünün önünün açılmasından geçmektedir.

    Ferdî farklılaşmanın yeter derecede gerçekleşebilmesi açısından duygu ve düşünce gelişiminin kritik önemi vardır. Her iki gelişimin birlikteliği ise bireyin doğru kararlara varabilmesi, zor anlarda dengeyi yitirmeden yolculuğuna devam edebilmesi ve toplumsal yapının oluşumunda rol alabilmesi için gerekecektir. Birliktelik oluşumunda özellikle duygusal gelişimin yükseltgeyici özelliğinden yararlanılması şarttır. Bireysel çıkarların aşılabilmesi açısından kritik bir öneme sahip bu alandaki güdükleştirici engellemeler bireyin düşünsel zekasını olumsuz yönde etkilemese de, bencil bir birey oluşumuna yol açarak toplumsallaşmanın önünü erken bir basamakta tıkayacaktır. Yine geçtiğimiz yüzyılı tarif eden akımlardan biri olan ve yeryüzündeki toplumların neredeyse yarısını, etkin halde bulunduğu toplumları oluşturan bireylerin ise büyük bir kısmını açlık sınırında yaşamaya mecbur bırakarak evrensel yaşama katkılarının önünü kapatan ve birer asalak konumuna getirerek aşağılayan, sebep olduğu iki dünya savaşıyla ve sayısız yerel çarpışmalarla yeryüzünü kana bulayan sınıfçı kapital eksenli düşünüşün anlayamadığı gerçek budur: İnsanlık bir bütündür ve bir bütün olarak varlığını sürdürebilecektir. Bireylerin bir kısmının duygularından arındırılarak ve açlıkla mücadele eden kesimi görmezden gelebilmeleri için, duygusal etkileşimlerinin de önünü eğlence eksenli bir yaşayışla tıkayarak refah sağlanması; refah sağlanan kesimi sadece yaşadığı anı ve kendini düşünen, tatmin olmaktan uzak doyumsuz sürü fertlerine dönüştürecektir. Diğer taraftan yalnızlığa terk edilen fakir kesimleri, toplusal yaşamı tümden tehdit eden kaybedeceği bir şeyi kalmamış mutsuz ve umutsuz sorun kaynaklarına dönüştürecektir. Mutsuzluğun ve umutsuzluğun birleşimiyle kaçınılmaz olarak açığa çıkan tehlike karşısında, örneklerine dünyanın dört bir yanında şahit olduğumuz gibi evrensel medeniyet(!) zor kuvvetiyle mi oluşturulacaktır? Zor kuvvetiyle oluştrulan, mutlu bir azınlığın istifade ettiği, bu mutlu gibi görünen azınlığın dahi lezzetlerini korkuların zehirlediği bir medeniyet nasıl gerçek bir medeniyet olabilecektir? İşaretlerini toplumsal bazda şimdilerden gördüğümüz gibi, eğer önümüzdeki zaman diliminde yeryüzü bir kez daha kana bulanacak olursa meydana gelecek trajedinin en büyük sebebi korkarız ki, toplumlar açısından toplumu oluşturan sınıflar arasındaki, yeryüzü açısından ise toplumlar arasındaki bu korkunç dengesizlik olacaktır.







+ Yorum Gönder
bireysel özelikler olusturan unuslarlyazInIz
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi