Enzimlerin kullanımına ilişkin ülkemizde yapılan çalışmalar nelerdir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Enzimlerin kullanımına ilişkin ülkemizde yapılan çalışmalar nelerdir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Gülcan
    Usta Üye





    Cevap: enzimlerin kullanımına ilişkin ülkemizde yapılan çalışmalar nelerdir

    Türkiye’nin büyük bir biyoteknoloji ürünleri tüketicisi olduğunu fakat biyo-girişimcilerimizin bu pazarı yeterince değerlendiremediğini makalelerimizde defalarca vurgulamıştık. Tüketicisi olduğumuz bu pazarın en önemli alanlarından birisini “enzimler” oluşturmakta. Türkiye’nin yerli enzim arzı hemen hemen yok gibi. Enzimler farklı kategorilerde farklı isimler, sektörler ve kalemler altında yerli pazara girdikleri ve tüketildikleri için pazar hacminin bütününün tek bir rakam halinde tespiti de mümkün değil fakat en bilinen kadarıyla bile tüketimimiz milyar dolarlar seviyesinde. Aşağıdaki kullanım alanlarını okurken ne kadar yaygın, yüksek hacimli ve ticari fırsatlarla dolu bir pazardan bahsettiğimizi sizler de göreceksiniz. Bizzat biyoteknoloji sektörü içinde bulunan firma ve yöneticilerimizin bile bu ve benzer fırsatlardan haberdar olmadığına defalarca şahit olduk.



    Bu makalede Türkiye’deki enzim pazarının sunduğu ticari olanakları girişimcilere faydalı olacak bir bakış açısıyla incelemeye çalışacağız. Özellikle yeni biyo-girişimciler için bazı püf noktalara ve tuzaklara da dikkat çekeceğiz. Bu makalede enzimlerin teknik özellikleri, üretim detayları, elde edildikleri mikroorganizmalar v.b. detaylara girmeyeceğiz çünkü onlar başarılı bir enzim işi kurmak için yatırımcının belki de en az ihtiyacı olan bilgiler. Daha önce defalarca ifade ettiğimiz gibi biyoteknoloji alanında Türkiye’nin uzman eleman eksikliği kesinlikle yok ve doğru adreslere gitmeyi bildikten sonra enzimler konusunda da teknik bilgi ve hizmet elde etmek yatırımcı açısından kolay bir işlem.


    Enzim Pazarındaki Boşluklar



    Yerli üretici için enzim pazarımızın hemen hemen tamamı boş sayılır. Yerli üreticinin ithal ürünlere karşı bazı rekabet avantajları da var. Son dönemde gümrük mevzuatlarının hassasiyetle uygulanmaya başlanmış olması yerli biyo-girişimcinin avantajlarını daha da arttırıyor. Son dönemdeki ekonomik kriz bize gümrük mevzuatlarımızı daha hassas bir şekilde uygulamamız gerektiğini öğretti. Başta organik maddeler olmak üzere her türlü biyokimyasal malzeme sorgusuz sualsiz ve eski veya ne olduğu belirsiz analiz sertifikaları ile artık Türkiye’ye elini kolunu sallayarak giremiyor. İthal enzimlerin Türkiye’de mevcut bir çok kullanım alanları var fakat ben burada bu kullanım alanlarının sadece bir kısmına ana başlıklar halinde yer verebileceğim. Bu başlıkları sektörel bazda ilerideki sayılarımızda tek tek mercek altına almaya çalışacağız.



    Tekstil enzimleri Türkiye’deki enzim tüketiminin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Türkiye’de tekstil enzimleri, özellikle taşlama ve haşıl sökmek amacıyla tonlarca tüketiliyor. Tekstilde enzim kullanımı sadece taşlama ve haşıl sökmekle kısıtlı değil tabii ki; bunlar sadece en çok tüketilme amaçlarından ikisi. Tekstil enzimleri genellikle aktivitelerine (güçlerine) göre fiyatlandırılıp satılmakta. Bu konuda daha detaylı bilgi edinmek isteyenlerin tekstil biyokimyasallarını kapsamlı olarak incelediğimiz Mart/Nisan 2001 sayımızı okumasını öneririz.



    Türkiye’de enzimlerin çok tüketildiği bir başka alan da “peynir mayası” alanı. Türkiye’nin yerli peynir mayası üretimi talebin çok altında ve dededen kalma yöntemlerle yapıldığı için modern biyoteknolojik ürünlerle rekabet gücü ve şansı yok. Yetmiş milyonluk Türkiye’de her bireyin günde ortalama yarım dilim peynir tükettiğini varsaysak yıllık peynir ihtiyacımız bir milyon tonun üzerinde oluyor. Bu da yüzlerce ton peynir mayası tüketimine denk geliyor. Modern peynir mayası üretimi oldukça kolay bir iş ama maalesef pazarı iyi bilen ve oturmuş müşteri portföyü olan bir çok ithalatçımızın bunu başarabilecek yönetim yetenekleri ve her şeyden önemlisi öz güvenleri eksik gibi görünüyor. Pakmaya gibi Dünya çapında kendini ispatlamış ve ellerinde bu tür bir üretime yönlendirebilecekleri altyapıları mevcut olan biyoteknoloji firmalarımız ise durumlarından fazlasıyla memnun oldukları için peynir mayası alanına yeterince ilgi göstermiyorlar. Gıda sektöründeki enzim tüketimimiz peynir mayalarından ibaret değil elbette. Gıda sektöründe unlu gıdalardan meyve sularına kadar çeşitli alanlarda ve birçok kalemde büyük miktarlarda enzim tüketimimiz mevcut ama yukarıda belirttiğim gibi burada hepsinin detayına girmemiz mümkün değil. Girişimcinin kendisinin hedef enzim alt alanını kendisinin seçmesi ve o alana yönelik derinlemesine bir çalışma yapması en doğrusu. Enzim sektörünün her alanını aynı anda hedeflemek ne pratikte mümkün ne de doğru bir ticari yaklaşım.



    Türkiye’nin çok tükettiği başka bir enzim kalemi ise deterjanlarda kullanılan temizlik enzimleri. Bunların da pazarı geniş. Enzimler, tükettiğimiz bir çok leke çıkarıcının ve deterjanın vazgeçilmez malzemesi. Tabi bu alanda da doğru dürüst bir üretimimizin olmadığını vurgulamamıza gerek yok.



    Enzimler dericilikte de çok tüketiliyorlar. Özellikle derilerden kıl ve yağların ayrılmasında kullanılıyorlar. Bu konuda da kısıtlı üretimimiz olmasına rağmen ağırlık yine ithalatta.



    Enzim sektöründe döviz kaybımıza neden olan başta gelen alanlardan bir başkası da yem katkı maddeleri olan enzimler. Bunlar kültür hayvanlarının yemlerinin daha verimli şekilde ete, yumurtaya, süte v.b. dönüşmesini sağladığı için tavuk yeminden büyük baş hayvan yemine kadar bir çok yemin içine giriyor. Bu konuda da yeterli üretimimiz olmadığını belirtmeye gerek yok. İthal yem katkı maddelerinden dolayı Türkiye’de tavuk yumurtasının kilosu İtalya’dakinden daha yukarıya çıkmış durumda. Sarımsaktan sonra yumurta da ithal etmeğe başlayacağız gibi görünüyor. Görünen o ki sadece geçmişte yaratılmış değerleri tüketip bitirmekle kalmayıp aldığımız borç ve kredilerle gelecek nesilleri de ipotek altına sokmuş olan bizler Cumhuriyet tarihinin en asalak nesli olarak istatistiklerdeki hak ettiğimiz yeri almak üzereyiz!



    Yukarıda sadece belli başlı endüstriyel enzimlerden bahsettik, kozmetik ve tıpta kullanılan yüksek saflıkta ve daha ince üretim gerektiren enzimlere ise hiç girmedik. Bir kere enzim işine başladıktan sonra bu alandaki deneyimi ve yetenekleri artacak olan bir girişimcinin zaman içerisinde piyasaya alternatif veya yeni ürünler sürmesi de daha kolay ve ucuz olacaktır. Şimdi biraz da bu işin “iş modeli” boyutuna bakalım.


    Enzim Girişiminde Nelere Dikkat Etmeli



    Sıfır riskle enzim işi yapmanın sırrı esnek bir üretim ve esnek bir stoklama sistemi kurmakta. Yatırımınızı yaparken öncelikle ve özellikle işletme maaliyetlerini azaltacak her türlü önlemi almanız gerekiyor. Üretim ve stoklamanız esnekse ve işletme giderleriniz düşükse en güçlü yabancı markalar bile karşınıza çıksa sizi iflas noktasına kadar itmeleri kolay değil. Rakibiniz damping yapsa bile bunu başarması zor çünkü esnek üretim sisteminizi hemen alternatif enzim ürünlerine yönlendirerek yolunuza dikilecek her hangi bir güçlü rakibin yanından geçip gidebilirsiniz. Aşağıda da bahsedeceğim gibi enzim ürünleri yelpazesi çok geniş ve eğer üretim sisteminizi de esnek kurduysanız her hangi bir enzim çeşidinde yüksek miktarda stok tutmanız gerekmiyor. İthal enzimin sizi zora sokmak için tek şansı sizi elinizde yüksek stokla ve yüksek işletme maaliyetleri ile yakalamak, aksi takdirde her zaman başınızı suyun üstünde tutarsınız.



    Eğer bir biyoproses bir enzimi üretebiliyorsa muhtemelen başka enzimleri de üretebilir. Sabit yatırımınızı yaparken ufak miktarda ve farklı enzim taleplerine de karşılık verebilecek bir kapasite seçerseniz hareket yeteneğiniz çok artacaktır. Burada kastedilen ufak kapasite sizi tek bir enzim çeşidinde yüksek miktarda stok yapmaya zorlamayacak kapasiteciklerden oluşan büyük bir kapasite aslında. İki tonluk bir fermentör / biyoreaktör yerine dört tane yarım tonluk fermentör ile çalışmak her zaman daha doğru bir tercihtir. Gerektiğinde sadece bir fermentörü çalıştırarak stok maaliyetlerinizi daha kaynağında azaltabilirsiniz. Şimdi biraz da biyoüretimin çekirdek teknolojisi olan fermentörlerden bahsedelim.



    Fermentörler çok çeşitli olsalar da kitlesel üretimlerde kullanılanlar genellikle derin fermentasyon yapabilen tipleridir. Fermentör (biyoreaktör) aslında kimya sanayinde çokça kullanılan ve kimya sanayicimizin yakından tanıdığı ve çok kullandığı kimyasal reaktörlerin özelleşmiş bir tipidir. Esnek bir üretim için en fazla bir tonluk çalışma hacimli olanlar tercih edilirler. Türkiye’de fermentör yaptırmanız için hem teknoloji, hem alt yapı hem de know-how fazlasıyla mevcuttur. Yalnız bazı detaylarda hem girişimcinin, hem de tasarımcı ve yapımcıların dikkatli olması gerekir. İyi bir kimya mühendisi tek başına fermentör tasarımı yapabilir ama uluslar arası kabul gören genel uygulama, bir fermentörün bir mikrobiyolog, bir kimya mühendisi ve bir makine mühendisi tarafından ortaklaşa tasarlanması şeklindedir ki bizim deneyimimiz de doğru kombinasyonun o şekilde olduğu yönündedir.







+ Yorum Gönder
enzimlerin kullanımına ilişkin ülkemizde yapılan çalışmalar,  enzimlerin kullanımına ilişkin ülkemizde yapılan çalışmalar nelerdir,  enzimlerin ülkemizde yapılan çalışmaları,  ENZİMLERİN KULLANIMINA İLİŞKİN ÜLKEMIZDE YAPILAN ÇALIŞMALAR
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi