Göktürk ve uygur yazıtlarının özellikleri

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Göktürk ve uygur yazıtlarının özellikleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Göktürk ve uygur yazıtlarının özellikleri





  2. 2
    Gülcan
    Usta Üye





    Cevap: göktürk ve uygur yazıtlarının özellikleri

    Göktürk Yazıtları (Orhun Âbideleri) Göktürklerin ünlü hükümda-rı Bilge Kağan devrinden kalma yazılı dikilitaşlardır.



    Göktürkler çağında Bengü taş edebiyatı diye adlandırdığımız bu edebiyatla, Türklerin ilk yazılı edebî metinleri ortaya kon-muştur. Bengü taş; ebedî, sonsuz taş demektir. Özellikle ka-ğanların ve devletin ileri gelenlerinin ölümünden sonra, onlar adına bir anıt yaptırmak, Göktürklerde bir gelenek hâlini almış-tır. Diktirilen taşlar üzerine kağanlar istediklerini yazmış, bütün milletin ona göre davranmasını istemişlerdir. Bu sözlerin taşlar üzerinde ebedî olarak kalacağını ve Türk milletinin sonsuza ka-dar bunlardan ders alacağını düşündükleri için diktirdikleri taş-lara "bengü taş" adını vermişlerdir. Göktürklerden sonra Uy-gurlar bu geleneği devam ettirmişlerdir.



    Genel olarak Göktürk Yazıtları (Orhun Âbideleri) diye adlandırı-lan Tonyukuk, Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtları, ilk dönemde taşlara yazılan edebiyatın, en uzun ve en güzel örnekleridir.



    Bu yazıtlar bulundukları yerlere göre dört grupta toplanır: Mo-ğolistan, Yenisey, Talaş ve Kazakistan bengü taşları. Bunlar içinde Moğolistan'da bulunan Göktürklere ait Orhun Anıtları ve Uygurlara ait Yenisey Yazıtları önemlidir.



    Göktürkler çağına ait olan Orhun Anıtları içinde önemli olanlar şunlardır:



    * Tonyukuk Anıtı

    * Kül Tigin Anıtı

    * Bilge Kağan Anıtı



    Tonyukuk Anıtı



    724-726 yılları arasında dikil-miştir. Bu anıtı diktiren ve üzerindeki yazıları yazdıran Bilge Tonyukuk'tur. Anıtta Türk milletinin Çin tutsaklı-ğından kurtuluşu ve İlteriş Kağan zamanında Göktürk-lerin Oğuzlarla, Kırgızlarla ve Çinlilerle yaptığı savaşlar an-latılmakta; bütün bu olaylar-da Bilge Tonyukuk'un rolü özellikle belirtilmektedir.



    Bilge Tonyukuk, başvezirlik ve başkumandanlık yapmış olan büyük bir siyasetçidir. Göktürk devletinin politikası-na uzun zaman yön vermiş akıllı ve hikmet sahibi bir devlet adamıdır.



    Bilge Tonyukuk, aynı zamanda edebiyatımıza hatıra türünün ilk temsilcisi ve ilk Türk tarihçisidir. İki parça hâlindeki anıtında, içinde bulunduğu olayları sade ve sanatsız bir şekilde, halk di-liyle anlatmıştır. Olayları sözü uzatmadan, ana çizgileriyle ver-miş; yeri geldikçe milletin ders alması için öğütlerde bulun-muştur. Zaman zaman atasözlerine ve deyimlere başvurmuş-tur.



    Kültigin Anıtı'nda Göktürk tarihine ait olaylar, Bilge Kağan'ın ağzından aktarılmış, birlik ve bütünlük mesajı verilmiştir.



    Bilge Kağan Anıtı



    Bilge Kağan adına oğlu Tenri Kağan tarafından yaptırılmıştır. Anıtta Bilge Kağan'ın ağzından devletin nasıl büyüdüğü anlatılmış, Kültigin'in ölümünden sonraki olaylar ilave edilmiştir. Anı-tın güneydoğu, güneybatı ve batı yüzlerinde de küçük metinler bulunmaktadır.



    Göktürk Yazıtlarının Önemi



    Göktürk Yazıtlarını (Orhun , Âbideleri), Türkçenin yazılı en eski kaynağı sayabiliriz. Modern Türkçemizin tüm ' kuralları, günümüzün bir-çok sözcüğü, doğal ve ol-gun bir söyleyişle, sanki bu-günün yapıtlarıymış gibi karşımızdadır. Bin üç yüz yıl ötelerden gelen bu ses, bi-zim öz sesimizdir.

    Bu yazıtlar, bu yönleriyle Türk tarihine ışık tutan önemli belge-lerdir. Göktürk Yazıtları, bir hakanın, halkına hesap vermesi, halkın devlete, millete karşı görevlerinin hatırlatılması, düşma-nın entrikalarına nasıl karşılık verileceğinden söz edilmesi ve Türklerin yüksek ahlak ve seciyesinin anlatılması açısından önemlidir.

    Bu anıtlar Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metindir. Türk tarihinin taşlar üzerine yazılmış ilk belgesidir.



    Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün ya-zılı belgesidir.



    Türk hitabet sanatının erişilmez bir şaheseridir. Hükümdârâne eda ve ihtişamlı bir hitap tarzının yazılı örneğidir. Yalın ve kes-kin üslubun şaşırtıcı örnekleridir. Türk dilinin kaynağı, Türk ya-zı dilinin başlangıcının bilinmeyen dönemlere kadar gittiğinin delilidir.



    Eski Türkçeyi gerek Göktürk, gerekse Uygur Türklerinin bırak-tığı eserlerden takip ettiğimiz için de bu yazıtlar, ayrı bir öneme sahiptir.



    Göktürk Yazıtlarının Bulunması ve Okunması



    Ünlü Türkolog Radloff'un başkanlığında bir Rus heyeti Göktürk Yazıtlarının bulunduğu bölgede incelemelerde bulunmuştur. Rus ve Fin heyetleri, anıtların fotoğraflarını çekerek kitap hâlin-de yayımlamışlar; bu yayınlar sayesinde yazıtların okunma sü-reci hızlanmıştır. Sonunda Danimarkalı dil bilimci Thomsen 1893 yılında 38 harfli alfabeyi çözerek yazıtları okumuştur.



    Alfabe



    Orhun Âbidelerinin yazıl-dığı Göktürk alfabesi 38 harflidir. Bu alfabede 4 sesli, 9 birleşik, 25 de sessiz harf bulunmakta-dır. Göktürk alfabesi, Türklerin ulusal alfabesi-dir. Bu alfabenin eski Türk damgalarından doğduğu ileri sürülmek-tedir. Göktürk yazısı sağ-dan sola, yukarıdan aşa-ğıya doğru bitiştirilme-den yazılır. Sözcükleri ayırmak için genellikle iki nokta konur.



    Kül Tigin ve Bilge Kağan anıtlarında metinler, yu-karıdan aşağıya doğru yazılmış ve satırlar sağ-dan sola doğru dizilmiş-tir. Göktürk alfabesi, Türkçenin tarih boyunca hiç değişmemiş bulunan büyük ünlü (sesli) uyu-mu dikkate alınarak dü-zenlenmiş bir alfabedir.



    Göktürk Yazıtlarının Dil Özellikleri



    Göktürk yazıtlarındaki düzyazı, o zamanki Türkçenin en yüksek anlatım özelliklerini taşır. Şiir yüklü bir düzyazıdır bu. Bugünkü düzyazıya örnek olacak bir cümle yapısı; duru, açık, yalın bir söyleyiş güzelliği; Türkçenin ancak Dede Korkut'ta bulduğu-muz destansı söz kudreti vardır.



    Türk edebiyatının ilk düz yazı örneklerini oluşturan bu yazıtlar yabancı etkilerden uzaktır. Metinler, gerçekçi bir dil ve güçlü bir hitabet dili ile yazılmıştır.



    Göktürk Yazıtlarının Bulunduğu Bölge



    Orhun Yazıtları, Moğolistan'ın kuzeyinde, Baykal gölünün gü-neyinde, Orhun ırmağı vadisindeki Koşo Saydam gölü yakınla-rındadır. Bu yazıtlardan Kül Tigin ve Bilge Kağan Anıtları, Koçho Tsaydam bölgesindeki Orhun Irmağı civarında; Bilge Ton-yukuk Anıtları ise, Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından yakla-şık 360 km uzakta, Tola Irmağı'nın yukarı yatağındaki Bayn Tsokto bölgesindedir.

    Anıtların olduğu yerde yalnızca dikilitaşlar değil, yüzlerce hey-kel, balbal, şehir harabeleri, taş yollar, su kanalları, koç ve kap-lumbağa heykelleri, sunak taşları bulunmuştur.

    Uygurlara ait metinler, üslûp ve hikâye ediş bakımından Gök-türk Yazıtlarına benzer. Ancak Kül Tigin ve Bilge Kağan Anıtı'ndaki yüksek heyecan, millî şuur ve lirizm Uygurlara ait yazıtlar-da yoktur.



    Yenisey yazıtlarından hiçbirinin dikiliş tarihi belli değildir. Taşlar-daki yazının Göktürk Yazıtlarındaki kadar gelişmemiş oluşu; bazı araştırıcıları, Yenisey Yazıtlarının daha eski olduğu fikrine götürmüştür.



    Uygur yazıtları çoğunlukla mezar taşı olarak dikilmiştir.



    Bu taşların bazıları birkaç kelimelik, çoğu 5-10 satırlıktır. İçlerin-de 10 satırı geçenleri de vardır. Yenisey bengü taşları sade ve abartısız bir dille yazılmıştır. Çoğunlukla yazıt sahibinin kendi ağzından kısa özgeçmişi ve aile bireylerine, akrabalarına, arka-daşlarına, hükümdarına, ülkesine ve milletine doyamadan bu dünyadan ayrıldığını anlattığı yazıtlarda oldukça içten bir söy-leyiş vardır.

    Uygurlara ait yazıtlardan ilki, Uygurların ikinci hükümdarı Moyuncur adına dikilmiştir. Moğolistan'ın Sine Usu gölü civarında bulunan yazıt, Kutlug Bilge Kül ve Moyunçur devirlerinden bah-setmektedir. Bu kitabe de dil ve yazı bakımından Göktürk Yazıtları'na benzemektedir.



    Uygurların ikinci devresinde ortaya konan eserlerde, önemli değişiklikler görülür. Her şeyden önce Göktürk yazısı bırakıl-mış, Soğd alfabesiyle eserler verilmiştir. Bunun sebebi dindir. Manihaizm'in kabulüyle Maniheist olan Soğdların yazısı alın-mış, fakat Göktürk yazısı az da olsa kullanılmıştır. İkinci bir se-bep, 840 yılından sonra Uygurlar, yerleşik bir medeniyete geç-mişlerdir. Bu dönemde dile yabancı kelimeler girmiş ve dil ya-lınlığını kaybetmiştir. Bu devirde daha çok Budizm ve Maniha-izm dinlerine ait eserler ağır basmaktadır.



    Bunlardan başka Altun Yaruk ile İki Kardeş Hikâyesi, özel bir değere sahiptir. Altun Yaruk'ta Budizm inancının temel kuralla-rından söz edilmektedir.



    Turfan Türk Metinleri adlı eserin bunlar içinde ayrı bir yeri var-dır. Bilhassa 8. cüzde yer alan Sekiz Yükmek adını taşıyan me-tin, kelime zenginliği bakımından dikkati çekmektedir. Metinde açık bir ifade hâkimdir.



    İslâmiyet'ten önceki Türk Edebiyatının örneklerini veren Gök-türk ve Uygur Yazıtları, şüphesiz sadece bunlar değildir. Kulla-nılan dilin bir hayli işlenmiş edebî bir dil olması, çok öncelerde Türk diliyle yazılmış eserlerin bulunması gerektiğini düşündür-mektedir.







  3. 3
    Ziyaretçi
    güzel olmuşşşşşşş







  4. 4
    Ziyaretçi
    güzel olmuşş

  5. 5
    Ziyaretçi
    çok güzel ve anlamlı olmuş

  6. 6
    Ziyaretçi
    Beğendim Güzel Olmuş

  7. 7
    Ziyaretçi
    çok güzel olmuş aklınıza sağlık

+ Yorum Gönder
uygur yazıtlarının özellikleri,  uygurlar ve göktürklerin ortak özellikleri,  uygur metinleri özellikleri,  uygur metinlerinin özellikleri,  uygur metinleri özellikleri maddeler halinde
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi