Anadolu selçuklu dönemi medreselerin genel özellikleri

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Anadolu selçuklu dönemi medreselerin genel özellikleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Anadolu selçuklu dönemi medreselerin genel özellikleri





  2. 2
    Gülcan
    Usta Üye





    Cevap: anadolu selçuklu dönemi medreselerin genel özellikleri

    Anadolu Selçuklu Dönemi Yapilarindan Medrese Ve Camilerde Portal-Anatolian Seljuk Portals in Medrese and Mosque Architecture
    Anadolu'da, Selçuklu döneminde inşa edilmiş olan anıtsal yapıların cepheleri; elemanları, elemanlarının oluşturdukları kompozisyonlar ve biçimleri bakımından belirgin özellikler gösterirler. Her ne kadar, hiçbir iki cephe kendisini oluşturan elemanlarıyla ve cephe kompozisyonundaki artikülasyonuyla aynı görünmese de, dikkat çekici derecede benzerlikler sergilerler. Cephe kompozisyonlarının genel formulasyonunda, girişler bir başka isimlendirmeyle portaller (taçkapı); yalnızca kendi elemanlarıyla değil, aynı zamanda üzerinde bulundukları cephenin birincil elemanı, vurgulayıcı bileşeni olarak da Anadolu Selçuklu cephe kavramını yansıtmaları bakımından ilgi çekicidirler.
    Bu çalışma, Anadolu Selçuklu cephelerini mimariyle ilişkilendirerek analitik bir araştırma önermektedir. Çalışmanın önemi, yapının önemli mimarî elemanı olan portalleri ait oldukları yapıyla ilişkileri bakımından incelemesinde, diğer bir deyişle portalleri mimarî bağlamda değerlendirmesindedir. Bu bağlamda, portaller; plândaki yerleşimlerine ve yönelimlerine, kütle birleşmeleri ve boyutlarına, kendilerinin ve üzerinde bulundukları cephenin kompozisyonuyla bağdaşma ve birleşimlerine göre irdelenmekte ve sınıflandırılmaktadır. Sonuçta, portalleri ait oldukları yapıyla bir arada değerlendirmesi bakımından bütünsel bir yaklaşımla çalışılan bu araştırmada, mimarlık bağlamında portallerin sergilediği tipolojiler ortaya çıkarılmaktadır.
    The forms, articulation and compositions of the façades of the monumental buildings displayed a recognizable character during the rule of the Seljuks in Anatolia. Even though no two façades appear to be the same with their constitutive elements and with the articulations in their compositions, they seem to attain remarkable similarities. Within the general formulation of the façade compositions, the gateways namely the portals (taçkapi) come forth to reflect the architectural façade concepts of
    the Anatolian Seljuks, not only with their individual elements but also as the major element of the façade; acting as the focal component.
    This study proposes an analytical research of the Seljuk portals within an architectural context. The significance of the study lies in the evaluation of the building elements, namely the portals in relation to the buildings they belong to, in other words, the evaluation of the building elements within their architectural context. In this sense, the portals are examined in terms of their direction and location in the plan, in that sense, their relation to circulation scheme and plan layout of the buildings they belong to, mass articulation and dimensional relations, and their combination and integration with the composition of the façade they belong to. Consequently, in this research, which displays a synthetic methodological approach, possible typologies of portals within an architectural context, are discovered.
    Giriş
    Anadolu'da, Selçuklu döneminde inşa edilmiş olan anıtsal yapıların cepheleri, biçimleri ve kompozisyonlarıyla ayırt edilir özellikler gösterirler. Anadolu Selçuklu mimarisinde, cephe kavramı, cephenin ne şekilde ele alındığı incelendiğinde, anıtsal yapı girişleri olan portaller, diğer bir deyişle taçkapılar, cephe kompozisyonunda en önemli, en vurgulu cephe elemanı olarak dikkat çekerler. Portaller, plân ve cephelerde dışarıya doğru çıkıntı yapan öğelerdir. Bu özellik, portallerin kendi bileşenlerinin oluşturduğu kompozisyonla birer mimarî elemana dönüşmesinin zeminini hazırlar. Dolayısıyla ait oldukları yapıların önemli elemanları olan portaller, taşıdıkları anlamlar, ifade ettikleri anıtsallıkla Anadolu Selçukluları'nın mimarî yaklaşım ve uygulamalarını gösteren, mimarlık anlayışlarını temsil eden elemanlardır.
    Anadolu Selçuklu portallerinin kökenleri, Selçuklu öncesi döneme ve Anadolu dışı coğrafyalara işaret etmektedir. Araştırmacılar arasında portallerin kökenine dair iki temel görüş vardır. Bir grup araştırmacı portallerin ortaya çıkış yerinin Orta Asya ve İran olduğunu ileri sürmektedir. P. A. Andrews ve atıfta bulunduğu P. Soucek, L Golombek ve D. N. Wilber ve de O. Grabar, Y. Crowe gibi araştırmacıların portal kavramı, portalin anlamı ve sembolik ifadesi üzerine farklı yorumları vardır (Andrews 1993: 313; Ettinghausen, Grabar 1987: 271; Crowe 1984: 259). Ancak, bütün bu araştırmacılar, portallerin önemli birer mimarî eleman olarak Orta Asya ya da İran'da ortaya çıktığını öne sürerler. Bu görüşü destekler şekilde, R. H. Ünal'ın Anadolu'daki Türk-İslam portallerinin öncüleri olarak verdiği örnekler de Orta Asya ve Orta Doğu'dan türbe örnekleridir (Ünal 1982: 19-21). Diğer bir grup araştırmacı ise, K. A. C. Creswell ve J. Bloom'un görüşlerini desteklemekte ve portallerin ilk olarak
    Mısır'daki Fatimi Mimarisi'nin bir ürünü olarak ortaya çıktığını ileri sürmektedir (Creswell 1995: 830-832; Bloom 1995: 15-36).
    Portallerin Anadolu'da kullanımı ve Anadolu'ya hangi yollarla geldiği göz önüne alındığında, ilk grubun yaklaşımı daha doğru görünmektedir. Temel öğeleriyle portal tasarımının Anadolu'da kullanıma başlanmasında, doğudaki öncül Büyük Selçuklu geleneğiyle etkileşimlerin payı dikkate değerdir. Kökenleri her ne kadar Anadolu Selçuklu öncesi dönemine ve Anadolu dışı coğrafyalara işaret etmekteyse de 13. yüzyılda Anadolu, portallerin biçimleri ve kompozisyonlarındaki gelişimleriyle, mimarî bağlamda kendilerine has bir stil yarattıkları ve bu anlamda tekliklerini ve özgünlüklerini ortaya koydukları yer olmuştur. Anadolu Selçuklu devletinin tarihten silinmesinden sonra bile, Selçuklu portal tasarımının etkileri hem yakın coğrafyalardaki kültürlerde hem de Selçuklu sonrası Anadolu'da ortaya çıkan kültürlerde izlenebilmektedir.
    Anadolu Selçuklu dönemine ait sanat ve mimarlık tarihi çalışmaları içerisinde önemli bir araştırma konusu olarak yer alan portaller üzerine önceden yapılmış çalışmalar genel anlamda cephe düzeni ve portallerin kompozisyon ve süsleme özelliklerine yoğunlaşmıştır. Burada ise, portaller, ait oldukları yapıyla birlikte değerlendirilmiş, mimarlık bağlamında, yapıyla kurdukları ilişkiler göz önüne alınarak portaller üzerine analitik bir araştırma sunulmuştur. Portaller, mimarlık bağlamında üç ana başlık altında irdelenmişlerdir: Portalin Yerleşimi ve Yönelimi, Portalin Boyutları, Cephe Kompozisyonun Birincil Elemanı Olarak Portal. Çalışmanın içeriği, hem mekân örgütlenmeleri göz önüne alınarak hem de araştırmayı belirli bir çerçevede tutmak için, Selçuklu Mimarisi'nin diğer anıtsal yapılarından kervansaraylar ve türbelerde de portal olmasına rağmen, medrese ve camilerde portal - yapı ilişkisiyle sınırlandırılmıştır.
    Portalin Yerleşimi ve Yönelimi
    Bir yapının girişinin yapıdaki yerleşimini belirlemede iki önemli etmenden söz edilebilir. Birincisi yapının içinde bulunduğu inşaat alanıdır. Çevre yapılar, yollar ve yapıya yaklaşımlar, yapının inşa edildiği arazi üzerindeki yerleşimini, aynı zamanda girişin yapıdaki yerleşimini belirlemede etkilidir. İkincisi yapının plân örgütlenmesidir. Yapı içindeki mekân dağılımı, mekânların işlevleri arasındaki ilişkiler, dolaşım şeması girişin yapıdaki yerleşimini etkiler.
    Yapıların plân şemalarına göre, yapı tiplerini medrese ve cami yapıları olarak ayırıp sınıflandırmak ve yapıların portallerini yerleşim ve yönelimleri bakımından iki grup altında incelemek faydalı olacaktır. Çünkü farklı işlevlere sahip bu yapılar farklı plân örgütlenmeleri sergilerler. Medrese yapıları incelendiğinde, portal - yapı ilişkisi üzerinden portalin yapıdaki yerleşimi ve yönelimiyle ilgili olarak aşağıdaki gözlemler izlenebilir.
    1) Ana eyvanın mescit görevi gördüğü yapılarda portalden mihrap nişine doğrusal bir aks uzanır. Bu durumda portal kuzeye yönelir (Şekil 1).
    1.JPG
    Afyon Sincanlı'da Boyalıköy Medresesi (1210), Çorum Alaca'da Karahisar Medresesi (13. yy'ın 1. yarısı), Kırşehir'de Cacabey Medresesi (1272), Tokat'ta Gök Medrese (1275) ve Afyon Çay'da Yusuf Bin Yakup Medresesi (1278), bu duruma örnektirler.
    2) Ana eyvanın mescit görevini gördüğü diğer bazı yapılarda mihrap nişi ana eyvanın yan duvarlarında yer alır. Bu durumda portal doğu ya da batıya yönelir (Şekil 2).
    İsparta'da Atabey Ertokuş Medresesi (1224), Konya'da Sırçalı Medrese (1242) ve Antalya'da Karatay Medresesi (1250), bu duruma örnektirler.
    3) Ana eyvanın mescit görevi görmediği yapılarda portalden ana eyvana doğrusal bir aks uzanır. Bu durumda portal güney, doğu ya da batıya yönelir (Şekil 3).
    Diyarbakır'da Zinciriye Medresesi (1198), Akşehir'de Taş Medrese (1210-1250), Sivas'ta Keykavus Şifahanesi (1217-19), Divriği Şifahanesi (1228), Kayseri'de Hunat Hatun Medresesi (1237), Kayseri'de Hacı Kılıç Medresesi (1249-50), Konya'da İnce Minareli Medrese (1258-79), Sivas'ta Gök Medrese (1271), Sivas'ta Buruciye Medresesi (1271-72) ve Erzurum'da Yakutiye Medresesi (1310), bu duruma örnektirler







+ Yorum Gönder
selçuklu medreselerinin özellikleri,  selçuklu medreselerinin genel özellikleri,  medreselerin genel özellikleri,  anadolu selçuklu dönemi medreselerin genel özellikleri,  medreselerin genel özellikleri nelerdir
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi