Ergenlik döneminin sağlıklı geçirmenin yolları maddeler halinde

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Ergenlik döneminin sağlıklı geçirmenin yolları maddeler halinde ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Ergenlik döneminin sağlıklı geçirmenin yolları maddeler halinde





  2. 2
    Forumacil
    Özel Üye





    Cevap: Ergenlik döneminin sağlıklı geçirmenin yolları maddeler halinde



    Ergenlik çağında ruhsal sağlığın önemi; Mutlu gençler, sağlıklı toplum


    Gençlerde depresyon; mutsuzluk, kendini yetersiz hissetme, ebeveynlerle çatışmalar, hayattan keyif almama, yalnız kalma isteği, boşlukta olma hissi, gelecek kaygısı, asilik, kişisel ilişkilerinde uyumsuzluk gibi belirtiler gösterir.



    Tedavide psikoterapi uygulamaları çok başarılı sonuçlar vermektedir. Genci anlayabilen bir psikoterapist, gencin depresyon problemine yararlı olacaktır.



    Yazar: Prof. Dr. Arif Verimli*



    Depresyonun bilinen belirtilerinin ciddi anlamda görülme sıklığının arttığı dönem sonbahar ve ilkbahar mevsimleridir. Bu mevsimlerde depresyon görülme sıklığı diğer mevsimlere göre % 60 artmaktadır. Vücut biyolojimizin bir başka ritme alıştıktan sonra yepyeni bir biyo-psiko-sosyal ritme alışması sırasındaki geçiş dönemi, beyin kimyasını etkilemekte ve bu da mevsimsel depresyona yol açmaktadır. 2004 yılında “depresyon” tanısıyla tedavi ettiğim hastalarımın % 60’ının sonbahar mevsiminde depresyon belirtileri göstermeye başladığını izledim. Bu oran, 2003 yılında % 65 olarak görülüyordu.



    Yaz aylarında dünyaya dik gelen güneş ışınları, gözümüz aracılığıyla kimyasal enerjiye dönüşmekte ve “mutluluk hormonu” olarak bilinen serotoninin artmasını sağlamaktadır. Göz, ışık enerjisini kimyasal enerjiye çeviren muhteşem bir organdır. Mevsimsel özelliği olmayan bir denek grubunun depresyon tedavisinde, ışık terapisi uygulanarak başarılı sonuçlar elde edilmiştir. İkinci bir bulgu ise şudur: Bir PET (beyin metabolizmasını ölçen tomografi) çalışmasında depresyon hastalarında ışığın kesilmesiyle orbital frontal kortekste ve sol inferior parietal lobülde (beynin ön ve yan kısımları) azalma bulunmuştur. Dolayısıyla tüm bu deneyler göstermektedir ki sonbaharda azalan güneş ışınları; yaz mevsimi boyunca serotonin salgılamasının azalmasına, beyin kimyasının değişmesine ve depresyona sebep olmaktadır. Aynı mevsimsel depresyon kışın da görülür.




    Psikolojik sebepler



    Özellikle ergenlerde yaz aşkları son derece önemsenmektedir. Zaten ergenliğin kendi biyolojisi depresyon yaratmaya müsaittir. Bu sebeple biten yaz aşkları son derece travmatik olmakta ve depresif ruh hâlinin belirmesine sebep olmaktadır. Eğer bu dönemde ergen desteklenmezse depresif ruh hâli, yerini depresyona bırakabilir. İkincisi ise bilişsel algılamalarımız ve kavramlara yüklediğimiz anlamlar yaz bitiminde sonbahar depresyonuna yakalanma riskini artırır. Şöyle ki, yaz sıcaktır; insanlar mutludur, her yer rengârenktir, yaz neşedir ve güneş umuttur. Diğer yandan güz soğuktur, insanlar hüzünlüdür, her yer sararır, yapraklar bile ölür ve dökülür; güz yaslıdır ve yağmur gözyaşıdır. İşte kavramlara yüklediğimiz bu anlamlar sonbahara bir depresif ruh katmaktadır. İnsanlar sonbaharda hüzünlü ve yaslıdır. Bu aslında gerçekçi değildir; ancak insanoğlu olaylar, insanlar ve kavramlardan çok bu olaylara, insanlara ve kavramlara yönelik önyargılarıyla kanaatlere varmaktadır.








    Ergen depresyonu



    İlkbaharla birlikte en sık görülen ergen sorunlarından biri de ergen depresyonudur. Ergen depresyonu, 12 - 25 yaş arası süren, ergenlik ve yetişkinliğe adım atılan dönemde gençlerde görülen depresyondur. Bu dönem, kendi biyolojik yapısı itibarıyla gençlerin depresyona girmesine zemin hazırlamaktadır. Ergenlik, vücut hormonlarının, yaşam algılayış ve anlayışlarının değiştiği, cinselliğin keşfedildiği, çok hassas ve kimi zaman zorluklar barındıran bir yaşam dönemidir. İşte bu dönemde gençlerin depresyon geçirmeleri çok sık görülür.



    Gençlerde görülen ruhsal rahatsızlıklardan biri majör depresyondur. Tanı konup tedavi edilmediği takdirde, hastalarda madde kullanma eğilimi artmakta, okul başarısı düşmekte, toplumsal uyum bozulmakta, en önemlisi de intihar riski artmaktadır. Gençlerde depresyon; mutsuzluk, kendini eksik, yetersiz, işe yaramaz hissetme, ebeveynlerle çatışmalar, huysuzluk, hayattan keyif almama, hırçınlık, saldırganlık, yalnız kalma isteği, sebepsiz ağlamalar, aşk acısı yaşama, hayatı boş, anlamsız ve işe yaramaz bulma, boşlukta olma hissi, gelecek kaygısı, iştahın azalması ya da aşırı artması, uyku düzeninde bozulmalar, asilik, ebeveynleri terslemeler ve onlardan uzaklaşma, kişisel ilişkilerinde uyumsuzluk ve diyaloglarda başarısızlık, kişilik karmaşası gibi belirtiler gösterir.



    Araştırmalar, genç yaşlarda ortaya çıkan depresyonun tekrarlama olasılığının ileri yaşlarda başlayan depresyonlara göre daha fazla olduğunu göstermektedir. Bütün bu nedenlerden dolayı gençlerde depresyonun tanınması ve tedavi edilmesi önem kazanmaktadır.
    12 - 25 yaş aralığı, uzun bir dönemdir. Ve bu dönemi geçiren herkesin mutlaka depresif ruh hâline büründüğü zamanlar olmaktadır. Ancak depresyonun belirtileri en az üç ay ve sürekli görüldüğünde depresyon teşhisi koyabiliyoruz. Bu dönemde gençlerin
    % 15-20’si depresyon geçirmektedir. Depresyon görülme sıklığı, kızlarda erkeklerden daha fazladır.


    Ergenlik dönemi, bireyin yaşamındaki en hassas dönemlerden biridir. Hormonal yapıdaki değişiklikler ve yaşam algısıyla ilgili değişiklikler, yetişkinlik yaşlarına atılan ilk adımlarda kimi zaman tehlikelere ve büyük sorunlara yol açabilmektedirler. Sıralayacak olursak;


    •Madde ve alkol kullanımı
    •Yasadışı fikirler edinme ve eylemlerde bulunma
    •Saldırganlık
    •Sağlıksız ve bilinçsiz cinsel deneyimler
    •Kişilik gelişiminde uyumsuzluklar ve antisosyal yapının oturması
    •İntihar

    Tedavi yolları


    Gençlerimizin direkt olarak yaşamına yönelik olan bu tehlikeler, ergenlik depresyonunda şiddetli olarak ortaya çıkabilir ve gencin hayatına mal olabilir. Ergenlik dönemi depresyonu kesinlikle ciddi bir konudur; bu nedenle depresyona yatkınlığı olan ve depresyonda olan hastaların uzmanlarca takip edilmesi önemlidir.


    Gençlerde depresyon geçirme olasılığını artıran özellikler şunlardır: Ailede depresyon hastası bireylerin olması, anne-baba ile sürekli çatışma hâlinde olmak, daha önce depresyon atağı geçirmiş olmak, bazı davranış bozuklukları göstermek vb. Gençlerde depresyon, yetişkinlerde görüldüğü gibi tipik belirtilerle seyretmeyebilir. Çok değişik belirtilerin altında depresyon yatıyor olabilir; bu nedenle tanı koymak güçtür. Genç hastalarda ilaçla tedavi çoğu zaman yeterli değildir. Bunun yanında psikoterapi ve aile görüşmeleri önem kazanmaktadır.


    Ergenlik dönemi kendi içerisinde kompleks, karışık ve zahmetli bir süreç olduğundan dolayı depresyonun tedavisi de bir o kadar performans gerektirir. Çünkü gençlik dönemi depresyonu, diğer depresyon türlerine ve yetişkin hastalarda görülen depresyon tedavisine göre daha dirençlidir. İlaç tedavisi ile düzelen genç depresyon hastalarında hastalık, ilk bir yıl içinde % 39 oranında tekrarlamaktadır. Bu hastaların yarısında da özellikle ilk altı ayda hastalık tekrarlamaktadır. Bu nedenle yeni tedavi seçenekleri geliştirilmelidir. Tedavide psikoterapi uygulamaları çok başarılı sonuçlar vermektedir. Genci anlayabilen bir psikoterapist, gencin depresyon problemine yararlı olacaktır.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi