Atatürk ilkeleri ve atatürkçü düşünce sistemi arasındaki ilişki

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Atatürk ilkeleri ve atatürkçü düşünce sistemi arasındaki ilişki ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Gülcan
    Usta Üye





    Cevap: atatürk ilkeleri ve atatürkçü düşünce sistemi arasındaki ilişki

    Atatürkçü Düşünce ve
    Atatürkçülük Kavramları İlişkisi

    “İnsanları istediği gibi kullanan kuvvet, fikirler ve bu fikirleri tanıyan ve genelleştiren kimselerdir. Fikrin özelliği de hiçbir itirazın bozamayacağı bir kesinlikle kendi kendisini kabul ettirmesidir. Bu ise, fikrin yavaş yavaş duygular haline gelerek inanca dönüşmesi ile mümkündür. Ve böyle olduktan sonradır ki, onu sarsmak için bütün başka mantıkların, başka yargılamaların hükmü kalmaz.” (1914)
    “Kişiler fikir ve düşünce sahibi olmadıkça, haklarını anlar durumunda bulunmadıkça kitleler istenilen yönlere sürüklenebilirler. Kendisini kurtarabilmek için her şahsın geleceği ile doğrudan ilgili olması gerekir. Aşağıdan-yukarıya, temelden-çatıya doğru yükselen böyle bir kurtuluş elbette kuvetli olur. Şüphe yoktur ki, her işin başında fikirlerin aşağıdan yukarıya olmaktan çok, yukarıdan aşağıya doğru yayılması zorunluluğu vardır. Birincisinin gerçekleşmesi halinde bütün insanlık için gayeye kavuşmak mümkün oturdu. Böyle bir uygulamanın henüz imkanı bulunamadığından bazı öncüler, milletlere verilmesi gereken yönlerin ortaya konmasında rehberlik ediyorlar. Ve bu yolla yukarıdan aşağıya toplanmak mümkün oluyor..” (1919)
    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


    Anayasamızla, önemli kanunlarda yer alan “Atatürkçü Düşünce” kavramıyla, Yüce Atamızın sağlığında başlayan, günümüze kadar çe-şitli anlamlar verilen, farklı yaklaşımlarla değerlendirilip genç nesillere aktarılmak istenen “Kemalizm” - “Atatürkçülük” kavramları arasındaki ilişkinin tespit edilip, açıklanmasına gerek vardır.
    Çünkü; “Kemalizm” - “Atatürkçülük” kavramları üzerinde yıllarca yaratılmaya çalışılan veya yetersiz araştırma ve incelemelerden doğan kavram kargaşalığının “Atatürkçü Düşünce” kavramına da yansıtıldığı gözlenmektedir.
    “Atatürkçü Düşünce” kavramıyla “Atatürkçülük” kavramları arasındaki ilişkinin tespit edilmesi için her şeyden önce aşağıdaki soruların cevaplandırılmasına ihtiyaç vardır.
    1- “Atatürkçü Düşünce” kavramıyla, “Atatürkçülük” kavramları eş anlamlı kavramlar mıdır? Her iki kavramdan biri, diğeri için kullanılabilir mi?
    2- Bu iki kavram eş anlamlı değillerse, ayrı ayrı ne anlama gelmektedirler?
    Atatürkçü Düşünce
    “Atatürkçü Düşünce” kavramı, Anayasamızda yer almış bir kavramdır. Bu nedenle de bir Anayasa kavramıdır. Ayrıca bazı önemli kanunlarda da belirleyici, yönlendirici, hedef gösterici nitelikleriyle kurallaşmıştır. Anayasa yapıcının ve kanun koyucunun “Atatürkçülük” kavramı yerine “Atatürkçü Düşünce” kavramım seçmesinin önemli sebepleri vardır.
    Yüce Atatürk'ün, kaynağını ve gücünü Türk milletinden, 0'nun engin ve binlerce yıllık tarihinden aldığı, şartlara, akla, çağdaş bilimin gereklerine uygun şekilde geliştirdiği, Türk insanının ve Türk toplumlarının davranış ve eylemlerini yönlendirmek ve yönetmek için ortaya koyduğu düşünce ve görüşlerinin tümüne “Atatürkçü Düşünce” denilir.
    “Atatürkçü Düşünce”, kendisine özgü bir düşünce sisteminin adıdır. Başlıca özelliği; evren, dünya, insan ve toplum hakkındaki görüşlerinin benzersizliği ve sistemleştirilmesi yanında, toplumun siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel ve teknolojik hayatı hakkında belirleyici, yönlendirici esaslar koymuş olması ve bütün görüşlerin ve düşüncelerin bir bütünlük içerisinde vaz edilmiş bulunmasıdır.
    “Atatürkçü Düşünce” başlangıçta kapalı bir sistem şeklinde ortaya çıkmakta, Türk insanını ve Türk toplumlarını düşüncelerinin ve görüşlerinin siklet merkezi yapmaktadır. Ancak, evren-dünya-insan-toplum hakkında ortaya koyduğu fikirlerle ve özellikle “millet egemenliği” - “milli hakimiyet” - “tam bağımsızlık” - “dinen bağımsızlık” gibi ilke düzeyindeki düşüncelerle evrenselleşmektedir.
    “Atatürkçü Düşünce” sistemi yöntem olarak akla, müsbet bilime, çağdaş gelişmeye dayanmaktadır. Ve çağdaş biliminin bütün yöntemlerine açıktır. Bu nedenle bütün doğmaları, bütün ideolojileri, bütün bağnazlıkları reddeder, insan ve toplumların gelişmelerine engel olacak her türlü kısıtlamaların ve engellerin karşısında yer alır. Düşünce ve vicdan özgürlüklerini aklın, bilimin ve çağdaşlaşmanın esası sayar. Bu yaklaşımlarıyla da evrenseldir.
    “Atatürkçü Düşüncenin” çıkış noktalarından en önemlisi tarihtir. Türk toplumlarının tarihi varlık alanına nasıl çıktıklarını, tarihi süreçleri içerisinde davranışlarını, hareketlerini, sebep oldukları veya karşı karşıya geldikleri olayları açıklamaya çalışarak Türk insanına ve Türk toplumlarına yeni görüşler, yeni düşünceler çerçevesinde davranışlarda ve eylemlerde bulunmalarının yollarını, yöntemlerini gösterir. Ayrıca, bu davranış ve eylemleri yönlendirmeye çalışır. “Atatürkçü Düşünce” nin ikinci önemli çıkış noktası ise “millettir”. Binlerce yıl önce tarihi varlık alanında yer almış bir milletin nasıl oluyor da yok olmak üzere bulunduğunu, yok olmak derecesine vardırıldığını çözümlemeye çalışır. “Tarih” ve “millet” gerçeği, bu düşünce sisteminin çerçevesini de çizer. Sistemin üçüncü çıkış noktası “milletler camiası”dır. Bu nokta, Atatürkçü Düşünceyi dünya ile dünya üzerinde yaşayan diğer topluluklarla nihayet milletlerle ve tümüyle bir bütün olarak kabul ettiği “milletler topluluğu” ile karşılaştırır. Sistemin, çerçevesini diğer görüşlerle ve diğer düşünce sistemleriyle temasa geçiren nokta ve gerçek bu bütündür.
    “Atatürkçü Düşünce” sisteminin bir başka özelliği de “hedef göstermesidir.” Bu özellik, düşünce sistemine somut nitelikler verirken, diğer yandan düşüncenin eyleme dönüşmesini sağlar. “Düşünce-eylem” birliğini gerçekleştirir. Sisteme, inkılapçı bir karakter verir. Nihayet, durağan (statik) bir görüş veya düşünce değil, her an hareketli, her an değişken bir durum ortaya çıkarır. Yüce Ata'nın, eylem adamı özelliği düşüncelerinin ve görüşlerinin sonucudur. Bir başka yaklaşımla, eylemden düşünceye; düşünceden eyleme şeklinde oluşan sistem, diyalektik bir süreç şeklinde sürer gider.


    “Atatürkçülük”
    “Atatürkçü Düşünce” doğrultusunda yapılan davranış ve eylemlere “Atatürkçü davranış ve eylemler”; “Atatürkçü Düşünceyi” bir bütün olarak kendisine hayat tarzı ve yaşama şartı seçmiş ve uygulamakta olan kişiye “Atatürkçü”; bunların topluca ve bir bütünlük içerisinde davranışlarına ve eylemlerine de “Atatürkçülük” denilir.
    “Atatürkçülük”, “Atatürkçü düşüncenin” varlık ve uygulama alanına konulmasıdır. “Atatürkçü Düşünce” davranış ve eylemlerle tarihi varlık alanına çıkar. Tarihi varlık alanına çıkmasıyla da “Atatürkçülük” başlar.
    “Atatürkçülük”, Yüce Ata'nın zaman içerisinde düşünce ve görüşlerinin bir bütün halinde davranışlara ve eylemlere dönüştürülmesidir. O'nun zamanında bu düşüncelerin, fikirlerin, görüşlerin önemli bir kısmı uygulama alanına, tarihi varlık alanına çıkabilmiştir. Ancak birçok görüş, düşünce ve fikirleri ise uygulanmamış, uygulanamamıştır. Ayrıca, Yüce Ata'nın zamanında uygulanan düşünceler, görüşler ve fikirler “Atatürkçü düşüncenin” dinamik niteliği, akla, şartlara, müsbet bilime dayanan yöntemi gereğince hedef ve amaçlar doğrultusunu kaybetmemek üzere yeni fikir ve düşünceler şekline dönüşmüştür. Bunların uygulama alanına, tarihi varlık alanına çıkarılması da “Atatürkçülük “tür.
    “Atatürkçülük”, “Atatürk Düşüncenin” bir hayat tarzı olarak seçilmesi ve uygulanmasıdır.
    Yüce Ata'nın, Türk insanı, Türk toplumları, Türk milleti, milletler ailesi, evren, dünya, insan ve toplum... hakkında ve toplumun her alanı için ortaya koyduğu düşünceler, görüşler, ilkeler ve hedefler “Atatürkçü Düşünceyi”; bunlara dayanan ve bunları bir bütünlük içerisinde ve gösterilen hedefler doğrultusunda ortaya çıkaran davranışlar, eylemler, faaliyetler, inkılaplar da “Atatürkçülüğü” açıklar.
    “Atatürkçülüğün” de doğal olarak özellikleri ve nitelikleri “Atatürkçü Düşünceden” kaynaklanır ve O'na paralel bir karakter taşır.
    “Atatürkçülük” davranışlara ve eylemlere yönelik nitelikler ve özellikler taşır. Birinci özelliği, kaynağa bağlılıktır. “Atatürkçü Düşünceden” doğmayan hiçbir davranış ve eylem “Atatürkçülük” değildir. “Atatürkçü Düşünceden” kaynaklanmayan hiçbir davranış ve eylem de “Atatürkçülük” şeklinde tanımlanamaz. Ayrıca, “Atatürkçü Düşünce” doğrultusunu esas kabul etmeyen bu doğrultuyu herhangi bir şart, zaman ve hatta mekan içerisinde gözden uzak tutan davranış ve eylemlerde “Atatürkçülük” adı altında ortaya çıkamazlar.
    “Atatürkçülüğün” ikinci özelliği hedefe bağlılıktır. “Atatürkçü düşüncenin” açık veya kapalı olarak gösterdiği hedefler “Atatürkçülüğün” asla gözden uzak tutamayacağı hedeflerdir. Bu sebeple, bir davranış veya eylemin “Atatürkçü” sayılabilmesi için yöneldiği hedefin açık, seçik ve “Atatürkçü Düşünce” tarafından gösterilmiş olmasına bağlıdır. Şartlar, imkanlar, zamanlar ve mekanlar ne olursa olsun, ne kadar olumsuz bulunursa bulunsun “Atatürkçü Düşünce”nin gösterdiği hedefler doğrultusundan ayrılınamaz. Bir örnek vermek gerekirse: “Atatürkçü Düşüncenin” en önemli hedeflerinden biri “Türk kültürünü, çağdaş kültürün üstüne çıkarmaktır”. Gerçekte bu hedef, bir kültür istiklalini (bağımsızlığını) açıklamaktadır. Cumhuriyetle Türk milleti siyasî, iktisadî.. bağımsızlığına kavuşturulmuştur. Ancak, tam olarak kültür bağımsızlığına erişememiştir. Bunu sağlayacak hedef, milli kültürün çok iyi bilinmesi, korunması, geliştirilmesi ve çağdaş kültür düzeyinin üstüne çıkarılmasıdır. İşte bu hedefe yönelmiş davranış ve eylemler “Atatürkçülük”tür.
    “Atatürkçülüğün” üçüncü özelliği ise davranış ve eylemlerin bütünlüğüdür. “Atatürkçü Düşünce”den kaynaklanan, bu düşüncenin gösterdiği hedefe yönelen davranışlar ve eylemler bir bütünlük içerisinde ortaya çıkmadıkça “Atatürkçülük” söz konusu olamaz. Siyasî, sosyal, iktisadî ihtiyaçlar veya zorunluluklar davranış ve eylemleri sağa-sola, ortaya, yana, yukarı, aşağı, kısaca zikzaklarla, sözde dengelerle, başka toplumlara karşı gösterilen özentiler ve benzeme arzularıyla “Atatürkçü Düşünce”nin gösterdiği vatan ve millet bütünlüğünden, Türk milletinin cumhuriyetçi ve milliyetçi duygularından, laik ve dini bağımsızlığından, milli ve manevi değerlerinden ayıramaz. Ayırırsa O'nun adı “Atatürkçülük” olmaz. Başka bir şey olur. Bu davranış ve eylemlerin sahipleri kendilerini ne kadar Yüce Ata'nın arkasına gizlemek isteseler de, Türk milleti O'nu tanır, bilir ve tarihin yargısına havale eder.
    Sonuçlar
    Açıklanmaya çalışılan yaklaşımla; “Atatürkçü Düşünce” ile “Atatürkçülük” kavramlarının eş anlamlı kavramlar olmadığı, birinin diğeri anlamına kullanılmayacağı açıklanmak istenmiştir. Her iki kavram arasındaki ilişki ise bir bütünlük gösterir. “Atatürkçü Düşünce” davranış ve eylemleri hazırlayan görüşlerdir, düşüncelerdir, ilkelerdir. “Atatürkçülük” ise bu görüşlere, düşüncelere, ilkelere uyan, belirttiği doğrultuda ve gösterdiği hedeflere yönelen davranışlardır, eylemlerdir. Kısaca, düşünce-eylem, Türk milli varlığında, bu varlığın devamında, gelişip yükselmesinde, insanlığa binlerce yıldır yaptığı hizmetlerin yeniden güçlenerek daha etkin şekilde yapılmasında, “Atatürkçü düşünce” - “Atatürkçülük” şeklinde ifade edilmektedir.
    Dikkat edildiğinde gerek Cumhuriyet Anayasasında, gerek diğer kanunlarda “Atatürkçü Düşünce, Atatürk ilkeleri ve inkılapları” şeklinde konulan ifadelerde açıkça ve anlamca bu “düşünce-hareket” birliği, bütünlüğü konu edinilmektedir.
    Günümüzde artık, “Atatürkçülüğün” bir ideoloji mi, doktrin mi olduğu konusunda ve çeşitli benzetmelerle veya değerlendirmelerle veya yorumlarla geçirilecek ne zaman kalmıştır ne de “sözde bilimsel tatmin hislerini karşılayacak” durumlara yer vardır. Bu görüş sahiplerinin Türk gençlerine ve çocuklarına verecek herhangi bir şeyleri de kalmamıştır.
    Özellikle bütün eğitim ve öğretim kurumları başta olmak üzere, Cumhuriyetin kurum ve kuruluşları, yetkili makamlar ve bütün Türk milleti “Atatürkçü Düşünce”-”Atatürkçülük” kavramlarım yeniden ele alıp, işlemenin, geliştirmenin, araştırıp incelemenin, sonuçları yayma ve yayınlamanın zamanının geldiğini anlamalıdırlar. Ve görevlerini de yapmalıdırlar. Çünkü, varlıkları ve hayatları buna bağlıdır.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi