Atatürk hangi özellikleriyle evrensel bir liderdir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Atatürk hangi özellikleriyle evrensel bir liderdir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Gülcan
    Usta Üye





    Cevap: atatürk hangi özellikleriyle evrensel bir liderdir

    Atatürk'ün Kişisel Özellikleri

    Atatürk'ün, başarılı ve çok tanınan bir insan olmasında kişisel özellikleri ve çok yönlü olması muhakkak ki büyük bir faktördür.
    Çok yönlülük Atatürk'ün kişiliğinde belirgin bir şekilde ortaya çıkan en büyük özelliğidir.Eşsiz yetenek-leriyle tarihe unutulmaz bir insan olarak geçen Atatürk'ün bu nitelikleri onun kişilik özelliklerine de yansımıştır.
    Atatürk, doğuştan gelen güçlü bir karaktere ve kuvvetli bir iradeye sahiptir. Davranışlarındaki ince düşünme, ölçülü hareket ve dikkatli olma, Atatürk'ün her zaman önem verdiği bir özelliğidir.
    O, ileri görüşlü, hayale ve gurura kapılmayan bir liderdi.
    O, yalnız bu günü değil gelecek kuşakları da düşünüyordu. Yapacağı tüm işlerin millete faydası olup olmayacağını önceden düşünür ve ona göre hareket ederdi.
    Çağdaş uygarlığı amaç edinen Atatürk, zaman, mekan ve imkan faktörlerini en iyi bir şekilde değerlendirebiliyordu.
    Onun bu özellikleri düşmanları tarafından bile takdir edilmiştir.
    İngiltere Başbakanı Lloyd George (Loyd Corç) İngiltere Parlamentosu'nda onu şöyle anlatmıştır: ''arkadaşlarar! İnsanlık tarihi birkaç yüzyılda bir dahi yetiştirebiliyor. Şu talihsizliğimize bakınız ki, dünyanın beklediği son dahi, bir anda Türkiye'de ortaya çıktı. Hem de bize karşı... Bütün dünyaya karşı... Elden ne gelebilirdi?''
    Atatürk'ün kişilik karakterinin oluşmasında doğuştan gelen yetenekleri ile eğitimle kazandığı alışkan-lıklarının sentezi hakimdir.
    Atatürk'ü daha iyi anlamak ve somut delillerle tanımak gerekir. Bu nedenle Atatürk'ün kişiliğini belirleyen özellikleri, yeni nesillerin zihinlerine kuvvet alınacak bir güç kaynağı olarak yerleştirmeliyiz.
    Vatanseverliği
    Vatan sevgisisi Atatürk'ün en önemli özelliğidir. Millet sevgisinin ayrılmaz bir parçası olan vatan sevgisi, onun fedakarlıklarla dolu hayatının her döneminde, hayranlıkla söz edilecek hatıralarla doludur. Herşeyi göze alarak Milli Mücadele'ye girişmesi, ondaki vatan ve millet sevgisinin üstünlüğünü ve fedakarlığını açıkça göstermektedir.
    Vatan savunmasını her şeyden önemli gören Atatürk'e Kurtuluş Savaşı'nı kazandıran da bu eşsiz vatan sevgisi ve milletine olan büyük güveni olmuştur. Türklerin vatan sevgisiyle dolu olan göğüsleri, düşmanların mel'un ihtiraslarına karşı daima demirden bir duvar gibi yükselecektir. sözleri ve inancı, Milli Mücadele'de kendisine ve milletine rehber olan onu başarıya ulaştıran temel düşünce olmuştur. Vatanı için her türlü zorluğa katlanan Atatürk, hayatının en zor günlerinde kendisini eritip bitiren hastalığıyla mücadele ederken bile vatanını ihmal etmemiş, Hatay'ın Türkiye'ye katılması için gayretlerini sürdürmüştür.
    Vatanı ve milleti için yaptığı hizmetleri asla yeterli görmeyen bir ruh yüceliğine sahip olan Atatürk, hayatı boyuncaca yurdunu, dünyanın en gelişmiş ve en çağdaş memleketleri düzeyine çıkarmak için mücadele etmiştir. ''Bu vatan çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya layıktır.'' sözleriiyle vatana olan sevgisini açıkça ortaya koymuştur.
    Onun vatan sevgisini gösteren önemli olaylardan birisi İngiltere Kralı Edward (Edvırd)'ın Türkiye ziyareti sırasında yaşanmıştır. İngiltere Kralı Edward İstanbul'a geldiği zaman, yatından bir motora binerek, Dolmabahçe Sarayı'na gelmişti. Deniz dalgalı olduğu için kralın bindiği motor dalgalar nedeniyle inip çıkıyordu. Kral rıhtıma çıkmak istediği bir sırada eli yere değdi ve tozlandı. O sırada Atatürk de kralı rıhtımdan almak üzere kıyıdaydı. Kral elini silmek isteyince, Atatürk; ''Vatanımın toprağı temizdir; elimi ve elinizi kirletmez!'' diyerek elinden tutup kralı rıhtıma çıkardı. Bu örnek, Atatürk'ün vatanseverliliğini açıkça göstermektedir.
    Atatürk yaptığı herşeyi Türk milletine dayanarak, Türk milletine güvenerek ve bu milletin büyüklüğüne inanarak yapmıştır. Onun vatanseverliği aslında milliyetçiliği ile iç içedir ve büyük bir milliyetçidir. Türk milletine aşıktır, ona saygı ve sevgi ile yürekten bağlıdır. Bunun için de en gelişmiş milletlerin seviyesine ulaşmayı, hatta bu seviyeyi aşmayı Türk milletine hedef olarak seçmiştir. Türk gençliğine düşen görev de bu yolda çalışmaktır.
    İdealistliği
    Atatürk'ün idealleri, Milli Mücadele'den çok önce şekillenmiş ve zamanı gelince uygulanacak bir sis-teme bağlanmıştır. Atatürk'teki vatan ve millet sevgisi, onun büyük bir idealist olmasına yol açmıştır.
    Onun idealleri, Türk milletinin ihtiyaçlarından doğmuş, Milli Mücadele ve Cumhuriyet Dönemi'nde gerçekleşmiştir.
    O, bu idealleri ve fikirleri ile yeni nesillere hedef ve yol göstermiştir. Gelecek nesilleri de düşünmeyi ideal edinen Atatürk'ün, ilk ve en büyük ideali, vatanın bütünlüğü ve milletin tam bağımsızlığı olmuştur. ''Türkiye halkı asırlardan beri hür ve müstakil yaşamış ve istiklali bir lazım-ı hayatiye telakki etmiş bir kavmin kahraman evlatlarıdır. Bu millet istiklalsiz yaşamamıştır. Yaşayamaz ve yaşamayacaktır.'' ''Ne kadar zengin ve refah içinde olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir millet, medeni insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir davranışa hak kazanamaz.'' sözleriyle bu inancını ifade etmiştir.
    Ülkemiz işgalden kurtulduktan sonra, milli egemenliğe dayalı bağımsız Türkiye ideali gerçekleştirilmiş ardından da sosyal ve kültürel alanda kazanılacak zaferlerin planı yapılmıştır. Çünkü, Atatürk'ün ideali, milli birlik ve beraberlikle bütün güçlükleri yenmekle birlikte Türk milletini modernleştirmek ve çağdaşlaştırmaktır. ''Memleket kesinlikle modern, medeni ve refah içinde olacaktır. Bizim için bu hayat davasıdır.'' sözleriyle Atatürk, Türk milletinin yükselmesi için tüm fedakarlığı yapacağını da belirtmiş ve bunu bir hayat meselesi olarak görmüştür. Bunun için Atatürk, Türk milletine en medeni milletlerin gelişme seviyesine ulaşmayı, hatta bu seviyeyi aşmayı hedef göstermiştir. Ona göre Türk milleti, hedefini iyi seçer ve bu hedefe varmaya gayret ederse, zekası ve yetenekleri ile bu ideali gerçekleştirecektir.
    Akılcı ve gerçekçi olan Atatürk'ün, ideallerini oluşturan düşünceler de hayal ürünü değildir, gerçekleşmeleri mümkün ideallerdir. Atatürk'ün idealistliği yanında vatan hizmetinde eşsiz bir gerçekçiliği de vardır. ''Biz ilhamlarımızı gökten ve gayptan değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk milleti ve bir de, milletler tarihinin bin bir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız sonuçlardır'' sözleri ile gerçekçiliğini açıkça ortaya koymuştur.
    İdeallerini gerçekçilik temellerine oturtan Atatürk, uygulamalarını da gerçekçiliğe uygun yapmıştır. Atatürk, ''Büyük hayaller peşinde koşan, yapamayacağı şeyleri yapar görünen sahtekar insanlardan değiliz.'' der. O, gerçeklerden ayrılmayan bir idealist idi. Ne kadar acı olursa olsun, daima gerçekle yüz yüze bulunmak, Atatürk'ün en belirgin özelliği idi. Körü körüne hareket, hayal ve maceraperestlik O'nun hayatında hiç var olmayan şeylerdir. İdeallerini gerçekleştirirken daima sağlam ve etkili kararlar almaya dikkat etmiştir. Hiçbir zaman milleti manasiz bir maceraya sürüklememiştir.
    Atatürk'e göre; ideal birliği, insanları birbirine yaklaştırır; onlarda ortak kader birliğinin derin duygularını uyandırır. Toplumda dayanışma duygusunun canlanmasında da ortak idealler büyük etkiye sahiptir. Büyük ideallere sahip olan milletler devamlı ve güçlü devletler kurarak varlıklarını sürdürürler. Atatürk, bundan dolayı fikirlerini ilkeler olarak ortaya koymuş ve onlan idealleştirmiştir.
    Hakikati Arama Gücü
    Vatanı kurtaran, özgür ve bağımsız Türkiye idealini gerçekleştiren Atatürk, yeni Türkiye'yi batılı olmak, modernleştirmek amacı ile çağdaş uygarlık idealine yöneltmiştir.
    İlmin ve aklın rehberliği altında sürekli çağdaşlaşmak Atatürkçülüğün en temel unsurlarındandır. Atatürk'ün idealistliğinin temelinde gerçekleri arama, bulma ve uygulayabilme gücü yatar. O, olaylar hakkında bir karara varmadan önce onları inceler ve düşünerek mantık süzgecinden geçirir. Bu olayları doğuran sebepleri tespit eder ve kararına esas olacak gerçeği bulurdu. Bu Atatürk'ün üstün yöneticilik özelliğinin bir gereğidir. Büyük işleri yaparken takip ettiği bu metot onu başarıya götürmüştür.
    Daima gerçeği arayan ve gerçeği her zaman ifade edebilen bir kişi olan Atatürk, başarıya ulaşabilmek için mutlaka dahi olmak gerekmediğini şu sözleriyle belirtmiştir;
    ''Ben askeri deha filan bilmiyorum. Herhangi bir zorluk önünde kaldığım zaman benim yaptığım iş şudur: Vaziyeti iyice tespit etmek, sonra bu vaziyet karşısında alınacak tedbirin ne olduğuna karar vermek.''
    Yaratıcı Zihniyeti
    Atatürk, büyük işler görme ve eserler ortaya koyma yeteneğine sahip, dehasını yaratıcı zihniyeti ile birleştirebilen bir liderdir. Dehası, onu olağanüstü durumlarda başka kimsenin yüklenemeyeceği işleri görmeye itmiştir. Alışılmış bir düzenin ve hayat tarzının dışında yenilikler ortaya koyması, kimsenin düşünemediği veya cesaret edemediği inkılap hareketlerini ve ileriye yönelik atılımları gerçekleştirmesi bu dehanın ürünüdür. Şahsi ihtirasını millet yolunda hizmet gayesine vermiş olan Atatürk'e göre dahinin tarifi şudur: ''Dahi odur ki, ileride herkesin takdir ve kabul edeceği şeyleri ilk ortaya koyduğunda herkes, onlara delilik der.''
    Atatürk'ün bu zihniyetini askerlik, siyaset, devlet adamlılığı, alanlarında yapmış olduğu inkılap ve yenileşme çalışmalarında açıkça görmekteyiz. Çanakkale ve Sakarya Savaşları'nda ortaya koyduğu savaş taktikleri onun ne kadar kabiliyetli olduğunu gözler önüne sermektedir. Sakarya Meydan Savaşı'nda verdiği; ''Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır!... Vatanın her karış toprağı, vatandaş kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.'' emriyle Atatürk, savaş tarihine yeni bir taktik hediye etmiştir.
    Türkiye Devleti'nin idare şekli olarak ''Cumhuriyet'' idaresini kabul ettirmesi, yaratıcılığı ve cesareti sayesinde gerçekleşmiştir. XX. yüzyılın başları, saltanatın ve hilafetin güçlü taraftarları olduğu ve milletin bundan başka bir idare şekli tanımadığı bir dönemdi. Cumhuriyet'in iyi bir idare şekli olduğunu bilmelerine rağmen, bazı aydınların, böyle bir idare şeklinin Türkiye'de uygulanacağına inanmaları, hatta hayal etmeleri bile mümkün değildi. Milli Mücadele'yi zaferle sonuçlandırdıktan sonra Atatürk'ün saltanatı kaldırması ve çok geçmeden de Cumhuriyet'i ilan etmesi de onun yaratıcı zihniyetinin bir sonucudur.
    Atatürk, halifeliğin kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul edilerek medrese ve okul ikiliğine son verilmesi, Anayasa'dan dini hükümlerin çıkarılması ve laiklik ilkesinin getirilmesi gibi çok önemli inkılapları yaratıcı düşüncesi ve cesareti ile gerçekleşmiştir.
    Çağdaşlaşma ve ilerleme yolunda çok kısa sürede yapılan inkılap hareketlerinin her biri onun cesaretini ve yaratıcı gücünü gösterir. Çok kısa bir zamanda Türkiye'yi çağdaş, modern ve laik bir devlet yapısına kavuşturan Atatürk, Türk milletinin, dinamik ve yenilikçi özelliklerini ortaya çıkarmıştır.







  3. 3
    Ziyaretçi
    çok güzel







+ Yorum Gönder
atatürk hangi özellikleriyle evrensel bir liderdir,  atatürkü hangi özellikleri unutulmaz yapmıştır,  atatürk hangi özellikleri onu lider yapmıştır,  atatürkün hangi özellikleri onu lider yapmıştır,  atatürkü hangi özellikleri onu lider yapmıştır
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 7 kişi