Edebi eserlerde insan faaliyetine niçin yer verilir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Edebi eserlerde insan faaliyetine niçin yer verilir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Edebi eserlerde insan faaliyetine niçin yer verilir





  2. 2
    Gülcan
    Usta Üye





    Cevap: edebi eserlerde insan faaliyetlerine neden yer verilir

    edebiyat insan ilişkisi

    Bir gün düşüncelerini öğrenmekten büyük zevk aldığım değerli bir ağabeyim; kitapları neden bu kadar çok seviyorsun diye sormuştu. Ben bu soruya, daha önce üzerinde düşünmemiş olmamdan dolayı cevap veremedim. Ancak değerli ağabeyim, yüzünde pratiklik ve zeka kokan bir üslupla bana; kitaplar insanlardan farklıdır, kitaplar sana bugüne kadar hiç duymadığın şeyleri verirken, insanlarsa daima geride bıraktığın şeylere sürüklerler seni, dolayısıyla geriye götürürler, ben bu yüzden seviyorum demişti.
    Aradan geçen onca zamanda, bu konuyu ayrıntılı düşünmek için zaman buldum. Son yıllarda BESTSELLER denen basiretsizliğin ve basitliğin ürünü kitapların kol gezdiği kitapçıları gezmek, neden edebiyat sorusuna yanıt aramak için yeterli aslında. Giderek tek tipleşen yurdum insanı, artık okuma alışkanlıklarını da tüketim kültürünün imajcı tavırlarına, göstermelik ya da MODA olgusuna endekslemiş durumda. Birilerinden kulaktan dolma duyduğu kitap adlarını arayarak, AYY ŞEKERİM ŞUNU DA OKU ÇOK İYİ, diyaloglarının döndüğü altın günlerinden tavsiyelerle geziyor kitapçıları. Belirli klişelerle ilerliyor az buçuk okuma alışkanlığı olan insanların edebiyat hayatı (!).
    Yerlerde sürünen okuma oranları, yerlerde sürünen kitap baskı sayıları ülkemizde edebiyat ya da genel söylemle okuma alışkanlığı ve insan ilişkilerini betimlemeye yetiyor. Genelde, doğum günlerinde alınan kitap hediyeleri dışında, gerçekten düzenli olarak kitapla ilgilenen insan sayısı ülkemizde zannediyorum ki yüzde üzerinden tek haneli sayılarda bulunuyor. Yayıncılar ticari mantıkla kar güdüsüyle satamadıklarından, kazanamadıklarından şikayet ediyorlar. Onlara da hak vermek gerekli ancak bu sorunda ne yazık ki ülkemizdeki okuma oranlarından kaynaklanıyor. Sorun ülkesel bir diyalektik içererek ilerliyor ancak SENTEZ aşamasına bir türlü ulaşamıyor. Bunun nedeni de kuşkusuz insan.
    Uluslar arası ün kazanan değerli şairlerin, Nobel ödülü almış bir romancının sınırları içinde bulunan Türkiye okuma atmosferi kendi girdabı içerisinde giderek dibe doğru yol alıyor. Arka arkaya açılan belli başlı kitap mağazaları, ülkede köklü bir geçmişi bulunan SAHAF geleneğinin altını oyuyor. Halbuki SAHAF insanın sadece kitapla değil, kitabı satan ve okumuş olan sahafla doğrudan tartışma ve konuşma ile edebiyatla iletişim kurduğu bir dünya. Türkiye’de kendine ait bir çarşısı bile bulunuyor sahafların. Bu da aslında ülkemizde sahaf geleneğinin köklü olduğunu ispatlar nitelikte.
    Tanıdık bir sahafta oturup az çok saman kağıdı kokusu koklamış insanlarla edebiyat sohbeti yapmak, günlük alışkanlıkların yanına edebiyatı da ekliyor nitelikteydi. Baskıları yıllarca önce tükenmiş eski kitapları bulabilmenin sevinci, o kitap üzerine geçmişte bir sohbet esnasında öğrenilenlerin sahaf tarafından size bir alt anekdot olarak verilmesi tam anlamıyla edebiyatın merkezinde bir ilgi uyandırır insanda. Genelde ESKİ (!) devrimci kitlenin çoğunluk olarak uğraşı alanı olduğu sahaf olgusu, salt edebiyatın değil, geçmiş devrimci pratik ile bugünün anlayışları arasındaki farkları da izlemeniz için önemli bir imkan sunmaktaydı. Zamanla tüketilen sahaf olgusu neredeyse birkaç kalesi dışında teslim olmuş durumda.
    Şimdi bir de E-KİTAP derdi çıktı başımıza. Artık sadece tüketime tabi tutulan bir dünya ile karşı karşıya kalabiliriz. İnsanın giderek yalnızlaştığı bir gezegende oturduğunuz yerden her şeye ulaşma mantıksızlığı kitap dünyasını da kapsayarak insan ve edebiyat arasındaki o ince ama tutarlı duygusal çizgiyi tamamen koparacaktır. Sadece insan ve edebiyatı koparmakla kalmayacak, aynı zamanda insanla insan arasındaki o yukarıda özetlediğim ince nüansları da yok edecek. Bu kadar dezenformasyona uğramış bir ülkede, bir de kitabın elektronikleşmesi nelere yol verecek merak ediyorum. Saman kağıtlarına, sayfalara dokunulmadan yapılacak bir okuma okuyucuya metadan başka ne verebilecek.
    Bunların hepsinin yanına bir de yayıncıların satamama sıkıntıları, her ne kadar ticari kaygıları güdülse de, bir gelenek halinde işleyen kitap basma ve çağlara ulaştırma misyonunu da yok edip, edebiyat dünyasının hepten başını yakacağa benziyor.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi