Hak ve hürriyetlerimizi kullanırken nelere dikkat etmeliyiz

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Hak ve hürriyetlerimizi kullanırken nelere dikkat etmeliyiz ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Hak ve hürriyetlerimizi kullanırken nelere dikkat etmeliyiz





  2. 2
    HARBİKIZ
    Bayan Üye





    Cevap: hak ve hürriyetlerimizi kullanırken nelere dikkat etmeliyiz
    “Her Türk hür doğar, hür yaşar.” (1924 Anayasası Md. 68)

    “Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.” (1982 Anayasası Md. 12)

    “Türkler, demokrat, hür ve sorumlu vatandaşlardır. Türk Cumhuriyeti’nin kurucuları ve sahipleri bizzat kendileridir. Türk, kişi hürriyetinden ve çıkarlarından Anayasa’da tayin olunduğu kadarını Cumhuriyete bırakmıştır. Cumhuriyet, kişinin, ona bıraktığı bu kısım hürriyeti, kişinin ve Türk Milleti’nin içerde hürriyetini ve dışarıya karşı bağımsızlığını sağlamak ve güvence altına almak için kullanır...” (1930) Mustafa Kemal ATATÜRK


    Giriş

    Yeniden Müdafaa-i Hukuk’un düşüncede, tutum ve davranışta ve eylemde varlık nedeni kişi hak ve hürriyetleridir.

    Atatürkçü Düşünce Doğrultusunda Yeniden Müdafaa-i Hukuk Hareketi’nin görevi, kişi hak ve hürriyetlerini her türlü iç ve dış tehdide karşı korumak, savunmak ve geliştirmektir. Bu hak ve hürriyetlere çıkarları, siyasî beklentileri için göz diken, etkisiz kılıp, yok etmeye çalışan çeşitli bağnazlıklarla, tutuculukla, kökleri dışarıda olan hürriyet bezirgânlarıyla, cehaletle mücadele etmek, halkımızın uyanık ve duyarlı tutulmasını sağlayacak aydınlatma ve irşad faaliyetlerinde bulunmak Yeniden Müdafaa-i Hukuk Hareketi’nin vazgeçilemez yükümlülüğüdür.

    Anadolu Türk Toplumu çağdaş hak ve hürriyetlere, bunları kendisine veren buyruklar ve kanunlarla, sınıf kavga ve çatışmalarıyla değil, insanlık tarihinde örneği görülmeyen mücadelelerden, kanlı boğuşmalardan, binlerce şehit ve gazinin kanlarına mal olan muharebelerden sonra sahip olabilmiştir. Yüce Atatürk bu durumu 1930 yılında: “Türk baskı ve esaret zincirlerini parçalayabilmek için iç ve dış düşmanlar karşısında hayatını ve tüm varlığını ortaya koymuş, çok kanlı ve tehlikeli mücadelelere girmiş, sayısız özverilere katlanmış, başarılı olmuş ve ancak bunlardan sonra hak ve hürriyetlerine sahip olabilmiştir...” şeklinde açıklanmaktadır. Atatürk’e göre; “Hürriyet, Türk’ün hayatıdır.”

    İlkeler

    Yeniden Müdafaa-i Hukuk Hareketi’nin kişi hak ve hürriyetleri konusunda bağlı olduğu ilkeler şunlardır:

    1- Kişi hak ve hürriyetleri kutsaldır ve dokunulmazdır. Bu kutsallık ve dokunulmazlık nitelikleri, Anayasa ve yasa kurallarından, evrensel bildirgelerden, ulusal ve uluslararası sözleşme ve andlaşmalardan önce kişinin vicdanında ve şuurunda yer bulmalıdır. Açıklanan nitelikleriyle kişi hak ve hürriyetlerinin toplumda, ulusal ve uluslararası ilişkilerde uygulamaya yansıması her şeyden önce bir eğitim, toplumsal gelişme ve dayanışma, bilgi ve teknoloji üretme sorunudur.

    2- Kişi hak ve hürriyetleri hayat tarzımızın temel özelliği ve aynı zamanda her alanda gelişmesinin en etkin güç kaynağıdır.

    3- Türk vatandaşlarının doğuştan sahip oldukları hak ve hürriyetlerini tam, eşit, kesintisiz olarak güvenlik içinde kullanmaları esastır. Siyasî güç ve iktidarın varoluş nedeni ve meşruluğu bu güvenliği yurtiçinde ve yurtdışında vatandaşına sağlamaktır. Aksi halde meşruluğunu yitirir.

    4- Bir millette bağımsızlığın, onurun, saygınlığın ve insanlığın varlığı ve devamı, o milletin hür, onurlu, saygın ve hakları bakımından eşit vatandaşlara sahip olmasıyla mümkündür. Vatandaşların sahip oldukları hak ve hürriyetleri, iktisadî ve sosyal dayanışma içinde, bilgi ve teknoloji üreterek ve ürettikleri bilgi ve teknolojide egemenliklerini sağlıyarak, bağlı oldukları toplumun bağımsızlığı, saygınlığı, onuru, refahı ve mutluluğu amacıyla kullanmaları gerekir. Bu durumda vatandaşlık sıfatı, çağdaş milliyetçilik nitelikleriyle özdeşleşir.

    5- Korku, güvensizlik, iktisadî güçsüzlük, sosyal dayanışma noksanlığı, bilgisizlik, sağlıksız yaşam ve kirletilmiş çevre koşulları, her türlü psikolojik etkiye açık bırakılmış, terkedilmiş şuur, kişi hak ve hürriyetlerini değersiz kılan, tehdit eden en büyük tehlikelerdir. Günlük hayatlarında sefaletle pençeleyen, sağlıksız, bilgiden yoksun, kirletişmiş çevre koşulları içinde yaşamaya terk edilmiş olan, her türlü sosyal dayanışma ve güvenlikten uzak bırakılmış, geleceğinden ümitsiz, korku içinde kıvranan vatandaşlar için kişi hak ve hürriyetleri yazılı metinlerde kalmaya ve siyasî çıkar sahiplerince kullanılmaya mahkûmdur. Bu durumda o toplumda her türlü baskı egemendir, güvensizlik yaygındır. Devletin bütün kurum ve kuruluşlarının ortaklaşa, öncelikli, görevleri bu olumsuz ortamı ve vatandaşların hak ve hürriyetlerini tehdit eden tehlikeleri ortadan kaldırmaktır.

    Hak ve Hürriyetlerin Hududu

    Hiçbir hak ve hürriyet, başka bir hak ve hürriyeti zayıflatma, yıpratma, küçük düşürme, etkisiz kılma veya yok etme serbestisine sahip değildir. Hiçbir hak ve hürriyet, diğer hak ve hürriyetler karşısında önceliğe, ağırlığa veya farklı kullanma ayrıcalığına sahip olamaz.

    Çağdaş bir devlette kişi hak ve hürriyetleri millî güvenlik, kamu düzeni ve başkalarının hak ve hürriyetleri bakımından zorunlu bulunan durumlarda ve ancak kanunla sınırlandırılabilir. Yasaklar konulabilir.

    Bu konuda en doğru, en gerçekçi ve evrensel bildirgelere geçen düşünceleri Yüce Atatürk, 1930 da yazdırdığı metinde aşağıdaki şekilde açıklamıştır: “Çağdaş demokrasilerde, kişisel hürriyetler, özel bir değer ve önem kazanmıştır; artık, kişisel hürriyetlere devletin ve hiçbir kimsenin müdahalesi söz konusu değildir. Ancak, bu kadar yüksek ve değerli olan kişisel hürriyetin, medenî ve demokrat bir millette, neyi ifade ettiği hürriyet kelimesinin, mutlak şekilde düşünülebilen manasıyla anlaşılamaz. Söz konusu olan hürriyet, sosyal ve medenî insan hürriyetidir. Bu sebeple kişisel hürriyeti düşünürken, her kişinin ve nihayet bütün milletin ortak çıkarlarını ve devlet varlığını göz önünde bulundurmak gerekir. Anlaşılıyor ki; kişisel hürriyet mutlak olamaz. Bir başkasının hak ve hürriyeti ve milletin ortak çıkarı, kişisel hürriyeti sınırlar. Kişisel hürriyeti sınırlamak bir bakıma devletin esası ve görevidir. Çünkü devlet kişisel hürriyeti sağlayan bir teşkilât olmakla beraber, aynı zamanda, bütün özel faaliyetleri genel ve millî amaçlar için birleştirmekle yükümlüdür.”







+ Yorum Gönder
hak ve hürriyetlerimizi kullanırken nelere dikkat etmeliyiz,  haklarımızı kullanırken nelere dikkat etmeliyiz,  hak ve ozgurluklerimizi kullanirken nelere dikkat edilmelidir kisa bilgi,  hak ve ozgurlukleri kullanirken nelere dikkat etmeliyiz
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi