Akdeniz ve boğazlar neden önemlidir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Akdeniz ve boğazlar neden önemlidir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Akdeniz ve boğazlar neden önemlidir





  2. 2
    Gizliyara
    Frmacil.com





    Cevap: akdeniz ve boğazlar neden önemlidir

    akdeniz ve boğazlar neden önemlidir

    BOĞAZLAR VE ÖNEMİ

    Türk Boğazları dediğimiz zaman, İstanbul Boğazı, Marmara Denizi’nin gemi seyri için kullanılan geçiş hattı ve Çanakkale Boğazı’ndan meydana gelen bir sistemi anlamalıyız. Türk Boğazları, kısaca, iki Boğaz ve bir iç denizden oluşmaktadır ve toplam 164 Deniz Mili (1 Deniz Mili= 1852 Metre) uzunluğundadır. Bu tanımlama içerisinde önemli olan, Marmara Denizi’nin tamamının, Türk Boğazları içerisinde sayılıp sayılmayacağıdır. Tamamıyla bir iç deniz olan Marmara Denizi’ni Türk Boğazları silsilesine dahil etmek, Türk Boğazları için geçerli olan –Montrö Dahil- geçiş rejimini, hukuksal açıdan, Marmara Denizi’nin tamamında geçerli kılmak anlamına gelebilir. Bu da, Marmara Denizi’nin tamamında Montrö rejimi kurallarının işlemesi anlamına gelebilir. Oysa bu tarz bir yorum doğru değildir. Deniz trafiğinin geçiş koridorunun tanımı açısından; Marmara Denizi’nin tamamı Türk Boğazları sistemi içerisinde yer almaz. Marmara Denizi’nin geçiş için kullanılan ve Trafik Ayırım Şeridi ile belirlenmiş bölümünün Türk Boğazları içerisinde yer aldığı varsayılır ve gemiler, geçiş serbestisi açısından, Sözleşme hükümlerinden ancak bu bölge için yararlanabilirler.

    Türk Boğazları Neden Önemli?
    Türk Boğazları neden önemli? Her şeyden önce, Türk Boğazlarının haritadaki coğrafi konumuna haritada ilk bakıldığında görülen şey, Karadeniz’in ve Karadeniz’de kıyısı olan ülkelerin tek denizyolu kapısı olduklarıdır. Bu önem, Sovyetler Birliği’nin dağılması, Karadeniz’de yeni devletler ortaya çıkması; Bulgaristan’ın ve Romanya’nın Avrupa Birliği’ne girme aşamasında olması; gelişen ekonomiler nedeniyle ithalat ve ihracatın bölgede artması ve bunun deniz trafiğine yansımaları, ve hepsinden en önemlisi belki de, Yeni Basra Körfezi diye de adlandırılan “Hazar Denizi ve Orta Asya Petrolleri” nin dünya pazarlarına ulaştırılmasının en ekonomik yolunun Türk Boğazları olması dolayısıyla, günümüzde de giderek artmaktadır. Eylül 1992'de açılan Main nehrini Tuna nehriyle birleştiren kanal açılmış, böylelikle Rotterdam ile Köstence limanları arasında arasında bir Kuzey Denizi-Karadeniz-Akdeniz bağlantısı kurulmuştur. Boğazlar’ın önemi yalnız Karadeniz’in dünyaya açılan kapı olmasında değil, aynı zamanda Avrupa ile Asya kıtaları arasında en yakın nokta olarak kıtasal geçişi de sağlamasındadır.
    Bu önemi vurgulamak açısından tarihe de kısaca bir göz atarsak-daha sonra daha ayrıntılı inceleyeceğiz- Persler’in güçlü dönemlerinde M.Ö. 512 yılında 1. Darius’un ordusuyla Avrupa’ya geçerken İstanbul Boğazı’nın en dar yerinde gemilerden köprü kurdurarak ordusunu Avrupa’ya geçirdiği; oğlu Kserkses 1’in yine Avrupa seferinde ordusunu Çanakkale’den Avrupa’ya geçirdiğini görüyoruz.

    Perslerin peşinden Anadolu’ya girerek İran ve Hindistan’a kadar büyük bir sefer düzenleyen ve kendisini “Zeus’un Oğlu” ilan ettirecek kadar büyük bir imparatorluk kuran; ancak bugün oyun kağıtlarının sinek papazı olarak yaşamını sürdüren Makedonyalı İskender de, MÖ 334 Yılı İlkbaharında; ordularını Çanakkale üzerinden Asya’ya geçirmiştir.
    Bunun gibi Osmanlılar da ilk Avrupa’ya geçişlerini sallarla Çanakkale Boğazı’ndan yapmışlardır.
    Dünya Savaşında Boğazları ele geçirmek ayrı bir önem taşıyordu. Amaç Rusya’ya yardım etmekti ama; Ruslar, Boğazlar’ın kendi müttefiklerinin dahi ellerine geçmesini istemiyorlardı. Bunların ayrıntılarını daha sonra göreceğiz.
    Türk Boğazları ile ilgili bazı ünlü tarihsel şahsiyetlerin neler dediğini dikkatlerinize sunmak isterim:
    Napoleon Bonaparte: “Eğer dünya tek bir devlet olsaydı, başkenti mutlaka İstanbul olurdu”
    Lamartine: “Orada Tanrı ve İnsan, Doğa ve sanat, yeryüzünde insan gözünün görebileceği en harika manzarayı oluşturmak için bir araya gelmişlerdir”
    Petrus Gyllius (16. Yüzyıl Fransız yazar) “İstanbul Boğazı, bütün diğer boğazlardan üstündür, çünkü iki denizi ve iki dünyayı tek anahtarla açmaktadır”

    Asya, Afrika ve Avrupa'nın kavşağında, önemli bir ulaşım yolu olan Akdeniz, binlerce yıldan beri, birçok uygarlığın mal ve kültür alışverişinde başrol oynamıştır. Bundan başka Akdeniz, sahne olduğu bütün siyasal çatışmalara rağmen, bir güneş ve tatil simgesidir, her yıl milyonlarca turist çeker.

    Deniz yolculuğuna pek elverişli olmamakla birlikte (düzensiz rüzgârlar ve akıntılar, sayısız gizli kayalıklar), Akdeniz öteden beri çok işlek bir ulaşım yoludur; dağlarla, çöllerle veya din, kültür ve siyasal rejim farklarıyla birbirinden ayrı kalmış bölgeleri birbirine bağlamış, böylece sürekli bir buluşma ve çatışma yeri olagelmiştir.

    Dünyadaki denizler arasında insanlığa en uygun ve en yakın deniz Akdeniz'dir. Çevresinde yüksek uygarlıkların doğmasında önemli rol oynayan Akdeniz, XIX. yüzyıla kadar büyük deniz savaşlarına da sahne olmuştur, llkçağ'da Fenikeliler, Kartacahlar, Romalılar; Ortaçağ'da Çenevizliler ve Venedikliler; Yeniçağ'da Venedikliler ve Osmanlılar üstün donanmalarıyla Akdeniz'e egemen oldular. XVI. ve XVII. yüzyıllarda Akdeniz bir Türk gölü durumundaydı. XVIII. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu gerilemeğe başlayınca Akdeniz'de İngilizler üstünlük kurdu. Cebelitarık, Malta ve Süveyş Kanalı gibi kilit noktalar İngilizlerin eline geçti. Zamanımızda ise Amerikan ve Sovyet donanmaları Akdeniz'de rekabet halindedir.

    Ekonomik bakımdan Akdeniz, tarihte birkaç defa Önemini yitirdi. Îlkçağ'da, Akdeniz doğunun lüks maddeleriyle batının hammaddeleri arasında önemli alışveriş alanıydı. Buna benzer bir alışveriş düzeni de Ortaçağ'da gerçekleşmiş, Venedik, baharat ticaretine egemen olarak üstünlük kazanmıştı. Ama Portekizlilerin aç&ğı Kap yolu, Akdeniz'de gerilemeğe sebep oldu ve bu durum ancak 1869'da, Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla düzeldi. O zaman Akdeniz, Hindistan ve Uzakdoğu yolunun can damarı haline geldi. 1967 yılında kanalın kapatılması, ikinci bir defa Akdeniz'in gözden düşmesine sebep oldu. Bu durum ancak 1975'te, kanalın yeniden açılmasıyla son buldu.

    Bu iniş çıkışlara rağmen, Akdeniz'in gerek ticaret alanında (Arap ülkelerinden petrol ithali), gerek sanayi alanında oynadığı rol, öneminden bir şey kaybetmiş değildir. Gerçekten de, İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinden beri, Akdeniz kıyılarında gittikçe artan sayıda sanayi tesisleri kurulmaktadır: petrol rafinerileri, gemi şantiyeleri, çelik fabrikaları v.b.


    Dünyada tespit edilmiş petrol rezervlerinin %65’ine, doğalgaz kaynaklarının ise% 41’ine sahip Ortadoğu coğrafyasının sıcak denizi olan Doğu Akdeniz,aynızamanda Büyük Ortadoğu projesinin de çekirdek bölgesi durumundadır.

    Tarihin her döneminde büyük güçler tarafından rekabet alanı olarak algılananve ciddi çatışmalara sahne olan Doğu Akdeniz , yakın gelecekte yine birçok açıdan Dünyanın gündemine gelecek ve 21.yüzyılın en keskin hesaplaşmasının yapılacağı bölge olacaktır.

    Bu bölgede, güvenlik ve istikrarı gelecekte tehdit edebilecek bir başka unsur daBölgenin yenilenebilir su kaynakları açısından fakirliği olacaktır.

    Doğu Akdeniz Havzası’ndaki ülkelerin birçoğu su açısından, çeşitli oranlarda Memba ülkelerine bağımlı ve ya su kaynaklarını kıyıdaş bir ülkeyle birlikte kullanmak durumunda olan ülkelerdir. Bu karakteristik özellik, havzada kıt olan su kaynaklarının kullanımının önemini arttırarak havzanın geleceğinde etkili bir rol oynayacaktır

    Boğazların Önemi
    Boğazlar, konumu ve tarihi önemi itibariyle, İstanbul Karadeniz kapısı, Çanakkale de Ege Denizi kapısı olarak, geçmişte taşıdıkları ve çağımızda taşımakta oldukları stratejik önem ve değer açısından daima birlikte mütalaa edilmiş ve edilmektedir.

    Her iki boğazda, klasik ve dar çerçevede sadece Akdeniz'i Karadeniz'e, Avrupa'yı Asya'ya bağlayan su geçitleri ya da köprüler değil, Akdeniz'in öteki önemli su geçitlerinden Cebelitarık ve Süveyş kanalı ile de bütünleşerek, dünyanın büyük denizlerini (Atlas ve Hint okyanusu gibi) ve büyük kıta kara parçalarını birbirine bağlayan, daha geniş anlamdaki jeopolitik konumuyla, dünya siyaset ve iktisadiyatı üzerine olan etkilerini bu gün de korumaktadır. Bu nedenlerledir ki, Türk Boğazları, uluslararası ilişkilere yön vermede daima odak noktası olmuşlardır.

    Boğazların tarihin akışı içindeki stratejik durumu ve jeopolitik konumuyla ilgili yukarıdaki kısa açıklamaların ışığı altında, tarihin eski dönemlerinden beri ön planda, Avrupa ve Asya ülkeleri arasında başlamış olan ekonomik, ticari ve siyasi ilişkilerle, askeri hareketler, sürekli olarak Boğazlar bölgesinde cereyan etmiştir. Başka bir deyişle Boğazlar, dünyanın diğer parçalarında pek görülmemiş ardı arkası kesilmeyen mücadelelere sahne olmuştur.

    Bu açıdan Türkiye, jeopolitik ve jeokültür levhalar üzerinde bir sınır ülkesidir. Yani batıdan Avrupa kültürü, kuzeyden Rus kültürü,doğudan Asya kültürü ve güneyden Afrika ve Arap kültürü ile sınırlıdır. Dolayısıyla Türkiye, aynı zamanda dünya kültürlerinin kesişme noktasında bulunur. Marmara Denizi,Çanakkale Boğazı ile Adalar denizine, İstanbul Boğazı ile de, Karadeniz'e bağlıdır. Adalar denizi güneyde, Akdeniz ile birleşir. Akdeniz ise, batıda Cebel−i Tarık Boğazı ile Atlas Okyanusu'na bağlantılıdır. Bu sebeple, Türkiye'nin üç tarafını çevreleyen denizler, dünya okyanuslarına açılmaktadır. Türkiye ve Karadeniz'e komşu olan ülkeler için boğazların çok büyük bir önemi vardıR







  3. 3
    Ziyaretçi
    Türkiye'nin bulunduğu konum itibariyle çok önemli bir yer tutar. Güzel olmuş ellerinize sağlık







+ Yorum Gönder
akdeniz ve karadeniz birbirine bağlayan boğazların önemi nedir,  boğazlar ve akdenizin türkiye için önemi,  akdeniz ve karadenizi birbirine bağlayan boğazların önemi,  akdeniz ve karadenizi birbirine bağlayan boğazların isimleri,  akdeniz ve karadeniz birbirine bağlayan boğazların adı nedir
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi