Akrabaların genetik yapılarındaki benzerlik ve farklılık

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Akrabaların genetik yapılarındaki benzerlik ve farklılık ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Akrabaların genetik yapılarındaki benzerlik ve farklılık





  2. 2
    Gizliyara
    Frmacil.com





    Cevap: akrabaların genetik yapılarındaki benzerlik ve farklılık

    Akrabaların genetik yapılarındaki benzerlik ve farklılık hakkında bilgi


    Evrimciler, canlılar arasındaki sözde evrimsel akrabalığı, bu canlılar arasındaki bazı genetik veya morfolojik benzerliklerden yola çıkarak öne sürmektedirler. Ancak, son yıllarda yapılan araştırmalar, genetik ve morfolojik benzerliklerin, canlı türleri arasında evrimsel bir ilişki olduğu iddiasına delil teşkil etmediğini göstermiştir.

    Genler aynı fakat görünüş farklı

    Bu alanda yapılan en son çalışmalardan biri ABD Ulusal Bilim Vakfı tarafından yürütüldü. Penn Eyalet Üniversitesi'nden evrim biyoloğu Blair Hedges başkanlığında yürütülen çalışmada su kuşlarının genleri karşılaştırıldı. Ancak aynı ailenin üyeleri oldukları iddia edilen kuşların, gerçekte genetik açıdan birbirine hiçbir şekilde benzemediği ortaya çıktı. Araştırmanın sonuçları şöyle özetleniyordu:

    Su kuşlarının genleri, kuşların bedensel özelliklerini temel alan geleneksel akrabalık gruplamalarından tamamen farklı bir soy ağacı ortaya çıkardı.

    Evrimciler bugüne dek fiziksel özellikleri karşılaştırma yolu ile, türler arasında akrabalık ilişkileri kurmuşlardır. Ancak araştırmacılar DNA analizleri sayesinde fiziki özelliklerden yola çıkılarak çizilen evrim soy ağaçlarının geçersiz olduğunu artık fark etmiş bulunuyorlar.

    Araştırmanın şaşırtıcı bulguları arasında, birbirine çok benzer genlere sahip canlılar arasında herhangi bir bedensel benzerlik olmadığı saptandı:

    "Çamurda yürümesini sağlayan uzun bacaklarıyla, flamingonun en yakın akrabası, çamurda yürüyen uzun bacaklı bir başka kuş değil, ancak dalmak üzere yapılmış kısa bacaklarıyla sıska dalgıç kuşu çıktı."

    Evrim biyoloğu Blair Hedges bu sürpriz buluş karşısındaki şaşkınlığını şöyle belirtti:

    Genleri birbirlerine diğer başka kuşlarla olduğundan daha çok benzeyen iki tür, dışarıdan hiçbir benzerlik göstermemekteler.

    Görünüş aynı ama genler farklı

    Benzer bir buluş ise Meksika'da yeni bir semender türünün bulunması ile ortaya çıkarıldı. Önce bir semender bulduklarını düşünen bilim adamları, DNA analizi sonrasında, buldukları fosile semender diyemeyecekleri sonucuna vardılar. Çünkü ellerindeki fosil, her ne kadar bilinen semenderle tıpatıp aynı olsa da genetik olarak çok farklıydı. ABD Ulusal Bilim Vakfı tarafından bu sonuç şöyle açıklandı:

    Toprakta yaşayan bu semender, birkaç yüz mil ötedeki dağın eteklerinde yaşayan semenderlerin tıpatıp aynısı görünüyor. Fakat California Berkeley'deki zoologların yaptığı DNA analizi, apayrı türler olduklarını gösteriyor.

    İşte bu noktada, çok büyük bir şaşkınlık hakim olmaktadır: birbirinin aynısı olmalarına rağmen, genetik açıdan tamamen ayrı türler olarak sınıflandırılmaları gerekmektedir. Çalışmayı yürüten California Berkeley Üniversitesinden biyolog David Wake, vardığı sonucu çok açık olarak şöyle ifade ediyor:

    Birbirlerinin yakın akrabaları değiller.

    Görüldüğü gibi dış benzerlik genetik benzerlik dahi gerektirmemektedir. Bu nedenle uzmanlar bu sonucu büyük bir sürpriz olarak nitelendirmektedirler. Çünkü genetik olarak çok farklı olmaları kesinlikle ortak bir atadan evrimleşmedikleri, birbirleriyle akraba dahi olmadıkları sonucunu getirmektedir.

    Bu değerlendirmeler ışığında evrimcilerin bedensel veya genetik benzerliklerden yola çıkarak varsaydıkları sözde evrimsel yakınlıkların geçersiz olduğu anlaşılmıştır. Böylece bugüne dek çizilmiş olan tüm soy ağaçlarının da bilimsel bir temele dayanmadığı, evrimci ön yargılarla oluşturuldukları ortaya çıkmaktadır.

    Cheryll Dybas, Genes of Aquatic Birds Reveal Surprising Evolutionary History, National Science Foundation - Official News-Media tip, 1 Ağustos 2001

    Cheryll Dybas, New Salamenders Turn up From DNA Analysıs, National Science Foundation, Official New Media Tip, 1 Ağustos 2001

    UBA'nın Sitokrom-C ve Hemoglobin Yanılgısı

    UBA'nın kitapçığında, canlıların sitokrom-C ve hemoglobin gibi moleküllerinin karşılaştırılması yoluyla elde edilen soy ağaçlarının evrim teorisine delil sağladığı iddia edilmektedir. Bu iddiaya göre, canlı türlerinin bu tür moleküllerinin amino asit dizilimleri arasındaki farklılıklar, bu canlıların birbirlerinden evrimleştiklerini göstermektedir. Bu da tümüyle yanlış bir iddiadır. Bazı türlerin sitokrom-c veya hemoglobin moleküllerinde bazı benzerlikler bulunması, bu canlıların birbirlerinden evrimleştiklerine delil olamaz.

    Herşeyden önce belirtmek gerekir ki, başka moleküller üzerinde yapılan kıyaslamalar az önce incelediğimiz gibi, son derece farklı ve hiçbir evrim şemasına oturmayan çelişkili sonuçlar vermektedir.

    Biyokimyacıların, sitokrom-C gibi bazı proteinler üzerinden yaptıkları kıyaslamaları bir tabloda topladıklarında buldukları ise şudur: Türleri moleküler yapılarına göre gruplara ayırmak mümkündür. Ve bu gruplar, karşılaştırmalı anatomi ile varılan gruplarla uyuşmaktadır. Ancak, böyle bir protein atlasında ilginç olan, bu grupların veya alt sınıfların her birinin diğerlerinden tamamen izole edilmiş, tamamen ayrı olmasıdır. Gruplar arasında hiçbir geçiş veya ara sınıf bulunmamaktadır, aynen fosil kayıtlarında veya günümüzdeki canlılar dünyasında ara türler olmadığı, türlerin keskin hatlarla ayrıldığı gibi.

    Avustralyalı biyokimyacı Michael Denton, Dayhoff Atlas of Protein Structure and Function gibi sitokrom farklılıklarını gösteren tabloların bu tür ara geçiş eksikliğini çok belirgin şekilde ortaya koyduğuna dikkat çeker. (Richard Milton, Shattering The Myths of Darwinism, Park Street Press, 1997, s.183)

    Bu konuda dikkat çeken bir başka nokta ise şudur: Evrimcilere göre en ilkel organizma hücre çekirdeği olmayan bakterilerdir. Hücresinde çekirdek olan daha yüksek organizmalar, mayadan insana kadar, ökoryat olarak adlandırılır. Eğer tüm ökaryotlar bakterilerden türediyse -ki evrimcilerin iddiası budur- o zaman sitokrom-C gibi proteinlerde, kademe kademe farklılaşma görmeyi beklersiniz. Ancak, bulduğunuz şudur: insandan kangruya, meyve sineğinden tavuğa, ayçiçeğinden çıngıraklı yılana ve penguenlerden fırıncıların kullandığı mayaya kadar tüm ana sınıfların sitokrom-c'leri, bakterilerin sitokrom-c moleküllerinden aynı derecede farklılık göstermektedirler. (%65 ile %69 arasında değişen bir farklılık vardır).

    Michael Denton bu konuda şu yorumu yapar:

    İnsan, lampri (emici bir su hayvanı), meyve sineği, buğday ve maya gibi farklı organizmalardan alınan ökaryotik sitokromların hepsi, bu bakteriyal sitokromla, yüzde altmış dört ila yüzde altmış yedi arasında bir dizilim uyuşmazlığı sergilemektedir. Ökaryotik türlerin maya gibi tek hücreli organizmalardan, memeliler gibi çok hücreli organizmalara kadarki müthiş varyasyonu göz önüne alındığında ve ökaryotik sitokromların kendi aralarında yüzde kırk beşe kadar çeşitlendiği değerlendirildiğinde, bunun modern bilimin en şaşırtıcı bulgularından birisi olarak kabul edilmesi gerekir. (A. Ferguson, Biochemical Systematics and Evolution, Blackie, Glasgow, 1980 )

    Daha da olağanüstü olan ise, evrimci şemanın en temel iddiası olan balıktan amfibiyene, amfibiyenden sürüngene, sürüngenden memeliye geçiş iddiasının biyokimyada hiçbir delil bulamamasıdır. Amfibiyenler, sürüngenler ve memeliler gibi kara omurgalılarının protein farklılıkları, balıklarınki ile karşılaştırıldığında, yine hepsi eşit derecede izole olmuş olarak çıkarlar. Evrimsel diziden beklenen kademeli farklılaşma görülmemektedir.

    Atlar, tavşanlar, kurbağalar ve kaplumbağalar, sitokrom-c'leri açısından sazan balığından %13 farklıdırlar. Denton, "Moleküler seviyede balıktan amfibiyene, amfibiyenden sürüngene ve sürüngenden memelilere evrimsel geçişin hiçbir izi yoktur. Örneğin, balıklarla diğer kara omurgalıları arasında ara geçiş canlısı olarak görülen amfibiyenler, moleküler açıdan balıklardan diğer sürüngenler ve memeliler kadar uzaktır." (Richard Milton, Shattering The Myths of Darwinism, Park Street Press, 1997, s.184 ) demektedir.

    Görüldüğü gibi, UBA'nın moleküler biyolojiden evrim teorisine kanıt olarak gösterdiği olguların tamamı birer yanılgıdır, veya evrimci bilim adamlarının kasıtlı çarpıtmalarıdır.







+ Yorum Gönder
akrabaların genetik yapılarındaki benzerlik,  akrabaların genetik yapılarındaki benzerlik ve farklılıklar
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi