Etkili iletişim aşamaları nelerdir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Etkili iletişim aşamaları nelerdir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Etkili iletişim aşamaları nelerdir





  2. 2
    HARBİKIZ
    Bayan Üye





    Cevap: etkili iletişim aşamaları nelerdir
    Bir iletişim sürecinin etkili olabilmesi için öncelikle mesaj iletilen simgelerin benzer bir biçimde tanımlanması ve dilin anlaşılır bir şekilde kullanılması gerekir. Aynı simge kaynak ve hedef tarafından aynı algılanmalıdır. Bir fıkra bunu çok güzel özetlemektedir. “Düşmek” fiilinin “İnmek” anlamında kullanıldığı bir yörede yetişmiş olan şahsın yolu bir gün İstanbul’a düşer. İstanbul’da akrabasının evine gitmek için minibüse biner. İnmek istediği yere geldiğinde “Kaptan ben düşeceğim” der. Şoför ise şöyle arkasına dönüp bakarak biraz da sert bir ifade ile “Amca sıkı tutunursan düşmezsin” der. Burada iletişimde simgelerin farklı algılanmasının beraberinde iletişimsizliği doğurduğu gözlenmektedir.

    İletişimde mümkün olduğunca çoklu kanal kullanılmalıdır. Mümkünse bütün duyu organlarımızla büyük bir uyum içerisinde mesajın hedefe iletilmesi sağlanmalıdır.

    Ayrıca, iletişimde maksada ulaşılıp ulaşılmadığının öğrenilebilmesi için dönüt mekanizmasının çok iyi kullanılması gerekir. Dönüt bir iletişimde amaca ulaşılırlığın en belirgin göstergesidir. “Ben söyledim”, “Yapılmasını emrettim” gibi cümleler işin yapıldığı anlamına gelmeyebilir. Neticenin öğrenilmesi, dönütün alınmasıdır asıl belirleyici olan.

    İletişimde başlangıç önemlidir.

    İletişim yalnızca bilgi alış verişi değildir.

    İletişim kişiye değil kişiyle yapılır.

    İletişim bir bütündür.

    Polis-Halk İletişimi

    Kanunlarla kendisine verilen yetkileri kullanarak görevini yerine getirmeye ve aynı zamanda halka hizmet vermeye çalışan polis, halkla sürekli etkileşim içerisinde bulunmaktadır. Bu etkileşim sonucunda halkta, polis hakkında çeşitli tutum ve davranışlar oluşmaktadır. Yine etkileşimle ortaya çıkan bu durum, bir uyum içerisinde gerçekleşmektedir.[7]

    Toplum içerisinde halk ile bire bir temas kurmak zorunda olan polis, kişilerin her türlü sorunlarıyla duyarlı bir şekilde ilgilenmek zorundadır. “Bir suçluyu merkeze getirmek üzere araçlarına bindiren polisler, yolda araçlarının benzini bitince durdular. Ancak emniyet mensuplarının cebince benzin alacak paraları olmayınca, zanlıdan maddi yardım aldılar.”[8] “Polis tutukladığı hırsızı serbest bıraktı. Serbest kalan hırsız, memlekete dönecek parası olmadığını söyleyip polislerden borç para istedi, aksi halde yine hırsızlık yapmak zorunda kalacağını ima etti.”[9] Yapılan hizmetlerde bazı aksaklıkların olması, kimilerinin memnun olurken kimilerinin de rahatsız olması hizmeti sunan kurumun/bireyin içerisinde bulunduğu durumla doğrudan ilgilidir. Bir adi suçtan karakola müracaat edip mağduriyetinin giderilmesi için polisin zor kullanmasını isteyen de, başka bir durumda polis zor kullanıyor diye şikayette bulunan da polisin hizmet sunduğu vatandaştır. Polis, içerisinde bulunduğu sıkıntılarına rağmen bunları dışa vurmadan, profesyonel bir anlayışla yasaların kendisine verdiği görevleri yerine getiren bir kamu görevlisidir.

    Polis kendisinin üniformalı bir vatandaş olduğunu asla unutmamalıdır. [10] Polis, yerine getirdiği görevi itibariyle hata yapma lüksü olmayan bir misyonu eda etmektedir. Nasıl ki bir doktorun hatası, hastanın hayatına mal olabilmektedir, bir hakimin vereceği yanlış karar bir insanın hayatını karartabilir, aynen o şekilde polisin vazifesi itibariyle hata payı bırakma gibi bir şansı yoktur.

    “Bir kez hata yaptım, duyduğum azarın haddi hesabı yok. Bunun iki katı iyilik yaptım, ağzını açıp takdir eden bir kişi bile yok” [11] sözüyle Carnegie aslında toplum içerisinde yapılan her işin normalmiş ve sadece hataların cezalandırıldığını belirtiyor. Genel yönetim anlayışında olduğu gibi toplumun her kesiminde de benzeri bir durum yaşanır. Başarılı olma durumunda teşekkür edilmek pek düşünülmez. Fakat bir olumsuzluk anında adeta kişiler idama mahkum edilir. Hafta sonlarında Pazar akşamları eğer spor programlarını seyrederseniz her kanalda her yorumcu başarılı olan takımın dahi başarısız olduğu yönlerini irdeler. Oysa motive etmek adına en kolay ve en basit hediye olarak bir “Teşekkür” dür.

    Dorothy L. Nolte’nin şiirini polise uyarlayacak olursak:

    Eğer bir polis:

    Sürekli eleştirilirse, herkesi kırar ve ayıplar.

    Kin ortamında bulunuyorsa, devamlı kavga eder.

    Alay edilip aşağılanıyorsa, yaşadığı toplumdan sıkılır ve utanır.

    Utandırılarak terbiye edilmeye çalışılırsa, devamlı olarak kendini suçlar.

    Eğer bir polis:

    “Hoşgörü” ile yetiştirilmişse, her zaman sabırlı olur.

    Desteklenip yüreklendirilirse, kendine güven duyar.

    Övülüp beğenilirse, takdir etmenin gerekliliğini bilir.

    Hakkına saygı gösterirlerse, adil olur.

    Güven ortamı içerisinde ise, inançlı olur.

    Kabul ve onay görürse, kendini ve çevresini sever ve saygı duyar.

    Toplum içinde dostluk ve arkadaşlık görürse, hem kendisini hem de çevresindekileri mutlu eder.[12]

    Halkın Polisi(ni) Tanıması

    Çağımızda polisin en önemli sorunlarından birisi de tanıtımdır. Tanıtım sayesinde halk kamu örgütleri ve çalışmaları hakkında bilgi sahibi olan birer vatandaş konumuna gelir.[13] Halkla her zaman iç içe olan polisimizin halk tarafından daha iyi bilinmesi ve anlaşılması görevini yapmaktaki motivasyonu ve başarısı açısından önemlidir. Bunun sağlanması da iyi bir tanıtımla olur. Her zaman için önemli olan halka hizmeti en iyi ve verimli bir şekilde sunmaktır. Eğer bütün kurumlar bu noktada elbirliğiyle, başka bir tabirle “imece” usulüyle bir çalışma yürütürlerse toplumun ilerlemesinin önüne hiç kimse geçemez. Bu noktada basın organlarına büyük görevler düşmektedir. Tanıtımın olumlu olarak halka aktarılması halkın bakış açsının yanında işlerin yapılışı konusunda da bilgilenmelerini de sağlar.

    Halk, kendi polisini tanımak ister. Günümüzde polis karakollarının 24 saat kesintisiz hizmet verdiği bir çok vatandaş tarafından bilinmemektedir. Bu konuda ciddi bir tanıtımın olmaması da ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. “Kişi bilmediğinden korkar” atasözü ile de tanınmamış, bilinmeyen nesnelerin insanlar üzerindeki olumsuz etkilerinin var olduğu vurgulanmak istenilmektedir.

    Polis, görevini yerine getirirken yaptığı işin anlatılamamasından ve anlaşılmamaktan rahatsızlık duymaktadır. Polisin karşılaştığı olaylarda genellikle olayla ilgili olarak yetkililerce herhangi bir açıklama yapılmadığı düşünülmektedir.[14] Polis, bu noktada kurumsal olarak amir ve müdürlerinden destek beklemektedir. Oysa ki her olayda kişiler aydınlatılsa, polisin hangi görevde nasıl davranmasının gerektiği ve tatmin edici bilgilerle açıklayıcı bir nitelikte olursa herkes kendi sınırları içerisinde üzerine düşen görevi layıkıyla yapmış olacaktır.

    Yapılan olumlu ve olumsuz örneklerin basın yolu ile aktarılması ve bu konuda objektif olunması toplumun yararına olacaktır. Görevli olmadıkları halde kimlik kontrolü yapan polislerin işlendiği haber ile bireyler bilgilendirilirken, polislerin de yanlış hareket tarzını benimsememelerinin gerekliliği vurgulanmaktadır.[15] Yapılan operasyonların ve elde edilen başarıların aktarılması da polisi motive ederken toplumdaki olumsuz davranışlar sergilemeyi adet haline getirmiş grupların da topluma kazandırılmaları ve ya en azından o davranışlarından vazgeçmelerinin sağlanması açısından önemlidir.[16]

    “ Polis konuşamaz, derdini anlatmaz, anlatamaz...

    Ve bunu kimse bilmez.

    Belki yaptığı yanlışlar da bu yüzdendir.

    Bunu da kimse düşünmez.”[17]







+ Yorum Gönder
etkili iletişim aşamaları,  etkili iletişimin aşamaları,  iletişim aşamaları,  etkili iletişim aşamaları nelerdir,  etkili iletişim aşamaları nelerdiretkili iletişim aşamaları nelerdir
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi