Noktalama işaretlerinin insan hayatındaki önemi nedir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Noktalama işaretlerinin insan hayatındaki önemi nedir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Noktalama işaretlerinin insan hayatındaki önemi nedir





  2. 2
    Forumacil
    Özel Üye





    Cevap: noktalama işaretlerinin insan hayatındaki önemi nedir




    noktalama işaretlerinin insan hayatındaki önemi nedir hakkında bilgi



    Nokta: Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.).

    Virgül: Yazılı cümlelerde birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime grupları arasına konulan, kısa bir durmayı göstermek için kullanılan noktalama işaretinin adı (,).

    Üç nokta: Tamamlanmamış cümlelerin sonuna veya başına yan yana konulan noktalama işaretinin adı (…).


    Bunları neden yazdığımı düşünüyorsunuz sanırım. Bazılarınız “Enteresan birşeyler anlatı-cak herhalde bu adam”, bazılarınız da “Ohoo hiç okuyamam şimdi” diyor.. Hiç heveslenmeyin, enteresan bir şey anlatmayacağım. Aksine her allahın günü yaşadığın/mız sıradan bir durum hakkında bişeyler söyleyeceğim..

    Noktalama işaretlerini sadece yazı yazarken mi kullanıyoruz? Hayatını bir şiir, hikaye vb. gibi görenleriniz için bu işaretler aslında kişiliğimizi, yaşam tarzımızı gösteren birer ipucu.
    Herkesin en çok kullandığı, kullanmaktan zevk aldığı, kullanmaya korktuğu bazı işaretler vardır. Ama genel özellik şudur. Çok az kişi bunun farkındadır.

    Noktalama işaretlerinden hangisini baş rolde oynatan hayatta daha başarılı olur bilemiyorum. Ama şunu söyleyebilirim. Sanırım toplum olarak “nokta” ya karşı bir korkumuz, antipatimiz var. Ya da ben herkesi kendim gibi zanlediyorum.

    Nokta kullanımı hayatın düzenini gösteriyor kanımca. En çok noktayı kullananlar sanki daha bir derli toplu yaşıyorlar. Hayatın tamamına bakınca, nokta sayesinde daha bir rahat okunuyor.

    Zordur nokta kullanmak. Cesaret ister. Çünkü nokta koyulduktan sonra dönüş yoktur geri. Daha doğrusu olmamalıdır. Kişi geri dönmeye kalkışırsa tekrar, o zaman hikaye iyice içinden çıkılmaz bir hal alır.

    Şimdi bir paragraf düşünelim. Uzun bir paragraf olsun. Ama hikayenin tamamını anlatmasın. Sadece gençlik döneminin yazıldığı paragrafın bir parcası olsun. Bu paragrafda Nokta yerine sürekli virgül kullandığımızı düşünsenize. Cümlenin başından sonuna gelene kadar ne kadar çok şey anlatmış oluruz. Ama dezavantajı büyüktür. Okuyan kişi ne okuduğunu anlamaz çoğunlukla. Sonuna geldiğinde başını unutur, bütünlüğü sağlayamaz, zaten okumayı sevmeyen biriyse küfreder ve vazgeçer okumaktan.

    “Virgül” en çok kullandığım noktalama işareti olmuştur her zaman. Çünkü bir cümlenin tamamlandığını düşünmek zor gelmiştir bana. Hep eksik bir yanları kalmış gibi olur sanki.
    Ya da sonraki cümlelerle bağlantılı olacağına inandığımdan kullanamamışımdır noktayı.

    Bir de “noktalı virgül” vardır. Ben hiç kullanmadım şimdiye kadar. Sanırım kullanmam da. Henüz anlayamadım çünkü nerelerde kullanılması gerektiğini. Bir virgül adamı olmama rağmen, en azından noktanın nerelerde kullanılabileceğini, kullanılması gerektiğini bilirim. Bilmesine bilirim de, işte kullanmam gene de. O yüzden zaten herşey birbirine girer, kimse de birşey anlamaz. Arada anlamaya çalışanlar çıkar. Bakarlar olmayacak vazgeçerler. Suçları yoktur zaten. Yazarı kendisine “suçlu” lakabını taktıktan, ve kendi yazdığı hikayeyi anlayamadıktan sonra kime ne diyebilir ki.

    Üst üste olan iki nokta vardır. Neden üst üstedirler bilmiyorum, ben onu genelde yazılarımda değil başka yerlerde kullanmayı tercih ederim. Hangi noktanın erkek, hanginin dişi olduğu artık kişilerin zevkine kalmış…

    Sonra üç nokta vardır. Benim virgül kadar kullanmaktan çekindiğim bir işaret değildir. Üç noktayı, tek noktaya tercih ederim. Ama gene de biraz kolaya kaçmak gibidir genelde. Nokta gibi cümleyi bitirmez, virgül gibi devam etmeye cesareti olmaz. Kısacası zora gelemez, üç kağıtçıdır, cümlenin devamını okuyanın hayal gücüne bırakır biraz.

    Bunlardan başka bir de figüranlar vardır. Bunlar hayatın süsü olurlar genelde. Soru işaretleri, ünlemler, tırnaklar vs’ler girer insanın hayatına. Genelde bunların arasında en çok “ünlem”leri severim ben. İnsanın şaşırma becerisi olduğunu gösterirler. Pardon, sadece şaşırma değil. Çok şeyi karşılar. Korkuyu, şaşırmayı, sevinmeyi kısacası insanın hayatındaki kısa, ani olayları süsler.

    Ne yazık ki çoğu zaman soru işaretleri olur cümlelerimde. Şundan eminim ki herkes bu figüranların içersinde en çok soru işaretleriyle karşılaştığından yakınacaktır. .

    Şu anda aklıma gelen bir işaret daha var. “Kısa çizgi”ydi adı sanırım. Hani satırlara sığmayan kelimeleri bölmeye yarayan işaret. Bunu kullanmak biraz bilgi gerektirir. Aslında çok zor birşey değildir. Ama kişinin yaşadıklarının köklerinin, eklerinin tamamlayıcı unsurlarının neler olduğunu bilmesini gerektirir. Yani düşünmek gerekir hafiften. Bir süre sonra hangi kelime nerden ayrılmalı öğrenir insan.

    Bir işaret değil belki ama benim için en önemli işaretler ilk 3 üne giren bir şey daha vardır. Paragrafların oluşmasını sağlayan boşluklar. Sanırım boşluklar bilgisayar dünyasında da önemli kabul ediliyor. Zira klavyedeki en büyük tuştur “space” (boşluk) tuşu. Şimdiye kadar diğer işaretlerin yerlerinden bahsetmemiştim. Aklıma gelmişken onları da burada anlatayım.
    Şu anda görüyorum ki “nokta” ve “virgül” tahmin ettiğim gibi başrollerde. Kendi tuşları var. Ünlem, soru işareti iki nokta üst üste, noktalı virgül gibi figüranlar için ise bir tuşa daha basmak gerekiyor.

    Demin boşluklardan bahsediyordum. Gerçi önceki paragrafın arasına reklamlar gibi giren işaretlerin yerleri konusu beni boşluk konusundan uzaklaştırdı biraz ama bu paragrafta toparlamaya çalışacağım. Bu boşluklar genelde güzel görünürler. Yani çok karışmış olan bir paragrafı keser, bir nefes aldırır, sonraki paragrafa sanki yeniden bir hikayeye başlanıyor gibi gösterirler. Hayatı boyunca insan bu boşluklara defalarca düşer. Aslında bence bunun büyük faydası vardır. Üzerindeki yükü ağırlaşmış, aceleye gelmiş, içersinde zıt düşünceleri, kavgaları, barışları aynı anda barındıran paragraf yorucudur. Sonra dönüp bakıldığında okunması zordur. Hem bu boşluklarda insan kendini akıp giden harflerden soyutlayabilir, şimdiye kadar yazılan herşeyi tekrar gözden geçirebilir, ilerde neler yazılacağını düşünebilir, hatta bunlarla ilgili hayaller kurma fırsatı elegeçirir.

    Şimdi bir de kötü yanlarına bakalım bu boşlukların. Herkes birbirine benzer ama gene de kendine has özellikleri vardır. İşte bu, durumu güzel açıklar. Herkes, benim sevdiğim gibi boşlukları sevmiyor kanaatimce. Yani durup düşünmek, olan bitenle yüzleşmek zor ve sıkıcı geliyor toplumumuzda. İşte bu yüzden kişi kendini bir paragrafa kaptırıyor, hızla akıp giden harfler kelimeler arasında hikayesini bitiriyor. Hikayenin sonlarına doğru genelde farkediyor ve sürekli “keşke”li cümleler kurmaya başlıyorlar. Bir paragrafta ömrü tüketmek acı birşey.

    Ben her paragrafta yazarın kişiliğinin değişmesi ihtimaline rağmen severim bu boşlukları. Farklı şeylerin tadına bakmak, az da olsa her konudan bilgi edinmeye çalışmak gibidir. Bir süre sonra o “az da olsa”lar “daha da olsa” şeklinde değişebilir tabi, bu bünye meselesi biraz da.

    Yazının başından beri anlattıklarıma bakılınca benim bir “virgül” ve “soru işareti” kişisi olduğum ortaya çıkıyor. Sanırım bu seçimler konusunda pek azımız yetenekliyiz. Ama ben bu hikayeye bir konuk oyuncu katıyorum bu sıralar. Parantez onun ismi. Noktadan çekinen bu adam sokakta keşfetti bu yeteneği. Kısa sürede başrollerde yerini aldı gibime geliyor. Kesin de konuşmamak lazım belki de bu işaret de bu hikayede kendisi gibi bir “parantez” içinde kalır ve tamamlanmadığını belli ederken aynı zamanda tamamlanmaya cesaretin olunmadığını gösterir. Kim bilir belki de gülen bir yüzün bir parçası olur







+ Yorum Gönder
noktalama işaretlerinin önemi,  noktalama işaretlerinin insan hayatındaki önemi
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi