Genetik mühendisliği ile ilgili ortaya nasıl teoriler atılmıştır

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Genetik mühendisliği ile ilgili ortaya nasıl teoriler atılmıştır ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Gizliyara
    Frmacil.com





    Cevap: genetik mühendisliği ile ilgili ortaya nasıl teoriler atılmıştır


    Gen Mühendisliği Teoriler


    Son yıllarda (1960 lardan bu yana) canlılığın temeli olarak bilinen çekirdek asitleri çok sözü edilir hale gelmiş ve zaman zaman "hayatın sırrı" diye halk efkârına takdim edilmiştir.

    Canlıların hayatları ve kendi hayatlarının bitiminde de soylarını devam ettirmelerinin sırrı gerçekten bu asitlerdedir. Çoğu kimse, canlının hayatının devamı süresince yaşaması için gereken hususiyetlerini sürdürmedeki rollerinden çok, soy vasıflarının nesillere aktarılmasındaki rollerine alâka duymakta veya meraklar bu yönde tahrik edilmektedir. Gerçekten bu mevzuda çok ilginç görüşler de ortaya atılmıştır. Hayatın doğuş sırrını çözmek, verâsetle geçen bozuklukları önlemek, yeni canlı türleri geliştirmek, veya canlılara istenilen özellikleri kazandırmak... gibi. Bu bapta "gen mühendisliği" adıyla yeni bir disiplin ortaya konmuştur. Genlerin yapı ve fonksiyonları, verâset mekanizması keşfedilip, istenilen yerde, istenilen yönde müdahele etme prensiplerini bulmak düşünülmektedir. Ayrıca bu yolla bir canlı nevinden diğer bir canlının gelişip gelişemiyeceği de araştırılmaktadır.

    Mevzu, bu yönleriyle ehemmiyet kazanmaktadır ve aktüalite ile ilgilenen, belli düşünüş sistemleri üzerinde görüş sahibi olan kimselerin, hakkında az çok mâlumatı olması gerekmektedir.

    Genlerin (DNA) denilen "deoksiribonükleik" asitlerden meydana geldiği bu asitlerin çekirdekte bulunup, canlıya gerekli olan bütün protein, enzim, hormon, antikor, hemoglobin, insülin... gibi terkiplerin yapım formüllerini şifreler halinde kompüter bantı gibi sakladığı... Bu terkiplerden herhangi birinin imali gerektiğinde "messenger RNA" (mesajcı ribonükleik asit) in gerekli bilgiliyi (DNA) dan kopya edip, çekirdekten sitoplazmaya çıktığı... Sitoplazmada bulunan ribozomların şifreyi hızla okuyup seri halde istenen terkibi üretmeleri , ilgili bilgi materyallerinde ve bu dergi ile "Bilim ve Teknik" gibi popüler dergilerde yayınlanmıştır., DNA nın yapısı Wattson-Crick modeli ile açıklanır ve şifreyi meydana getiren bazlar, şifrenin taşınıp çözülmesinin mekanizması da, adı geçen kaynaklarda izah edilmiştir. Bir insan hücresinde bulunan (DNA) nın sakladığı bilgi, bir milyon sayfalık bir ansiklopediyi dolduracak kadar geniştir. (Dünyanın en büyük ansiklopedisi olan Encyclopedya Britannica'nın 1978 baskısı 40 bin sayfadır.) Bu bilgiler canlının yapısına ait proteinlerin yapım formüllerini, vücudun inşa programını ihtiva eder. Nihayet üreme hücreleri yoluyla aynı proğram yavruya aktarılır. Böylece canlı kendine benzer nesilleri meydana getirir.

    Nükleik asitlerin bu fonksiyonları nasıl yaptıklarını kimse "gözüyle görmüş" değildir. Ancak elektromikrografi denilen ışın saptırıcı cihazlarla elde edilen gölgelerin tecrübeli gözler tarafından yorumlanması ve deneylerle doğrulanması ile kabullenilen nazariyelerdir. DNA teorisi biyolojide "Santral doğma" diye adlandırılır. Bununla beraber teorinin ayrıntıları için emin olmasak bile temel işleyiş mefhumunun doğru olduğuna güvenebiliriz.

    Her canlının proteini kendine hastır. Bundan ötürü iki insan arasında doku nakli zorluklan vardır. Çünkü proteinleri farklıdır. Bu sebeple her fert, genlerinde kendine has şifreler taşır. Yeniden sentezlenen her protein, bu şifreye göre olur. Bu her dokuda geçerlidir. Göz rengi hücreler yenilendikçe aynı kalır. Beyin hücreleri bile yenilenir, ama bilgi-hafıza kaybolmaz. Deri yenilenir, ama yine aynı deri gelir. Böylece canlı karakteristik özelliklerini korur. Burada çok şâyan-ı dikkat bir nokta vardır: İnsan veya başka bir canlının vücudu birçok dokulardan, dolayısıyla farklı hücre tiplerinden meydana gelmektedir. Kas dokusunu meydana getiren hücreler ile sinir dokusunu meydana getiren hücreler çok farklı yapıya sahip olup, gördüğü vazife itibariyle hem kantitatif, hem kalitatif yönden farklı enzim tiplerine sahiptirler. Her organın dokusu, diğer organdan farklıdır. Karaciğer hücresi ile pankreas hücresinin fonksiyonları bir değildir. Halbuki bütün bu hücreler bir tek döllenmiş hücreden (zigot) çoğalmaktadırlar. Bir hücre kendi kopyasını çıkarabilir ama, farklı dokuların bir kombinezonu olan canlının muhtelif hücreleri nasıl çok ayrı Özellikler geliştirerek bütünleşip bir sistem haline geliyor"

    Bu mevzuda DNA nın transkripsiyon aralarında "sessiz" duruma geçirildiği ve bu arada gerekli değişikliğin elçi RNA tarafından nasılsa yapıldığı gibi hiç bir açıklama getiremeyen teoriler mevcutsa da; mesele, muasır biyolojinin önünde hâlâ bir muamma olarak durmaktadır.

    Vakıa, genlerin anlaşılıp çözümlenmesinde büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. 1961 de Crick'in 3 DNA nükleotidinin bir amino asiti şifrelediğini bulmasından sonra Nirinberg bazı şifrelerin anlamını çözdü. 1970 de Khorana başka şifreleri de çözmeyi başardı. Bu gün ise E. Coli bakterisinin 4000 geninden 650 si deşifre edilmiştir. Fakat bakteri genleri gelişkin canlılara göre çok basittir. Ayrıca istediğimiz bir şifreyi de kodlamak imkânsız durumdadır. Ancak manipülâsyon denilen bir canlının geninden bir parçayı başka canlıya aktarma işlemi yapılmaktadır ve bu bakterilere tatbik edilebilmektedir. Bu mevzudaki gelişmeler de şöyle hülasa edilebilir: Wemer Arber 1960 yılında bazı bakterilerin kendilerine DNA enjekte eden virüslerin bu DNA larını parçaladıklarını bulmuştu. 1970 de Hamilton Smith hemophilus influenzae bakterisinin virüs DNA sini bazı enzimlerle cerrah gibi kestiğini buldu. Bu enzimleri bakteriden özütleyip gen parçalayıcı materyali elde etti. Böylece gen cerrahisi gelişti. Artık bir bakterinin geninden bir parça alınıp diğer bakteriye aktarılıyor, o bakteride olmayan Özellikler gelişiyordu. Pierre. Charbon E. Coli bakterisine bir beyin hormonu olan somastatini imal ettirdi. 1978 de aynı bakteriye pankreas salgısı olan insülin yaptırıldı. Fakat bunlar esasen bir yapının mühendisliği için çok kifayetsiz muvaffakiyetlerdi. Bu yüzden bir çok bilim adamları gen mühendisliği tabirini yersiz bulmaktadırlar. Mühendisliğini yaptığımızı söylediğimiz şey, sadece yine canlılardan alınan bazı ajanlarla mevcut genleri değişikliğe uğratmak veya başka inorganik maddelerle genin kimyevî yapısını etkilemekten ibarettir. DNA ya istediğimiz bir şifreyi yazmak ve böylece Hugo de Vries'in hayal ettiği reptil yumurtasından kuş "çıkarıvermek" gibi korkunç derecede değişiklikleri ne anatomik, ne de fizyolojik olarak kabul etmek, aklı başında hiçbir genetikçinin mümkün göreceği şey değildir.

    Bu araştırmalar insanlık için çok yararlı gelişmeler getirecektir. Tabii olarak elde edilmesi çok zor olan insülin gibi maddeler bakterilere yaptırılabilecek, artık madde ve zehirleri yok eden bakteriler geliştirilecek, belki bazı bitkilere değişik fonksiyonlar icra ettirmek kabil olacaktır. Fakat gelişkin canlıların gen yapılarının korkunç derecede karmaşıklığı göz önüne alınarak rahatlıkla denilebilir ki veraset mekanizmasına bütünüyle hâkim olup her istenen değişikliği yapabilmek imkân haricidir. Geleceğin nelere hâmile olduğu bilinemez. Fakat biz bütün gelişmelerin akışını birden değerlendirme ve kıyaslamalar yapma imkânına sahibiz. Geleceğin kültürü elbette bugünün kültürü üzerine bina olacaktır. Bilgilerimiz aklın alamayacağı büyük gelişmeler gösterse, bile veraset mekanizmasının tarifinden aciz olduğumuz derecedeki kompleksliği, meselenin içinde bulunan genetikçiler için fazla hayalci olmayı engellemektedir. Biz henüz messenger DNA nın transkripsiyon esnasında DNA nın ikinci kolunu transkorpe etmesini sağlayan mekanizmanın ne olduğunu hayal bile edemiyoruz. Birinci kolu seçseydi bütün işlemler tersine dönerdi.

    Milyonlarca yıldır yeryüzünde trilyonlarca canlının hücrelerinde mikroskobik seviyede işleyip duran bu sistemin küçük bir birimini bizzat yürütmeyi dava edecek olsaydık, daha transkripsiyon işlemi başlarken binlerce hata olacak, belki de ona başlamaya mahal kalmadan canlı ölecekti. Ancak insana çalışmasının ve yaradılışın kanunlarını çözmesinin mükâfatı olarak elektriğin keşfi ya da portakalın mutasyonu ile Vaşington portakalının elde edilmesi gibi rahmânî hediyeler verilebilir.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi