Günümüzde nakşibendi tarikatı

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Günümüzde nakşibendi tarikatı ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Gizliyara
    Frmacil.com





    Cevap: günümüzde nakşibendi tarikatı

    Nakşibendi Tarikatı Hakkında


    NAKŞİBENDİ TARİKATI

    1. Genel:

    a. Tarihi Gelişimi:

    Esasları, Hicri 718 (1218) yılında Buhara'da doğan ve Türk soyundan olan Muhammed Bahaüddin Nakşibend tarafından konulmuş, İslam ülkelerinde ve özellikle yurdumuzda yaygın olan bir tarikattır. Nakşibendi tarikatını kuran Muhammed Bahaüddin Nakşibend, Hacegan Tarikatı şeyhlerinden Muhammed Baba Semmasi tarafından yetiştirilmiştir. Söz konusu tarikat, Osmanlı İmparatorluğu'nun da resmi tarikatı olmuştur.
    Nakşibendi tarikatı, Bahaeddin Nakşibend'in halifelerinden Alaattin Atar, Zahid Bedahşi ve Muhammed Parsa tarafından çok geniş bir bölgeye yayılmış ve bilhassa Yesevi tarikatının bulunduğu bölgelerde geniş taraftar İmam Rabbani'nin oğulları vasıtasıyla hem nakli hem tasavvufi ve hem de pozitif ilimlerin öğretildiği bir medrese (okul) ve halka açık bir müessese haline gelmiştir.

    Tarikatın İstanbul'a ilk gelişi, Fatih Sultan Mehmet zamanında Molla İlahi vasıtasıyla olmuştur. Ancak bununla birlikte tarikatın Osmanlılarda genişlemesi 18. asırda gerçekleşmiştir. Bu dönemde Mevlana Ziyaeddin Bağdadi ile genişleyen tarikatın aynı zamanda Osmanlı padişahlarından da büyük himaye ve itibar gördüğü bilinmektedir.

    Sünniliğin ön planda tutulduğu, zikir ve adabında sükunetin hâkim olduğu bu tarikat, Türk kültürüne, halk eğitimine ve Anadolu birliğine büyük katkılar sağlamış bir tarikat olarak kabul edilmektedir.

    Nakşibendi Tarikatı tarihi, gelişimi içerisinde çeşitli kollara ayrılmıştır. Değişik dönemlerde tarikat silsilesi içerisindeki bazı zatların isimlerine izafeten farklı şekillerde isimlendirilmiş, ancak Bahaeddin Nakşibend'den sonra genel olarak "Nakşibendilik" adıyla anılmıştır.

    Tarikatın Gelişimi:

    (1) Hz. Ebu Bekir'den Ebu Yezit Bistami'ye kadar "Sıddıkiye",
    (2) Bistami'den Abdülhalik Gücdüvani'ye kadar "Tayfuriye",
    (3) A. Gücdüvani'den Muhammed Bahaeddin Nakşibend'e kadar "Haceganiyye",
    (4) Bahaeddin Nakşibend'den Ubeydullah Ahrar'a kadar "Nakşibendiyye",
    (5) Ubeydullah Ahrar'dan İmam Rabbani'ye kadar "Nakşibendiyye-i Ahrariye",
    (6) İmam Rabbani'den Şemseddin Mazhar'a kadar "Nakşibendiyye-i Müceddidiyye (Rabbaniye)"
    (7) Şemseddin Mazhar'dan Mevlana Halid'e kadar "Nakşibendiyye-i Mazhariyye", Mevlana Halid'den sonra "Nakşibendiyye-i Halidiyye" olarak anılmıştır.

    b. Amacı:

    Devletin sosyal, siyasi, ekonomik ve hukuki temel nizamlarını dini esas ve inançlara göre düzenlemektir.

    c. Stratejisi:

    İslami esaslara dayalı devlet düzeninin ihyası yönünde, doğal taban olarak nitelenen Sünni toplumun desteğini almak suretiyle parlamenter sistem içerisinde nihai amaca ulaşma yönünde bir strateji benimsemişlerdir.

    2. Teşkilatı:

    a. Günümüzde Faaliyet Gösteren Önemli Nakşibendi Grupları taraftar kitleleri dikkate alınarak:

    (1) İskender Paşa (Esad Coşan) Cemaati,
    (2) Erenköy Cemaati (Musa Topbaş, Sami Ramazanoğlu, grubu),
    (3) İsmail Ağa Cemaati,
    (4) Adıyaman (Reşit Erol) Menzil Grubu şeklinde tasnif edilmektedir.

    b. Yurtiçi ve Yurtdışı Faaliyederi: (1) İskender Paşa Cemaati:

    Ünlü Nakşibendi Şeyhi Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi'nin 1850'li yıllarda kurmuş olduğu Gümüşhanevi Dergahı içerisinde yetişen v£ Nakşibendi Tarikatı'mn önde gelen isimlerinden biri olarak bilinen Mehmet Zahit Kotku'nun kurucu ve ilk şeyhliğini yaptığı gruptur. 1958 yılından itibaren İstanbul İskender Paşa Camii'nde imamlık yapan Kotku'nun 1980 yılında ölmesi üzerine, tarikat liderliğini damadı Prof. Esad Coşan üstlenmiştir. (Prof. Esad Coşan, 3 Şubat 2001 tarihinde Avustralya'da bir trafik kazasında ölmüş ve yerine oğlu Nurettin Coşan cemaat lideri olmuştur).
    Mehmet Zahit Kotku, faaliyetlerin kanunlar çerçevesinde sürdürülmesine azami hassasiyet göstermiş ve bunun neticesi olarak da herhangi bir adli soruşturmaya maruz kalmamıştır.

    Kotku döneminde basın yayın alanında herhangi bir faaliyeti görülmeyen grubun, Prof. Esat Coşan'ın başa geçmesiyle birlikte bu alanda önemli atılımlar yaptığı görülmüştür. Bu meyanda çıkartmış olduğu mecmua ve dergilerin, açmış olduğu radyo istasyonlarının yanı sıra TV kanalı kurma çalışmalarını da hızlandırdığı gözlenmektedir.

    Prof. Dr. M. Esad Coşan'ın vefatından sonra cemaatin yöneticiliğine getirilen oğlu Nureddin Coşan'ın ise dini konulardaki yetersizliği, uzun yıllar yurtdışında yaşaması, giyim ve yaşam tarzı gibi hususlar nedeniyle cemaat içerisinde eleştirilere maruz kaldığı ve adı geçenin yöneticiliğinin, bir kısım cemaat mensubunca uygun görülmediği öğrenilmiştir.

    Bu bağlamda Nureddin Coşan'ı tasvip etmeyen cemaat mensuplarının bir kısmının, Adıyaman Menzil grubuna bağlanmaya başladıkları yönünde bilgiler mevcuttur.

    Son dönemde cemaat tarafından İmam Hatip Lisesi mezunlarının polis olmalarına imkan tanımayan yasa hakkında cumhurbaşkanına söz konusu kanunu imzalamaması hususlarını içeren mektup, faks ve e-mail gönderme şeklinde bir kampanya başlatılması kararı alındığı istihbar olunmuştur.
    Anılan grubun faaliyetlerini özellikle Hak Yol Eğitim ve Kültür Vakfı ve İlim, Kültür, Sanat Vakıfları (İLK-SAV) çevresinde takip etmek mümkündür.
    Nakşibendi tarikatının günümüzdeki yayın organları arasında İslam, Kadın ve Aile, İlim Sanat, Panzehir gibi dergiler yer almaktadır.

    (2) Erenköy Cemaati:

    Nakşiler içerisinde bir diğer kol ise Mahmut Sami Ramazanoğlu'nun liderliğinde faaliyete başlamış ve günümüze kadar gelmiş olan Erenköy cemaatidir. M. Sami Ramazanoğlu, bir ara Gümüşhanevi Dergahı içerisinde yer almışsa da daha sonra Kalemi Dergahı'nın Şeyhi Erbilli Mehmed Esad Efendi'ye bağlanmıştır. Ömrünün kalan kısmını İslam'ın kutsal topraklarında geçirmek amacıyla 1979 yılında Suudi Arabistan'a giden Ramazanoğlu, 1984 yılında orada vefat etmiştir.

    Onun yerine grubun yayın organı Altınoluk dergisinde Sadık Dana adıyla yazıları çıkan Musa Topbaş geçmiş, Ahmet Taşgetiren, İsmail Lütfi Çakan ve Tahir Büyükkörükçü gibi şahıslar da cemaatin önde gelen isimleri arasında yer almıştır. Grubun lideri Musa Topbaş'ın maddi yönden durumunun iyi olduğu ve özellikle zamanının büyük bir kısmını ticari ilişkileri doğrultusunda yurtdışında geçirdiği gözlenmektedir.

    1986 yılında ilk olarak yayın hayatına başlayan Altınoluk Dergisi çevresinde halen faaliyetlerini sürdürdüğü bilinen grubun, Muradiye Kültür ve Eğitim Vakfı ile irtibatlı olarak çeşitli illerimizde özel okul ve üniversite hazırlık dershaneleri açmak suretiyle eğitim faaliyetleri içerisinde bulunduğu da bilinmektedir.
    16 Temmuz 1999 tarihinde ölen Musa Topbaş'ın yerine oğlu Osman Nuri Topbaş geçmiştir.

    (3) İsmail Ağa Cemaati:

    Mehmet Zahit Kotku'nun ölümüne kadar İskender Paşa Cemaati içinde yer alan Mahmut Ustaosmanoğlu, Kotku'nun ölümüyle birlikte ayrı hareket etmeye başlamış ve kamuoyunda İsmail Ağa Cemaati olarak bilinen yeni bir grubu oluşturmuştur.

    İsmini, Mahmud Ustaosmanoğlu'nun imamlığını yaptığı İsmail Ağa Camii'nden alan grup, daha ziyade caminin hemen yanında inşa edilmiş olan kuran kursları ve bilhassa bu kurslara iştirak eden talebelerin kıyafetleriyle dikkatieri çekmektedir. İstanbul Fatih semtinde yoğun olarak yaşayan grubun elemanları, sank, şalvar ve cübbeden oluşan giyim tarzlarıyla diğer Nakşi gruplardan farklılık göstermektedirler.
    Radikal tavırlarıyla da diğer gruplardan farklılık gösteren bu grubun katı bir imaj vermiş olması, tabana yayılmasında engel teşkil etmiş ve zannedildiğinin aksine geniş bir yapılanmaya gidememiştir.

    Söz konusu cemaatin son dönemde de eskiden olduğu gibi eğitim faaliyetlerine ağırlık verdiği ve Cübbeli Ahmet Hoca lakabı ile tanınan Ahmet Ünlü'nün çeşitli illerimizde verdiği vaazları, yine eğitim seviyesi belli bir düzeyinde altındaki halk kitlesi arasında dikkat çekmeye ve taraftar bulmaya devam ettiği gözlenmektedir.

    Bu meyanda söz konusu cemaatin eğitim faaliyetleri kapsamında;

    18 Ekim 2001 tarihinde İstanbul Silivri - Akören köyü civarında medrese olarak adlandırılan bir çiftlik evinde 18 yabancı uyruklu şahıs (Gürcü ve Çeçen) ile yaşları 8-21 arasında değişen 41 T.C. uyruklu şahsın irticai faaliyet içerisinde irticai yayınlarla birlikte yakalandıkları, çiftlik evinde İsmailağa Cemaati arasında Mahmut Efendi olarak tanınan Mahmut Ustaosmanoğlu ile Cübbeli Ahmet Hoca olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü'nün sözde felsefi görüşlerinin öğretildiği, 17 Ayrıca anılan merkezde;

    İrticai eğitim ve öğretime ilave olarak, Türkiye Cumhuriyeti devletinin mevcut anayasal düzeninin yıkılarak yerine anayasasının Kuran olduğu şeriat esaslarına dayalı bir devletin kurulmasının gerektiği,
    Şeriat yönetim şeklinin öncelikle Türkiye'de kurularak bunun diğer devletlere de örnek teşkil etmesi gibi konulann işlendiği tespit edilmiştir.

    Bunun yanı sıra cemaat hakkında elde edilen diğer bilgilerden;

    - Cemaate bağlı olarak; İstanbul Fatih ilçesinde kız ve erkek öğrencilerin ayrı ayrı olmak üzere bazı evlerde 15-20 kişilik öğrenci gruplarına paralı ve illegal olarak yatılı medrese eğitimi verildiği,

    - Anılan cemaat mensuplarının yasal olarak açılan kuran kurslarını da kendi aralarında medrese olarak adlandırdıkları ve burada eğitim gören öğrencilere medrese ismi ile hazırlanmış belgeler ve karne tanzim ettikleri,

    - Cemaat mensuplarının, İstanbul'da; Eyüp, Küçükçekmece, Sultanbeyli ve Ümraniye ilçelerinde de faaliyette bulundukları belirlenmiştir.

    - Son zamanlara kadar herhangi bir yayın organı bulunmayan bu grubun, 1995 yılı içerisinde Furkan isimli bir dergi çıkartmaya başladığı bilinmektedir. İsmail Ağa Dergahı, 1999 yılı içerisinde irticai terör örgütü İBDA/C'nin hâkimiyetine girmiştir. İBDA/C'nin lideri dahil çok sayıda mensubunun tutuklanması ve örgütün irticai çevrelerde destek bulamaması, İsmail Ağa Dergahı'nı marjinal hale getirmiştir. Söz konusu dergahın kısa sürede kendisini toparlaması beklenmemektedir.

    Nakşibendi tarikatı-İslam Ağa grubu içerisinde Cübbeli Ahmet Hoca lakabı ile tanınan ve Mahmut Ustaosmanoğlu'nun talebelerinden olan Ahmet Mahmut Ünlü 17.01.2002 günü İstanbul ilinde yakalanarak gözaltına alınmış 18.01.2002 günü İstanbul DGM'ce görevsizlik kararı verilerek sevk edildiği İstanbul ili Fatih Cumhuriyet Savcılığınca tutuklanarak İstanbul Bayrampaşa Özel Tip Cezaevine gönderilmiştir.

    (4) Adıyaman-Menzil Dergahı:

    Ülkemizdeki Nakşibendiler içerisinde yer alan bir başka kol ise Adıyaman'ın Menzil Köyü'nde, kendine has faaliyetleriyle dikkat çeken Siirtli Şeyh Muhammed Reşit Erol'un dergahıdır. M. Reşit Erol diğer kollardan ayrı olarak Nakşi Şeyhliğini babasından almıştır.
    Vatandaşlarımızın "Menzil Dergahı" olarak adlandırdığı Menzil Köyü, halk arasında adeta kötü alışkanlıklardan kurtulma için ziyaret edilmesi gereken bir yer olarak görülmekte ve bu maksatla da büyük ziyaretçi akınına uğramaktadır.

    Menzil'e giden ziyaretçilerin, şeyhin dergahında yemek yedikleri, arkasında namaz kıldıkları, sohbetlerine katıldıkları ve yapılan telkinle? neticesinde de bazı kötü alışkanlıklarını terk ettikleri bizzat gidenlerin yaşadıkları hususlar olarak anlatılmaktadır.
    1903 yılında Ankara'da geçirdiği bir kalp krizi sonucu ölen Muhammet Reşit Erol'un yerine kardeşi Abdülbaki Erol geçmiştir.
    Adıyaman Menzil Grubu Nakşibendilerin son dönemde legal organizasyonlar bünyesinde bir taraftan bol ve düzenli gelir getirici açılımlarına devam ederken diğer taraftan taban genişletme amaçlı faaliyetlerde bulundukları gözlenmektedir. Bu meyanda, söz konusu grup tarafından;

    - 2002 yılı içerisinde, FM bandında yayın yapacak bir radyo istasyonunun faaliyete geçirilmesinin planlandığı, "Semerkand FM" adıyla kurulacak olan radyo istasyonunun, öncelikli olarak Ankara ve İstanbul'a müteakiben de Türkiye genelinde yayın yapacağı,

    - Bahse konu grubun fikirleri doğrultusunda yayın yapan Semerkant Dergisi'nin merkezi tarafından, illerde bulunan grup mensuplarına ziyaretler yapılarak, grubun söz konusu illerdeki faaliyetleri hakkında bilgi alışverişinde bulundukları,
    - İstanbul'da "Biltek" isimli bir ilköğretim okulunun yaptırılması kararı alındığı, yaptırılacak okula cemaat mensuplarının 1000 dolarlık hisselerle ortak olabilecekleri,

    - 2001 yılı içerisinde "Eğitim, dergi ve ticaret" alanında Türkiye'de başlatılan çalışmalardan olumlu sonuçlar alması üzerine, aynı çalışmanın Avrupa'da da uygulamaya geçirilmesi kararı aldığı nitekim Rusya/Moskova'da bulunan cemaat mensubu öğrencilere yönelik Ekim 2001 ayı içerisinde bir dergah açıldığı öğrenilmiştir.

    - Bunun yanı sıra Adıyaman Menzil grubu yönetim kademesi düzeyinde Adıyaman/Kahta-Menzil köyünde 21-22 Temmuz 2001 günü yapılan toplantıda gündeme gelen hususlar, bölgede oluşan toplumsal hassasiyet açısından dikkat çekmiştir.
    Söz konusu toplantıda; "Mayıs-Temmuz 2001 ayları arasında Menzil köyüne ziyarete gelen taraftar kafilelerine, bölgede kontrol yapan güvenlik güçlerince fişleme yapıldığı şeklindeki şayialar ve kaba davranıldığının belirlenmesi bağlamında, tepki gösterilmesinden korkulduğu, bu nedenle cemaat mensuplarının, itidalli davranmaları için uyarılması gerektiği" ifade edildiği,
    Bu meyanda, Adıyaman Menzil'e alternatif oluşturmak maksadıyla cemaat yöneticisi Abdülbaki Erol'un babasının doğduğu Siirt'te de Menzil Köyü benzeri bir yapılanma gerçekleştirilmesinin planlandığı öğrenilmiştir.
    Günümüzde grubun, Afyon termal kaplıcalarında bulunan tesisleri, özellikle yaz aylarında Abdülbaki Erol'un da buraya gelmesi ile birlikte ikinci bir ziyaret merkezi olma özelliğini kazanmıştır.

    Ayrıca Ankara Esenboğa yolundaki Pursaklar mevkiinde bulunan külliye, sağlığında M. Reşit Erol'un günümüzde de Abdülbaki Erol'un ziyaret7 edip kaldıkları mekânlar arasında bulunmaktadır.

    Ayrıca, ABD'nin Afganistan'a yaptığı harekatla ilgili olarak;

    Radikal İslami yorum ve uygulamaları ile belirginleşen Mahmut Ustaosmanoğlu grubu Nakşibendi kesimin, Müslüman-Hıristiyan mukayesesi noktasından harekede Müslümanı kayıtsız şartsız destekleme görüşü doğrultusunda tavır aldıkları,
    İsmail Ağa Cemaati mensuplarının da cep telefonları ile "Şu anda Müslüman kardeşlerimize kafirler hain saldırıya başladılar. Allah için duaya Resülüllah için salavata, Müslüman kardeşlerimiz için bu gece gözyaşı dökelim, en az 10 kardeşini uyar. Allah yardımcımız olsun. Amin" yazılı mesajlar gönderdikleri belirlenmiştir.

    3. Yan Kuruluşları ve Destekleyen Sivil toplum Örgütleri:

    a. İllegal kuruluşlarla belirlenmiş bir faaliyetine rastianmamıştır. Legal alanda kurmuş oldukları;

    (1) Muradiye Kültür ve Eğitim Vakfı (Erenköy Cemaati),
    (2) Hakyol Eğitim ve Kültür Vakfı (İskender Paşa Cemaati) kanalıyla faaliyetlerini sürdürmektedirler.

    b. Kurmuş oldukları şirketler, okullar, dershaneler ile yayın organlarından elde ettikleri paralar ile faaliyetlerini idame ettirmektedirler. Yaygın bir halk kitlesine de sahip olduğundan, bu kitlenin de önemli sayılabilecek derecede yardımları olduğu bilinmektedir.

    4. Destekleyen Basın Yayın Organları:

    a. Altınoluk Dergisi (Erenköy Cemaati Yayını),
    b. İslam Dergisi (İskenderpaşa Cemaati Yayını),
    c. Kadın ve Aile Dergisi (İskenderpaşa Cemaati Yayını),
    d. İlim Sanat Dergisi (İskenderpaşa Cemaati Yayını),
    e. Panzehir Dergisi (İskenderpaşa Cemaati Yayını),
    f. Furkan (İsmail Ağa Cemaati Yayını, halen kapalıdır),
    g. Yavuz TV ve Yıldız TV (Kocaeli),
    h. Akra FM (İskenderpaşa Cemaati),
    ı. Beyan Dergisi (İsmail Ağa Cemaati),
    j. Yavuz TV ve Yıldız TV (İskenderpaşa Cemaati).

    5. Mali Kaynakları:

    Kurmuş olduklan şirketler, okullar, dershaneler ile yayın organlarından elde ettikleri paralar ile faaliyetlerini idame ettirmektedirler. Yaygın bir halk kitlesine de sahip olduğundan, bu kitienin de önemli sayılabilecek derecede yardımları olduğu bilinmektedir.

    5. Değerlendirme:

    (1) İskender Paşa (Esad Coşan) cemaati,

    Tarikatın Esad Coşan'm ölümünden sonra kamuoyuna eski yoğunlukta gelmediği, bunun da tarikatın liderliğine getirilen Nureddin Coşan'ı onaylamadığı anlamına gelebileceği, bu nedenlerle söz konusu tarikatın faaliyederinde bir durgunluk yaşandığı kıymetlendirilmektedir. Yine de ticari, siyasi ve taban açılarından oturmuş bir yapısı olan tarikatın kısa süre içerisinde eski etkinliğini yeniden gösterebileceği, tarikat lideri' konusundaki sıkıntıları Nureddin Coşan'ı değiştirerek aşmaya çalışacağı değerlendirilmektedir.

    (2) Erenköy Cemaati (Musa Topbaş, Sami Ramazanoğlu grubu)

    Söz konusu grubun önümüzdeki dönemde yurtiçi ve yurtdışındaki eğitim ve ticari faaliyetlerine devam edeceği değerlendirilmektedir.

    (3) İsmail Ağa Cemaati,

    Söz konusu cemaatin İBDA/C terör örgütü ile ilişkisi olması ve bu örgüte karşı güvenlik güçlerinin başarılı operasyonlarda bulunması, anılan cemaati de olumsuz olarak etkilemiştir. Ayrıca cemaatin önemli isimlerinden Cübbeli Ahmet Hoca'nın hapis cezası alması, cemaat açısından büyük bir olumsuzluk oluşturmuştur.
    Bu nedenle söz konusu cemaatin önümüzdeki dönemde geçmişe oranla çok daha etkili olarak eğitim ve propaganda faaliyetlerini sürdüreceği değerlendirilmektedir.

    (4) Adıyaman (Reşit Erol) Menzil Grubu, şeklinde tasnif edilmektedir.

    Son dönemde söz konusu grubun her alandaki faaliyetlerini arttırdığı, irticai faaliyetlere karşı alınan tedbirlerden, eğitim ve finans alanlarında ciddi bir etkinlikte bulunmadığı için yasal sınırlandırmalardan etkilenmediği, bu nedenle içindeki faaliyetlerini arttırarak devam ettirdiği, özellikle de son bir yıl içerisinde yurtdışına açılım yaptığı gözlenmektedir.

    Anılan grubun önümüzdeki dönemde yasal bir engelle karşılaşmadan taban genişletme ve yurtdışındaki eğitim ve ticari faaliyetlerinde ciddi bir atılım göstereceği değerlendirilmektedir.

    Ülkemizde mevcut tarikatlar içinde en yaygın ve etkili olanlardan biridir. Bütün tarikatların ana kaynağı ve Osmanlı padişahlarının da Nakşibendi olması halk arasında ayrı bir önem taşımaktadır. Tarikat içindeki İsmail Ağa Cemaati dışındaki diğer gruplar kanunlara saygılıdır. İsmail Ağa Cemaati taraftarları, diğer gruplara göre daha cahil, daha fakir ve daha katıdır. İstanbul'da Fatih semtinde daha yoğun olan bu grup önem arz etmektedir. Potansiyel gücü itibariyle tehdit olma özelliğini koruyan bir tarikat olduğu kıymetlendirilmektedir.
    Nakşibendilerin, özellikle doğu ve güneydoğu Anadolu bölgelerimizde etkili olduğu bu bağlamda tarikatın Türk siyasal ve dini hayatındaki etkinliğinin bundan sonra da devam ettireceği, bazı siyasal partilerin ise oy kaygısıyla bu tarikat ile temaslarını sürdüreceği değerlendirilmektedir.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi