Ramazan ayını kutsal yapan olaylar nelerdir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Ramazan ayını kutsal yapan olaylar nelerdir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1

  2. 2
    Forumacil
    Özel Üye





    Cevap: ramazan ayını kutsal yapan olaylar nelerdir



    ramazan ayını kutsal yapan olaylar nelerdir hakkında bilgi


    Ramazan ayı insanları kurtuluş yolan götüren, doğruyu yanlıştan ayıran Kur'an'ın indiği aydır.” (Bakara, 185)
    Kur'an-ı Kerim'de ismi açık olarak geçen tek ay olan Ramazan Müslümanlar için ayların sultanıdır. Ramazan ayının değerini bizzat Allah (cc) Kur’an’da şöyle belirtmiştir:
    “Ramazan ayı, İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve hak ile batılı birbirinden ayıran apaçık belgeleri kapsayan Kur'an onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya şahid olursa artık onu tutsun. Kim de hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, size zorluk dilemez. Bu kolaylığı tamamlamanız ve sizi doğru yola ulaştırmasına karşılık Allah'ı büyük tanımanız içindir. Umulur ki şükredersiniz.” (Bakara-185-187)
    Ramazan ayını kutsal yapan en büyük olaY Kur'an-ı Kerim bu ay içerisinde bulunan Kadir gecesinde indirilmiş olmasıdır. Bu sebeple Ramazan Kur’an ayıdır.
    Ramazan ayı, teravih namazlarıyla, sahurdaki güzellikleriyle, mukabelelerde okunan Kur'an-ı Kerim tilavetleriyle, hatimleriyle, sahurdan evvel kalkıp kılınan Teheccüd namazlarıyla, iftar anının heyecanıyla, Kadir gecesindeki manevi coşkusuyla, hayır ve hasenatıyla, fitre ve zekâtıyla, bayram sabahı neşesiyle yaşadığımız bir ömrün hasat vaktidir.
    Ramazan ayı, Müslümanların en önemli ibadetlerinden biri olan Oruç ibadetinin yapıldığı ayın da adıdır.
    Orucun Müslümanlara farz olduğunu bildirilen ayette, “Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.” (Bakara 183) buyrularak bu ayın ve tutulan orucun insan için koruyucu bir kalkan olduğu belirtilmiştir.
    Âlemlerin Rabbi olan Allah’ımızın (cc) ezeli bir hutbesi olan Kur’an-ı Kerim, Ramazan ayını değerli kılan sebeplerin başında gelir. Çünkü kerim kitabımız Kur'an bu ayda indirilmeye başlamıştır.
    “Ramazan ayı insanları kurtuluş yolan götüren, doğruyu yanlıştan ayıran Kur'an'ın indiği aydır. “ (Bakara, 185) ayeti Ramazan ayının insanlar için bir kurtuluş ayı olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır.
    Ramazan ayı dinimizce en faziletli ve mukaddes bir aydır. Bu konuda Peygamber Efendimiz şöyle rivayet etmiştir: “Ramazan ayı girince Cennetin kapıları açılır, Cehennemin kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur.”
    Kur'an, Allah (cc) tarafından insanlara öğüt vermek ve yol göstermek için gönderilmiştir. Bu sebeple Kur'an insan için hayati bir değer taşır. Kur'an’ı okuyup anlamak ve ilkelerini hayatımıza tatbik etmek en büyük ibadettir.
    Başta Kur’an’ın kendisi olmak üzere Peygamber Efendimiz de (sav) Kur’an’da bize bildirilen hayat nizamını yaşamamızın bizi kurtuluşa götürecek tek yol olduğunu beyan etmişlerdir.
    Kur'an, Arş-ı azamdan, İsm-i azamdan, her ismin en büyük makamından geldiği için, bütün âlemlerin Rabbi itibariyle Allah'ın (cc) kelâmı ve bütün mevcudatın İlahı unvanıyla Allah'ın (cc) fermanıdır.
    Müslümanlar, Ramazan ayında Kur'an okumaya ve manasını anlamaya her zamankinden daha çok özen göstermek zorundadırlar.
    Her şeyden önce Kur’an’ın ne olduğunu anlamak lazımdır. Kur’an âlemlerin Rabbi olan Allah (cc) tarafından insanların yaşayışlarını tesis etmek için gönderilen bir kullanma kılavuzudur.
    Kur’an şuur sahibi varlıklara Allah’ı (cc) anlatan en büyük tarif edicilerin başında gelir. Bu anlamda Kur’an, Allah’ın Zatı, sıfatları, isimlerinin açıklandığı bir kitaptır.
    Hastalıklı bir asrın, hasta bir kıtanın, hastalıklı bir uzvun reçetesi; Kur'an'a bağlanmaktır. Çünkü Kur'an, şu büyük kâinat kitabının ezeli bir tercümesi ve Yaratılışın ayetlerini okuyan çok çeşitli dillerinin ebedi tercümanıdır.
    Kur’an gayb ve şahadet âlemleri kitaplarını tefsir eden büyük bir müfessir; yerlerde ve göklerde gizli ilahi isimlerin manevi hazinelerinin keşfedicisidir.
    Kur’an, İslâmiyet manevi âleminin güneşi ve temelidir. Biz Kur’an’a bakarak uhrevi ilimlerin mukaddes haritasını görebiliriz.
    Kur’an her asırda beşeri fikirler ve sistemler içinde boğulmaya yüz tutmuş insanlık âleminin tek doğru terbiye edicisidir.
    İnsanlık hakiki ilmi öğrenmek istiyorsa Kur’an’a sarılmak zorundadır. Bunun için Kur’an insan için hem bir şeriat, hem bir dua, hem bir hikmet, hem bir kulluk, hem bir emir, hem bir davet, hem bir zikir, hem bir fikir, hem insanın bütün manevi ihtiyaçlarına merci olacak çok kitapları içine alan tek, mükemmel bir mukaddes kitaptır.
    Allah (cc), Ramazan ayı içinde gizlediği Kadir gecesinin “Bin aydan daha hayırlı” olduğunu bize ayette şöyle belirtmiştir.
    “Gerçek şu ki, Biz onu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler. Fecrin çıkışına kadar o bir esenliktir.” (Kadir, 1-5)
    Ramazan, Oruç ve Sabır Ayıdır
    Kur’an ayı olan Ramazan-ı Şerif, feyizli bir hayatın yaşandığı mübarek bir mükâfat ayıdır. Nail olduğumuz sayısız nimetlerin kadrini hatırlatan bu ayda, fani lezzetlerden vazgeçip baki lezzetlere nail olmanın sırrına, Allah’ın (cc) emir buyurduğu oruç nimeti ile kavuşulur.
    Ramazan ayı oruç, ibadet ve sabır ayıdır. Allah'ın (cc) rahmet ve bağış kapılarının açıldığı ay olan Ramazan’da yapılan dua, ibadet ve iyiliklerin Allah (cc) katında daha değerli olacağını hususu yüzlerce hadiste bize bildirmiştir.
    Oruç, fazileti ve asli gayesi daimi bir ibadet şuuru içinde nefs engeliyle mücadele etmek ve nefsi baskı altında tutarak tesirini asgariye indirebilmektir. Oruç, hayat mücadelesinde zaruri olan “sabır, irade, nefsi arzulardan uzaklaşma” gibi hallerin talimi ile ahlâkî durumumuzu kemale erdirir. Yine bu ibadet, nefsin bitmez tükenmez arzularına karşı insanın şeref ve haysiyetini koruyucu bir kalkandır.
    Ramazan ayında tutulan farz ibadet oruç; sahibini, sebat, kanaat, hâle rıza, metanet, sabır gibi ahlâkî güzelliklere erdirmenin fazileti ile beraber mahrumiyet ve açlıkla nimetlerin kadrini hatırlatır ve bu vesile ile yoksulların hallerini düşündürüp onlara merhamet ve şefkat hisleriyle yüreklerimizi hassaslaştırır. Bu vasfıyla oruç, sosyal hayattaki kin, haset, kıskançlık gibi kitleyi huzursuzluğa boğan menfilikleri bertaraf etmekte en müessir bir ilâhî emirdir.
    Ramazan, Müslümanlar için her şeyleri ile yenilenme ayıdır. Bunun için hal ve hareketlerimize Ramazan’da daha çok dikkat etmek mecburiyetindeyiz.
    Ramazan-ı Şerif, mü’minlere fazilet ve olgunluk kazandırabilecek ilâhî bir rahmet mevsimidir. Oruçlu iken ağza bir şey girmemeğe dikkat edildiği gibi ağızdan çıkan kelâma da dikkat edilmelidir. Dedikodu ve incitmeden son derece sakınmalı ve orucun faziletini azaltmamalıdır. Peygamber Efendimiz (sav), “Oruç, oruçluya yakışmayan şeylerle zedelenmedikçe tutan için bir kalkandır.” buyurmuştur. “Oruçlunun oruçluyu zedelemesi ne demek?” diye soranlara da, “Yalan ve gıybetle...” cevabını vermiştir.
    Yine başka bir hadiste Peygamber Efendimiz (sav) hakkıyla oruç tutmayanlar için şöyle buyurmuştur: “Nice oruç tutanlar vardır ki, kendisine orucundan kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz!”
    Rabbim bütün Müslümanları Kur’an ayı olan Ramazan’dan en üstün şekilde istifade etmeyi nasip etsin.







  3. 3
    Ziyaretçi
    Allah razı olsun faydalandım







  4. 4
    imam
    Üye
    ramazan ayı nedir? neden kutsal?

    RAMAZAN (AYI)

    (Ramazan ayı arapça yazılışı رمضان)

    Oruç tutmanın farz olduğu hicrî yılın dokuzuncu ayı.

    Sözlükte “günün çok sıcak olması, güneşin kum ve taşları çok ısıtması, kızgın yerde yalınayak yürümekle ayakların yanması” anlamlarındaki ramad masdarından veya “güneşin güçlü ısısından çok fazla kızmış yer” mânasındaki ramd⒠kelimesinden türeyen ramazân kamerî yılın şâbandan sonra, şevvalden önce gelen dokuzuncu ayının adıdır. “Yaz sonunda ve güz mevsiminin başlarında yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur” anlamındaki ramadî kelimesinden ya da “kılıcı veya ok demirini inceltip keskinleştirmek için iki yalçın taş arasına koyup dövmek” anlamındaki ramd masdarından türediği de ileri sürülmüştür. Genellikle “şehr” (ay) kelimesine izâfe edilip şehru ramazân şeklinde kullanılır. Zayıf bir hadise (Ahmed b. Hüseyin el-Beyhakī, IV, 201-202; Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, II, 187) ve bazı tâbiîn sözlerine dayanan bir kısım âlimler ramazanın Allah’ın isimlerinden biri olduğunu, dolayısıyla “ay” kelimesini zikretmeksizin veya oruç ayının kastedildiğine dair bir karîne olmadan tek başına kullanılmasının câiz olmadığını ileri sürmüşse de bu görüş çoğunluk tarafından isabetli bulunmamıştır. Buhârî ve Nesâî birer bab ayırarak ramazan kelimesinin tek başına geçtiği hadisleri zikretmişlerdir (Buhârî, “Śavm”, 5; Nesâî, “Śıyâm”, 6). Bu ayın İslâm’dan önce Arab-ı bâide (Âd ve Semûd) döneminde “deymur” veya “źeymur” diye adlandırılıp senenin bu ayla başlatıldığı, Arab-ı âribe döneminde de “nâtık” veya “nâfik” ismiyle anıldığı, ramazan isminin ise hicrî takvimde yer alan diğer ay isimleriyle birlikte Arab-ı müsta‘ribe devrinde kullanılmaya başlandığı, İslâmiyet’in ortaya çıktığı dönemde de Araplar’ın bu isimleri kullanmakta olduğu nakledilir. Bazı kaynaklarda, bu isimlerin milâdî V. yüzyılın başlarında Hz. Peygamber’in beşinci dedesi Kilâb b. Mürre tarafından belirlendiği kaydedilmektedir. Klasik kaynaklarda “ramazânü’l-muazzam” olarak da adlandırıldığı belirtilen bu ay (Kalkaşendî, II, 405) Osmanlı belgelerinde (ن) kısaltmasıyla gösterilmiş ve “mübarek, şerif, mükerrem” gibi sıfatlarla birlikte yazılmıştır.
    DİYANET

+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi