İnsanlar hangi durumlarda yalnız kalır

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden İnsanlar hangi durumlarda yalnız kalır ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Suskun Karizma
    Özel Üye





    Cevap: İnsanların Yalnız (Dostsuz / Arkadaşsız) Kalmasının Sebepleri


    Bir kişisel gelişim uzmanı olarak ben , hocalarım ve konunun uzmanları tarafından; başarılı, kazanan ve genel olarak herkes tarafından sevilip saygı gören insanları incelerken tüme varım yöntemini kullandığımız gibi olayın tersini düşünüp tümden gelim yöntemi ile eksiklikleri veya hataları ve bunların nedenlerini de açıklayıp yanlışları temelinin nasıl düzeleceğini de ortaya çıkartmaya çalışırız.

    Çeşitli kişilik testleri belli gruptan insanlar arasındaki benzerlikleri vurgular. Yine de, diğerleriyle olan tüm benzerliklerine rağmen her insan gerçekte eşsizdir. Bu yüzden hiç bir test ve sınıflandırma bir insanı tam olarak tanımlamaya yetmez. Testlerle ve sınıflandırmalarla bir insan hakkında ancak genel bir fikir edinebiliriz. Bizler yine de hem kendimizi hem de çocuklarımızı ve çevremizdekileri daha iyi tanıyabilmek ve anlayabilmek amacıyla bazı genellemeler yaparız.
    Kişiliğimiz içimizden gelen dürtülere ve yaşadığımız çevrenin koşullarına bağlı olarak gelişir.
    Doğuştan getirdiğimiz bu dürtülere yaratılış özellikleri ya da mizaç diyebiliriz.
    Mizaç + Çevreyle etkileşim = Kişilik


    Şimdi çok sık rastlanan ve hem bu yüzden hemde insanın sürekli yaptığı yanlışları normal gibi algılaması nedeni ile insanların yalnız daha doğrusu "gerçek dostsuz veya gerçek arkadaşsız" kalma ve dolasıyla kaybeden olma sebeplerinin başlıcaları şu şekilde açıklanabilir:

    Unutmaması gereken önemli bir noktada yalnız (kaybeden) insanların çoğunluğu yalnızlık (dostu ve arkadaşı olmamasının nedenini) sebebini başkalarına atmasıdır.
    ilk önce yapmamız gereken "olabilir mi acaba" diye kendimize bir şans vermektir. Böylece başarılı, kazanan ve herkes tarafından sevilip saygı gören biri olmak, mutlak bir insanın isteyeceği, temel nitelikleri edinebilmeye başlayabiliriz,

    Yalnızlık kavramını düşünürken iki temel husus zaman-mekan kavramını anlamamız gerekir. Aynı zaman ve mekanda bir arada olmak zorunda olduğunuz kişiler sizlerin yalnız olmadığınızı yanılsamasına düşürür. Daha anlaşır bir ifade ile aynı iş yerinde yan yana oturduğunuz iş arkadaşı gün içerinde sizinle mecburen bir aradadır. Eğer bu kişi ile iş dışında görüşmüyorsanız yada bu kişinin departmanı değiştiğinde selamlaşmadan öteye muhabbetiniz gitmiyorsa siz sadece zaman-mekan birlikteliği kurmuş demeksiniz, bu samimi arkadaş veya gerçek dost olduğunuz anlamına gelmez. Tabi bu bağlamda örnekler çeşitlendirilip çoğaltılabilir.
    Önemli olan kendimizsek , kendimizin eksikliklerini düzeltmeye çalışmak gerekir.
    Kendimizde şu sıradan gelen yanlışların, içinde olduğumuz durumları değiştirmeye çalışmakla başlamak iyi bir başlangıç olur.
    İnsan doğası gereği ilişkilerinde “hatalar” yapar. Ancak bu hataların sıklığı dostlarımızı erken kaybetmemize yada hiç dost edinemememize yok açar. Şimdi sıralayacaklarım, bir dostluğun oluşmasına engel olan yada zamanla yıpranıp yıkılmasına yol açan ve insanların yaptığı çok önemli hataları içeriyor.
    Başlıca yada en sık karşılaşılan yanlış davranışları kısaca şu şekilde değerlendirilebilir :



    * Farklı Dünya insanı Olmak :
    Bir çok insanın sığındığı bir düşüncedir; ancak çok nadir görülür. Gerçekten marjinal bir kişiliğimiz yoksa yada gerçekten yetiştiğimizden farklı bir toplumda yaşamıyorsak artık bu mazereti bir kenara bırakmamız gerekir. Asosyal olmak yada şartların yalnız bıraktığı durumlar müstesnadır.


    * İtici Olmayın :
    Ortamdaki en doğru bilen kişinin siz olduğunuzu mu düşünüyorsunuz ? Yada en komik yada karizmatik... insanın siz olduğunu mu düşünüyorsunuz? Herkesin lafını sürekli keserek, yüksek sesle konuşanlardan mısınız yoksa? Çevrenizdekilerin yaptığı espiriye cevabınız gülmek ve espirili cevap vermek yerine laf mı çarpıyorsunuz ? Lütfen artık büyüyün, hiç kimse o kadar da ilginç yada kusursuz değil. Başkalarına da saygı gösterip onları dinlemeye ve anlamaya (empati kurmaya) başlayın. insanları kırmak ile kazanamayacağınızın farkına varın. ilk tanıştığınız insanlar size karşı bir irritasyon içindelerse , maalesef siz itici birisiniz. Sürekli itici olan insanlar, yeni tanıştığı insanların kendisinden uzak durma sebebini genelde karşısındakinde kusuru zannederler. Bir şeyi anlatırken karşısındakini bunaltmaları , lafı fazla uzatmaları, muhabbette susacakları zamanları anlayamamaları iticiliklerini artırır.



    * Sıkıcıysanız :
    Ne diyordun? Pardon dalmışım, kafam başka yerde vb. yada anlattıklarınızın ardından tek kelime ile "evet" deyip konuyu kapatanlar gibi repliklerle çok sık (yani arada sırada olanlar müstesna) karşılaşıyorsanız ? Size üzücü bir haberimiz var. Acı ama gerçek siz gerçekten sıkıcısınız! Hiç kimse komik yada ilginç olmayan hikayeleri tekrar tekrar dinlemek istemez. Mesela harika bir anınız olabilir. Ama sürekli ondan konuşuyorsanız , ilgi çekici ve eğlendirici de olmalısınız. Aksi halde susmayı öğrenmeye yada kendinizi geliştirmeye başlasanız iyi olur.
    Sıkıcı olmak arkadaşlık kuramamamızın en önemli sebepleri arasındadır ve çok çeşitli etkenleri olabilir, insanın kendini sıkıcı olduğunu fark etmesi de ve bunu kabullenmesi de bir o kadar zordur. Çevresindeki kimsede ona sıkıcı olduğunu söylemez ama işi bittiğinde uzak durmayı yeğler. Sıkıcı insanların ortak özellikleri arasında sabit fikirlilikleri, cahillikleri yada bilmedikleri ile övünmelerine sık rastlanır. Sıkıcı insanlara laf sırası geldiğinde lafı uzatmasın diye karşısındaki kişi konuyu eşelemez ve ayrıntıları öğrenmek için soru sormaz, bayram seyran dışında aramamaya çalışır, varlığı ve yokluğu bir anlam ifade etmeyeceğinden toplu şekilde yapılan organizasyonlarda gelip gelmemesi fazla önemsenmez. Muhabbetlerde "dur bunu da ... anlatsın" diye sıkıcı insana söz verilmek istenmez.

    İtici ve sıkıcı olmak arkadaşlık kuramamanın en önemli etkenlerinden ikisidir. Çok fazla başlık altında incelenebilir lakin en sık rastlanılan özelliklere göre :


    a) Büyüklük taslayanlar :
    Her olayda işin içine kendi egosunu karıştıran , kasıntı tiplerdir. Çevredekilerden farklı olduğu imajını vermeye çalışıp saygı kazanmaya çalışan yapmacık tavırlı kendini beğenmiş insanlardır. Bu tiplerin en çekilmez olanları sürekli çevresini aşağılayan itici kişilerdir.

    b) Yapmacık tavırlılar :
    Olayları abartıp yapmacık hal ve hareket takınan tiplerdir. karşıdakine bir türlü güven vermediklerinden doğal muhabbet etmek imkansızdır.

    c) Sürekli kusur arayanlar :
    Her şeyin bir eksiğini arayan , ortamın neşesini kaçıran bunaltıcı tiplerdir.

    d ) Özensizler :
    Arkadaşlarına hiç değer vermeyen, ilişkilerinde özensiz saygısız bir kişiliğiniz varsa işi bittiğinde aranmayan kişilerden olmayıda kabullenmelisiniz.

    e) Dış görünüşe önemi abartanlar :
    Gün olur devran döner güzel elbiseleri var diye sana gülenler , sana ilk tekmeyi atanlar olur, dostluklarda iç dünyaları bilmek gerekir

    f) Bencil tipler :
    Aşırı bencillik, her olgunun merkezine kendini yerleştirme davranışı sıkıntı veren bir tutumdur. Bu tiplerin baskıcı olanları hiç yanında durulmayacak kadar iticidirler.

    g) Karşısındakinin istemediğinde ısrarcı tipler :
    Özellikle arkadaşlarının istemediği davranışlarda gereğinden fazla ısrar etmek, insanları sıkar ve insanları zamanla kendinden soğutur.

    h) Sürekli Kendinden Bahsedenler :
    Laf sırası onlara geldiğinde sadece kendilerinden söz etmekle kalmayıp ‘"O değil de…" vb. diyerek lafınızı kesen ve sonra şahsi defterlerini anlatmaya geçenler… Dünyanın kendi etrafında döndüğünü zannedenler…Bu gibi insanların genelde dünya görüşü ve hayal gücü dar, sıkıcı insanlardır. Sürekli ara vermeden her lafta ben diye devam ederler.

    i) Hep Aynı Şeylerden Bahsedenler :
    Genelde kitap okuma alışkanlığı olamayan çok fazla gezmemiş insanlarda görünür. Bir kaç konusu vardır ve değişik cümlelerle sürekli(zaten muhabbet veya ortak konu aynı olmadığı halde) olayı o bağlama çekip aynı şeyleri söylerler, basit ve sıkıcıdırlar.

    j) Konu Anlamazları :
    Muhabbet den bezdiren sıkıcı insan tipidir. Örneğin siz kurt köpeği almaktan bahsediyorsunuzdur, o size evde vahşi hayvan beslenmemesi gerektiğini söylüyordur. Daha açıklayıcı bir örnek vermek gerekirse siz "para olduktan sonra ferrari ye de binersin" dersiniz o "ferrari güzel değil ben porshe seviyorum der" cümle yakın olsa da burada anlatılmak istenen arabanın markası değil paranın lüxü satın almasıdır, olayın araba ile alakası yoktur. Bunun çözümü bol bol okumak, cümlede anlam konusunu çalışmak, paragraf ve anlatım bozukluğu soruları çözmektir. Örneğin burada altı çizili kelimeler bilinçli bir şekilde vurgulanmıştır eğer o kelime vurgusuz olursa eksik anlamaya yol açar. Muhabbeti çekilmez en sıkıcı insan tiperinden biridir.

    k) Ezbere Muhabbetçiler, Sabit Fikirliler, Sen Bilmez sinler :
    Bütün hakemler satılmıştır, yol bitmiştir, kesin geliyordur... Farklı temalarda ezberledikleri birer ikişer cümle vardır, sıradan onları geçerler. Ezberledikleri sadece cümle de değil, o bakış açısıdır. Bilmedikleri hemen her şey yanlıştır ön yargısı ile bakarlar. Daha kötü durumdakiler "sen bilmezsin, sen anlamazsın..." tarzında konuşurlar. Bu tiplerin çoğunluğu karşısındaki sıkılıp lafı uzatmadığı için karşındakinin konuyu hiç bilmediği yanılgısına düşerler, daha da sıkıcı olanları konuyu uzatıp size kendi bildiğini "Kesinlikle, katiyen, olmazsa olmaz" gibi tarzında anlatarak zaman tüketirler. Bir konuda yanlış düşündüğünü anlasa bile mazeretler üretip eski bildiğinden ayrılmamak isteyen sabit insanlardır. Dümdüz, sığ, dar kafalı, yeniliğe kapalı insanlardır. Sıkıcıdırlar.

    l) Hayatımın Şeysi :
    Her okuduğu kitap hayatının kitabıdır, her dinlediği grup hayatının müziğidir. Geçen hafta hayatında gördüğü en güzel kasabaya gitmiştir. Her gördüğü olayda şok olmuştur. Her şeyden çok kolay etkilenir, çok fazla büyülenirler. En sonunda karşısındakine fenalık getirirler. Bu tipin bir özelliği de sıkışınca salağa yatıp bilemediğinden yaptığı imajını vermeye çalışmaktır. Sıkıcı darkalıp insanlardır.

    m) Dedikoducular :
    Keyifli muhabbet etmek imkânsızdır. Çünkü muhabbetten anladığı sadece dedikodudur. Kim kimden ayrıldı, kim kimin arkasından konuştu, son dakika gelişmeleri hep bunda... İç şişirirler, yanında ekleyip başkasına anlatacak diye bir şey konuşmaya çekinirsiniz.Sıkıcı insan tipidir.
    "Sadece centilmenler sır tutar"

    n) Oyun Bozucular, İstemezler :
    Her aktivitede sıkılan yada oyunu tadını veren unsurları her seferinde bozan, sürekli saçma sapan şeylere kafayı takan, kalabalık ortamlarda rastgele bir kişi seçip onun üzerinden propaganda yapıp yön saptırmaya çalışan, yeni bir fikri yada olayı sürekli anlamsızca istemiyen bunaltan sıkıcı insan tipi.

    o) Sıkılganlar :
    Sürekli bunalım muhabbet ve ajitasyon yapan her muhabbetin tadını kaçıran her olayda ilgi bekleyen sıkıcı tiplerdir. Genelde hımbıl ve gelişmeye kapalıdırlar, hareketli eğlenceleri sevmezler.

    p) Lafı Çok Uzatanlar :
    Bir şeyi anlatana kadar insana gına getiren , bir cümleyi iki kez arka arkaya tekrarlayan, aynı soruyu tekrar tekrar soran, karşındakine söz hakkı tanımadan konuyu kapatan sıkıcı tiplerdir.

    r) Mizah Güdüsü Olmayanlar :
    Bunu düzeltmekte zordur, anlatmakta :) "Mizah bir zeka gösterisidir.".



    * Kırıcıysanız :
    Eğer kaba saba davranan, çevresindekileri sürekli bir biçimde kıran maganda tavırlar içerisinde bulunan gerek yetki gerekse kaba kuvvet üstünlüğü ile insanların saygısını kazanmaya çalışanlar şunu bilinki ilk fırsatta çevrenizdekiler sizden kurtulmaya çalışacaklardır. Kim yontulmamış bir baltayla bir ortama gitmek yada bu benim arkadaşım diye başkalarıyla tanıştırmak isterki. Delikanlılık başka bir şey magandalık başka, efendi olmak her zaman fayda getirir. Bu tip insanlar çevresindekiler ses çıkarmıyor diye hal ve tavırlarını abartırsa iyice çekilmez olurlar. Mecburi muhabbet dışında uzak durulması gereken insan tipidir.


    * Yalancı yada Sözüne Sadık değilseniz :
    Herkes yanındakine güvenmeyi ister bu mutlaktır fakat zor olan kişinin kendisine, "evet ben işleri çok yalan söyleyerek geçiştirmeye çalışıyorum" demesidir. Çok zor kabullenen ve çok zor düzeltilebilen bir rahatsızlıktır (mitomani). Genelde "tamam hallederiz" gibi cümleler yada iddiaya girip "zaten öylesine laftı" gibi tutumlardan vazgeçmelisiniz. Tutamıyacağınız sözler yada zamanında gerçekleştiremiyeceğiniz vakitleri o anı geçiştirmek için vermeyin. Size beyaz görünen yalanlarda ışığın olmadığı yerlerde karadır.


    * Borcuna Sadık değilseniz :
    Dost kaybetmenin en kolay yollarından birisidir. Borç alındığı gibi geri verilmelidir. Kafanızdan "şunu da ona saysın" gibi aciz hesaplar yapmayın. Emanete verilen değer aslında karşınızdakine verilen değerdir. Kimse kendine değer vermeyen biri ile dost olmak istemez.


    * Menfaatçi iseniz :
    Faydası olan şeyler herkes sever ama sırf küçük tatminler için dostluklarınızı zedeliyorsanız bundan vazgeçin. Birisi ile samimi olmak, onun eşyalarını kendinizinmiş gibi kullanma hakkı vermez. Menfaatçilik sadece maddi anlamda değil manevi anlamda da itici bir durumdur örneğin en yakın dostunuzla muhabbet ederken iyi ama 3. bir şahıs geldiğinde onun saygısını kazanmak için arkadaşınıza laf sokuyor yada küçümsüyorsanız bu size saygı değil iticilik kazandırır.



    * Yüksek Sesle Konuşanlar yada Konuştuğu Anlaşılmayanlardansanız :
    Hiç gerek yokken bağıra bağıra konuşan bir model vardır. Artık o ses düzeyi onlara normal gelmeye başlamıştır. Kafa şişirirler, hayattan bezdirirler. Bir de gülmeye başlarlarsa, yanarsınız. Bu kolayca kişinin kabullendiği ama çok az insanın düzeltmek için uğraştığı bir alışkanlıktır. Eğer sizinde diksiyonda bir sorunuz varsa internet den indireceğiniz bir kitapla bile kendi kendinize düzeltebilirsiniz. ama önce şunu kabul edin kim söylediği anlaşılmayan yada bağıran bir haber spikerini izlemekten haz duyar ki ?


    * Temizlik :
    Kişisel temizlik apayrı bir konu ama kimse kokan bir insanın yanında uzunca kalmak istemez sadece bir not düşülecek olursa insanlar karşısındakinin elleri ve ağız temizliğine ilk karşılaşmada kafasında bir imaj oluşturur. yani bu çocuğa bile söylenmez ama ellerinizi yıkamayı, dişlerini fırçalamayı, banyo yapmayı alışkanlık haline getirin. Burada anlatılmak istenen titizlik hastası olun demek değildir böyle anladıysanız bu yazıyı Konu Anlamazları kısmından başlayarak tekrar okuyun...


    * Emrivaki insansanız , Ben Bilirimci iseniz :
    Biri ile dostluk kurduğunda her şeyi yapmaya hakkı bulunduğuna inanan insan tipidir. Anlamadığı işlere bile burnunu sokup size akıl vermeye çalışırlar. Haber vermeden eve gelir, sormadan sizin adınıza karar alırlar. Sizin eşyanız ortak, onun eşyası kendininmiş gibi davranırlar. Boğulmak istenen insan tipidir. "Yok o öyle değil" diye her konuyu kendince bakış açısıyla size kabul ettirmeye çalışan tiplerdir, "sen benim dostum değilmisin" " arkadaş arkadaşa böyle yapar" gibi saçma bakış açısına sahipseniz şunu bilin karşınızdaki ilk fırsatta sizden kurtulmak ve arayı soğutmak için bahaneler arayacaktır.


    * Cümleleri Yanlış ifade Edenler :
    Recep İvedik sendromu diyebiliriz :) Söylediği doğru fakat söyleme şekli yanlış olan kişilerdir, ortak özellik olarak dil bilgileri, kültürleri ve kelime hazneleri dardır. Beni kolay kolay kimse anlamaz diye mazeretleri cebindedir.


    * Güvenilmezler :

    Eğer dostlukarınızda güven yoksa , bırakın güveninizi sürekli sarsıp size zarar veren tipler gitsin bunların gidişi bir kayıp olarak görmeyin...


    * Vefasızlar :
    "Vefa semaya çekilmiş namı cihanda gezer." Arada bir eski dostları aramanın kimseye zararı olmaz.

    Liste daha da uzatılabilir....

    SONUÇ :
    Tabiki bir kişinin kendisinde olan bu eksiklileri fark etmesi, kabullenmesi ve düzeltmeye çalışıp düzeltmesi çok zordur. Kimse mükemmel değildir ama dünya da ki herkes yanlışta sizmi tam doğrusunuz o zaman ? madem öyle neden çevrenizde popüler değilsiz ? neden yalnızsınız ?
    Birde şöyle düşünün kim bu ve benzeri huyları olan bir dost ister ki ?
    Bu sayılan özellikler yada benzerlerini bir hata olarak nadiren yapmış ve bunun yanlış olduğu fark etmişseniz doğru yoldasınız demektir ama bu yanlışlıkları huy edinmiş ve artık sizin bir parçanız olmuşsa sorun sizde demektir.
    Bu saydıklarımın bir yada bir kaçı sizin mizacınızın %20 sini geçiyorsa, tabi burada oran görecelidir yani kurduğunuz 10 cümlenin 2 sinde sürekli tekrarlanan ve artık size normal gelen bir davranışınız varsa ve yanlışını etrafınıza ve kendinize doğru olduğuna inandırmakta diretiyorsanız , yalnız kalmakta size normal gelmeye başlasa iyi olur....
    Durum çok kötü ise bir kişisel uzmana yada konu ile ilgili kitaplara baş vurmalısınız.
    Unutmamalıdır ki herkesin doğrusu kendinedir lakin mutlak doğru tektir.








+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi