Atatürk kurtuluş savaşını başlattığında ülkenin durumu nasıldı

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Atatürk kurtuluş savaşını başlattığında ülkenin durumu nasıldı ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Suskun Karizma
    Özel Üye





    Cevap: 2. Dünya Savaşı'nda Türkiye'nin Durumu

    Türkiye II. Dünya Savaşı'na askerî anlamda katılmamış olmasına karşın, bu topyekün savaşın etkilerini derinden yaşamıştır. Savunma amacıyla Çakmak Hattı yapılmıştır. Öte yandan Türkiye yönetimi, bir yandan başını Almanya'nın çektiği Mihver Devletler, diğer yandan da Müttefikler arasında bir denge politikası sürdürerek savaşın dışında kalmaya çabalamışlardır. Mihver ve Müttefik politikaları genel anlamda Türkiye'yi Akdeniz'deki güç dengelerinde kendi safına çekmeye yönelikdir.
    İnsan kaynakları yönünden ağır sonuçları yaşanan bir Kurtuluş Savaşı'nın ardından yeni bir savaşa girmemek konusunda kesin olarak kararlı olan Türkiye yönetimi, sonuna kadar denge politikasını sürdürebilmiştir. Buna göre 1943'e kadar Almanya'nın istediği krom ve bor madenlerini temin etmiştir. 1943'ten sonra ise Balkanlar'daki Alman gerilemesine karşılık Almanya ile anlaşmayı fesh etmiş, daha sonra Alman-Türk tarafsızlık antlaşmasını da yürürlükten kaldırmıştır.
    Türkiye yönetiminin savaş dışı kalmak konusundaki çabalarının ilk su yüzüne çıkmış girişimleri 1939 yılı başlarındadır. Esasen Türkiye yönetimi, Avrupa'da topyekün bir savaşın kaçınılmaz olduğu konusunda sağlam bir öngörüye sahiptir. Amerikalı General MacArthur’la 1931 senesinde yaptığı bir konuşmada Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyor;
    "Versay Antlaşması I. Dünya Savaşı’nı hazırlayan nedenlerin hiç birini ortadan kaldırmamış, aksine dünün başlıca rakipleri arasındaki uçurumu daha fazla derinleştirmiştir. Galip devletler yenilenlere barış koşullarını zorla kabul ettirirken bu ülkelerin etnik, jeopolitik ve ekonomik özelliklerini dikkate almamışlar, yalnız düşmanlık duygularının üzerinde durmuşlardır. Böylelikle de bugün içinde yaşadığımız barış, ateşkesten öteye gidememiştir. Bence dün olduğu gibi yarın da Avrupa’nın kaderi Almanya’nın tutumuna bağlı kalacaktır."

    1939 Türk-İngiliz-Fransız Üçlü İttifakı

    Ana madde: Türk-İngiliz-Fransız Üçlü İttifakı
    Kaçınılmaz görünen Avrupa savaşı dışında kalabilmeyi sağlamak üzere, İngiltere ve Fransa’yla 19 Ekim 1939’da Ankara’da bir ittifak anlaşması imzalandı. Bu ittifaka göre Türkiye'ye bir saldırıda bulunulursa, İngiltere ve Fransa askeri yardımda bulunacak, öte yandan savaş Akdeniz’e sıçrayacak olursa Türkiye de Akdeniz'deki bu savaşa askeri anlamda müdahalede bulunacaktır.

    1940 Sıkıyönetim

    20 Kasım'da İstanbul, Kırklareli, Edirne, Tekirdağ, Çanakkale ve Kocaeli illerinde sıkıyönetim ilan edildi ve ertesi gün bu bölgeyi kapsayan sıkıyönetim komutanlığına Jandarma Genel Komutanı Korgeneral Ali Rıza Artunkal atandı.

    1941 Türk-Alman Dostluk Paktı

    Türkiye yönetiminin bu öneriyi kabul etmesi, Müttefiklerle ilişkilerini bir dar boğaza sürüklemiştir. 18 Haziran 1941'de imzalanan saldırmazlık anlaşması Türkiye’nin Almanya ile olan ilişkileri yönünden bir kilometre taşı oldu. Ne var ki 10 Ağustos 1941'de Rusya ve İngiltere, ortak notayı Türkiye hükümetine ilettiler. Bu notada, Türkiye'nin toprak bütünlüğüne saygılı olunacağı ancak, Montrö Antlaşması gereği Türkiye'nin boğazları savaş gemilerine kapalı tutma taahhüdüne sadık kalmasının gereği belirtilmiştir.
    İzleyen yıllar, Müttefiklerin Türkiye'nin kendi cephelerinde savaşa girmesi konusunda baskılarının giderek arttığı yıllar olmuştur

    1943 Türk askeri heyetinin Almanya ziyareti

    Adolf Hitler tarafından savaş gözlemcisi olarak davet edilmiş olan Cemil Cahit Toydemir liderliğindeki Türk askeri heyeti 26 Haziran 1943 ve 7 Temmuz 1943 tarihleri arasında İngiliz Kanalı, Doğu Cephesi ve Hitler'in Doğu Prusya'daki karargahı Wolfsschanze'yi ziyaret etti. Wolfsschanze'deki görüşme 7 Temmuz'da 1943'te gerçekleştirilmişti.
    Türk askeri gözlemci heyeti Belgorod'da o sıralarda Kursk Muharebesi'ne hazırlanmakta olan Alman ordusunun hazırlıklarını incelemiş, 6. ve 7. Panzer Tümenlerinin yer aldığı Harkov Tatbikatı'na katılmışlardır:
    "Tank mürettebatı iyi traşlıydı, en iyi üniformalarını giyiyorlardı ve en iyileri seçilmişti. Bu gösteri von Papen'in düşüncesinden çıkmıştı. Türk subayına, Alman zırhlılarının kudretini sergileyen bu gösteride Mareşal Manstein bizzat eşlik etmiş, sonra da General Hans von Funck bir çadırda kendilerine akşam yemeği vermişti. Türk subaylardan biri Almanlar'ın Türk yardımı olmaksızın Rusları yenebilecek güçlü bir orduya sahip olduklarını gözlemlemişti. Funck ise gece Türk-Alman dostluğunu öven bir konuşma yapmış ve Türkiye'nin Almanlar lehine savaşa girmesi üstüne konuşmuş, ancak gece bittikten sonra ast rütbeli bir topçu subayı olan Gerd Schmückle'ye, Türkiye olsun ya da olmasın, savaş kaybedilmiştir demiştir."
    Türk heyetine Schellenberg de eşlik etmiştir. Heyet, Doğu Cephesi'nin ardından inşa halindeki Atlantik Duvarı ve U-bot sığınaklarını incelemiş, Schellenberg aldığı izinle heyete o zamana kadar en sıkı şekilde korunan ve gizlenen silâh üretim istatistiklerini göstermiştir. Heyete, ayrıca Berlin'de SS'lerin uçaksavar sitelerini göstermiş, en yeni makineli tüfeklerini ve otomatik silâhlarını Berlin'in merkezindeki, yeraltı atış poligonlarınıda göstermiştir.








+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi