Edebiyatın Tarih, Sosyoloji ve Psikoloji Bilimleriyle ilgisi Nedir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Edebiyatın Tarih, Sosyoloji ve Psikoloji Bilimleriyle ilgisi Nedir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Son Yolcu
    Bayan Üye





    Cevap: Edebiyatın Tarih, Sosyoloji ve Psikoloji Bilimleriyle İlişkisi Nedir?

    Edebiyat – Tarih İlişkisi:Edebiyat eserlerinde, örneğin bir romanda tarihî bir konu, olay ya da kişilik işlenebilir. Kuşkusuz roman, bir tarih kitabı olmadığı için tarihe bilimsel yöntemlerle yaklaşmaz ve tarihî gerçekliği bire bir yansıtmaz. Ancak, romanın yansıttığı gerçekliğin tarihî gerçekliğe ters düşmemesi romancıdan beklenebilir. Bu, yazarın sanatçı olarak olmasa da yurttaş olarak bir görevi olabilir. Ayrıca eserin inandırıcılığı da büyük ölçüde tarihî gerçekliği doğru yansıtmasına bağlıdır. Bunun için yazar, romanda işleyeceği tarih dönemiyle ilgili geniş bir araştırmaya yönelir. Söz gelimi, Orhan Pamuk’un “Beyaz Kale” romanı, 17.yüzyıl Osmanlı toplumunun yaşamını konu alır. Yazar, bu romanını yazmadan önce muhakkak ki Osmanlı tarih ve kültürünü, özellikle 17.yüzyılda İstanbul’daki sosyokültürel hayatı araştırmış, bu konuda tarihî kaynaklardan geniş bilgi toplamıştır.

    Edebiyat – Sosyoloji İlişkisi:Edebiyat eserleri, örneğin bir roman, insanı içinde yaşadığı çevreyle birlikte ele alır. Bu nedenle edebiyat bir bakıma toplumun aynası sayılır. Örneğin, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanlarında yazarın yaşadığı dönemin sosyal yapısıyla karşılaşırız. Cumhuriyet öncesi İstanbul hayatını sosyo-ekonomik yapısıyla tanımak isteyenler için Hüseyin Rahmi’nin romanları birer belge değeri taşır. Sosyologlar, edebiyat eserlerinden toplumsal yapı incelemeleri için yararlandıkları gibi edebiyat yazarları da sosyal yapıyı tanımak için sosyolojinin verilerine başvurabilirler. Bu sayede gözlemlerini bilimin ışığında gözden geçirerek eserlerinde sosyal çevreye ait öğeleri daha başarılı biçimde kullanmış olurlar.

    Edebiyat – Psikoloji İlişkisi:Edebiyat eserleri insanı psikolojik yapısı içinde ele alır, insanın ruh dünyasını bütün çıplaklığıyla ortaya koymaya çalışır. İnsan ruhunu tanıma konusunda psikoloji bilimine yol gösterecek ölçüde başarılı olmuş (Dostoyevski gibi) yazarlar vardır. Freud’un Oidipus ve Elektra kompleksi gibi teorilerinin kaynağı edebiyat eserleridir. Bütün bunların yanı sıra bir edebiyat eserinde psikolojiden yararlanılması da olağandır. Özellikle bir roman yazarının kahramanlarını başarılı bir şekilde canlandırması her şeyden önce onların ruh dünyalarını iyi bilmesine, insan gerçekliğini psikolojik boyutuyla iyi tanımasına bağlıdır. Bu bağlamda bir yazarın psikoloji biliminden destek alması son derece olağandır.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi