Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne şiiri

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne şiiri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    AYFER
    Bayan Üye





    Cevap: Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne şiiri

    Kirli bir kalem.
    Rahmetli dedemle yaş taş “ihtiyar” bir bunak.
    Düşünce, fikir ve önerileriyle öne çıkamayan, edep ve terbiye sınırlarını zorlayarak gündem oluşturmaya çalışan fikri esir, irfanı esir, vicdanı esir bir aciz.
    Ömrünün son etabında bu kadar haris, nefret dolu, kötücül, kaba, edep yoksunu lafları birbiri ardına sıralayabilen yaşı kemale ermemiş bir zavallı.
    Düşüncenin, tezatlarıyla bütünlüğünü bilmeyen, zıt fikirlere kulaklarını tıkayıp, karşıt tiplere gözlerini kapayıp kendini hataya mahkûm eden bir edepsiz.
    Köşesinden paşalara darbe çağrısı yapacak, dostunu, arkadaşını, meslektaşını askerin emriyle sırtından vuracak, fişleyecek kadar rezilin biri.
    “Gerekirse silah kullanırız” söylemiyle hükümeti tehdit eden, Genelkurmay’dan aldığı talimatla başörtülü avına çıkıp can yakan, hayat söndüren bir yaratık.
    “Yaşam biçimimize müdahale var” vaveylası ile iyiye gidişe duyduğu alerjiyi kine dönüştüren bir psikopat.
    Ülkenin normalleşmesini diktatörlük diye yutturmaya çalışan, diktatörlüğünü yitirdiğini anlayan bir şirret.
    Başkalarının yaşam tarzına en çirkin şekilde saldırıp, sonra benim yaşam tarzım tehdit altında diyebilen bir “ar(sız)yürek.”
    Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın eşine başörtüsü nedeniyle küfredebilen bir aşağılık.
    Histerilerle uğraşmak ve vakit kaybetmek, öfke uyandırıyor. Ar(sız)yürek’in Sayın Hayrünnisa Gül ve Sayın Emine Erdoğan hakkında saçmaladığı yazıya kayıtsız kalmak, cevap vermemek yürek yarası olurdu bende.
    İktidara muhalefeti, eleştiriyi “kadın bedeni” üzerinden yapmaya çalışan zavallı, aciz, çaresiz Ar(sız)yüreğ’e edep(sizliğ)i hatırlatmak bir insanlık görevi oldu.
    Yazı felaket. Dil ve üslup hiçbir kayda değer insana yakışmayacak halde. Tarz aydın kisvesine bürünmüş bir zavallının tükeniş feryadı gibi.
    İnanca seviyesizce uzatılan dil, kadına edepsizce yapılan hakaret, makama küstahça saldırı, insana insani olmayan bir bakış açısı. Sevmediği siyasi harekete, temsilcilerine, yakınlarına, üyelerine ağız dalaşı, hakaret, kalemiyle, kelamıyla nefret saçan bir acziyet.
    Neresinden tutsan elinde kalan bir seviyesizlik. Söyleyecek sözü olmayıp, kıyafetlerle uğraşmayı entelektüellik zanneden zavallılık.
    Nefretle, kabalıkla, küstahlıkla, edep yoksunu kelamla ve faşizmle şekillenmiş bir zihniyet dünyası.
    Fikir özgürlüğü adına bir saçmalık. Yakışıksız çirkin bir üslup, ayrımcı ve ötekileştirici yazı. Kadını aşağılayan zihniyetin tezahürü olan bir dil ve duruş.
    Nefret Ar(sız)yüreğ’in aklını başından almış.
    Cumhuriyet eliti ve bu elitin mühendisliğinde biçimlenen toplumsal kesim, yaşam biçimleri garanti altında olan Kemalist totaliter sekülerler kamusal alan ve yaşamın türlü bölümlerinde Anadolu insanı görünür olmaya başlayınca, bu karşılaşmayı tehdit olarak algılayıp feverana başladılar.
    Hükümetle değişik saiklerle hesaplaşma duygusu içine giren kimi liberal, kimi milliyetçi, kimi batı odaklı çevrelerde ruh göçü oluyor.
    İdarenin de iradenin de sivillere ait olduğu bir Türkiye Kemalistlerin bitiş ilanı oldu.
    “Türkiye’nin demokratikleşmesi hadisesi” biraz, sistemin ruhundaki CHP damarını sökme anlamı taşıdığı için bunamış beyinler iltihaplanıyor, irinle doluyor.
    Ayağı çarıklı, ağzı çorba kokan, ayakkabısını kapıda bırakan, bidon kafalı, göbeğini kaşıyan bir halkla eşit olmak kâbusu rüyalarından çıkıp hayat bulunca nefret, düşüncelerinden hareketlerine ve kelamlarına yansıdı.
    Bu muhalefet değil, hakaret ve nefret. Tepeden bakan, kılık kıyafet ve inanca göre ötekileştiren bir tavır. Bu darbe sever bir azınlık sözcüsünün beyin arka planı.
    Oysa farklılıklarımızı zenginlik olarak görüp, hoşgörü ikliminde bir arada, mutlu, huzurlu ve barış içinde yaşamak daha keyifli ve güzel olmaz mı?
    İnanca hakaret etmeyi marifet bilenleri aydın sayıp alkış tutanlar, bu milletin gözünde böyle çukurlaşıyorlar. Eleştirmek demek karalamak, laf çakmak, üslupsuzca davranmak değildir. Eleştirmek bir sanattır, düşüncedir, fikirdir.
    Bu ülkede bir kadını kıyafetinden ve düşüncesinden dolayı aşağılamak ne olursa olsun hiç kimsenin haddine değildir.
    ¥
    Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal sarı lacivertli takımda ilk icraatını gerçekleştirdi ve Musa Sow’u 18 kişilik Sivasspor maç kadrosuna almadı. Tepkiler üzerine de “GPS Spor Analiz” aletinde yetersiz olduğunu açıkladı.
    İsmi şikeyle özdeşleşmiş bir ismin Fenerbahçe’ye gelmesi yaralayıcıydı. Dün Milli takımda Hakan Şükür için olumsuz tavır takınan, bugün de Sow için harekete geçti.
    Benim aklıma ilk gelen şey, Sow’un orucundan vazgeçmemesi, takındığı dik duruşun Yanal’ın düşmanca tavır takınmasına sebep olduğu oldu. Şükür’ün ahlaki yapısı, Sow’un tavizsiz duruşu Ersun Yanal’ı rahatsız etti.
    Futbolun değerlerini yukarı çekip, şeffaflığı ön planda tutan, her türlü kirlenmenin karşısında duran ve futbolu, kamu vicdanını da rahatsız eden çirkinliklerden arındırmayı hedefleyen bir hoca olmak yerine inanından taviz vermeyen futbolculara tavır takınan biri olmak veya öyle anılmak bizim toplumumuzda hoş görülmeyecek bir durumdur. Ya haddini bileceksin ya da haddini bildirirler.
    Pablo Neruda’nın anlamlı bir sözüyle yazımı bitirmek istiyorum: “İnsanlarla yüz yüze konuşarak her sorunu halledebilirsin, ama bazı insanlar gelir önüne, hangi yüzüne konuşacağını bilemezsin.”
    Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az…







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi