Minyatür Türkiye sergisi: Miniaturk

+ Yorum Gönder
Tarihimiz ve Tarihi Resimler Bölümünden Minyatür Türkiye sergisi: Miniaturk ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Gülehasret
    Süper Moderatör
    Reklam

    Minyatür Türkiye sergisi: Miniaturk

    Reklam



    Minyatür Türkiye sergisi: Miniaturk

    Forum Alev
    30 Haziran 2001 tarihinde temeli atılan Türkiye'nin ilk minyatür parkı olan Miniaturk, 02 Mayıs 2003 tarihinde Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından büyük bir törenle ziyarete açılmıştır.

    Toplam 60.000 metrekare alan üzerine kurulan Miniaturk'te, 15.000 metrekare maket alanı, 40.000 metrekare yeşil ve açık alan, 3.500 metrekare kapalı alan, 2.000 metrekare havuz ve suyolu, 500 araçlık otopark yer almaktadır.

    Eş zamanlı yürütülen proje koordinasyonu sayesinde 22 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan Miniaturk, dünyanın en geniş maket alanına sahip ve en kısa sürede tamamlanan minyatür kentidir.

    Türkiye ve Osmanlı coğrafyasından seçilmiş eserlerin 1/25 ölçekli maketlerinin yer aldığı Miniaturk'te, 45 eser İstanbul'dan, 45 eser Anadolu'dan 15 eser ise bugün Türkiye sınırları dışında kalan Osmanlı coğrafyasından olmak üzere, ilk etapta 105 sabit eser sergilenmektedir. Ancak daha sonraki eklemeler dikkate alınarak rezerv alanları da oluşturulmuştur. Altyapı, eklemelerin getireceği gereksinimler de hesaplanarak düzenlenmiştir. Böylelikle Miniaturk, bir anlamda, planlı kentleşmeye örnek oluşturarak büyümeye devam edecektir.

    Maketler yurtiçinde 10, yurtdışında 3 atölye olmak üzere toplam 13 atölyede üretildi. Atölyeler dışında Yıldız Teknik Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Döner Sermaye İşletmelerinde de Miniaturk için üretimler gerçekleştirildi.

    Maket yapımında sanayide kullanılan plastik bazlı, açık hava şartlarına uygun malzeme kullanıldı. Maketler yerlerine yerleştirilmeden önce, Miniaturk Test Alanında bekletilerek açık hava şartlarına uygunluğu bir kez daha test edildi.

    Ayasofya'dan Selimiye'ye, Rumeli Hisarı'ndan Galata Kulesi'ne, Safranbolu Evleri'nden Sümeli (Sümela) Manastırı'na, Kubbet-üs Sahra'dan Nemrut Dağı Kalıntıları'na dek pek çok kültür ve medeniyetin izlerinin bir araya geldiği parkta, bugün artık yerlerinde olmayan Artemis Tapınağı, Halikarnas Mozolesi, Ecyad Kalesi gibi eserler de yeniden canlandırılmıştır.

    Anadolu ve çevresinde hüküm sürmüş, izler bırakmış her medeniyetin Miniaturk'te yer almasına özen gösterilmiştir. Miniaturk ile Antik Çağ'dan Bizans'a, Selçuklu'dan Osmanlı'ya, 3000 yıllık yaşanmışlığın izleri Haliç kıyısına taşınmıştır.

    Miniaturk'te yer alacak eserlerin seçimi Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Doç. Dr. Ahmet Haluk Dursun'un danışmanlığında bir kurul tarafından yapıldı. Seçimde eserlerin maketi yapılabilir nitelikte olmalarına özen gösterilmiş ve her biri ait oldukları teknolojisini, sanatını ve kültürünü yansıtan, binlerce yıldır ağır istilalara, savaşlara ve yıkımlara tanık olan bir coğrafyada hiçbir uygarlığın, sırf daha öncekiler yaptı diye yok etmeye kalkışmadan, koruduğu, onardığı, yaşattığı eserler Miniaturk'te maketleriyle yer almaktadır.

    Kendi içine kapalı “masalsı” bir ortam yaratmayı hedefleyen Miniaturk projesi, Anadolu, İstanbul ve eski Osmanlı coğrafyasından eserlerin oluşturduğu üç ana bölümde ele alınmıştır. Bölümler küçük peyzaj düzenlemeleriyle birbirlerinden ayrılırken, sürekliliği sağlanmış, ziyaretçiyi yönlendiren bir gezi güzergahı oluşturulmuştur.

    Alanın peyzaj planlaması altyapı çalışmalarıyla eşzamanlı olarak başlatıldı. Kullanılacak bitki türleri, Haliç kıyısındaki iklim şartlarına uygun ortamda yetiştirildi.

    Miniaturk'ün genel konseptine uygun olarak maket alanında ince tekstürlü çimler, bodurlaştırılmış bitkiler ve bonzailer kullanıldı. Maketlerin yerlerine alınmasının ardından çimler serildi ve bitkiler dikildi.

    Miniaturk'te, bir açık hava müzesi atmosferinde sergilenen maketlerin yanı sıra, ziyaretçilerin hoşça vakit geçirmesini sağlamak amacıyla farklı mekanlar da tasarlanmıştır; 400 kişilik oturma kapasitesiyle amfitiyatro, Miniaturk'ü hatırlatacak hediyelik eşyaların satışa sunulduğu alışveriş merkezi, küçük ziyaretçilerimizin ilgisini çekecek oyun alanı, satranç ve labirent bunlardan bazılarıdır.





    SULTAN AHMET CAMİİ
    Cami, Sultan 1. Ahmet tarafından 1609 yılında yaptırılmıştır. Duvarlar ikinci pencere hizasına dek mavi ve beyaz çinilerle kaplı olduğundan Avrupalılar tarafından Mavi Cami olarak da anılmaktadır. Mimarı Sedefkâr Mehmet Ağa'dır. Caminin açılışı bizzat Sultan Ahmet tarafından yapılmıştır. Ramazanda ilk mahya da yine 1. Ahmet tarafından Sultan Ahmet Camii'ne asılmış ve zamanla gelenek halini almıştır. Türkiye'nin altı minareli tek tarihi camisi olan Sultanahmet Camii, Bizans dönemine ait Büyük Saray'ın kalıntıları üzerine inşa edilmiştir.





    BALIKLI GÖL
    Üç büyük dinin de kutsal mekanı olan Urfa'dadır. Zeliha Gölü adıyla anılan ve balıkları da kutsal sayılan Ayn-ı Zilha Gölü'nün yanındaki Halil-ür Rahman Camii, 1211-12 yıllarında kesme taştan inşa edilmiştir. Selahattin Eyyubi'nin yeğeni Melik Eşref Muzafferiddin Musa tarafından yaptırılan Halil-ür Rahman Camii bugün de Urfa'nın en çok ziyaret edilen mekanlarındandır.





    ANITKABİR
    Ankara'da bulunan eserin inşası 1944 - 1953 yılları arasında 9 yılda tamamlanmıştır. Kurtuluş Savaşı'nın başkumandanı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e Türk milletinin şükran duygularının bir ifadesi olan Anıtkabir, 2. Ulusal Mimarlık Akımı'nın önemli yapılarındandır. Emin Onat ile Orhan Arda tarafından projelendirilen ve 15.000 metrekare alan üzerine kurulan anıt mezar, 260 metre uzunluğundaki Aslanlı Yolu, Mozolesi ve Zafer Meydanı ile Cumhuriyet döneminin en önemli ve anlamlı yapısıdır.





    ERZURUM ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE
    Erzurum'daki eserin 1270-1291 yılları arasında Selçuklu Sultanı 1. Alaaddin Keykubat'ın kızı Hüdavend Hande Hatun tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Selçuklu Dönemi'nden kalan medreselerin en büyüğüdür. Hatuniye Medresesi adıyla da anılmaktadır. Savaşlar sonucu zarar gören medrese, 4. Murad tarafından onartılarak top dökümhanesine çevrilmiştir. 1846 yılına dek dökümhane olarak kullanılan yapı, daha sonra yeniden medreseye çevrilmiş ve Cumhuriyet'e kadar medrese olarak kullanılmıştır. Düzgün kesme taştan yapılan, taş bezemeleri ve minareleriyle ünlenen yapı, 1942'de müze olarak hizmete açılmıştır.





    BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜ
    1973 yılında kullanıma açılan Boğaziçi Köprüsü Asya ve Avrupa yakalarını birbirine bağlayan ilk köprüdür. Beylerbeyi ile Ortaköy arasındadır. İstanbul'u simgeleyen yapılardan biri olan Boğaziçi Köprüsü, ‘İstanbul'un İncisi' olarak da tanımlanmaktadır. Asma köprü tekniği'yle inşa edilen köprünün ayakları arasındaki mesafe, 1074 metredir. Genişliği 33 metre , denizden yüksekliği 64 metre , ayaklarının yüksekliği ise 165 metredir.





    ASPENDOS
    2. yüzyılda Antalya'da inşa edilen tiyatro, Serik'in 6 kilometre doğusunda bulunan Aspendos antik kentinin en önemli yapısıdır. İmparator Antonius Pius döneminde yapılmıştır. Kent, M.Ö. 5. yüzyılda Argoslular tarafından bir nehir limanı olarak kurulmuştur. Sahnesiyle birlikte günümüze ulaşan tiyatroda taş tabletler halinde bilet kullanıldığı bilinmektedir. 15.000 seyirci kapasiteli Aspendos, Anadolu'da İlkçağ'dan günümüze sağlam ulaşabilen dört tiyatrodan biridir. Aspendos Tiyatrosu, Selçuklular zamanında istasyon olarak kullanıldığı dönemde gördüğü onarımdan ötürü günümüze bu kadar iyi durumda ulaşabilmiştir.





    BURSA ULU CAMİİ
    Bursa'nın en büyük camisi olan eser, 1400 yılında ibadete açılmıştır. Yıldırım Bayezid tarafından Niğbolu Zaferi sonrası, savaşın geliriyle halka armağan olarak inşa edilmiştir. Kuzeydoğu'daki minare, 1. Mehmed döneminde, caminin onarımı sırasında eklenmiştir. Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi, ömrü boyunca bu camide imamlık yapmıştır. Cami, ceviz oyma minberi ve hat levhalarıyla ünlüdür.





    HAYDARPAŞA GARI
    İstanbul'un simge eserlerinden biri olan Haydarpaşa Garı'nın mimarları Otto Ritter ve Helmut Cuno'dur. Yapımına 1906 yılında başlanan eserin yolcu salonu 1908'de bitirilerek hizmete açılmış, diğer bölümlerin tamamlanması ise 1,5 yıl daha sürmüştür. Orta Avrupa barok mimarlığından Alman rönesansı ve neoklasik üsluplardan alınan öğeler bir arada kullanılmışlardır.





    ARTEMİS TAPINAĞI
    İzmir Selçuk'taki Efes antik kentindedir. M.Ö. 334-250 yılları arasına tarihlenir. Artemision adıyla da bilinen tapınak, dünyanın antik çağdaki 7 harikası arasında sayılmaktadır. M.Ö. 560 yılında inşaa edilen ilk tapınak yakılınca yerine aynı büyüklükte, ancak 3 metre daha yüksek yeni bir tapınak inşa edilmiştir. Helenistik dönem tapınaklarının en büyüğüdür. 262 yılında Gotlar tarafından yıkıldıktan sonra bir daha onarılmamıştır. British Museum adına 19. yüzyıl sonunda yapılan kazılarda bulunan tapınak kalıntıları İngiltere'ye götürülmüştür. Tapınaktan geriye kalan çukur bugün İngiliz Çukuru adıyla anılmaktadır.





    AYASOFYA
    537 yılında inşa edilen yapı Sultan Ahmet Meydanı'nda bulunmaktadır. Doğu Roma İmparatorluğu devrinde İstanbul'da yapılan en görkemli Bizans eseri olan Ayasofya 1. Justinianus dönemine aittir. Pek çok kez çöken kubbesi en son 1346 yılında yeniden yapılmıştır. 13. yüzyılda 4. Haçlı ordusu tarafından yağmalanan bina, Osmanlı döneminde yapılan onarım ve güçlendirmeler sayesinde günümüze ulaşabilmiştir. Fatih döneminde eklenen tuğla minareyle camiye dönüştürülmüştür. İnce taş minare 2. Bayezıt dönemine aittir. Kalın taş minareler ise Mimar Sinan tarafından eklenmiştir. Avlusunda 2. Selim, 3. Murat ve 3. Mehmet'in türbeleri bulunmaktadır. Dünya mirasının en önemli şaheserlerinden biri olarak kabul edilen Ayasofya, 481 yıl cami olarak kullanılmış, 1934 yılından bu yana da müze olarak hizmet vermektedir.





    KUBBET-ÜS SAHRA
    691 yıllında Halife Abdülmelik bin Mervan tarafından yaptırılan Kubbet-üs Sahra, İslam mimari tarihinin önde gelen eserlerindendir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde onarılan Kudüs'deki eserin, alt kısmı mermer, üst kısmı ise yeşil, sarı ve mavi renkli çiniyle kaplatılmıştır. 20. yüzyılın başında da Mimar Kemaleddin Bey tarafından onarılmıştır.





    MOSTAR KÖPRÜSÜ
    Eski Mostar şehrinin mimari ve kentsel yapısının ayrılmaz bir parçası olan eser 1566-67 yıllarında inşa edilmiştir. Mimar Hayrettin'in eseridir. Mostar'ın simgesi haline gelen ve dünyanın en büyük tek gözlü taş köprülerinden biri olan köprü, 1993 yılında savaş sırasında yıkılmıştır. Büyük bir mimarlık mantığıyla estetiği buluşturan ve gerek sanatsal, gerekse bilimsel açıdan müstesna bir eser olan köprü, 2003 yılında, yeniden inşa edilerek hizmete açılmıştır.





    ECYAD KALESİ
    Mekke'deki eser 16. yüzyıl sonunda Kabe'nin savunmasına yardımcı olmak üzere yapılmış ve Birinci Dünya Savaşı'na dek Türk Garnizonu olarak kullanılmıştır. Kabe'ye hakim bir tepede 23 dönümlük arazi üzerine inşa edilen kale Ocak 2002'de yerine otel yapılmak için yıktırılmıştır. Kalenin yıkılmasıyla Mekke'deki yüzlerce yıllık Türk hakimiyetinden geriye Abdülaziz ve Abdülhamit tarafından Kabe'nin çevresinde inşa edilen revaklar dışında eser kalmamıştır.





    SÜLEYMANİYE CAMİİ
    Eski İstanbul'un sur içinde bulunan cami, Kanuni Sultan Süleyman tarafından, 1550-1559 yılları arasında Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. İstanbul'daki en gösterişli camidir. Sinan'ın kalfalık dönemi eserleri arasında sayılır. Akustik ve havalandırma düzeniyle ünlenen Süleymaniye Camii'nin süslemeleri de dönemin en ünlü sanatçıları tarafından yapılmıştır. Caminin dört minaresinde, Kanuni'nin 10. padişah olduğunu gösteren 10 şerefe bulunmaktadır. Camide kullanılan beyaz mermerler Marmara Adası'ndan, renkli mermerler Yemen'deki Belkıs kalıntılarından, yeşil mermerler ise Arabistan'dan getirtilmiştir.





    ST.ANTUAN KİLİSESİ
    Yapımına 1906'da başlanan kilise 1912 yılında ibadete açılmıştır. İstanbul'daki en büyük kilise olan St. Antuan, Fransisken tarikatına ait Katolik İtalyan kilisesidir. Mongeri'nin inşa ettiği bina, İtalyan gotiği tarzındadır. Avlusuna, İstiklal Caddesi'ne bakan ve kiliseye akar olması amacıyla inşa edilen altı katlı iki apartman bloğunun ortasındaki açıklıktan girilebilmektedir. İtalyan rahiplerin yönetimindeki kilise, İstanbul'da yaşayan Latin-Katolik Hıristiyanların özellikle Noel'lerde toplandığı, en fazla cemaati olan, en popüler kilisedir.





    DOLMABAHÇE SARAYI
    Sultan Abdülmecid tarafından 1848-1856 yılları arasında yaptırılmıştır. Mimarı Karabet Balyan'dır. Kullanım alanı 45.000 metrekareyi bulan sarayın duvarları neoklasik, ampir ve barok üsluplara özgü sütun ve bezemelerle kaplıdır. Rıhtım boyunca uzanan, simetrik ve girinti çıkıntılarla hareketlendirilen cephesi 284 metredir. Atatürk, Cumhuriyet sonrası İstanbul'a gelen pek çok yabancı devlet başkanını ağırladığı Dolmabahçe Sarayı'ndaki odasında vefat etmiştir. Saray bugün TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı'na bağlı bir müzedir. Veliaht dairesi de 1937'den beri İstanbul Devlet Resim ve Heykel Müzesi olarak hizmet vermektedir.





    SELİMİYE CAMİİ
    Edirne'deki en görkemli Osmanlı yapısı olan Selimiye Camii, 2. Selim adına yaptırılmıştır. Mimar Sinan'ın ustalık dönemi eseri sayılır. 1568-1575 yılları arasında inşa edilen caminin üçer şerefeli ve her bir şerefesine ayrı merdivenlerle çıkılan 71 metre yüksekliğinde dört minaresi vardır. İşlemeli kapısının açıldığı ön bahçe revaklarla süslü 18 kubbe ve sütunla çevrilidir. Caminin müezzin mahfili Kabe'nin tam yarısı olarak tasarlanmıştır. Mermer minberi ve çinileriyle ünlü caminin çinilerinin bir bölümü Rusların Edirne'yi işgali sırasında sökülerek Rusya'ya götürülmüştür. Cami, taş işçiliği, çinileri ve kalem işleriyle de büyük değer taşır.





    MARDİN TAŞ EVLERİ
    Hakkında ilk bilgilere Roma kaynaklarında rastlanan kentte, Perslerden Bizanslılara, Süryanilerden Araplara pek çok uygarlığın izlerine rastlanır. Yüzyıllardan bu yana kullanılmakta olan geleneksel Mardin taş evleri, sarı kalker ve kesme taştan yapılmıştır. Mardin evinin kale etkisi veren avlu duvarları, anıtsal nitelikteki tonoz çeşitleri, dantela gibi işlenmiş kemerleri, silmeleri en belirgin özellikleridir. Önceden planlanmamış düz ya da merdivenlenmiş sokaklar ve meydancıklar insan ölçeğinde oluşturulmuş, evlerin her birinin bir diğerini perdelemeden ovayı görmesi sağlanmıştır.





    ATATÜRK EVİ
    Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün doğduğu ve ailesinin uzun yıllar yaşadığı Selanik'teki ev, 1870 yılında inşa edilmiştir. T.C. Selanik Başkonsolosluğu bahçesindedir.





    İSHAK PAŞA SARAYI
    Dönemin sancakbeyinin oğlu İshak Paşa tarafından 1784-1785 yılları arasında yaptırılmıştır. Doğubeyazıt yakınındadır. Yapı düzeni Osmanlı saraylarının şemasına uyarken taçkapıları Selçuklu mimarlığının izlerini taşımaktadır. Taçkapıların üzerindeki bezemelerde ise İran'dan Anadolu Selçuklularına, Gürcistan ve Kafkasya'ya kadar farklı kültürlerin işçiliği iç içe geçmiştir. Sarayın yapı ve bezemeleri 1. Dünya Savaşı sırasındaki Rus işgalinde büyük zarar görmüştür. Sarayın en önemli özelliği soğuk iklimin hüküm sürdüğü yörede kalorifer sisteminin ilk örneklerinden birinin kurulmuş olmasıdır.





    MESCİD-İ AKSA
    İslamın ilk kıblesi olan Kudüs'deki Mescid-i Aksa, 6. yüzyılda inşa edilmiştir. Miraç gecesi Hz. Muhammed'in namaz kıldığı yapıdır. 1517 yılında Yavuz Sultan Selim'in şehri fethetmesinin ardından, Osmanlılar tarafından yapılan bakım ve onarım sonucu bugünkü halini almış, 20. yüzyıl başında da Mimar Kemaleddin Bey tarafından onarılmıştır.





    SÜMELA MANASTIRI
    1300 metre yükseklikteki dağ gövdesi içine inşa edilmiş gizli bir tapınaktır. Meryem Ana Manastırı adıyla da bilinir. İlk yapı efsaneye göre 385 yılında Atina'dan gelen iki keşiş tarafından kurulmuştur. 14. yüzyıl ortalarında yapılan eklemelerle bugünkü görünümünü almıştır. Manastırdaki kilise yaklaşık 400 metrekare büyüklüğünde, mağaranın içine oyulmuş bir yapıdır. Kale görünümündeki manastır vadiye 100 basamaklı dik ve dar bir merdivenle bağlıdır. İki katı teras olmak üzere altı katlıdır. İçerideki her katta tek sıra halinde, fresklerle süslü sekizer oda yer almaktadır.





    TOPKAPI SARAYI
    İstanbul'un yedi tepesinden biri üzerinde 700 dönümlük araziye yayılmıştır. Sarayın ilk yapılarının inşasına 1461-1468 yılları arasında Fatih Sultan Mehmet döneminde başlanmıştır. Fatih'ten itibaren 19. yüzyılın ortalarına dek tam 24 padişah eş ve çocukları, yardımcıları ve hizmetkarlarıyla bu sarayda yaşamışlar, devletin resmi törenleri burada yapılmıştır. Bugün Topkapı Sarayı Müzesi olarak hizmet vermekte olan yapı, dünyanın en önemli ve zengin müzeleri arasındadır.





    GALATASARAY LİSESİ
    Galatasaray ilk kez 1481 yılında , Osmanlı İmparatorluğu’na devlet görevlisi yetiştirmek üzere İstanbul’da kurulmuştur. Galatasaray 500 yılı aşkın bir süredir bir eğitim ve kültür kurumu olarak varlığını sürdürmektedir ve Türk kültür hayatında önemli bir role sahiptir. Galatasaray 1868 yılında büyük bir reform geçirmiş, “ Galatasaray Mekteb-i Sultanisi “ adını almış; Cumhuriyetle birlikte de rol ve başarılarını sürdürmüştür. Galatasaray Türkiye’de pek çok edebiyatçı, yazar, bilim adamı, sanatçı,diplomat,öğretmen, devlet,siyaset ve iş adamı yetiştirmiştir. Galatasaray öğrencileri ve mezunları Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarında da yer almışlardır.Galatasaray Spor Kulübü ve futbol takımı da Galatasaray Lisesi öğrencileri tarafından 1905 yılında kurulmuştur. Galatasaray’ın eski öğrencileri ve mezunlarını bir araya getiren Galatasaraylılar Derneği ise 1908 de kurulmuştur ve Türkiye’nin en eski sosyal kurumlarından birisi olarak varlığını sürdürmektedir





    GALATA KULESİ
    1348 yılına ait kule, Tünel’le Karaköy arasındadır. Bugün artık mevcut olmayan Galata surlarının baş kulesidir. İlk kule M.Ö. 6. yüzyılda ahşaptan yapılmıştır. Zamanımıza ulaşan kule Cenevizliler tarafından inşa edilmiştir. 16. yüzyılda Kasımpaşa Tersanesi'nde çalıştırılan işçiler için zindan olarak da kullanılmış, daha sonraları tersanenin ambarı haline getirilmiştir. 3. Murat döneminde de gözlemevi olarak kullanılmıştır. Dünyanın ilk insan uçuşunu gerçekleştiren Hezarfen Ahmet Çelebi, Doğancılar'a kadar uzayan süzülüşüne Galata Kulesi'nden başlamıştır. Bodrum katıyla birlikte 16 katlı kulenin yüksekliği, 62 metredir.





    MEVLANA TÜRBESİ
    1274 yılında inşa edilen eser Konya'dadır. Firuze çinilerle süslü kubbesi Selçuklu Dönemi'nin en güzel eserlerindendir. 16 dilimli yeşil kubbe, Türk çadırını andıracak bir mimari üslupta tasarlanmıştır. Dünyaca tanınan bu kubbe, Selçuklu Veziri Muhittin Pervane'nin eşi Gürcü Hatun tarafından Mimar Bedreddin Tebrizi'ye yaptırılmıştır. Semahane ile büyük kubbeli mescit Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Mevlana'nın tüm dünyaya seslenen "Ne Olursan Ol, Gel" çağrısındaki sevgi ve hoşgörü nedeniyle, Anadolu ve çevresindeki çokkültürlülüğün eseri olan Miniaturk'te ziyaretçileri karşılayan ilk eserdir. Atatürk'ün emriyle 1927 yılında "Konya Asarı Atika Müzesi" olarak törenle ziyarete açılmıştır.





    DARÜŞŞAFAKA LİSESİ BİNASI
    1868'te Fatih-Çarşamba'da inşasına başlanan bina 1873'te tamamlanmıştır. Bina Şehremini Server Paşa'nın başkanlığında oluşturulan bir kurulun denetimi altında yapılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nda bir özel eğitim kurumu tarafından kurulan ve yetenekli yoksul çocukların eğitimini amaçlayan ilk özel parasız okul olan Darüşşafaka, hizmetini 1873'ten 1993'e kadar 120 yıl süresince bu tarihi binasında sürdürmüştür.





    İZMİR SAAT KULESİ
    İzmir'in ünlü Konak Meydanı'nda, cami ile deniz arasında yer alan saat kulesi, kentin sembolü haline gelmiştir. 1901 yılında Sadrazam Küçük Sait Paşa tarafından yaptırılmıştır. 2. Abdülhamit'e tahta çıkışının 25. yıldönümü hediyesidir. Kulenin saati de Alman İmparatoru 2. Wilhelm'in hediyesidir. Kule o dönemde Hamidiye Kulesi adıyla anılmıştır. İzmir'in işgali sırasında gazeteci Hasan Tahsin'in işgalcilere ilk kurşunu bu kulenin önünden attığı kaydedilmektedir.





    İZMİT SAAT KULESİ
    Sultan Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yılı nedeniyle, saat kulesi yapılması ile ilgili olarak valilere gönderilen irade sonucu, ülkenin pek çok yerinde saat kuleleri inşa edilmiştir. 1901 yılında İzmit Mutasarrıfı Musa Kazım Bey tarafından yaptırılan İzmit Saat Kulesi, Mimar Vedat Tek’in eseridir. Sultan Abdülaziz’in Hünkar Köşkü’nün hemen önünde yer alan neoklasik üsluptaki saat kulesi dört katlıdır. Alt katta sebiller, en üst katta ise saat bulunur. Orta katın her cephesinde 2. Abdülhamit’in tuğrasına yer verilmiştir. Yapının sivri külahı kurşun kaplıdır. 20. yüzyıl boyu İzmit’in tarihi kent dokusunun ayrılmaz bir parçası olan saat kulesi, kentin simge eseri haline gelmiştir.





    T.B.M.M. PARLAMENTO BİNASI
    TBMM’nin halen çalışmalarını sürdürdüğü üçüncü binasının mimarı, 1938’de açılan proje yarışmasını kazanan Avusturya’lı mimar Prof. Clemens Holzmeister’dir. Temeli 26 Ekim 1939’da atılan bina 6 Ocak 1961’de açılmıştır. TBMM binasının mimari özellikleri ve genel yapısı, Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünü ve ölümsüzlüğünü simgeleyecek biçimde, ağır başlı, sağlam ve dayanıklı nitelikte tasarlanmıştır. Tüm mekanlar anıtsal, dengeli ve üç boyutlu bir düzenlemeyle ele alınmıştır.




  2. 2
    Gülehasret
    Süper Moderatör

    --->: Minyatür Türkiye sergisi: Miniaturk

    Reklam



    HALİKARNAS MOZOLESİ
    M.Ö. 4. yüzyıla ait eser, dünyanın antik çağdaki 7 harikasından biridir. Mısır Piramitlerinin görkemiyle yarışmak amacıyla Bodrum'da inşa edilmiştir. Pers Valisi Maussolos'un anısına eşi tarafından yaptırılmıştır. Eşinin de aynı yere gömülmesinin ardından lahit kısmı özel bir düzenekle kilitlenmiştir. Mozole kelimesi Pers Valisi Maussolos'un adından gelmektedir. Mozolenin parçaları bugün Londra'da British Museum'da sergilenmektedir.





    ZEUS TAPINAĞI
    M.Ö. 197-159 yılları arasında İzmir’in Bergama ilçesindeki antik Pergamon kentinde inşa edilmiştir. Pergamon kralının zaferlerini anlatan ve Zeus ile Athena’ya adanan anıtta mitolojik Yunan tanrılarının tümü yer alır. Sütunları Ion düzenindeki eser Helenistik dönem heykel sanatının ve Bergama heykelcilik okulunun en görkemli kabartma örneklerini taşır. 1878 yılında Almanlar tarafından keşfedilerek Osmanlı hükümetinin izniyle Berlin’e götürülmüştür. Berlin’de sergilendiği müze Pergamon Müzesi adıyla anılmaktadır.





    DİVRİĞİ ULU CAMİİ
    1229 yılında inşa edilen eser, Sivas’tadır. Mengücoğlu Sultanı Ahmet Şah tarafından yaptırılan eserin mimarı Ahlatlı Hürremşah'tır. Üzerindeki kitabelerde Selçuklu Sultanı 1. Alaaddin Keykubat'a övgüler yazılıdır. Bezemeleri ve mimarisi nedeniyle, bitişiğindeki darüşşifa ile birlikte UNESCO'nun Dünya Mirası listesinde yer almaktadır. Özellikle oymalı geometrik ve çiçek motifli taç kapısıyla Anadolu'daki en önemli eserlerdendir.





    KONYA İNCE MİNARELİ MEDRESE
    1260-1264 yılları arasında Selçuklu Başveziri Sahip Ata tarafından Konya'da yaptırılmıştır. Taçkapısında mimarının Abdullah Oğlu Keluk olduğu yazılıdır. Hadis dersleri verilmek üzere yaptırıldığından, döneminde Darülhadis adıyla anılmıştır. Çinilerle süslü minaresi ve işlemeli taş kapısıyla ünlüdür. 1956 yılında kısmen restore edilen İnce Minareli Medrese, Selçuklu Dönemi Taş ve Ahşap Eserler Müzesi olarak kullanılmaktadır. 1901 yılında düşen bir yıldırımla ilk şerefeye kadar yıkılan minaresi, Miniaturk'te restorasyon sonra alacağı görünümle sergilenmektedir.





    AKSARAY SULTAN HAN
    Aksaray’da, kendi adıyla anılan Sultan Han kasabasındadır. Anadolu Selçuklu Sultanı 1. Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılan eser 1229 yılında tamamlanmıştır. Mimarı Şamlı Muhammed bin Havlan’dır. 4800 metrekare alanıyla Anadolu’daki Selçuklu kervansaraylarının en büyüğü olan Sultan Han, klasik Selçuklu kervansaray şemasının da en çarpıcı örneklerindendir.





    NİĞDE ALAADDİN CAMİİ
    Niğde'deki eser, 1223 yılında Selçuklu Sultanı 1. Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. Niğde'nin en eski eseri olan caminin mimarı Mahmut Oğlu Sıddık'tır. Geometrik motiflerle süslenen doğu kapısında mimarına ve Alaaddin Keykubat'a övgüler yer almaktadır. 1970 yılında onarılan eser Ulu Cami adıyla da anılmaktadır.





    PERİ BACALARI
    Eşine ender rastlanan Nevşehir'deki doğal oluşum, dünyada Kapadokya, Türkiye'de ise görüntüsünden ötürü Peribacaları adıyla anılır. Kapadokya ‘Güzel Atlar Ülkesi’ anlamına gelir. Kayalık vadide erozyon sonucu meydana gelen volkanik tüflerden oluşmuştur. İçleri Bizans döneminde Roma işkencelerinden kaçan Hıristiyan papazları tarafından oyularak birkaç katlı kilise ve manastır haline getirilmiştir. Bu eserlerden 360 kadarı günümüze ulaşabilmiştir. Haç şeklindeki kiliselerin duvarlarında 8’le 14. yüzyıllar arasında yapılmış muhteşem freskler bulunmaktadır.





    KAYSERİ DÖNER KÜMBET
    Kayseri'de 1276 yılında inşa edilmiştir. Selçuklu Sultanı 1. Alaaddin Keykubat'ın kızı Şah Cihan Hatun için yaptırıldığından Şah Cihan Hatun Kümbeti olarak da bilinir. Sarımsı renkli kesme taştan yapılan kümbet, kare taban üzerine oturtulmuş silindirik gövdeye sahiptir. Türbenin 12 yüzünün her biri bitkisel ve geometrik motiflerle süslenmiştir. Türbeye iki yönlü, dar bir merdivenle çıkılır. Kapı üzerinde bazı yerleri kırılmış insan başlı iki aslan kabartması bulunmaktadır.





    PAMUKKALE
    Denizli ilimizdeki doğal oluşumun dünyada bir başka örneği daha bulunmamaktadır. 35°C sıcaklıktaki karbon dioksit yönünden zengin kireçli suyun akarken donarak oluşturduğu basamaklı havuzlardır. Pamuğa benzer görüntüsü ve çevredeki tarihi kale kalıntıları nedeniyle Pamukkale adını almıştır. Şifalı suyu kalp, damar sertliği ve sinir hastalıklarının tedavisinde faydalı görülmektedir. Son yıllarda kirlenerek beyaz rengini kaybetmeye başlamasından ötürü ziyaretçilerin travertenlerde dolaşmasına sınırlama getirilmektedir.





    HACI BEKTAŞ-I VELİ TÜRBESİ
    Bektaşi tarikatının esin kaynağı ve yeniçerilerin piri sayılan büyük Türk mutasavvıfı Hacı Bektaş-ı Veli’nin Nevşehir ilimizdeki türbesidir. 14. yüzyılda inşa edilmiştir. Antalya’daki Abdal Musa Dergahı ve İstanbul’daki Merdivenköy Şahkulu Dergahı gibi Bektaşi tekkelerinin pirevi olarak bilinir. Türbede Hacı Bektaş-ı Veli ile birlikte kendisine hizmet eden 41 kişinin daha mezarı bulunmaktadır. 19. yüzyılda geçirdiği onarım sonucu bugünkü durumunu alan Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi önemli bir ziyaret yeridir.





    ATATÜRK OLİMPİYAT STADYUMU
    Yeni ve modern bir stadyum olan Atatürk Olimpiyat Stadyumu, İstanbul'un Olimpiyat Oyunları'na ev sahipliği yapma çalışmaları sırasında inşa edilmiştir. Son derece modern ve görkemli bir yapısı olan stadyum 82.000 seyirci kapasitelidir. Olimpiyat Oyunları kapsamında yer alan spor karşılaşmaları için elverişlidir.





    İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE SARAYI
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Belediye Sarayı, 1953 yılında bir ulusal yarışma sonucu birincilik alan mimar Nevzat Erol'un projesine göre yapılmıştır. Belediye Sarayı, abartılı olmayan mimarisi ile, inşa edildiği tarihi çevreyle doğrudan ilişki kurmayan, ancak onu geriye de itmeyen modernist bir uygulamadır. Bu yönüyle, belediye sarayı binası Türkiye mimarlığının gelişim sürecinde önemli bir dönüşümün işareti sayılmaktadır. Belediye Sarayı 2002 yılında onarıma alınmıştır.





    MİMAR SİNAN TÜRBESİ
    Mimar Sinan'ın ölümünden kısa bir süre önce 1588 yılında yaptığı türbe Süleymaniye Camii'nin köşesindedir. Penceresinin üstünde Mustafa Sai Çelebi'nin büyük usta için yazdığı 15 mısralık hayat hikâyesi bulunmaktadır. Türbe, 1933 yılında restore edilmiştir.





    KIRKÇEŞME SU YOLU SİSTEMİ (MAĞLOVA KEMERİ)
    İstanbul’da yapılmış tarihi su tesislerinin en büyüğü olan Kırkçeşme su tesislerini dönemin padişahı kanuni Sultan Süleyman tarafından 1554-1563 yılları arasında mimar Sinan’a yaptırılmıştır. 55.374 m. uzunluğundaki dev isale hattı üzerinde Mağlova kemeri, güzelce kemer, paşa kemeri gibi 33 adet su kemeri birbirine ekleyerek Belgrad ormanlarındaki suları İstanbul’a ulaştıran Mimar Sinan Kırkçeşme su tesisleriyle mimarlık ve mühendislik bakımından eşsiz bir eser ortaya koymuştur. Yapıldığı dönemde ortalama günlük 5.720 m3 su ulaştırmaktaydı. Parkımızda sergilediğimiz Kırkçeşme su tesisinin bir bölümü olan su havzası, kirazlı bent, baş havuz, Mağlova kemeri, güzelce kemer, paşa kemeri, şehzadebaşı su terazisi ve Saliha Sultan çeşmesi mimarlık ve mühendislik harikası su tesisinin nasıl çalıştığını gözler önüne sermektedir.





    ANADOLU HİSARI
    1394 yılında Yıldırım Bayezıt tarafından yaptırılan ve Fatih Sultan Mehmet döneminde genişletilen hisar, İstanbul'daki en eski Türk eseridir. Bulunduğu semte adını vermiştir. Boğaz'ın en dar yerinde bulunan hisar, geçişleri kontrol altına almayı amaçlamaktadır. Güzelce Hisar ve Yenice Hisar adlarıyla da anılır. Rumeli Hisarı ile karşı karşıyadır. Cumhuriyet döneminde müzeleştirilen hisar, Miniaturk'te içinden yol geçirilmeden önceki haliyle sergilenmektedir.





    KIZ KULESİ
    İstanbul'un simgelerinden olan eserin tarihi, efsanelerden ayıklanamamaktadır. Türkiye'de yaygın olan efsaneye göre, devrin yöneticisi, rüyasında, çok sevdiği kızını yılan sokması sonucu kaybettiğini görür. Denizin ortasında bir kule yaptırır ve kızını kuleye kapatır. Ne var ki, kızına yolladığı üzüm sepetinin içine sızan yılan, güzel prensesin ölümüne neden olur. Bugüne ulaşan kule, 1719’da Nevşehirli İbrahim Paşa tarafından yaptırılan taş kuledir. Harem ve Salacak kıyıları arasında, kıyıya 180 metre mesafedeki kayalar üzerinde yer alan taş kuledeki fenerde, 3 saniyede bir, 4 mil uzaktan görünen kırmızı bir ışık yanıp sönmektedir. Kız Kulesi, bugün motor ve kayıklarla ulaşılan bir restoran olarak kullanılmaktadır.





    DOLMABAHÇE SAAT KULESİ
    Dolmabahçe Sarayı’nın Hazine-i Hassa Kapısı ile Dolmabahçe Camii arasındadır. 1890-94 yılları arasında inşa edilen eser 1895 yılında açılmıştır. Mimarının Sarkis Balyan olduğuna dair bilgiler ağırlıktadır. Üzerindeki saatlerin Fransa’dan getirtildiği eserde barok, neoklasik ve ampir üslup öğeleri bir arada kullanılmıştır. 27 metre yüksekliğindeki kesme taştan kule, kare bir taban üzerinde dört katlıdır.





    KULELİ ASKERİ LİSESİ
    Çengelköy’ün en ünlü yapılarından biri olan Kuleli, aynı yerde yapılan ve aynı adla anılan eserlerin üçüncüsüdür. Biri köşesinde diğeri de ortasında yer alan iki kule nedeniyle ‘Kuleli’ adı verilmiştir. Günümüze ulaşan yapı, 1863 yılında Sultan Abdülaziz tarafından inşa ettirilmiştir. Rokoko üslubundaki iki katlı bina Selimiye Kışlası’nın daha küçük bir modelidir. Dönem dönem kışla ve hastane olarak da hizmet veren yapı 1947 yılından bu yana askeri lise olarak kullanılmaktadır. 1967 yılında geçirdiği onarım sırasında sembolik kuleleri yeniden inşa edilmiştir.





    EYÜP SULTAN CAMİİ
    Hz. Muhammet’in sancaktarı Ebu Eyyup El-Ensari’nin İstanbul kuşatması sırasında şehit düştüğü yere, İstanbul’un fatihi Sultan 2. Mehmet tarafından yapılmıştır. Eyüp Sultan adına inşa edilen cami, aynı zamanda İstanbul’un ilk camisi olma özelliğini taşır. Zamanla harap hale gelince, minareler korunarak cami yıktırılmış, Sultan 3. Selim tarafından yeniden yaptırılmıştır. Günümüze ulaşan da, barok üslubunda yaptırılan bu camidir. Tahta çıkan Osmanlı şahzadelerinin kılıç kuşanma törenleri burada yapılmıştır. Eyüp Sultan Camii, manevi kimliğin simgeleri sayılan türbeleri ve tekkeleriyle birlikte kutsal bir ziyaretgah yeri işlevi görmektedir.





    BEYLERBEYİ SARAYI
    Sultan Abdülaziz tarafından 1861-1865 yılları arasında Mimar Sarkis Balyan'a yaptırılmıştır. İstanbul Boğazı'nın Anadolu yakasında, Kuzguncuk’la Çengelköy arasındadır. Dış mimarisi neoklasik üsluptadır. İki katlı yazlık sarayın harem ve selamlık bölümlerinde altı salon, yirmi dört oda bulunmaktadır. Süslemesinde resim de kullanılan sarayın tavan süslemelerinin eskizlerini bizzat Sultan Abdülaziz yapmıştır. Sarayın bahçesinde ve sahilde çeşitli zamanlarda inşa edilmiş köşklerle birlikte, çok sayıda aslan heykeli de bulunmaktadır. Kıyıdan başlayarak yukarıya doğru setler biçiminde yükselen bu bahçeler, son dönem Osmanlı mimarlığının özgün çizgilerini sergilemektedirler. En üstteki set bahçesinde bir de havuz bulunmaktadır.





    HIDİV KASRI
    Çubuklu'da koruluk içindedir. Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa tarafından 1907 yılında İtalyan mimar Delfo Seminati'ye yaptırılmıştır. Art Nouveau tarzındadır. Neo-Klasik, Neo-İslam, Neo-Osmanlı öğelerle bezenmiştir. Sütun başlıklarına, duvarlara, tavanlara, çiçek, meyve ve av hayvanlarının resimleri işlenmiştir. 270 dönüm bahçe içinde yer alan Hıdiv Kasrı 1000 metrekarelik alanda, şato biçiminde inşa edilmiştir. Binanın büyük seyir kulesine birinci kattan girilmektedir. Balkonlu bir orta katı ve açık üst terası bulunan kuleye hem asansör hem de merdivenle çıkılabilmektedir. 1937 yılında Atatürk'ün rızasıyla, İstanbul Belediyesi tarafından satın alınan kasır, restoran olarak işletilmektedir.





    ÇIRAĞAN SARAYI
    Yapımına 1863 yılında başlanan saray ara verilmesi nedeniyle 1872 yılında tamamlanabilmiştir. Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan eserin mimarı, Karabet Kalfa'nın oğlu Sarkis Balyan'dır. Yapımında en değerli taşlar kullanılmış, kapı tokmakları dahil pek çok parça som gümüşten imal edilmiştir. 1909'da Meclis-i Mebusan'ın taşındığı Çırağan Sarayı 1910'da geçirdiği yangında büyük hasar görmüştür. 1987'de restore edilen bina, bugün İstanbul'un en ünlü otellerinden biridir.





    ATATÜRK HAVALİMANI
    1938 yılında Yeşilköy adıyla uçuşa açılan Türkiye'nin ilk havalimanıdır. İlk seferler İstanbul- Ankara arasında gerçekleştirilmiştir. Havalimanının adı 1985 yılında Atatürk Havalimanı olarak değiştirilmiştir. 1998 yılında yenilenmeye başlanan havalimanı bugün dünyanın en hızlı inşa edilen dış hatlar terminaline sahiptir. Terminal, aynı anda 18 uçağa hizmet verebilmektedir. Atatürk Havalimanı, modern tasarımı ve teknolojik donanımlarıyla binlerce yolcuya konforlu bir havayolu ulaşımı sağlayarak konusunda hizmet vermektedir. Miniaturk'te havalimanı 7 uçak maketiyle canlandırılmıştır.





    PROFİLO ALIŞVERİŞ MERKEZİ
    Mecidiyeköy’de 1953 yılından başlayarak inşa edilen ve fabrika olarak kullanılan binalar alışveriş merkezine dönüştürülerek 1998’de hizmete açılmıştır. Mimari proje ve uygulamayı Profesör Utarit İzgi’nin danışmanlığında Profilo mimari bürosu ve inşaat grubu gerçekleştirmiştir. Alışveriş merkezinin yanı sıra sinema, tiyatro, kültür, sanat, eğlence amaçlı işlevleri de içeren yapı, 110.000m kapalı alanıyla günde ortalama 30.000 kişinin ziyaret ettiği çekim noktalarından biridir. Türkiye’nin ilk İSO 9002 kalite belgeli alışveriş merkezi olan Profilo ayrıca yenileme projesiyle “Yılın Alışveriş Merkezi” seçilmiş ve “Tüketiciyle Dost Altın Kalite” ödülünü almıştır.





    SADULLAH PAŞA YALISI
    Boğaziçi'ndeki en güzel yalılardan biri olarak anılan Sadullah Paşa Yalısı, Çengelköy sahilindedir. 1770'lerde, 3. Selim döneminde yapıldığı sanılan yalının mimarı bilinmemektedir. Adını taşıdığı Sadullah Paşa'dan çok daha eski olan yalının ilk sahibinin saray görevlilerinden biri olduğu sanılmaktadır. Bugün yalnız harem bölümü ayakta olan lebiderya yalı, geleneksel Türk konutlarının tüm özelliklerini taşımaktadır. 1950 yılında TAÇ Vakfı tarafından finanse edilen büyük bir onarım geçiren yalıya aşı boyalı rengi de bu onarımda verilmiştir. Yalının mülkiyeti daha sonra malikler tarafından kurulan TEK-Esin Vakfı’na bağışlanmıştır.





    ÖRME SÜTUN
    4. yüzyılda kalker bloklarından örülerek yapılan Örme Sütun 32 metre yüksekliktedir. Yapılan kazılar sonucu, dört yüzünde birer çeşme olduğu görülmüştür.





    BURMALI SÜTUN
    31 Grek kentinin birleşerek Persler’e karşı zafer kazanmalarının anısına, Persler’in silahları eritilerek yapılan Burmalı Sütun M.Ö. 5. yüzyıla tarihlenmektedir. Bugün 5.5 metre yüksekliğindeki kısmı ayakta kalan anıtın orjinal yüksekliği 8 metredir.





    MISIR DİKİLİTAŞ
    Dikilitaş, Mısır'daki Karnak Tapınağı'na M.Ö. 1547 yılında dikilmiş, 390 yılında İstanbul'a getirilmiştir. Kırmızı porfirden 25 metre yüksekliğindeki yekpare anıtta hiyeroglif ile firavunun zaferleri anlatılmaktadır.





    ALMAN ÇEŞMESİ
    1901 yılında Alman İmparatoru Kayzer 2. Wilhelm tarafından Sultan 2. Abdülhamit'e hediye olarak Almanya'da yaptırılmıştır. Tasarımının bizzat Kayzer tarafından yapıldığı sanılmaktadır.





    KUZEY DENİZ SAHA KOMUTANLIĞI
    Kasımpaşa’da Haliç kıyısında yer alan divanhanelerin ilki Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Bugüne dek aynı yerde yaptırılan beş divanhaneden dördü yıpranma ve çökme nedeniyle kullanılmaz hale gelerek yıkılmıştır. Günümüze uluşan bina, Sultan Abdülaziz döneminde yapımına karar verilen divanhanedir. 1867 yılında hizmete açılan binada padişahı ziyarete gelen elçiler ağırlanmıştır, Bahriye nazırları çalışmalarını hünkar dairesinde yürütmüşlerdir. Tarihte Şark Meselesinin konuşulduğu 1876 Tersane Konferansı ve Musul Meselesi de bu binada görüşülmüştür. Halen Kuzey Deniz Saha Komutanlığı olarak hizmet vermektedir.





    HASEKİ HÜRREM HAMAMI
    1556'da Hürrem Sultan için yaptırılan Haseki Hürrem Hamamı, Sultanahmet ile Ayasofya arasındadır. Ayasofya Hamamı ve Hürrem Sultan Hamamı adlarıyla da bilinir. Mimar Sinan'ın yaptığı en büyük hamamdır. Kadınlar ve erkekler için bir duvarla ayrılan iki ayrı bölümü bulunmaktadır. Asırlarca hamam olarak kullanıldıktan sonra, önce belediyenin benzin deposu, daha sonra da Devlet Matbaası’nın deposu haline getirilmiş, erkekler kısmı ile kadınlar kısmı arasındaki kalın duvarda kapı açılmıştır. 1989 yılında aslına uygun olarak restore edilen hamamın ahşap soyunma odaları da yeniden yapılmış ve fıskiyeli havuz yerine yerleştirilmiştir. Onarımdan sonra halı satış yeri olarak kullanılmaya başlanmıştır.





    AYA İRİNİ
    537 yılında Bizans İmparatoru 1. Justinianus tarafından Ayasofya ile birlikte yaptırılmıştır. Grek-Ortodoks kilisesidir. İstanbul'un fethinden sonra Topkapı Sarayı'nı çevreleyen surların içinde kalan kilise, hiçbir zaman camiye çevrilmemiştir. İstanbul'un fethedildiği ilk günden itibaren 1846 yılına kadar silah deposu olarak kullanılmıştır. İyi bir akustiği olan binada bugün İstanbul Müzik Festivali çerçevesinde konserler düzenlenmektedir.





    YEREBATAN SARNICI
    Tarihi yarımadada günümüze ulaşan az sayıda erken dönem mimarlık örneklerinden biri olan Yerebatan Sarnıcı, Doğu Roma İmparatorluğu’nun en görkemli dönemine aittir. 6. yüzyılda, kente su dağıtımını sağlamak amacıyla Justinianus tarafından yaptırılmıştır. Genellikle İyon ve Korent üslupları taşıyan sütunların arasında az sayıda işlenmeden bırakılmış Dor stili başlıklara da rastlanır. 1968 yılında kolon ve çatlakları onarılan, 1985 yılında da İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilen sarnıç 1987 tarihinde ziyarete açılmıştır. Bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına Kültür A.Ş. tarafından işletilmekte olan sarnıçta çeşitli kültürel etkinlikler düzenlenmektedir.





    SOĞUK ÇEŞME SOKAĞI
    Bab-ı Humayun'un sonunda, tarihi İstanbul evlerinin bulunduğu sokaktır. Topkapı Sarayı'nın duvarına yaslanmış cumbalı, kafesli, 2-3 katlı, 8-10 odalı ahşap evlerin oluşturduğu bu sokağın geçmişi 18. yüzyıla kadar inmektedir. Sık çıkan yangınlar ve bakımsızlık nedeniyle giderek yıpranan evler, özellikle 1960'lardan itibaren eski sahiplerinin de terk etmesiyle zamanla enkaz haline gelmiştir. Turing tarafından 1985-86 yıllarında günün malzemesi kullanılarak, yeniden inşa edilen sokaktaki 9 bina, bir pansiyon dizisi haline getirilmiştir. Roma Sarnıcı da restore edilerek taverna olarak hizmet vermeye başlamıştır. Adlarını çevrelerine dikilen çiçeklerden alan evler, Yaseminli Ev, Mor Salkımlı Ev, Hanımelili Ev gibi adlarla anılır. Evlerden biri de İstanbul Kitaplığı olarak hizmet vermektedir.





    YAPI KREDİ BANKACILIK ÜSSÜ
    Yapı Kredi, verimliliği artırmak ve daha üstün bankacılık hizmeti verebilmek için, Türk bankacılığında devrim yaparak, tüm teknik altyapı ve merkezi operasyon faaliyetlerini tek bir noktada topladığı Bankacılık Üssü’nü Gebze’de 1997 yılında hizmete açmıştır. Bankacılık Üssü 40 bin m2’lik kapalı alanı ile bankanın hızlı değişen gereksinimlerine uygun tasarlanan esnek mimari yapısı ile 2000 çalışanının severek çalıştığı bir ortam sunmaktadır. Mimar John McAslan tarafından tasarlanan yapı, Birleşik Krallık Tasarım Konseyi (United Kingdom Design Council) tarafından düzenlenen yarışmada mimari tasarımıyla “Milenyum Ürünü” ödülünü kazanmıştır.





    ÜÇÜNCÜ AHMET ÇEŞMESİ
    1728 yılına ait çeşme, Sultan Ahmet Meydanı'ndadır. Sadrazam Damat İbrahim Paşa tarafından Padişah 3. Ahmet adına yaptırılmıştır. Mimarı Mehmed Ağa'dır. Mermer ve taşları Marmara Adası'ndan getirilmiştir. Lale Devri eserlerinden olan çeşme, barok üslubuyla klasik Osmanlı üslubunu birleştirmektedir. İstanbul'un en güzel ve en ünlü çeşmesi olan eser, işleme ve bezemelerinin zenginliğiyle dikkat çekmektedir. Üzerinde yer alan "Aç Besmeleyle, iç suyu, Han Ahmed'e eyle dua" dizesi, ebced hesabıyla çeşmenin yapıldığı Hicri 1141 tarihini göstermektedir.





    BÜYÜK POSTANE
    Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın öncüsü sayılan yapı, yurtdışında mimarlık eğitimi gören ilk Türk mimar Vedat Tek’in eseridir. 1909 yılında hizmete açılan binanın planında, iki yanındaki iki kulede biri alaturka diğeri alafranga iki saat olmasına karşın, saatlerin yerine önce Abdülhamit sonra Sultan Reşat’ın tuğralarına yer verilmiştir. Sirkeci’deki eser bugün halen postane olarak hizmet vermektedir.





    KÜÇÜKSU KASRI
    Sultan Abdülmecid tarafından Mimar Nikoğos Balyan’a yaptırılan eser 1856 yılında tamamlanmıştır. Göksu Kasrı adıyla da anılır. İstanbul Boğazı’ndaki nadide eserlerden biri olan kasrın özellikle deniz cephesindeki Barok-Rokoko bezemeleri ve merdiveni ilgi çekicidir. Cumhuriyetten sonra Atatürk tarafından çeşitli devlet kabullerinde kullanılmış ve bu gelenek 1970 yılına dek sürdürülmüştür. 1983 yılından bu yana müze olarak hizmet vermektedir.





    RUMELİ HİSARI
    1452 yılında 2. Mehmet tarafından Boğaz'dan Bizans'a gelecek yardımı engellemek üzere yaptırılmıştır. Mimarı Muhittin Bey'dir. İnşası dört ay gibi kısa bir sürede tamamlanmıştır. Yaklaşık uzunluğu 250 metre olan hisarın eni 50-125 metre arasında değişmektedir. Üç farklı noktasındaki kulelerle Boğaz'a hâkim bir konumdadır. Fetih'ten sonra Yedikule Zindanları'nın onarım gördüğü dönemde bir süre cezaevi olarak da kullanılmıştır. Bahçesinde Fatih döneminden kalma toplar, bir minare ve çeşme kalıntısı bulunmaktadır. 1958 yılında Rumeli Hisarı Müzesi adıyla ziyarete açılan hisar, bugün açık hava tiyatrosu olarak kullanılmaktadır.





    TAKSİM CUMHURİYET ANITI
    1928 yılında İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica tarafından İtalya'da yapılmıştır. 11 metre yüksekliğindeki anıtta kullanılan yeşil ve kırmızı mermerler İtalyan mermeridir. Anıtın Harbiye yönündeki yüzünde 30 Ağustos Zaferi canlandırılmaktadır. Atatürk heykeli, Atatürk'ün Kocatepe'ye çıkarken çekilen fotoğrafları esas alınarak yapılmıştır. Diğer yüzde Atatürk, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak'ı ordu ve halk arasında gösteren bir kompozisyon bulunur. İki yan yüzde ise kahramanlığı simgeleyen sancaklı askerler yer almaktadır.





    AHRİDA SİNAGOGU
    Balat Kürkçü Çeşme Caddesi üzerindeki sinagog, 1400'lü yıllarda Makedonya Ohri'den gelen Yahudilerce inşa edilmiştir. 600 yılı aşkın süredir aralıksız hizmet veren Ahrida, sayısız törene evsahipliği yapmıştır. Sinagogun barok ihtişamını yansıtan rengarenk boyalı tavan ve duvarları, 17. yy sonunda restore edilmiştir.





    KARİYE MÜZESİ
    İlk bina Edirnekapı'da 509 yılında yapılmış ancak depremde yıkılmıştır. Bugüne ulaşan binanın 1321 yılında inşa edildiği sanılmaktadır. Dört sütun üzerine dayalı, kubbeli bir kilise olarak inşa edilen yapı, 1511 yılında minare eklenerek camiye dönüştürülmüştür. Uzun süre cami olarak kullanıldıktan sonra 1935 yılında Ayasofya Müzesi’ne bağlı Bizans Mozaik Sanatı Müzesi haline getirilmiştir. Değerli mozaik ve fresklerinden ötürü halen müze olarak hizmet vermektedir.





    MOLLA GÜRANİ CAMİİ (Vefa Kilise Camii)
    Vefa’da Molla Şemseddin Camii Sokağındadır. Binanın ilk yapılışı mevcut parçalara ve temelinde bulunan damgalı tuğlara bakıldığında V incı yy.ın ortalarında inşa edildiği anlaşılmaktadır. Bugünkü yapının esası ise X-XI yy. a aittir. Bu binanın bugünkü durumu ile iki ayrı devirde yapıldığı açıktır. Orta Bizans döneminde çok kullanılmış olan kapalı haç plânındadır. Orta mekanın üzerini etrafında yuvarlak kemerli pencerelerin bulunduğu yüksek kasnaklı bir kubbe örtmektedir. Haçın kolları’nın üzerleri beşik tonozdur. Üç bölümlü bir narteks’den esas mekâna girilir. Latin istilası sırasında burası da tahrip edilmiş olup 1261 den sonra esaslı bir onarım görmüş ve bazı eklemelerin yanında binaya bir de beş bölümlü dış narteks eklenmiştir. Bu dış narteks iki katlı olup dış taraftan merdivenle çıkılır ve bu bölümün üzeri dışarıdan köşeli ve kasnağında pencereler açılmış üç kubbe ile örtülüdür. 1937 de burada yapılan restorasyon çalışmalarında dış narteks kubbelerindeki mozaikler temizlenerek ortaya çıkarılmıştır. Etrafı dilimlere ayrılmış olan kubbenin diğer satıhlarında Tevrat peygamberleri tasvir edilmiştir. Bu kilise Fatih’in Şeyhülislamı Molla Gürani tarafından camiye çevrilmiş. 1833 de geçirdiği bir yangın sonrası 1848 de onarım yapılmıştır.





    İSTANBUL SURLARI VE YEDİKULE ZİNDANLARI
    İstanbul’u dışardan gelecek saldırılara karşı koruma amacıyla inşa edilmişlerdir. Uzunluğu 21 km’ye ulaşan surlar, Avrupa’nın en uzun savunma yapılarındandır. İstanbul, kuruluşundan bu yana, ilki M.Ö. 7. yüzyılda Megaralılar tarafından olmak üzere dört kez surlarla çevrilmiştir. 50’ den fazla kapısı ve üzerinde 300’ü aşkın burç bulunan surların inşasında açık renkli kefeki taşı kullanılmıştır. Fetihten sonra işlevini yitiren surların bugüne dek gördüğü en kapsamlı onarım 1986 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılmıştır. Fatih’in İstanbul’u aldıktan sonra inşa ettirdiği ilk yapılardandır. İstanbul’un en eski kapısı olan Altın Kapı kapatılarak beşgen planlı bir avlu oluşturacak şekilde ördürülen hisarlardan oluşmuştur.





    MISIR MEHMET ALİ PAŞA CAMİİ
    Kahire Kalesi’nin en güzel tepelerinden biri üzerindeki eser, bütün Kahire’ye hakim konumdadır. Yapımına 1830 yılında Mehmet Ali Paşa döneminde başlanılan cami, 1848 yılında Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa döneminde tamamlanarak hizmete açılmıştır. Mimarı Boşnak Yusuf’tur. Mehmet Ali Paşa’nın Kahire’de yaptırdığı tüm eserler gibi İstanbul’da 18. yüzyılda uygulanan barok ve rokoko üsluplarını yansıtmaktadır.





    ŞAM İSTASYONU
    Tarihi Hicaz Demiryolu’nun Şam’daki durağı, 1911 yılında inşa edilen Şam İstasyonu bugün hâlâ tüm ihtişamıyla ayaktadır.





    KUDÜS SULTAN SÜLEYMAN SURLARI ŞAM KAPISI
    Kudüs’ü çevreleyen 4 kilometre uzunluğundaki surlarda bulunan 7 kapıdan biri olan Şam Kapısı ve Süleyman Surları’nın 1542 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından onarımı gerçekleştirilmiştir.





    BUDAPEŞTE GÜL BABA TÜRBESİ
    Gül Dede olarak da bilinen ve Budin Kalesi kuşatması sırasında ölen Bektaşi dervişi Cafer’in türbesidir. Budapeşte’de 16. yüzyılda inşa edilen türbe, Balkanlardaki önemli Türk eserlerindendir.





    SULTAN MURAT TÜRBESİ
    Kosova’daki en eski Osmanlı mimari eseri olan türbe 14. yüzyılda inşa edilmiştir. Kosova topraklarında Türklüğün ve İslamın da ilk simgesidir. Kosova Savaşı’nda öldürülen Sultan Murat Hüdavendigar Bursa’ya götürülerek oradaki türbesine defnedilmişse de Yıldırım yine de Kosova’da babası adına bir türbe yaptırmıştır.





    ROMANYA GAZİ ALİ PAŞA TÜRBESİ
    17. yüzyılda yapılan ve bugün Romanya sınırları içinde kalan Gazi Ali Paşa Türbesi, bölgedeki önemli Türk eserlerindendir. Türbenin altıgen planlı kubbesi yalnızca Romanya’da görülen bir tarzda asfaltla kaplanmış ve üzerine çakıl taşları serpiştirilmiştir.





    BAŞTARDA 1657
    Osmanlı Donanması’na ait kadırga sınıfının en büyük ve en gösterişli tipi olan baştardalar, 17. yüzyılda estetik açıdan en görkemli dönemlerini yaşamışlar ve adeta bir sanat eserine dönüşmüşlerdir. Baştarda 1657, 32 sıra kürekli ve 750 personelli olup türünün en iyi örneklerinden sayılmaktadır.





    OTOBAN
    TEM’den 14 metre uzunluğunda bir kesitte iki tünel içinden dönüş yapan 40 aracın seyrettiği minyatür otoban hareketli figürlerimiz arasında yer almaktadır.





    KALENDER VAPURU
    1911’de, İngiltere, Newcastle’da, Hawthorn, Leslie & Co. Ltd. tezgahlarında yolcu vapuru olarak yapıldı.1911’de hizmete girdi. Saatte 12.5 mil hız yapıyordu. Yazın 975, kışın da 793 yolcu alabiliyordu. 1981’de Kabataş’a bağlanarak kısa bir süre için “ Atatürk Müzesi “ haline getirildi. 25 Haziran 1984’te hizmet dışı bırakılarak Pendik Tersanesi’ne bağlandı.








+ Yorum Gönder
peri bacaları maketi nasıl yapılır,  peri bacalarının maketi nasıl yapılır,  molla gürani camii miniatürk,  yerebatan sarnıcı dış görünüşü,  peri bacaları maket yapımı
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi