Prenses Diana Kimdir?

+ Yorum Gönder
Biyografi ve Ünlü Bayan Sanatçı Biyografileri Bölümünden Prenses Diana Kimdir? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    AGMEHMET
    Özel Üye
    Reklam

    Prenses Diana Kimdir?

    Reklam



    Prenses Diana Kimdir?

    Forum Alev




    PRENSES DİANA (HAKKINDA ARŞİV)


    Önce mutlu, ardından çirkinleşen yazılar, araya giren boşluklardan sonra Prenses Diana hakkında artık en güzel yazılar yazılmaya başlanmıştı...


    İngiltere'de bir ışık söndü. 17 yıldır evsizlerden AIDS'lilere, mayın kurbanlarından cüzzamlılara kadar binlerce yaşamı aydınlatan Galler Prensesi Diana, bir daha yanmamak üzere söndü, karanlığa gömüldü. O utangaç Leydi Di idi, mahçup prensesti. 21'inci yüzyılın peri masalının kahramanıydı. Zaman içinde iki çocuk annesi oldu, dünya sorunlarına el attı, halkın gönlüne taht kurarak olgun prensese dönüştü. Dünyanın en ünlü, en çok fotoğrafı çekilen kadını Prenses Diana, en verimli yaşında, mutluluğu tam bulduğu anda, trajik şekilde hayata veda etti. Geride yeri hiçbir şekilde doldurulamayacak koca bir boşluk bırakarak...


    Üzerinde güneş batmayan Britanya İmparatorluğu'nda bir ışık, bir daha yanmamak üzere söndü, gitti. 20'inci yüzyılın sonlarına doğru Londra'nın Pimlico semtinde bir anaokulundan parlayan bu ışık, 17 yıl boyunca İngiltere'den süzülerek, Hollywood'un, Paris'in, Milano'nun, New York'un rengarenk yaşamından, Afrika'nın mayınlarla kaplı tehlikeli ormanlarına, AIDS'li hastaların yatağına, cüzzamlılardan, Soho'nun buz gibi kaldırımlarında kartonlarda yaşayan binlerce kişinin yaşamına karışıp, canlılık verdi, ömür uzattı. Ancak herkese yetecek bu ışık, dolu dolu yaşanan, çoğu zaman mutsuz, gözyaşlarıyla dolu 36 yıllık kısacık bir hayatı uzatmaya yetmedi.

    Bu ışığın adı Prenses Diana'ydı. Daha birkaç gün öncesine kadar son aşkıyla dünya kamuoyunu şaşırtan, iki çocuk annesi Diana, mutluluğu tam bulduğunu sandığı anda trajik bir şekilde ölüp efsaneler arasına karıştı. Tıpkı, genç yaşta aramızdan göçüp giden J.F. Kennedy, Marilyn Monroe, Elvis Presley, Prenses Grace Kelly gibi ‘‘Neden'', ‘‘Niçin'' gibi cevaplaması güç sorularla dolu, koskoca bir boşluk bırakarak.


    Peri masalı mutsuz bitti

    Tüm dünya O'nu, 1981 yılının Şubat ayında nişanlısı, İngiltere veliaht Prensi Charles'ın kolunda heyecandan titreyen, yanakları kızaran utangaç Leydi Di olarak tanıdığında, henüz 19 yaşındaydı. Aristokrat bir ailenin dört çocuğundan biri olan Leydi Diana Spencer ile beyaz atlı prensi Charles, 29 Temmuz günü görkemli bir düğünle dünya evine girerken, 20'inci asrın peri masalının ilk satırları da yazılıyordu. Ancak bu peri masalının sonu, alışılagelmiş mutlulukla bitmeyecek, gözyaşlarıyla sonuçlanacaktı.

    Prenses Diana, aslında sadece İngiltere'ye değil, dünyanın dört bir yanından 7'den 70'e, kadınından çocuğuna herkese malolmuş, adeta bir halk kahramanıydı. Bunun en büyük kanıtı, tanıyan, tanımayan, gören, görmeyen herkesin, Diana'nın ölümünden sonra duyduğu büyük acı, hissedilen, yeri doldurulmayacak boşluktu.

    Bu acıyı hissedenlerden biri de bendim... Meslek hayatımın büyük bölümü Londra'da, Prenses Diana'nın Lady'lik günlerinden düğününe, anneliğinden skandallarına, boşanmasından ölümüne kadar sayısız olayına tanık olmakla geçmişti. Yaşı 35'in üzerinde birçok kadın gibi, Prenses Diana ile büyümüş, onunla olgunlaşmış, birlikte annelik duygularını tatmıştık. Gün gelmiş, onu eleştirmiş, gün gelmiş ona imrenmiş, gün gelmiş acımıştık. Son yıllardaki inişli çıkışlı yaşamına, skandallarına da artık alışmıştık. Severek evlendiği kocasının onu hiçbir zaman sevmediğini anlamasıyla başlayan mutluluk arayışının adeta takipçisi olmuştuk. Son haftalarda kimseye aldırmadan, ulu orta sevglisi Dodi Fayed ile birlikte çekilen fotoğraflarına ‘‘Galiba aradığını buldu'' diye bakarken, inanılması zor haber hepimizi şok etti.

    O henüz 19 yaşındayken, utangaçlığından yanakları kızardığı zamanlarda kaleme aldığım ‘‘Mahcup Prenses'' dizisinde yazdığım, fıkır fıkır, aklı fikri muziplikte, aynı katı paylaştığı üç kız arkadaşıyla yastık kavgası yapan Diana'nın, nasıl değişip, olgunlaştığı, kocasıyla geçimsizlikleri, skandalları, aşkları, 17 uzun yılın özeti tüm canlılığıyla gözlerimin önüne geldi.


    Rüya gibi bir düğün

    Diana'yı ilk gördüğüm güne gittim. 29 Temmuz 1981... 500 yıl aradan sonra ilk defa bir İngiliz kızı, Galler Prensi'yle evleniyordu. O gün resmi tatil ilan edilmiş, tüm İngiltere başkent Londra'ya akmıştı. Milyonlar Charles ile Diana'nın evliliğini kutluyordu. Bir gün önce Hyde Park'ta yapılan görkemli havai fişek gösterileriyle başlayan St. Paul Katedrali'ndeki tarihi düğün, ancak peri masallarıyla karşılaştırılabilirdi. Güçlü atların çektiği cam arabada oturan, fildişi renkli rüya gibi bir gelinlik giymiş 20 yaşındaki Leydi Diana, bir saat süren tören sonunda Galler Prensesi Diana olarak kocası Prens Charles'ın kollarında katedralden çıkacaktı. Ve İngiliz tarihinde de yepyeni bir sayfa açılacaktı.

    Büyük umutlarla, gülümsemelerle açılan bu sayfaya önce mutlu haberler yazıldı. Sonra yazılar çirkinleşti. İnişler, çıkışlar, zaman zaman belirsizliklerle dolu satırlar, sorular... Aralar, boşluklar... Sonra yazılar düzeldi. Kendinden emin hale geldi. Son yılların en güzel yazıları yazılmaya başlanmıştı ki, birdenbire kesiliverdi.


    Diana öncesi ve sonrası

    Peri masalının başladığı günlerde, yıllardır üzerine ölü toprağı serpilmiş, geleneklerine sıkı sıkı bağlı, dünyaya kapıları kapalı İngiliz Kraliyet Ailesi de Prenses Diana ile hayat bulup, yeşermeye başlıyordu. 1980'lerde Kraliyet Ailesi bu uyanışı yaşarken, moda dünyası da kendine yepyeni bir model buluyordu. Saçından ayakkabısına, çantasından her türlü kıyafetine kadar, Diana'nın giyip çıkardığı herşey moda oluyordu. Yakası, bilekleri fırfırlı buluzlar, çiçekli, Laura Ashley türü taşra modeli elbiseler, alçak topuklu ayakkabılar, kısa, röfleli yandan ayrık saçlar hepimizin favorisiydi.

    Düğünden sonra Prenses Diana'yı çeşitli nedenlerle, değişik yerlerde görmüştüm. Aklıma ilk gelenler, ilk oğlu Prens William'ın doğumundan sonra Prens Charles ve bebeğiyle hastaneden ayrılırken; 1988 yılında devrin Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in İngiltere'ye yaptığı resmi ziyaret sırasında verilen baloda; devrin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın eşi Semra Özal'ın da katıldığı Kanuni Sultan Süleyman Sergisi'nin açılışında; Buckingham Sarayı'nda şahsen tanıştırıldığım bir konserde; Kuzey Londra'da Türkler'in de yaşadığı bir sosyal konutu ziyareti sırasında ve en son da iki ay önce Londra'nın merkezinde Lime House adlı AIDS'liler merkezinde...

    Bunun dışında da sayısız defalar Diana'yı Londra'da görmüş, haberlerini izlemiştim. Küçük bir çocukla nasıl rahatça konuşuyorsa, bir devlet başkanı ile birlikteyken de aynı doğallıkta, protokolun en ince noktasına uygun olarak hareket edebiliyordu.

    Diğer kraliyet ailesi üyelerinde görünmeyen doğallığı, cana yakınlığı, alçak gönüllülüğü, onu ‘‘Halkın ve Kalplerin Kraliçesi'' yapmakta haklıydı. Ölümüyle bu, hiç de istenmeyen şekilde, bir kere daha kanıtlanmıştı.

    17 yıl onu daha da güzelleştirmiş, olgunlaştırmıştı. Diana, İngiltere'de uzun yıllar yaşayan herkesin hayatının bir parçası olmuş ender kişilerden biriydi. Hergün evinize, ofisinize sesi ve fotoğraflarıyla giren, hayatınıza katılan Prenses Diana, artık hatıralarda yaşayacak. İngiltere'de hayat, galiba artık hiç eskisi gibi olmayacak. Talihsiz prensesin yakınları ve İngilizler için artık zaman, Diana'dan öncesi ve sonrası diye ikiye ayrılacak.


    Yüzden fazla derneğin başkanıydı

    Prenses Diana, evliliğinin bozulmaya başladığı ilk yıllarda mutluluğu, mutsuz, yoksul, evsiz, hasta insanlara yardımda buldu. Kimsenin ziyaret etmeye bile cesaret edemediği AIDS'li hastaların yatağına oturup, onların elini tutup, son günlerini aydınlattı. Birçoğumuzun adını duyduğunda ürperdiği cüzzamlıların yanaklarını okşadı. Kimi zaman da masum şekilde, kolunu, bacağını bir mayın yüzünden kaybeden çocukları kucağına alıp, dünyalarına ışık oldu. Bugüne kadar dünyanın hiç alışmadığı biçimde, bir Kraliyet Ailesi üyesi, yoksulların, hastaların iyilik meleği haline geldi.

    Herkesi büyüleyen kişiliği, Diana'yı İngiltere'de yüzlerce yardım derneğinin başkanı haline getirdi. Diana'nın başkanlığı ve himayesindeki yardım dernekleri, adeta sihirli bir değnek değmişçesine milyarları bir anda toplayıp, muhtaçlara gereken yardımı gerçekleştiriyordu. Prenses'in sadece ismi bile rekor bağışların toplanmasına yetiyordu. 15 yıllık evliliği boyunca Diana, 100'den fazla dünya ve ülke çapında yardım derneğinin başkanlığını yaptı. Geçen sene tüm kamu görevlerinden ayrıldığını açıklayana kadar. Aralarında Kızıl Haç, Barnardo, Mayınla Mücadele, İngiliz Ulusal Balesi gibi altı yardım derneği dışında, Diana tüm bağış kurumlarından elini ayağını çekiyordu. Sadece William ile Harry'yi öksüz bırakmamış, kendine umutlarını bağlamış onbinlerce yardıma muhtaç çocuğu da yardım meleklerinden yoksun kılmıştı.


    Hayatı çocuklarıydı

    Prenses Diana, 36 yıllık kısa hayatına çok şeyi sığdırabilen ender kişilerden biriydi. Milyonların gönlüne taht kuran Diana için hayatının en önemli iki kişisi, şüphesiz oğulları Prens William ile Harry'ydi. Babasından sonra tahta geçmesi beklenen 15 yaşındaki William ile 12 yaşındaki Harry'ye düşkünlüğüyle tanınan ve tüm programını onlara göre yapan Diana, geride gözü yaşlı iki delikanlı bıraktı.

    Diana, William'ı dünyaya getirdiğinde 21 yaşındaydı, genç kızlıktan yeni yeni çıkıyordu. Çocuklara düşkünlüğüyle bilinen Prenses, oğlu William'dan biran bile ayrılmak istemiyordu. Hatta dokuz aylık prens, sarayın tüm karşı koymasına rağmen, anne ve babasıyla birlikte Avustralya'ya resmi geziye gidiyordu. Diana, ikinci oğlunu dünyaya getirdiğinde evliliği üzerindeki ilk kara bulutlar da dolaşmaya başlamıştı. İkinci çocuğunu kız bekleyen Prens Charles'ın, Harry doğduktan sonraki ‘‘Aa, bunun da saçları kızıl. Yine anne tarafına çekmiş'' sözleri, genç kadını derinden yaralamaya yetmişti. Çifte yakın çevrelere göre Prens Harry'nin doğuşu, Charles ve Diana'nın evliliğinin de sonunun başlangıcı oluyordu.

    Eşinden ayrıldıktan sonra tüm sevgisini iki oğluna veren Diana, mükemmel bir anne olarak anılacak. Nereye giderse gitsin, ilk işi çocuklarını aramak olan Diana'nın, sevgiyle William ve Harry'i kucaklayıp, öpmesi artık filmlerde, anılarda kaldı. Oğullarını modern dünyanın gerçekleriyle yetiştirmeyi hedefleyen Diana, William ve Harry'i tüm protestolara rağmen evsizlerin yaşadığı kenar mahallelere götürmekten çekinmedi. Diana, oğullarıyla bir yanda lunaparklarda dönmedolaplara binerken, öte yanda uyuşturucu müptelası, evsiz-barksız gençlere çocuklarını götürmeyi de ihmal etmiyordu.
    Özellikle annesi gibi basından fazla hoşlanmayan, son derece hassas, içine kapanık Prens William, annesine düşkünlüğüyle, ilerdeki yaşamı için şimdiden endişe konusu oluyor. Çocukları için yaşayan Diana, üç haftadır görmediği, babalarıyla İskoçya'da tatil yapan William ve Harry'e hasret gitti.



  2. 2
    AGMEHMET
    Özel Üye

    --->: Prenses Diana ..(Kalplerin Kraliçesi)

    Reklam







    Aşk masallarının hüzünlü prensesi



    Prenses Diana'nın 36 yıllık yaşamı, bir kovalamaca sırasında noktalandı. Sevdiği erkekle beraberdi. Onun yanında kendini mutlu ve özgür hissediyordu. Uzunbir aradan sonra ilk kez yüzü gülüyordu. Aşıktı ve önünde upuzun bir gelecek vardı. Hayatı boyunca aradığı masal aşkı bulduğunu düşünüyordu. Ancak ölüm, bir Paris gecesinde geç bulduğu aşka doyamadan onu yakaladı.


    Bir süre önce, bir gazeteciye kızını anlatan annesi, ‘‘Diana çok duygusal bir çocuktu'' demişti, ‘‘ Çocukken, bir köşeye çekilir, kendi kendine hayaller kurardı. Masallardaki gibi yaşamak istemişti hep. Bu isteği bir süre için gerçekleşti. Ama ne yazık ki, masal çabuk noktalandı.''

    Prenses Diana, çocukluk yıllarında annesiyle babasının ayrılmasından çok etkilenmişti. Üvey annenin yanında yaşamak onu bazı ruhsal sorunlarla karşı karşıya bırakmıştı. Üvey annesini hiç bir zaman sevmemiş, baba evinden kurtulmak için de bir anaokulunda öğretmenlik yapmaya başlamıştı.

    Prens Charles ile karşılaştığı zaman utangaç, içine kapanık, sade bir genç kızdı. Ürkek bir tavşan gibi insanlardan kaçıyordu. Kendisinden 15 yaş büyük olan bir erkekle evlenmesini yadırgayanlar da olmuştu. Ancak Prenses Diana, Charles'a hayrandı. Olgun bir erkeğin eşi olmaktan mutluluk duyuyordu.

    Ne yazık ki bu mutluluğu çok uzun sürmedi. Kocasının düğün gününde bile sevgilisi Camilla Parker Bowles ile beraber olduğunu öğrendiği zaman dünya başına yıkıldı. Kocasını bir başka kadınla paylaşmak istemiyordu. Mücadele edecekti. Prens Charles'ın evli bir kadınla olan ilişkisini noktalaması için ona baskı yapacaktı.

    GÖLGEDEKİ KADINLA MÜCADELE

    Prenses Diana, evliliğinin ilk yıllarında, Camilla Parker Bowles ile gizli gizli mücadele etti. Büyük oğlu Prens William dünyaya geldiği zaman, Prens Charles, genç eşinin yanından ayrılmadı. Fakat arası çok geçmeden, Prens'le Camilla Parker Bowles'un gizli gizli buluştukları haberleri Prenses Diana'nın kulağına gelmeye başladı. Evliliğinin geleceği tehlikedeydi. Prenses Diana, İngiliz halkının sevgilisi olmasının, kocasını çileden çıkardığını biliyordu. Kocasından intikamını bu şekilde almak istedi. Prenses Diana, dünya basınında bir numara olurken Prens Charles, etkisiz kalmaya başlamıştı. O günlerde Prenses Diana, oğlunun binicilik öğretmeni James Hewitt ile sıkı fıkı dost olmuştu. Çok geçmeden çeşitli söylentiler basında yer almaya başladı.

    Prenses Diana ikinci çocuğuna hamileydi. Evliliğini kurtarmak için ikinci kez anne olmayı denemek istemişti. Prens Harry doğduktan sonra Prenses Diana, bu evliliğin artık yürümeyeceğini iyice anlamıştı. O günlerde James Hewitt ile beraberdi ve kocasından göremediği ilgiyi, James Hewitt'ten görüyordu.

    Ne var ki, Prenses Diana, gene yanlış erkek seçmişti. James Hewitt, Prenses Diana'nın ona gönderdiği mektupları yayınlamayı göze almış, bu yasak ilişkiyi tüm ayrıntılarıyla herkese anlatmıştı.

    BEKLENEN BOŞANMA

    Masal prensesinin aşk masalında doğru gitmeyen bir şeyler vardı. Genç kadına tüm erkekler hayrandılar ama, onun seçtiği erkekler, Prenses Diana'yı yarı yolda bırakıyorlardı. Genç kadın, BBC'de yayınlanan bir tprogramında, kocasını aldattığını dünyaya açıkladıktan sonra evlilik noktalandı. Kraliçe Elizabeth, bir süredir ayrı yaşayan oğluyla gelinine boşanmalarını tavsiye etti. Galler Prensesi, yasaklı kişi olarak ilan edildi ve saraydaki görevleri sona erdirildi. Hatta bir süre ortalıkta görünmemesi tavsiye edildi.

    Boşanma işlemleri tamamlandıktan sonra ise Prenses Diana ‘‘Ben artık özgür bir kadınım. Dilediğim erkekle ilişki kurabilirim. Bana kimse karışamaz‘‘ diyerek aşk hayatında özgürlüğünü ilan etti.

    Ve işte o günden sonra da şaşırtıcı olaylar birbirini izlemeye başladı. Pakistanlı kalp cerrahı Hasnat Khan, Prensesi çok etkilemişti. Diana bu ünlü cerrahı sevdiğini gizlemiyordu. Onun Londra'da yaptığı bir kalp ameliyatına katılarak, sevdiği erkeğin yanında olmaktan mutluluk duyduğunu belirtti. Daha sonra Hasnat Khan'ın ailesini ziyaret etmek için Pakistan'a gitti. Geri döndüğünde, hayatında bir aşk defteri daha kapanmıştı.

    Semiramis Pekkan'ın eski kocasıyla da bir süre flört eden Diana'nın Christopher Whalley adlı yakışıklı bir emlakçıyla evleneceği yolunda da söylentiler çıktı.

    Ve sonra bir haber, dünya basınına bomba gibi düştü. Prenses Diana, Harrods mağazalarının sahibi, Muhammed el Fayed ile beraberdi. Mısırlı iş adamının yatında çekilen fotoğrafları herkesi şaşırttı. Bu yaşlı adamla Prenses Diana'nın ne işi vardı? Belki de çocukluğundan kalan baba özlemi onu böyle yaşını başını almış erkeklere itiyordu. Çok geçmeden gerçek ortaya çıktı. Diana, Muhammed el Fayed'in oğlu Dodi Fayed ile beraberdi.
    Diana uzun bir aradan sonra ilk kez mutlu gözüküyordu. Sevdiği erkekle Akdeniz'de tatil yapmanın keyfini yaşıyor, özlediği aşkın tadını çıkarıyordu. Ancak kötü talihi Diana'ya bu aşkı da çok gördü. Hayatı boyunca masallardaki gibi yaşamak isteyen ve bunu başaran talihsiz prenses, hiç bir masala uygun olmayan bir son ile dünyaya veda etti.








+ Yorum Gönder
princess diana kitap özeti
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi