Karacaoğlan Şiirleri

+ Yorum Gönder
Şiir Bölümü ve Ünlü Şairlerden Şiirler Bölümünden Karacaoğlan Şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    aybuke
    Usta Üye
    Reklam

    Karacaoğlan Şiirleri

    Reklam



    Karacaoğlan Şiirleri

    Forum Alev
    Karacaoğlan Şiirleri

    ANNACINA ALMIŞ KOCA BERİD'İ

    Annacına almış koca Berid'i
    Farıdı da deli gönlüm farıdı
    Hazret Nuh'tan beri kimler var idi
    Nuh'un tufanını bilin mi meşe

    Anacına almış koca ardıcı
    Başına yağar da boranla gıcı
    Gittin Kâbe'ye de oldun mu hacı
    Ol Beyt-Şerif'e yüz sürdün mü meşe

    Şu meşenin bin incecik yolu var
    Sayamadım yüz bin türlü dalı var
    Şu dünyanın yüz bin türlü hali var
    Şu dünyanın halinden bilin mi meşe

    Karac'oğlan der, bu da böyle olsun
    Başındaki kuru dalın göğersin
    Senin bahşışını Bertiz'li versin
    Ol Bertiz'in halini da bilin mi meşe



    BAĞLANDI YOLLARIM, KALDIM ÇARESİZ


    Bağlandı yollarım, kaldım çaresiz
    Gayrı dünya bana aralandı, gel
    Derildi dertlerim, artsız arasız
    Üst üste dizildi, sıralandı gel

    Yârı görse idim haftada, ayda
    Sevip ayrılmaktan ne buldum fayda
    Azrail göğsümde, canım hay hayda
    Ciğerimin başı yaralandı, gel

    Karac'oğlan der ki, başa yazıldı
    Gözüm yaşı Ceyhun oldu, süzüldü
    Kefenim biçildi, kabrim kazıldı
    Mezarım üstü kar'alandı, gel





  2. 2
    aybuke
    Usta Üye

    --->: Karacaoğlan Şiirleri

    Reklam



    BANA KARA DİYEN DİLBER

    Bana kara diyen dilber
    Gözlerin kara değil mi
    Yüzünü sevdiren gelin
    Kaşların kara değil mi

    Güzel, ben seni isterim
    Seni koynumda beslerim
    Yüzünü, güzel, göreyim
    Zülüfün kara değil mi

    Boyun uzun, belin ince
    Yanakların olmuş gonca
    Salıverirsin kolunca
    Beliğin kara değil mi

    Utanırım akar terim
    Güzellikte yok benzerin
    En sevgili makbul yerin
    Saçların kara değil mi

    Beni kara diye yerme
    Mevlâ'm yaratmış, hor görme
    Ala göze siyah sürme
    Çekilir, kara değil mi

    Hind'den, Yemen'den çekilir
    İner Bağdad'a dökülür
    Türlü taama ekilir
    Biber de kara değil mi

    Göllerde kuğular olur
    Göğüs ak, kara benlidir
    Mısır'da çok zengin vardır
    Kölesi kara değil mi

    Pınara konan kuğunun
    Kanadı beyaz çoğunun
    Çöldeki Arab beyinin
    Çadırı kara değil mi

    İller de konup göçerler
    Lâle sünbülü biçerler
    Ağalar, beyler içerler
    Kahve de kara değil mi

    Evlerinde sular akar
    Güzelleri göze bakar
    Hublar yanağına sokar
    Sünbül de kara değil mi

    Karac'oğlan der, inşallah
    Görenler desin maşallah
    Kara donlu Beytullah
    Örtüsü kara değil mi



    BİR AYRILIK BİR YOKSULLUK

    Vara vara vardım ol kara taşa
    Hasret ettin beni kavim kardaşa
    Sebep ne gözden akan kanlı yaşa
    Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

    Nice sultanları tahttan indirdi
    Nicesinin gül benzini soldurdu
    Nicelerin gelmez yola gönderdi
    Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

    Karac'oğlan der ki kondum göçülmez
    Acıdır ecel şerbeti içilmez
    Üç derdim var birbirinden seçilmez
    Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm








  3. 3
    aybuke
    Usta Üye
    BİR YİĞİT GURBETE GİTSE

    Bir yiğit gurbete gitse
    Gör başına neler gelir
    Merdin sılayı andıkça
    Yaş, gözüne dolar gelir

    Bağrıma basarım taşlar
    Akıttım gözümden yaşlar
    Yavrusun aldıran kuşlar
    Yuvasına döner gelir

    Kocadım çekemem nazı
    Bağrıma dökemem közü
    Yârin bana kötü sözü
    Kara bağrım deler gelir

    Evlerinin önü söğüt
    Atalardan kalmış öğüt
    Yârinden ayrılan yiğit
    Sılasına döner gelir

    Yaşa Karac'oğlan yaşa
    Ben söylerim coşa coşa
    İş düşünce garip başa
    Düşünerek gider gelir




    BİTTİ M'OLA, ŞAM İLİNİN HURMASI

    Bitti m'ola, Şam ilinin hurması
    Gitti m'ola ala gözün sürmesi
    Hama'nın, Humus'un telli turnası
    Turna, yârin selâm saldı, gel diye

    Bitti m'ola Şam ilinin gülleri
    Aştı m'ola siyecinden dalları
    Şu sefil Yakub'un şirin dilleri
    Turna, yârin selâm saldı, gel diye

    Bir ağaçta biter kırk yanal alma
    Birinden gayriye elini sunma
    Irak, yakın diye eğlenip kalma
    Turna, yârin selâm saldı, gel diye

    Aşına da Karac'oğlan aşına
    Yeni girmiş on üç, on dört yaşına
    Irak değil, ak pınarın başına
    Turna, yârin selâm saldı, gel diye








  4. 4
    aybuke
    Usta Üye
    ÇIKIP YÜCESİNE SEYRAN EDERKEN

    Çıkıp yücesine seyran ederken
    Gördüm ak kuğulu göller perişan
    Bir fıkrat geldi de durdum ağladım
    Öpüp kokladığım güller perişan

    Hayal hayal oldu karşımda dağlar
    Eşinden ayrılan ah çeker ağlar
    Dökülmüş yapraklar, bozulmuş bağlar
    Bülbülün konduğu dallar perişan

    Yıkılmış dilberin mamur illeri
    Susmuş bülbül, söyler her dem dilleri
    Dağılmış sünbülü, solmuş gülleri
    Yüzüne dökülmüş teller perişan

    Karac'oğlan der, ben toy avlamadım
    Arab ata binip boylatamadım
    Küstürdüm dilberi hoylatamadım
    Dilberi küstüren diller perişan



    DİNLE SANA BİR NASİHAT EDEYİM

    Dinle sana bir nasihat edeyim
    Hatırdan, gönülden geçici olma
    Yiğidin başına bir iş gelince
    Anı yad ellere açıcı olma

    Mecliste ârif ol kelâmı dinle
    El iki söylerse, sen birin söyle
    Elinden geldikçe sen eylik eyle
    Hatıra dokunup yıkıcı olma

    Dokunur hatıra kendisin bilmez
    Asilzadelerden hiç kemlik gelmez
    Sen eyilik et de o zayi olmaz
    Darılıp da başa kakıcı olma

    El âriftir, yokla kendi kendini
    Dağıdırlar duzağını, fendini
    Alçaklarda otur, gözet kendini
    Katı yükseklerden uçucu olma

    Muradım nasihat bunda söylemek
    Size lâyık olan onu dinlemek
    Sev seni seveni, zay etme emek
    Sevenin sözünden geçici olma

    Karac'oğlan söyler sözün, başarır
    Aşkın deryasını boydan aşırır
    Seni bir mecliste hacil düşürür
    Kötülerle konup göçücü olma


  5. 5
    aybuke
    Usta Üye
    DÖNDÜR BOYNUN BENDEN YANA

    Döndür boynun benden yana
    Âşıkını bir az tanı
    Kurban oldum işte sana
    Ettim feda ben bu canı

    Gayrı bana bakma mısın
    Yangına su dökme misin
    Sen Tanrı'dan korkma mısın
    Yok mu kalbinin imanı

    Karac'oğlan kes dilini
    Yâre söyleme halini
    Şaşırma sen bu yolunu
    Aşkın bâkî, yârin fâni



    EĞLEN HOCAM EĞLEN, BİR SUALİM VAR

    Eğlen hocam eğlen, bir sualim var
    Edep nedir erkân nedir yol nedir
    Benim Karac'oğlan olduğum belli
    Dede nedir abdal nedir kul nedir

    Yıkılmaz Mevlâ'nın yaptığı yapı
    Hak Muhammed dini, taptığım tapı
    On iki bahçede kırk şekiz kapı
    Eşiğin bekleyen iki kul nedir

    Gayet ince derler Sırat'ın yolu
    Yarın ana varanın nic'olur halı
    Üç yüz altmış altı selvinin dalı
    Arasında açılan iki gül nedir

    İkimiz de bir göğnekte dururuz
    Göğnek perde, başka başka yürürüz
    Biz de anamız, evde od ururuz
    Ataş nedir tütün nedir kül nedir


  6. 6
    aybuke
    Usta Üye
    ELÂ GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER

    Elâ gözlerini sevdiğim dilber
    Göster cemalini, görmeğe geldim
    Şeftalini derde derman dediler
    Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim

    Gündüz hayallerim, gece düşlerim
    Uyandıkça ağlamağa başlarım
    Sevdiğim üstünde uçan kuşların
    Tutup kanatların kırmağa geldim

    Senin âşıkların gülmez dediler
    Ağlayıp yaşını silmez dediler
    Seni bir kez saran ölmez dediler
    Gerçek mi efendim, sormaya geldim

    Senin işin yiyip içmek dediler
    Yâran ile konup göçmek dediler
    Göğsün cennet, koynun uçmak dediler
    Hak nasip ederse görmeye geldim

    Mail oldum, senin ince beline
    Canım kurban olsun tatlı diline
    Âşık olup senin hüsnün bağına
    Kırmızı güllerin dermeğe geldim

    Karac'oğlan der ki, işi doğrusu
    Gökte melek, yerde hüma yavrusu
    Söyleyim ben sana sözün doğrusu
    Soyunup koynuna girmeğe geldim



    ELÂ GÖZLÜ BENLİ DİLBER

    Elâ gözlü benli dilber
    Koma beni el yerine
    Altın kemerin olayım
    Dola beni bel yerine

    Hecine gönlüm hecine
    Yiğide ölüm gecine
    Al beni zülfün ucuna
    Sallanayım tel yerine

    Gel kız karşımda dursana
    Şu benim halim bilsene
    Zülfünden bir tel versene
    Koklıyayım gül yerine

    Karacaoğlan der n'olayım
    Kolun boynuna dolayım
    Nazlı yâr kölen olayım
    Kabul eyle kul yerine



    ELÂ GÖZLÜM BEN BU İLDEN GİDERSEM

    Elâ gözlüm ben bu ilden gidersem
    Zülfü perişanım kal melûl melûl
    Kerem et aklından çıkarma beni
    Ağla göz yaşını sil melûl melûl

    Yiğit, ey sevdiğim sen seni gözet
    Karayı bağla da beyazı çöz at
    Doldur ver bâdeyi, bir dahi uzat
    Ayrılık şerbetin ver melûl melûl

    Elvan çiçeklerden sokma başına
    Kudret kalemini çekme kaşına
    Beni unutursan doyma yaşına
    Gez benim aşkımla yâr melûl melûl

    Karac'oğlan der ki, ölüp ölünce
    Ben de güzel sevdim kendi halimce
    Varıp gurbet ile vâsıl olunca
    Dostlardan haberim al melûl melûl


  7. 7
    aybuke
    Usta Üye
    ELİF

    İncecikten bir kar yağar,
    Tozar Elif, Elif deyi...
    Deli gönül abdal olmuş,
    Gezer Elif, Elif deyi...

    Elif’in uğru nakışlı,
    Yavrı balaban bakışlı,
    Yayla çiçeği kokuşlu,
    Kokar Elif, Elif deyi...

    Elif kaşlarını çatar,
    Gamzesi sineme batar.
    Ak elleri kalem tutar,
    Yazar Elif, Elif deyi...

    Evlerinin önü çardak,
    Elif'in elinde bardak,
    Sanki yeşil başlı ördek
    Yüzer Elif, Elif deyi...

    Karac'oğlan eğmelerin,
    Gönül sevmez değmelerin,
    İliklemiş düğmelerin,
    Çözer Elif, Elif deyi...



    GENÇ OSMAN DESTANI

    İbtida yürüyüş oldu Bağdad'a
    Sıçradı hendeği geçti Genç Osman
    Vuruldu bayraktar, kaptı bayrağı
    İrişti bedene dikti, Genç Osman

    Kurşunlarım yağmur gibi yağarken
    Tütünlerim gök yüzünde dönerken
    Yıkılası Bağdad seni döğerken
    Şehitlere serdâr oldu, Genç Osman

    Eğerlensin kır atımın ikisin
    Fethedeyim düşmanların hepisin
    Sabah namazları Bağdad kapısın
    Mevlâ izin verdi, açtı Genç Osman

    Getirdin de Genç Osman'ı görelim
    Şahbazımız var idüğün bilelim
    Taht isterse tahtımızı verelim
    Vezirleri posttan indi Genç Osman

    Sultan Murat, Sultan Ahmed'in çırağı
    Ah edince getirdi ırağı
    Kudretten çatılı anın yüreği
    Dal kılıç yazıldı, gitti Genç Osman

    Karac'oğlan bunu böyle söyledi
    Askerleri dağı taşı boyladı
    Bir Bağdad'ı da gayet mehdeyledi
    Bin yiğide bir baş oldu Genç Osman



    GÖNÜL KUŞU KALKTI UÇTU HAVAYA

    Gönül kuşu kalktı uçtu havaya
    İn gönül dedim de indiremedim
    Aşıp aşıp gider karlı dağlara
    Dön gönül, dedim de döndüremedim

    Hûma kuşu gibi yüksek uçarsın
    Pervaz vurup Tercüman'ı geçersin
    Bin bir türlü dala konup göçersin
    Gönül sana mekân bulduramadım

    Âleme sultansın, vezirsin kendin
    Aç, dedim, açmadın ak göğsün bendin
    Yad ellere gönül verdin de döndün
    Gönül sana akıl erdiremedim

    Karacaoğlan der, nedir çareye
    Cerrah neyler yürekteki yareye
    Gönül düştü şimdi kaşı kareye
    Akar gözüm yaşın dindiremedim


  8. 8
    aybuke
    Usta Üye
    GÖVEL ÖRDEK

    Yeşil başlı gövel ördek
    Uçar gider göle karşı
    Eğricesin tel tel etmiş
    Döker gider yare karşı

    Telli turnam sökün gelir
    İnci mercan yükün gelir
    Elvan elvan kokun gelir
    Yar oturmuş yele karşı

    Şahinim var bazlarım var
    Tel alışkın sazlarım var
    Yare gizli sözlerim var
    Diyemiyom ele karşı

    Hani Karac'oğlan hani
    Veren alır tatlı canı
    Yakışmazsa öldür beni
    Yeşil bağla ala karşı



    GÜZEL, NE GÜZEL OLMUŞSUN

    Güzel, ne güzel olmuşsun
    Görülmeyi, görülmeyi
    Siyah zülfün halkalanmış
    Örülmeyi örülmeyi

    Bahçende gülün güllenmiş
    Şeyda bülbülün dillenmiş
    Koynunda memen kirlenmiş
    Emilmeyi emilmeyi

    Mendilin yudum, arıttım
    Gülün dalında kuruttum
    İsmin ne idi unuttum
    Sorulmayı sorulmayı

    Seğirttim ardından yettim
    Eğildim yüzünden öptüm
    Adın bilirdim unuttum
    Çağırmayı çağırmayı

    Benim yârim bana küsmüş
    Zülfünü gerdana dökmüş
    Muhabbeti benden kesmiş
    Sevilmeyi sevilmeyi

    Çağır Karac'oğlan çağır
    Taş düştüğü yerde ağır
    Yiğit sevdiğinden soğur
    Sarılmayı sarılmayı


  9. 9
    Ziyaretçi
    çok saolun :)

  10. 10
    Ziyaretçi
    çook teşekkür ederim gerçekten yardımcı oldu sağolun

+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 7 kişi