Ahmet Oktay Şiirleri

+ Yorum Gönder
Şiir Bölümü ve Ünlü Şairlerden Şiirler Bölümünden Ahmet Oktay Şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    aSsude
    Usta Üye
    Reklam

    Ahmet Oktay Şiirleri

    Reklam



    Ahmet Oktay Şiirleri

    Forum Alev
    TUHAF DUYGU

    Dolaşıyorum ne zamandır
    kalbimde bir gül kesiği;

    ıslak bir tülbent koy göğsüme
    emsin büyüyen o siyah lekeyi;

    çoktan döndüm gittiğim gurbetlerden
    yine de
    içimde kanayan bir sılanın sesi.




  2. 2
    aSsude
    Usta Üye

    --->: Ahmet Oktay Şiirleri

    Reklam



    BEŞ KURUŞA AŞK ŞARKILARI

    Bir yalnızlık büyütürdüm saksıda
    kalandı çok eski günlerden
    bir bana yetsin, hıncımı arttırsın
    aşkımı pekiştirsin diye sevince.
    Günüydü, gelip durdu hüznümün önünde
    gidilmemiş bir saklı deniz sandım.

    Kıpırdamazdı yapraklar geceyle
    tüketirdi çiçeği, kuşu sevdiremeyen konyak
    bana neydi gülmeler, şarkılar
    otobüs durakları, alandaki kalabalık
    geldi durdu, alana merhaba dedim.

    Bir göz bozgundur yerine göre
    vururdu pencereme rüzgâr,
    ben hep öyle bir gözdüm
    çığlığını kendine saklayan.
    Düş kurmazdım, beklemezdim şurda burda,
    çiçek demetleri, bisikletler geçmezdi
    apansız geliverdi sokağıma.

    Hıncım bana kalsın gayrı
    sen yalnızlığımı götür.
    Bana çay demlemeyi öğret
    elimi yüzümü yıkamayı,
    ağzıma rakı koydurma.
    Hıncım bana kalsın diyorum
    çünki ben bu kenti kendimde büyüttüm
    bir barbarın vahşi ateşiyle,
    çünki yapılarının taşında onulmazlığım
    çünki şarkılar kanımın bedeli.

    En sevdiğim kelimeler gibisin
    örneğin öfke gibi
    hani bir zamanlar
    dağda ve sokakta açan.
    Örneğin umut gibi
    günde, gecede yitip durduğumuz
    zeytin dalını dal eden.
    Örneğin aşk gibi
    denizlerin üzerinde yürüten.
    Örneğin kavga gibi
    yüreğimi sıkı, saçlarımı kara tutan
    kayaları yumuşatan kavga gibi.

    Denizler benim kadar kıpırdayamaz
    bak şimdi parklardayım
    bir çocuğun menevişli gözlerinde.
    Hüzünleri bırakmanın günü
    günü çığlığı olmak dünyanın,
    hüznümü iki kat ediyor ama
    gecede alnıma dayalı alnın.








  3. 3
    aSsude
    Usta Üye
    BİR GÜNÜN SONUNDA ARZU


    Ne çok iz bedenimde senden:
    İki siyah haşhaş açtı
    düşlerinle ısırdığın omuzlarımda;

    göğsümdeki bu onmayan yara
    gözyaşının damladığı günden kalma;

    "Mutlu aşk yok" diye inildemişti Aragon,
    uçurum gibi parıldayan Elsa’ya. Ah!
    Zakkumsu ses; gümrah
    bir bahçe olsun isterdim,
    kederin ve deliliğin arkası.

    – Ne kaldı bana senden – demiştin,
    çürüyen güllerin anısı sadece
    çürüyen güllerin anısı.

    ah! Niye kesmedin
    uyurken bileklerimi?









  4. 4
    aSsude
    Usta Üye
    KAÇ KİŞİYİZ KENDİMİZDE

    Pavese, Malcolm Lowry. İkizlerim.
    Gece de sonsuz değil,
    kötülük de. Ben de denedim.
    Lav fokurdarken, gidip geldim
    delilikleri. Bin vampir besledim
    şuramdaki inde. Sövdüm
    ve şehvetle öptüm her Meleği;
    ah! Bilemedim.
    Kaç kişiyiz kendimizde
    Karabasanlar yaşattım
    beni sevenlere,
    bir hataydım, besbelli.
    İçimdeki ölümden
    içimdeki ölümden
    içimdeki ölümden ürettim her şeyi.



  5. 5
    aSsude
    Usta Üye
    SIĞINAK

    Kaçıp sana saklanıyorum akşam oldu mu
    Sana dokununca mı denizleniyor masa
    Senin avcıların mı çok hayvanları kovalayan
    Sıkıntımın ormanında?

    Üç beş günümüz var şuracığında
    Nice oyuncağımızı kırdılar
    Biz de güzel çocuklardık bahçelerde
    Sularda alabalık

    Azla avunmaya alıştık
    Ne yapalım paramız yoksa
    Şarabımız bitince yağmura çıkarız
    Kim güzelleşmiyor öpüşünce.


  6. 6
    aSsude
    Usta Üye
    KADINLAR ÇIKMAZI

    Yarım bir aşk, yarım bir dudaksın
    sıkıntılı ikindi yağmurlarında
    her yeni erkekten sonra daha erkeksin
    tuzlu inciler dolu
    kuş uçmaz mavisi gözlerinin.

    Işıklara çarpıyorsun sokağa çıksan
    şehrin korkusu büyüyor pencerelerde.
    Avuntusu yok erkekli yatakların
    ne olur gitme
    daha kaybolacaksın.

    Bir yanın şarkılar
    kan tutmaları öbür yanın.
    Gülerken iki kadeh arasında
    nasıl ağladığın anlatılmıyor.
    Ne olur
    bu kadar kendine saklanma.

    Sen kapalı, mahzun odalarda
    kırık oyuncaklara karşı bir çocuk.
    Ürperiyorsun denizin çığlıklarını duydukça
    dudakların kaskatı öpüldükçe neden?
    Kaç ölüm tasarlıyorsun çıkmazında
    belli, yoruldun kendini denemekten.


  7. 7
    aSsude
    Usta Üye
    GÖLGELERİ KULLANMAK

    İşte bir ses geçiyor sıkıntıdan
    baksam pencerede yağmur da var,
    hani saçlarını ya da göğsünü
    çok ince bir hüzünle bezeyen.
    Oyuncaklar da var yalnızlıktan
    bir parkta ölümü güzel kılar,
    hani sarmaşıkça uzandığın yatakta
    durmadan aşıladığım sana.

    Hayır yaşamıyor suda o balık,
    bir yanıltı daha çiçek aldığım.
    Herkesin bebeği var odalarda
    ölüme ve daha sıkılmak için.
    Uzayan sakalım sabaha kadar
    uçup giden bir kuş koynundan,
    belki yanında bile olmadım.

    Eğildiğin sular da yalan
    salınıp duran gemilerle aldanma.
    Demiyorum hiç mi olmasın kokun, o yatak.
    Ben umutsuzluğun domino taşı
    şimdi açım, suskunum bak.
    Hele bir çağırsın kanın türküsü
    hele bir kıpırdasın kumsalda
    ağları ve renkli balıklarıyla halk,
    silâh tutarım dağlarda.

    Bu oda emanet, hadi uzan,
    şimdi ellerim de çok nazlı
    bir karanfille kanar.
    Sunduğum bu yalnız, çocuk ülke,
    bak, gece de göğsümde çok ağır,
    şaşkın değilim ama silahımı yitirdim.
    Gelsin leylâkların açma zamanı
    mümkün silâhımı halkımla bulmak.

    Hadi uzan özlemim kadar,
    bulutlar gidiyor, şimdi işim
    çoğaltıp gölgeleri kullanmak.



  8. 8
    aSsude
    Usta Üye
    BENGİ İZ

    Bir kahkahayla silkindim
    dalıp gittiğim mektuptan;
    yaşam hep böyle uyarır bizi,
    katıksız neşeye dönüşür
    altuni bir sesle
    en derin kederler;
    mutlu bir düşteymiş gibi
    zamanın dibinden gülümser,
    artık yanaklarından öpemeyeceğimiz
    sevgili yüzler.

    Budur odaya süzülen mehtabın,
    kurumuş eski çeşmenin
    açıklayıp durduğu bilgelik ve giz

    Sevinç de olgunlaştırır kalbi
    acı ve ayrılık gibi;
    süzülüp dibe çökeldikçe anılar
    anlarız ki
    çürüme ve tohum süreçtirler.

    Yine de yetmez zaman
    gecenin ve kitapların söylediğini çözmeye,
    kaç kent, kaç aşk terkedilmiştir;
    sinmiştir ölümler
    satırlara bir koku gibi;
    hep bir şeyler kalmıştır geride
    asla unutmak istemediğimiz

    Yüzyıllar içre konuşur farklı Yazılar,
    solar, yıpranır meşin ve parşömen
    bellekte kalır o bengi iz.




  9. 9
    aSsude
    Usta Üye
    ESKİ BAKIR

    Bir çığlığın içinde yakalıyorum seni
    Kaç kez İstanbulsu,
    Parıldayan, ısıtan, yakan bir alev gibi.
    Üstünde uzun, pis, yalnız sokakların yağmuru..
    Odaların, merhabaların, gülücüklerin sıkıntısı
    Tramvayların, vapurların sıkıntısı
    Yitmiş aşkların, yitecek aşkların
    Aynı vazoların, aynı öğütlerin, aynı yasakların sıkıntısı.
    Yakalıyorum, öpüyorum, avutuyorum.
    Karanlık etini kemiriyor,
    Vaktimiz kısa,
    Düşlerimizi kolluyorlar durmadan
    Durmadan kovuşturuyorlar
    Mendilimi ıslatıp alnına koyduğum
    Suyundan içtiğimiz hayat çeşmesi,
    Yalnız-geceler boyu uzanan kadını bakırlarda
    Durmadan horluyorlar.
    Geyiğim, saklım benim
    Bakma arkana, ne olur, aldırma
    Onulmazlığımızdan büyük yapılar kurduk
    Horlandıkça aşkımız, derya.
    Vaktimiz kısa,
    Karıncalara, rüzgarlara, sulara dokunmak
    Uyanan toprakları bilmek gerekiyor.
    Ormanlar görmüş dolunayın tılsımını
    Ağlamayı unutmadan
    Dövüşmeyi bilmek
    Tırnaklarınla tutunmayı bilmek gerekiyor
    Sağılandığımızı, kollandığımızı bilmek gerekiyor

    Kapa tunç, kapılarını gece
    Soğuktan, kırgın, parasız milyon kişi.
    Geyiğim, saklım benim,
    Ölüm dayanmadan kapıya
    Sev, öp, yitir beni


+ Yorum Gönder
ahmet oktay şiirleri
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi