Ahmet Arif Şiirleri

+ Yorum Gönder
Şiir Bölümü ve Ünlü Şairlerden Şiirler Bölümünden Ahmet Arif Şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    aSsude
    Usta Üye
    Reklam

    Ahmet Arif Şiirleri

    Reklam



    Ahmet Arif Şiirleri

    Forum Alev
    Hasretinden Prangalar Eskittim


    Seni anlatabilmek seni.
    İyi çocuklara, kahramanlara.
    Seni anlatabilmek seni,
    Namussuza, halden bilmeze,
    Kahpe yalana.
    Ard- arda kaç zemheri,
    Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
    Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
    Bir ben uyumadım,
    Kaç leylim bahar,
    Hasretinden prangalar eskittim.
    Saçlarına kan gülleri takayım,
    Bir o yana
    Bir bu yana...
    Seni bağırabilsem seni,
    Dipsiz kuyulara.
    Akan yıldıza.
    Bir kibrit çöpüne varana.
    Okyanusun en ıssız dalgasına
    Düşmüş bir kibrit çöpüne.
    Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
    Yitirmiş öpücükleri,
    Payı yok, apansız inen akşamdan,
    Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
    Seni anlatabilsem seni...
    Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
    Üşüyorum, kapama gözlerini...




  2. 2
    aSsude
    Usta Üye

    --->: Ahmet Arif Şiirleri

    Reklam



    Sevdan Beni

    Terketmedi sevdan beni,
    Aç kaldım, susuz kaldım,
    Hayın, karanlıktı gece,
    Can garip, can suskun,
    Can paramparça...
    Ve ellerim, kelepçede,
    Tütünsüz, uykusuz kaldım,
    Terketmedi sevdan beni...








  3. 3
    aSsude
    Usta Üye
    Suskun

    Sus, kimseler duymasın,
    Duymasın, ölürüm ha.
    Aymışam yarı gece,
    Seni bulmuşam sonra.
    Seni, kaburgamın altın parçası.
    Seni, dişlerinde elma kokusu
    Bir daha hangi ana doğurur bizi?
    Ruhum... Mısra çekiyorum haberin olsun.
    Çarşıların en küçük meyhanesi bu,
    Saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
    Derimizin altında o ölüm namussuzu...
    Ve Ahmedin işi ilk rasgidiyor.
    İlktir dost elinin hançersizliği...
    Ağlıyor yeşil.

    Rüya, bütün çektiğimiz.
    Rüya kahrım, rüya zindan.
    Nasıl da yılları buldu,
    Bir mısra boyu maceram...
    Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
    Bilmezler nasıl sevdik,
    İki yitik hasret,
    İki parça can.
    Çatladı yüreği çakmaktaşının,
    Ağıyor gökkuşaklarının serinliğinde
    Çağlardır boğulmuş bir su...
    Ağıyor yeşil.








  4. 4
    aSsude
    Usta Üye
    Bir Akşamüstüdür

    Bir akşamüstüdür şarabî
    Bahçeler ve dağlar üzre hükümran;
    Tam dünyayı dolaşmak saatindesin.
    Ay ışığı su içer birazdan.
    Kızarmış kalçalarını çanlar
    Alabildiğine vurur.
    Sen çocuk tulumunda
    Matbaa mürekkebi
    Rüsva olmuş ellerinin emeği,
    Manşetlerde kilometre kilometre yalan
    Sallanır durur.

    Bir akşamüstüdür katil, muhteşem
    Alıp götürmüşler dost dediğini
    Almış rüzgârlar içini,
    Ümide benzer, sevdaya benzer...
    Soğuk bir namludur kör ve pusuda
    Ense kökünde zulüm,
    Ve sermiş cânım sofrasını dört başı mâmur
    Burnun dibine hürriyet.
    Seviyorum mümkün değil;
    Aranızda kurşun, yasak bölge var
    Sen genç, sevdan ölünecek kadar güzel
    Kanunu yapanlar ihtiyar.


  5. 5
    aSsude
    Usta Üye
    Merhaba

    Gün açar,
    Karın verir yağmurlu toprak.
    İncesu Deresi, merhaba.
    Saçakta serçeler daha çılgındır,
    Bulutlarda kartal,
    Daha çalımlı.
    Koparır göğsünden bir düğme daha,
    Tezkere bekliyen biri.
    İncesu Deresi, merhaba.

    Genç bayraklar vardır,
    Barış düşünür,
    Kuyularda işçi mavilikleri.
    Ben hepsini düşünürüm,
    Yirmidört saat
    Ve seni düşünürüm,
    Karanlık, hırslı...
    Seni, cihanların aziz meyvası
    İlan-ı aşk makamından bir mısra,
    Yeşerip, kımıldar içimde,
    Düşer aklıma gözlerin...

    Oysa murad alamam.
    Oysa akdan-karadan
    Bilirim, payım bu kadar...
    Unutmuş gülmeyi gözbebeklerim.
    Unutmuş dudaklarım öpmeyi.
    İncesu Deresi, merhaba...



  6. 6
    aSsude
    Usta Üye
    Öyle Yıkma

    öyle yıkma kendini
    öyle mahsun, öyle garip...
    nerede olursan ol
    içerde, dışarda, derste, sırada,
    yürü üstüne üstüne
    tükür yüzüne celladın
    fırsatçının, fesatçının, hayının...
    dayan kitap ile
    dayan iş ile
    tırnak ile, diş ile
    umut ile, sevda ile, düş ile
    dayan rüsva etme beni!


  7. 7
    aSsude
    Usta Üye
    Tutuklu

    Birden
    Kurşun yemiş gibi susar
    Gözbebeklerine karşı
    Susar da
    Açılıp yol verir şehir
    Sade radyolarda bir gamlı hava
    "Elaziz uzun çarşı"

    Firarda gözüm yok
    Namussuzum yok
    Yok pişmanlık bir halim
    Yaslanıp bir cigara yakmak isterim
    Dumanı cevahir değer

    Mağlup mu desem mahçup mu
    Ama ikisi de değil
    Ben garip sen güzel
    Dünya umutlu
    Öyle bir tuhafım bu akşam üstü
    Sevgilim
    Canavar götürür gibi
    iki yanım
    İki süngü.



  8. 8
    aSsude
    Usta Üye
    Yalnız Değiliz

    Bir ufka vardık ki artık
    Yalnız değiliz sevgilim.
    Gerçi gece uzun,
    Gece karanlık
    Ama bütün korkulardan uzak.
    Bir sevdadır böylesine yaşamak,
    Tek başına
    Ölüme bir soluk kala,
    Tek başına
    Zindanda yatarken bile,
    Asla yalnız kalmamak.

    Şafakları ben balığa çıkarım
    Akan akmayan sularda
    Benim, bütün tezgahlarda paydosa giden
    Bir bahar akşamı dünyada.
    Ben dört duvar arasında değilim
    Pirinçte, pamukta ve tütündeyim,
    Karacadağ, Çukurova ve Cibalide.

    Zehirli kör yılanları
    Ve sıtmasıyla
    Gün yirmidört saat insan avında
    Karacadağda çeltikler.
    Bir kız çocuğunun gözyaşı gibi
    - Ayak bileklerinde bir dizi boncuk,
    Sol omzunda nazarlık,
    Dağ başında unutulmuş üşümüş,
    Minicik bir aşiret kızının -
    Damla-damla, berrak olur pirinci.
    Kamyonlarla, katır kervanlarıyla
    Beyler sofrasına gider...

    Çukurovam,
    Kundağımız, kefen bezimiz
    Kanı esmer, yüzü ak.
    Sıcağında sabır taşları çatlar,
    Çatlamaz ırgadın yüreği.
    Dilerse buluttan ak,
    Köpükten yumuşak verir pamuğu.
    Külhan, kavgacıdır delikanlısı,
    Ünlü mahpusanelerinde Anadolumun
    En çok Çukurovalılar mahpustur,
    Dostuna yarasını gösterir gibi,
    Bir salkım söğüde su verir gibi,
    Öyle içten
    Öyle derin,
    Türkü söylemek, küfretmek,
    Çukurova yiğidine mahsustur...

    Tütünü bilir misin?
    "Kız saçı" demiş zeybekler,
    Su içmez her damardan,
    Yerini kolay beğenmez,
    Üşür
    Naz eder,
    Darılır
    İki parmak arasında kıyılmış,
    Bir parçası var kalbimin
    İncecik, ak kağıtlara sarılır,
    Dar vakit yanar da verir kendini.
    Dostun susan dudağına...

    Sokaklardan,
    Kıyılardan,
    Gök mavisinden,
    Ekmeğinden,
    Canevinden ayrı düşmeye
    Yani bütün hasretlerin kahrına
    Ve zehrine çaresiz kalmaların,
    İlk nefesi Hızır gibi yetişir
    Cibalide sarılan cıgaranın...

    Tütün işçileri yoksul,
    Tütün işçileri yorgun,
    Ama yiğit
    Pırıl - pırıl namuslu.
    Namı gitmiş deryaların ardına
    Vatanımın bir umudu..


  9. 9
    aSsude
    Usta Üye
    Leylim Leylim

    Leylim - leylim dünyamızın yarısı
    Al - yeşil bahar,
    Yarısı kar olanda
    Gene kavim - kardaş, can - cana düşman,
    Gene yediboğum akrep,
    Sarı engerek,
    Alnımızın aklığında puşt işi zulüm
    Ve canım yarı geceler
    Çift kanat kapılarına karşı darağaçları,
    Mahpusanede çeşme
    Yandan akar olanda,
    Gelmiş yoklamış ecel
    Kaburgam arasından.
    Yoklasın hele...

    Çağıdır, can dayanmaz,
    Çağıdır, en çatal, en ası,
    Cehennem koncası memelerinin.
    Çağıdır, kırk gün - kırk gece
    Kolların boynuma kement,
    Ha canım kötüye inat...
    Vah ki ne desem,
    Kurşunları namlulara sürülü,
    İki elleri kan,
    Baskıncılar uykumuzu yıkar olanda,
    Alır yüreğim:

    Yankın yasak, aynalara.
    İnemem bahçende talan,
    Tam, boş yanı bu, derim namussuzun,
    Tam, bıçağım cehennem gibi güzelken,
    Aklıma düşüyorsun
    Ellerim arık...

    Bilmiş
    Bütün zulalar
    Eğri hançer, kara mavzer, kan pusu.
    Ve insan düşüncesinin o en ------,
    O en ayıp, frengili yemişi,
    Çıldırtılmış uranyum
    Bilmiş,
    Bilsinler!
    Sana nasıl yandığımı
    Uuuuy gelin...

    İşte kan tutmuş korsanlar,
    Haramla beslenmiş azgın,
    Düzmece peygamberler
    Ve cüceleri
    Ve iğdiş ve aptal kölelerine karşı,
    İşte bir kez daha
    Bu can bendeyken,
    Delin, divanenim işte
    Uuuuy gelin...

    Bu yasaklar,
    Firavun kalıntısı.
    Yoksun,
    Akdan - karadan.
    Gizline, canevine kurulu faklar.
    Gün ola, umut kesip korkunç yetinden,
    Murdar tutkusuna dünyasızlığın,
    Gün ola, düşesin bekler.
    Düşme!
    Ölürüm...
    Gözlerinden, gözlerinden olurum.

    Leylim - leylim
    Ayvalar nar olanda
    Sen bana yar olanda.
    Belalı başımıza
    Dünyalar dar olanda.


  10. 10
    aSsude
    Usta Üye
    Kara

    Çarpmış,
    Paramparça etmiş,
    Kara sütü, kara sevdayla seni...
    Ve kara memelerinde dişlerin asi,
    Karadır, upuzun yattığın gece,
    Felek, ah ettirir, boynun kıl-ince...
    Cihanlar, çocuklar, kuşlar içinde
    Sızlar bir yerlerin
    Adsız ve kayıp
    Sızlar, usul-usul, dargın
    Ve kan tadında bir konca,
    Damıtır kendini mısralarınca...

    De be aslan karam,
    De yiğit karam,
    Hangi kalemin yazısı,
    Zorlu yazısı,
    Belanda?

    Anadan doğma nişan mı,
    Sütlü barut damgası mı,
    Bir gece parçası mı kaburgandaki?
    Kız kakülü, ne hal eylermiş teni,
    Ellerin, deli hoyrat,
    Ellerin, susuz, yangın.
    Ellerin ooooy alarga...

    De be aslan karam,
    De yiğit karam,
    Hangi güzelin diş yeri,
    Mavi diş yeri,
    Sevdanda?

    Vurmuş,
    Demirlerin çapraz gölgesi,
    Alnın galip ve serin.
    Künyen çizileli kaç yıldız uçtu,
    Kaç ayva sarardı, kaç kız sevişti,
    Gelmemiş, kimselerin...

    De be aslan karam,
    De yiğit karam,
    Hangi zehirin meltemi,
    Saran meltemi,
    Hülyanda?

    Hakikatlı dostun muydu,
    Can koyduğun ustan mıydı,
    Bir uyumaz hasmın mıydı,
    "Ooooof" de bunlar olsun muydu?

    De be aslan karam,
    De yiğit karam,
    Hangi kahpenin hançeri,
    Saklı hançeri,
    Yaranda?



  11. 11
    denizgs
    Emekli

    --->: Ahmet Arif Şiirleri

    Reklam



    UY HAVAR
    Yangınlar,
    Kahpe fakları,
    Korku çığları
    Ve irin selleri, aç yırtıcılar,
    Suyu zehir bıçaklar ortasındasın.
    Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay!
    Pusatsız, duldasız, üryan
    Bir cana bir de başa
    Seher vakti leylim -leylim
    Cellat nişangahlar aynasındasın.
    Oy sevmişim ben seni...

    Üsküdardan bu yan lo kimin yurdu!
    He canım...
    Çiçekdağı kıtlık, kıran,
    Gül açmaz, çağla dökmez.
    Vurur alnım şakına
    Vurur çakmaktaşı kayalarıyla
    Küfrünü, Medetsiz, Munzur.
    Şahmurat Suyu kan akar
    Ve ben şairim.

    Namus işçisiyim yani
    Yürek işçisi.
    Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş,
    Ne salkım bir bakış
    Resmin çekeyim,
    Ne kınsız bir rüzgar
    Mısra dökeyim.
    Oy sevmişem ben seni...

    Ve sen daha demincek,
    Yıllar da geçse demincek,
    Bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm,
    Ömrümün sebebi, ustam, sevgilim,
    Yaran derine gitmiş,
    Fitil tutmaz, bilirim.
    Ama hesap dağlarladır,
    Umut, dağlarla.

    Düşün, uzay çağında bir ayağımız,
    Ham çarık, kıl çorapta olsa da biri
    Düşün, olasılık, atom fiziği
    Ve bizi biz eden amansız sevda,
    Atıp bir kıyıya iki zamın
    Yarının çocukları, gülleri için
    Herbirinin ayvatüyü, çilleri için,
    Koymuş postasını,
    Görmüş restini.
    He canım,
    Sen getir üstünü.

    Uy havar!
    Muhammed, İsa aşkına,
    Yattığın ranza aşkına,
    Deeey, dağları un eder Ferhadın gürzü!
    Benim de boş yanım hançer yalımı
    Ve zulamda kan-ter içinde, asi,
    He desem, koparacak dizginlerini
    Yediveren gül kardeşi bir arzu
    Oy sevmişem ben seni...


+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi