Yalçın Küçük Kimdir?

+ Yorum Gönder
Biyografi ve Yazarlar ve Şairler Bölümünden Yalçın Küçük Kimdir? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Fatal
    Özel Üye
    Reklam

    Yalçın Küçük Kimdir?

    Reklam



    Yalçın Küçük Kimdir?

    Forum Alev
    Babadan işbirlikçi anneden ihtilalci

    İskenderun"un iki konağının evliliğinden doğan Prof. Dr. Yalçın Küçük, baba tarafından Türkmen, anne tarafından ise Kafkasyalı bir aileye mensuptur. Küçük, hayatı boyunca, kritik anlardaki kaçışlarıyla bugün bulunduğu konuma gelmiş biridir.

    Yalçın Küçük"ü benim kuşağım profesör unvanıyla, kısmen isyancı ve daha çok "sivri" muhalif çıkışlarıyla tanıdı. O kadar ki, çoğunluk tarafından, Türkiye Cumhuriyeti"ne bile uzak düşmüş birisi olarak algılandı; özellikle de terörist lider Abdullah Öcalan"la olan ilişkilerinden dolayı. Küçük"ü son yıllarda da, özellikle 1999 yılından itibaren Sabetayistler hakkındaki açıklamaları ile gündemdeki yerini almış olarak gördük.

    -Sizdeki bu merak nereden başladı?

    "İsmail Cem"in cumhurbaşkanlığını engellemek için bunu kullandım. Başarılı da oldum. Bu işi ben başlatmadım. Teşhislerime güveniyorlar. Partilerden, yöneticilerden, devletin en yüce katında görev alanlardan bu eve gelenler oluyor. Gelenler arasında, beni her gün hücrelere attıranlar da var. Başbakanları, cumhurbaşkanlarını soruyorlar; kendilerini soranlar da var. Hâlâ devletin içindeler. İsim vermiyorum."

    -Sizin Sabetayist dediğiniz birisi hakikaten değilse, o zaman ne düşünürsünüz?

    "Şöyle derim böyle derim, sonradan da özür dilerim. Çünkü bunun hiç bir hakaretamiz yanı yok. Benim onlara söylediğim, "Yaşadığınız hayat ne kadar kötü bir hayat. Ne kadar iki yüzlü... Bunların öyle kuralları var ki. Yeni kitabımda bir resim basacağım... (Küçük, Tekeliyet adıyla yeni bir kitap hazırlığı yapıyor.)"

    Ailesi Türkmen ve Kafkasyalı

    Gelelim Yalçın Küçük"e. Peki Yalçın Küçük kimdir? Kimlerdendir? Yalçın Küçük, baba tarafından, bugün Toroslar"da Abacılı adıyla bir de köyleri bulunan Türkmen bir aileye mensuptur: "Biz Akkoyunluyuz, yerleşmiş, Yörük. Akkoyunlular isyancı olur." İskenderunlu bir aile olan Yalçın Küçük"ün ailesi, yörede Küçükefendiler olarak tanınmaktadır. Kendisi de Küçükefendi"nin Yalçın"ı olarak bilinmektedir. Özellikle baba tarafı, zamanın varlıklı ailelerindendir. Ticaret ve kereste tüccarlığı yapan dedesi Hüseyin Küçükefendi"nin Teslime Hanım"la evliliğinden doğan dört çocuğundan biri, Yalçın Küçük"ün de babası olan Hakkı Bey, diğer erkek kardeşi ile birlikte ailenin mal varlığını batırmış biri olarak aile tarihine geçmiştir: "Halep"te para yemişler, lüks içinde yaşamışlar."

    "Baba tarafım işbirlikçi, anne tarafım ihtilâlcidir"

    Hakkı Bey, İskenderun"a Halep"ten gelip yerleşmiş Sabuni ailesinden Şerife Hanım"la evlenmiştir. Şerife Hanım, İskenderun Belediye Reisliği de yapmış olan Ahmet Sabuni"nin torunudur: "Annemle babam, İskenderun"un Sabuniler ile Küçükefendiler adlı iki konağının evliliğidir." Şerife Hanım, Ahmet Sabuni"nin kızı olan Behiye Hanım"ın, yörede ihtilâlci olarak bilinen Osman Yanuçoğlu ile evliliğinden dünyaya gelmiştir. Ailesi Kafkasyalı olan Osman Yanuçoğlu"nun, Kurtuluş Savaşı yıllarında Hatay ve civarında çete reisliği yaptığı bilinmektedir: "Hüseyin Kıvrıkoğlu zamanında Genelkurmay, Hatay/Dörtyol"un düşmana ilk kurşun atılan yer olduğunu kabûl etti. İlk kurşunu atanlardan biri deseler ben buna inanmam; ama bizim bildiğimiz, dedemiz orada çete reisi idi. İskenderun"da CHP"den belediye başkanlığı yapmış dayım Orhan Yanuçoğlu da, babasının Teşkilat-ı Mahsusa"dan olduğunu söyledi. Dolayısıyla benim anne tarafım ihtilâlci, baba tarafım işbirlikçi idi."

    -İşbirlikçi derken...

    "Fransız komutanlarının en güvendiği adam. Ailemizdeki bütün bilgiler öyle. Babam bizi tam bir Fransız terbiyesi ile yetiştirmeye çalışırdı."

    Küçükefendi"nin Yalçın"ı; Talay, Nilgün, Ömer Faruk ve Nilüfer"in de aralarında yer aldığı beş çocuklu böyle bir ailenin ferdi olarak 1938 yılında dünyaya gelir. O tarihte İskenderun Fransız işgali altında olduğundan, küçük Yalçın da Fransız yurttaşı olarak doğmuş olur. Fransız yurttaşı olarak doğmanın faydasını Yalçın Küçük, hayatının ilerleyen yıllarında, 1993 senesinde Türkiye"den kaçıp Fransa"ya gittiğinde görecektir: "Orada kolaylıkla pasaport alabileceğimi öğrendim. Fransız kimliği alabilir miyim diye düşündüm. "Alabilirsin" dendi. İskenderun"dan kayıtları getirdim; ama almadım. Zaten, üniversite profesörü olarak gittiğim için yeşil pasaportum vardı."

    Alevisi, Sünnisi, Arap"ı, Yahudisiyle bir kültürel mozaik içinde geçen Yalçın"ın çocukluğu, İkinci Dünya Savaşı"nın sürdüğü yıllara denk gelir.

    Aile henüz fakirleşmediği için Küçük, çocukluğunun o ilk yıllarında tipik bir konak hayatı yaşamaktadır. Ancak, babası ve amcasının ailenin varlığı üzerinde sefa sürmesi sonucu ekonomik olarak fakirleşen Küçükefendi ailesinde Yalçın"ın okullu olması ile birlikte sıkıntılı yıllar da başgösterir. Küçük, bu ortamda ilk ve orta eğitimini İskenderun"da tamamlar.

    Bölge ileri gelenlerinin çocuklarını okuttuğu neredeyse tek bir lise vardır o yıllarda: Kabataş Lisesi. Yalçın Küçük de, Sakıp Sabancı gibi bölge insanlarının okuduğu Kabataş Lisesi"nde yatılı olarak devam ettirir tahsil hayatını. Yıl 1952-53"lerdir. Küçük, aile için yokluk ve yoksulluğun arttığı bu dönemde annesinin altın, halı ve tarlalarını satmasıyla okur: "Benim yetişmemde daha çok annemin etkisi vardır. Köyümüze gittiğimiz iki-üç yaz babam istemezdi ama annem özendirirdi, köyde din okuluna, medreseye giderdik. Babam istemediği için biz Elham cüzünde kaldık. Bayram namazlarını, beceremezdik ama kılardık. Onun için ben dünyada en çok inanan adam yüzünü severim." Kabataş Lisesi"nde, Koç Holding"in yönetim kurulunda bulunan Prof. Yavuz Alangoya, Yargıtay Cumhuriyet eski Başsavcısı Sabih Kanadoğlu gibi arkadaşları olan Yalçın Küçük, üniversite eğitimi için de Mülkiye"ye (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi) birincilikle girer. Tahsil hayatı boyunca çalışkan bir talebe olan Küçük, burada, sonradan Fikir Kulüpleri Federasyonu, ardından Sosyalist Fikir Kulüpleri Federasyonu, Dev-Genç ve nihayetinde de Türkiye Halk Kurtuluş Partisi olan Fikir Kulübü Başkanlığı"nı yapar, bu dönemde. Genel Sekreteri de Hikmet Çetin"dir: "Bizim sınıf çok hareketli bir sınıftı. Vecdi Gönül bizim sınıfta idi. O zaman da muhafazakârdı. Yaşar Yakış bana daha yakındı. İlk kadın büyükelçimiz Filiz Dinçmen de bizim sınıfta idi."

    Türkeş öğrenci eylemi yapmasını istiyor

    Yalçın Küçük okulda çok aktiftir. Siyasal Bilgiler"i 1960 senesinde bitiren Küçük, 27 Mayıs"a doğru yol alındığı o günlerde, "subayların bile irtibat için peşinde olduğu" bir öğrenci lideridir: "27 Mayıs"ın üç sütunundan biri, gençlik hareketidir. Büyük öğrenci eylemlerinin başında idim. O dönemde Nurettin Sözen, Kemal Alemdaroğlu, işadamı Tuğrul Erkin bizim takımda idi. Ankara"daki gençlik eylemlerinde bizimle beraber hareket eden, ama bizim takımdandı diyemeyeceğim Deniz Baykal vardı."

    Küçük, "öğrencileri kullandık" diyen 27 Mayıs"ın ihtilâlci Kurmay Binbaşısı Şefik Soyuyüce"yi teyit eden açıklamalarına devam ediyor: "28-29 Nisan"da, ihtilâli hazırlayan iki öğrenci eylemi vardır. 28 Nisan"daki İstanbul Üniversitesi"nde oldu. Biz irtibat halinde idik onlarla. 29 Nisan"da da Ankara Hukuk ve Siyasal Bilgiler fakültelerinde oldu. 29 Nisan"da silah da patlayınca ilk aranan ben oldum. Ankara"daki öğrenci eylemlerinden sonra Meclis"te kurulan Tahkikat Komisyonu beni arıyordu. Saklanmıştım. Onu uzun uzun anlatmak istemiyorum. Ankara"da hiç bir yerde beni saklayamıyorlardı, Güney"e kaçtım. Dayım Orhan Yanuçoğlu, o sırada CHP İskenderun ilçe başkanı idi. Beni Suriye sınırında dağlara kaçırdılar. Sonra ben dayanamadım tekrar döndüm. Döndüğümde Hikmet Çetin"den bana bir haber geldi, "bazı subaylar seninle görüşmek istiyor" diye. Daha sonra Hikmet"in bana söylediği, o subay Türkeş"ti. Türkeş"in Hikmet vasıtasıyla benden istediği, bir cuma günü Kızılay"da bu sefer çok daha büyük bir öğrenci eylemi yapılması... Dolayısıyla kendimi 27 Mayıs"ı yapanlardan biri olarak görüyorum."

    Askerlerle o kadar yakın olur ki Yalçın Küçük, evliliğini de bir asker kızı ile yapar. Küçük"ün 1961 yılında evlendiği Temren Hanım, 1960 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi"ni kuşatan alayın komutanı Albay Sabri Süer"in kızıdır.

    Kayınvalidesi Sadriye Hanım ise, genç yaşta Dersim temsillerine katılmış bir cumhuriyet kadınıdır: "Sadriye Hanım"ın bir damadı ODTÜ eski Rektörü Süha Sevük, diğer damadı Gübre Sanayi, TMO gibi birçok kurumun genel müdürlüğünü yapmış Önal Ulutaş, bir diğeri de Şam eski Büyükelçisi ve halen Prag Büyükelçiliği yapan (Şenkal Atasagun"dan önce MİT Müsteşarlığı için adı geçen ve zaten Dışişleri Bakanlığı"nda da İstihbarat Genel Müdürü olan) Cenk Duatepe"dir. Bana göre Cenk, Kürt sorununda en önemli adamdır. Bazıları "Öcalan"ı Şam"dan iki bacanak Cenk Duatepe ile Yalçın Küçük çıkarttı" derler. Ama o öyle değildir." Küçük, Sabri Süer"in vazifesi nedeniyle bulunduğu İskenderun"da Temren Hanım"la tanışmıştır, bir nevi ortaokul aşkıdır onlarınkisi. Ve çiftin 1962"de doğan, Ömer, Mızrak ve Devrim gibi üç adı bulunan, ama en çok Devrim"i kullanan bir çocukları gelmiştir dünyaya.

    "Demirel, ilk zamanlar 27 Mayıs"ı destekledi"

    İşte 1960"larda böylesine bir hayatın içinde bulunan ve Mülkiye"yi birinci olarak bitiren Yalçın Küçük, ardından Devlet Planlama Teşkilatı"na (DPT) girer. Bir süre sonra Uzun Vadeli Planlar Dairesi Müdürlüğü"ne getirilir; Hikmet Çetin de yardımcısıdır: "DPT"de evvela ulaştırma, transport, televizyon benim alanımda idi.

    Ben Birinci Plan döneminde Türkiye"ye televizyonun gelmemesini yazdım. Çok büyük tartışmalar oldu. Elimden gelse idi hiç sokmazdım, bugün bile sokmam. Ve çok memnunum. Türkiye"ye televizyonun girişini beş yıl geciktirdim." Süleyman Demirel başbakan yardımcısı olunca, Küçük de DPT"de ona bağlı olarak çalışmaya başlar. Ardından Demirel"in, Turgut Özal"ı DPT"ye müsteşar olarak atayacağını öğrenince, hemen istifasını verir. Demirel"le Küçük"ün burada başlayan geçimsizliği çok uzun yıllar boyunca sürecektir; 2000"ler Türkiye"sinde bile... Küçük, bu dönemde, 1962 yılında, Yön dergisinde Demirel"in ilk defa Adalet Partisi"nin başına geleceğini yazdırmıştır: "Demirel, Planlama"da yedek subaydı, müsteşar olmayı kabul etmişti, görüş değiştirdi. Ben düşündüm, böyle yorumladım. Demirel o tarihe kadar 27 Mayıs"ı destekliyordu, saf değiştirdi ve ben teşhis ettim."

    Yalçın Küçük, buradan ayrılınca Amerika"ya gider, Yale"de lisans eğitimi alır. Ardından, mülakatı kazanarak, dört ay boyunca da, Dünya Bankası"nda staj yapar. Döndüğünde SBF"de Sadun Aren"in açmış olduğu asistanlık sınavına katılır, kazanır da: "Ama tayin etmediler. Dekan Cumhur Ferman"dı. O zaman Ferman"ın Sabetayist olduğunu bilmiyordum. Şimdi anlıyorum, Sabetayist olmadığım için almamışlar. Çünkü, SBF"ye Sabetayist olmayan kedi bile giremez."

    Yalçın Küçük, 1966 yılında ise ODTÜ"de çalışmaya başlar. Küçük bu yıllarda, Sovyetler Birliği"ni model olarak gördükleri için, onu birinci elden incelemek ister. Rusça öğrenir. 1968-70 yılları arasında Birmingham Üniversitesi Rus ve Doğu Avrupa Araştırmaları Merkezi"nde bulunur. Sovyetoloji araştırmalarını kitaplaştırır. Daha sonra bu kitaptan dolayı sekiz yıla mahkûm edilir. 1970"lerde, İşçi Partisi"nin ikinci kez kuruluşu için çalışmalara katılan Küçük, 1971 yılında ihtilâl hazırlığı içinde olan Doğan Avcıoğlu ile sıkı bir diyalog halindedir. Tabanı olmadığı için ihtilâlin başarısız olacağını söylemektedir Avcıoğlu"na: "O tarihlerde ODTÜ"de hocayım. Bana geliyorlar, radyoda okunacak bildiriyi yazmamı istiyorlar. Dolayısıyla ben de bu işin içindeyim. 27 Mayıs"tan önce beraber olduğum insanlar Memduh Esen, Castro Nuri (Yazıcı)... Hepsini reddettim."

    -İhtilal istemiyordunuz....

    Her zaman ihtilâli isterim. Sonunda bir gün Numan Esin üniversiteye geldi. ODTÜ Rektörü de Erdal İnönü. Onun odası dinlenmez diye, Numan Esin de eski ihtilâlci olduğu için, İnönü"nün odasında Atilla Sönmez"le beraber oturduk, konuştuk. Sonradan öğrendim ki Numan Esin gidince komiteye... Yani beni de, Türkiye"yi yöneteceklerini düşündükleri 40 kişilik listeye koymuşlar. Diktatorya, 40"lar Meclisi. Tabiî içlerinden biri, öbür tarafa da bilgi veriyormuş. Sonunda bizim dediğimiz gibi oldu ve 9 Mart 71"de bunlar yenildiler, 12 Mart oldu."

    Belçika"dan gelen pasaport

    Küçük, sonunda o raporlara dayanarak, orduda birtakım taraftarları olduğu düşüncesi ile ODTÜ"den atılır. Bütün arkadaşları yurtdışına giderken, Yalçın Küçük Türkiye"de kalmayı yeğler. Hem de Belçika"dan pasaportu gelmiş olmasına rağmen.

    -Kim gönderdi size pasaportu?

    "Bilemezsiniz. Dünyada böyle ilerici solcular olur. Ama onları oradaki Türkler harekete geçirir. Gitmedim, o dönemde işsiz kaldım."

    İşsiz olduğu için Yalçın Küçük bu dönemde askerliğini yedek subay olarak yapmak istemektedir. Ancak, kendisine göre, evraklarının eksikliği bahane edilerek onun askere alınması geciktirilmek istenmektedir: "Onların şöyle bir düşünceleri vardı. Orduda hâlâ ihtilâlciler var, Yalçın Küçük de onların sevdiği adamlardan..." Küçük, bu dönemde, Mehmet Ali Kışlalı"dan Yankı"da çalışması için bir öneri alır. Yankı"yı o zaman Mehmet Ali ile beraber Ahmet Taner Kışlalı, Hıncal Uluç çıkarmaktadır: "Mehmet Ali Kışlalı, Time"ın da temsilcisi olduğu için daha çok dışarıda olurdu. Onun yerine başyazıları da yazardım. Mehmet Ali"nin dili anlaşılmaz. Güzel bir Türkçe"yle yazar, sonra bozardım. O Mehmet Alice olurdu. Hıncal genellikle okuyucu mektuplarını yazardı." Küçük"ten, aynı zamanda Cumhuriyet"te de yazması istenir. Fakat bir süre sonra, 1973 sonlarına doğru, ansızın askere alınır. Evvela Polatlı"da Topçu Okulu"na gönderilir. Yedek subaylık vazifesini yaparken bu arada Cumhuriyet"te yazmayı da sürdüren Küçük, Ecevit Hükümeti"ndeki Erol Çevikçe, Deniz Baykal gibi arkadaşlarının talebi ile Genelkurmay"da görevlendirilir. O sıralarda orduda Kıbrıs"a çıkarma yapılması konuşulmaktadır. Harekâta karar verildiğinde, aralarında Küçük"ün de bulunduğu dört kişiye birtakım yazılar gelir: "Türk Ordusu, Kıbrıs"a çıkarken dört yedek subayı casus olabilecekleri ihtimali ile Genelkurmay"dan uzaklaştırdı. Bunlardan bir tanesi de bendim. O sırada beni Zırhlı Birlikler Mekanize Tümeni"ne götürdüler." Fakat az bir süre sonra, ikinci harekâta katılanlardan biri olarak 1974 yılında, Kıbrıs"ta savaşa gider: "İkinci harekâtta Magosa"yı biz aldık." Burada askerleri tarafından çok sevilir. Hatta o kadar ki, askerleri ona "Kabadayı, profesör, asteğmen" diye isim bile yakıştırır. Küçük, Magosa"da iken, öldüğü haberini okur gazetede: "O sırada Meclis oturum halinde iken, Genelkurmay, Ecevit"e bir kâğıt ulaştırmış, "Yalçın Küçük şehit oldu" diye. Ağlamış adam." Küçük"ün ölmediği ancak üç gün sonra anlaşılabilir.

    "Hapis yatmayanı adamdan saymazlar"

    Küçükefendi"nin Yalçın"ı askerden sonra da Cumhuriyet"te çalışmaya devam ederken, 1977 senesinde, "kaçışlarından" birini yapar; Cumhuriyet"ten ayrılır. Ardından ANKA Ekonomik Bülteni"ni çıkartan Küçük, 12 Eylül gelip çattığında, Gazi Üniversitesi"nde doçent unvanı ile öğretim üyesidir. 12 Eylül 1980"den sonra ise 1402"liklerden biri olarak üniversiteden uzaklaştırılan Küçük, Bir Yeni Cumhuriyet kitabı dolayısıyla da tutuklanır, 8 yıla mahkûm edilir ve 1983"te Sultanahmet Cezaevi"ne girer: "Fevzi Öz ve Kürt İdris"lerin (Özbir) arasında yattım. İkisi arasında ölümcül bir kavga çıkmıştı. Kürt İdris"i bizim koğuşa aldık. Yeraltı dünyasının kuralları, Türkiye aydın morfolojisinde de var. Yani yeraltı dünyasında hapis yatmayan hiç kimseyi adamdan saymazlar. Hapse girmeyen aydın da, hareketimizde böyledir. İdris Bey"i ben daha sonra görmek istedim; ama olmadı." Yargıtay, Küçük hakkındaki hükmü bozunca o da bir yılın sonunda cezaevinden çıkmış olur. Prof. Dr. Yalçın Küçük, bu tarihten sonra kitap yazmaya daha bir ağırlık verir; sol ve sosyalist çevrelerle sert bir mücadele içinde bulunur. Bu dönemde mahkeme kararıyla tekrar üniversiteye döner. Sonra, 1993 senesinde, Süleyman Demirel"in cumhurbaşkanı olmasını öne sürerek Paris"e kaçışına kadar çeşitli sol dergiler çıkaran Küçük, terörist lider Abdullah Öcalan"la yaptığı röportajla da tartışılan bir isim olur.

    "Öcalan"a başkası gitseydi ben gitmezdim"

    Paris"e gidişi de onun, daha önceki mühim kaçışlarından biridir. Küçük, 1993 senesinde Süleyman Demirel"in cumhurbaşkanı, Tansu Çiller"in başbakan ve kadın vücudunu sattığı için de bir kadının (Matild Manukyan) en fazla vergi vererek vergi şampiyonu olmasını protesto etmek için böyle bir harekete giriştiğini söylemektedir. İkinci nokta ise, Türkiye"nin izlediği Kürt politikasıdır. Yalçın Küçük"ün toplumda tepki uyandıran bir fiili de, terörist başı Abdullah Öcalan"la basında ilk kez röportaj yapması olmuştur: "Bir başkası Öcalan"a gitse idi, ben gitmezdim." Küçük"ün Abdullah Öcalan nezdindeki izlenimi iyi olur ki, daha sonra Öcalan, Doğu Perinçek kendisiyle görüşmek istediğinde Yalçın Küçük"e sorar, "Doğu Perinçek gelmek istiyor. Ne dersin?" diye.

    "Paris"te yardım aldım"

    Yalçın Küçük, Emin Çölaşan başta olmak üzere bazılarının iddiasına göre burada PKK"dan (Küçük, PeKeKe diye telaffuz ediyor) para almıştır. Ancak Küçük, bunu reddettiği gibi, Paris"te kaldığı süre içerisinde de çok sıkıntılar çektiğini anlatmaktadır: "Bir defa ben kitaplarımın telif hakkıyla yaşarım diyordum. Emekliliğim vardı. Fakat çok büyük devalüasyonlar oldu, çok sıkıntı çektim. Onun için Fransızların LME dedikleri, istasyonlardaki sarhoşlara da verdikleri bir para var, yardım. Onu aldım. Alman üniversitelerinde ayda bir konferans veriyordum." Küçük, burada öğrenci olur, İranoloji ve Kürdoloji okur; Kırmançi, Sorani, Farisi öğrenir. Burada ismi birçok sansasyona karışan Küçük, onomastik üzerine çalışmalarına yoğunlaşır ve bir 29 Ekim günü de Türkiye"ye dönmeye karar verir. Yıl 1998"dir: "Bir hesap yaptım, 2 yılla 10 yıl arasında beni tutarlar dedim. Dönmek için risk aldım. Oraya gitmek de bir riskti." Yalçın Küçük 10 yılı göze alarak geldiği Türkiye"de iki yılla cezalandırılır ve Haymana Mezarı dediği cezaevinde kalır. 2000 yılında serbest kalan Yalçın Küçük, artık kendisini onomastik/isim-bilim konusuna adar; çalışmalarını, özellikle, bugün dezenformasyon yapıldığı seslerinin yükseldiği Sabetaycılık hususunda yoğunlaştırır: "Her gün benim için bir dönüm noktasıdır. Ancak, bana göre bütün kaçışlarım dönüm noktasıdır. Çok şükür ki, iyi ki kaçmışımdır. Kaçmayı bir sanat haline getirdim. İyi ki Planlama"dan kaçmışım... Yale"de çok parlaktım, iyi ki Amerika"dan kaçmışım. Çünkü ikinci senede Amerika beni içine alırdı. İyi ki Cumhuriyet"ten kaçmışım. Cumhuriyet"te kalsa idim, bugünkü Yalçın olamazdım. Burdan Paris"e gittim, o da bir kaçıştı. Sonra Paris"ten kaçtım. Kaçmasını bilirim ben." Küçük"ün kaçışları bu kadar da değildir. Kıbrıs"ta da, komutanı kalmasını isterken, o, yine bir yolunu bulup kaçar: "Hiç pişmanlık yoktur. Bende şu vardır. Ben ne yapıyorsam Türkiye aydını adına yapıyorum. Ben o kadar aptal bir adam değilim."




  2. 2
    MÜCEN
    Bayan Üye

    Cevap: Yalçın Küçük Kimdir?

    Reklam



    yalçın küçük diye araştırınca biraz vikipediden çıkanlar oldukça fazla sosyalist yazar,düşünür bu düşünür insana neden denirse çünkü herkes düşünür o bir özellik değildir ekonomist tarihçi bilimci herşey çıkıyor tabiki sol görüş adına her şey







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi