İlhan Bardakçı Kimdir?

+ Yorum Gönder
Biyografi ve Yazarlar ve Şairler Bölümünden İlhan Bardakçı Kimdir? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Fatal
    Özel Üye
    Reklam

    İlhan Bardakçı Kimdir?

    Reklam



    İlhan Bardakçı Kimdir?

    Forum Alev
    İlhan Bardakçı



    Milli Mücadele kahramanlarından, Konya Valiliğinden emekli Cemal Bardakçı ve Merhume Fatma Nuriye hanımefendinin çocuğu olarak 1925 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. İstanbul Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. 1948 yılında gazeteciliğe başladı.
    Yeni Sabah, Milliyet, Havadis ve Cumhuriyet gazetelerinde mesleğin her seviyesinde çalıştı. 1956 yılında Macar İhtilalini tek Türk gazetecisi olarak izlediği ve dizi yazı olarak yayınladığı bu röportajı ile Türkiye'de ve Avrupa'da ödüller aldı.
    Fransızca, İngilizce ve İtalyanca dillerini bilen yazar, bu dillerde birçok eserler ve konferanslar vermiştir. Ankara Gazi Üniversitesi Basın Yayın Okulu'nda "Mukayeseli Devlet Fikir ve Rejimieri" dersini okutmuştur. Yazar Murat Bardakçı'nın da babasıdır.
    Almanya'da Giessen Tıp Fakültesi'nde diyaliz tedavisi sırasında, 1 Şubat 2004'te hayatını kaybetti.
    1985 yılında aldığı bir mahkumiyet sebebiyle yurtdışına çıkan Bardakçı'nın Türkiye'ye girişi yasaklanmıştı. Murat Bardakçı'nın da babası olan İlhan Bardakçı, uzun süre Zaman gazetesinde de köşe yazarlığı yapmıştı.
    İlhan Bardakçı, Almanya'da verdiği son konferanslarda "Devlete küsülmez, devlete küsmüş değilim." demişti. Fransa'da hukuk eğitimi alan Bardakçı, yıllarca bu ülkede yaşamış ve bir Fransız gazetesinde şef redaktörlük görevine kadar yükselmişti. Tarihe olan düşkünlüğü sebebiyle "tarihçi" olarak bilinen Bardıkçı, yıllarca İlhan Murad müstear ismiyle makaleler kaleme almıştı.

    "Yeni Türk devletinin temeline harç koyan bir aileden geliyordu. Kelimenin tam anlamıyla bir Türkiye aşığıydı ama büyük aşkına kavuşamadan dünyasını değiştirdi.
    Bir vatansever sessizce dünyasını değiştirdi. Sürgün idi ama, küsmedi devletine. Çünkü o, devleti kuran bir aileden geliyordu. Babası Cemal Bardakçı, Mustafa Kemal ve arkadaşları daha Ankara’ya gelmeden, siyasi konjonktüre etki eden, asayişi sağlayan, kısacası Kuvay—ı Milliye ruhunu diri tutan biriydi. Sivas’tan yola çıkan Heyet—i Temsiliye’nin Ankara’ya geleceği Anadolu’da konuşulurken herkes bir hazırlık içindeydi. Osmanlı zaptiye teşkilatından Cemal Bardakçı da işgal altındaki şehirde bir şeylerin yapılmayacağını anlamış ve bir grup İttihatçı arkadaşı ile beraber iki ay evvel bu şehre gelip Emniyet Müdürü olarak göreve başlamıştı.
    Osmanlı yönetiminin Ankara’daki son ve aynı zamanda Mustafa Kemal yönetimindeki Ankara’nın ilk Emniyet Müdürü olan Cemal Bardakçı, Dikmen sırtlarından Ankara’ya giren Mustafa Kemal, Refet Bele, Rauf Orbay ve İsmet İnönü’yü ilk karşılayanlardandı. Cumhuriyet ilan edildikten sonra Mustafa Kemal’in valilik kararnamesine ilk imza attığı insandı. Konya’da Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk valisi olarak göreve başladığında 26 yaşındaydı.
    Aile şeceresinden 1820 yılına kadar Balıkesir Burhaniye bölgesinde yaşadığı kesin olan Bardakçı ailesini, Osmanlı’nın son döneminde devlet katında görüyoruz. İttihat ve Terakki’de kısa zamanda sivrilen Cemal Bardakçı, Cumhuriyet Türkiyesi’nin başlangıcındaki bütün zorlukları yaşayan biridir. Konya’da vali iken aldığı maaş 4 liradır. Oğlu İlhan ise bu yıllarda iki yaşındadır. 7 yaşından itibaren İlhan artık dost sohbetinde, misafir karşılamada hep babasının yanındadır.
    İmparatorluktan Cumhuriyet’e geçiş yıllarının Türk milletine getirdiği ağır yük Bardakçı ailesinde de hissediliyordu. Baba Bardakçı, devlet işlerinin yanında oğlu İlhan’ın eğitimine çok titizlik gösteriyordu.
    1944’te 19 yaşında iken çocuk kitapları çıkarmaya başladı. Yazarlıktaki başarısı yıllarla beraber hızla yükseldi. Özellikle tarihi ve milli konuları ele alma şekline, konuya hakimiyetine basın yayın organları hemen ilgi gösterdi. Kitaplarından en önemlileri “İmparatorluğa Veda”, “Taşhan’dan Kadifekale’ye”, “Bir İmparatorluğun Yağması” ve “İnsanlık Zelzelesi”dir. Çeşitli yayınevlerinde 24 eseri yayınlanan Bardakçı’yı uzun yıllar Tercüman Gazetesi’nde tarih sohbetleri yazarken görüyoruz.
    60’lı yılların başında Milliyet Gazetesi’ndeki yazı dizisi ile Cumhuriyet’in başlangıç yıllarını en iyi anlatan yazar seçildi. Basın yayın yüksek okulunda öğretim üyeliği yaptığı sıralarda, devlet adamı olmanın, iyi bir insan olmanın ve gerçek bir gazeteci olmanın ilk şartının devleti sevmek olduğunu söylerdi. Onun derslerini dinleyen ve çizgisini takip eden birçok mezun, Türk basınında kalem oynatıyor bugün.
    TRT’de radyo programlarında Çanakkale’yi, İstiklal Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu kendi sesiyle anlattı. 70’li yıllarda televizyonun hayata girmesiyle Bardakçı’yı birkaç idealist arkadaşı ile beraber ellerindeki kamerayla görüyoruz. “1206 Gün” adlı programında Cumhuriyet Ankara’sının en sancılı saatlerini ekrana aktarmaya çalışıyordu. Bu programın çekimi sırasında tutuklandı ve cezaevine kondu, iki yıla mahkum edildi. Sonra salıverildi. Sonra tekrar mahkumiyet kararı verildiği halde tutuklanmadı. Sanki bir nevi Türkiye’den gitmesi isteniyordu.
    Mahkum olduğu davada verilen kararın siyasi boyutunun olduğu yıllarca söylendi. Çünkü savcının beraat talebine karşılık mahkum edilmişti. Kendisini ülkesinden ayıran olaylar sonrasında Bardakçı’nın Avrupa’da sürgün yılları başladı. 1990 yılı başında Almanya’ya gelen İlhan Hoca’yı gurbetteki Türkler bağırlarına bastı. Toplam 400 ayrı konferansta vatan sevgisini konu alan seminer veren Bardakçı, vatan sevgisi ve milliyetçilik bilincinin canlı tutulmasında önemli çalışmalarda bulundu. Osmanlı’nın 700’üncü kuruluş yıldönümü sempozyumlarında tarihseverlere veciz konuşmalar yaptı. Özellikle ATİB ve Türk Federasyon dernekleri kendisine sürekli kürsüler vererek gençlere ruh aşılamasına yardımcı oldular. Hoca’nın yanında iki önemli isim gördük hep; Musa Serdar Çelebi ve Dr. Yaşar Bilgin. Biri siyasi ve sosyal olarak, diğeri de sağlık açısından son saniyede bile yalnız bırakmadı.
    Bardakçı’ya Avrupa’da kucak açan kurumlardan biri de Zaman gazetesi oldu. 1992’den itibaren Zaman gazetesinde yazmaya başlayan ve vefatından birkaç gün öncesine kadar da Avrupa Zaman’da yazılarını ara vermeden sürdüren çeşitli Türk derneklerinde sohbet toplantıları yaparak insanları aydınlattı. Bir seferinde Çanakkale Zaferi kutlanacaktı. Koca salonda 23 kişi vardı. Bardakçı az sayıda kişi olmasını hiç problem yapmadı. Konuşmasını aynı aşk ve heyecanla yaptı. Arkadaşları onun moralinin bozuk olabileceğini düşünürken o, “Müjdeler olsun, Çanakkale Zaferini andık” dedi.
    Rahmetli, kimseyi kırmamaya, insanları bilgilendirmeye çalışırdı.
    Yargıtay’ın bozduğu mahkumiyet kararını kendine yediremediği için, hiç bir zaman dilekçe ile şahsi başvuru yapmadı. Vakar sahibi idi. Hiçbir zaman, hatta yürümekte zorlandığı son anlarında bile “Beni affedin” diye eğilmek istemedi. “Kimliğini taşımakla gurur duyduğum devlet benden yaptığı hata ve ortadaki iftira için özür dilesin” dediğine şahit oldum. İstiyordu ki, devlet yaptığı hatayı kendisi düzeltsin. Bu devlet düzeltip özür dileyeceklerini sıraya koysa sana zor sıra gelir hocam diyemedik kendisine. Cumhurbaşkanı Sezer’in incelemekte olduğunu basından öğrendiğimiz dosyanın Türkiye âşığı bu insanın lehine bir kararla neticeleneceğine inanıyoruz.
    Çok garip, Türkiye’nin sevdalıları dünyanın dört bir yanına neden savruluyor demek geçiyor içimde. Frankfurt’tan New York’a, Moskova’dan Yeni Delhi’ye kadar bu vatanseverler ülkelerinden neden uzak tutulmaya çalışılıyor sahi? yaşadığı sürece kalemini hep milletinin lehine kullandı. Onun satırlarını okuyanlardan hiç kimse devlete kırgınlığına şahit olmadı. Hastaneden yazdığı son yazılarında bile “Son Türk devletine sahip çıkalım” diye üzerine basarak yazdı. Bir gün kendisine karşı yapılan hatanın düzeltileceğine hep inandı. Fakat emr—i Hak vaki oldu ve Türkiye’nin bu muhteşem âşığı sevdiğine kavuşamadı. Sevenlerin sevdiğine kavuşamaması insana acı geliyor. Ülkesini çok seviyordu.
    Keşke kavuşsaydı.
    Allah rahmet eylesin."

    Latif Çelik

    Bazı Kitapları
    • İmparatorluğa Veda
    • İmparatorluğun Yağması
    • Tarihten Bugüne
    • Taşhan'dan Kadifekale'ye
    • Vahdeddin'den Mustafa Kemal'e
    • İnsanlık Zelzelesi




  2. 2
    MÜCEN
    Bayan Üye

    Cevap: İlhan Bardakçı Kimdir?

    Reklam



    bin dokuz yüz yirmi beş yada yirmi altı istabul doğumludur anne babası yazardır haliyle kendiside nitelikli kişiliktir fransızca ingilizce ve italyanca dillerine hakimiyeti kültürünü pekiştiren diğer etkenlerdendir







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi