Zekat verirken nelere dikkat etmeli

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Zekat Bölümünden Zekat verirken nelere dikkat etmeli ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    @dj_2@
    Emekli
    Reklam

    Zekat verirken nelere dikkat etmeli

    Reklam



    Zekat verirken nelere dikkat etmeli

    Forum Alev
    Zekat verirken nelere dikkat etmeli?



    Sual:Zekat verirken nelere dikkat etmeli?

    CEVAP

    Malını israf edene zekat vermek layık değildir. Salih olmayan fakir müslümana da, zekat vermek sahihtir. Fakat salihleri tercih etmek çok sevaptır. Fasığa zekat vermek, kıraç yere ekin ekmeye benzer, bire 3-5 alınabilir. Salihlere vermek ise, mümbit toprağa ekin ekmeye benzer. Sulak, verimli toprağa tohum atılırsa daha çok mahsul alınır.



    Kâfir, her ibadet gibi zekat vermekle de mükellef değildir. Gayrı müslime zekat vermek caiz değildir. Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem, Muaz bin Cebel hazretlerini Yemen’e gönderirken, zekatın, uşrun, kimlerden alınıp kimlere verileceğini bildirirken, (Müslüman zenginlerinden al, fakirlerine ver) buyurmuştur. (Buhari)



    Bu hadis-i şerifi açıklayan âlimler, zekatın müslüman zenginlerden alınacağını ve onların [müslümanların] fakirlerine verileceğini, gayrı müslime verilmeyeceğini bildirmişlerdir.

    Hiçbir anlaşma ve hile olmadan, bir zengin, fakire zekat verse, fakir de, aldığı zekatı zengine hediye etse, zekat verilmiş olur. Herkes malını istediği kimseye hediye edebilir. Fakir aldığı zekatı, zengine hediye edebilir. Zenginin bunu alması helal olur. Çünkü fakir kendi rızası ile, kendi mülkü olan malı vermiştir. (Eşiat-ül lemeat)



    Zekat vermemek için hile yapmak zulüm olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

    (Zenginlerin zekatı fakirlere kâfi gelmeseydi, Allahü teâlâ onlara ayrıca nafaka verirdi. Aç kalan fakir varsa, zenginlerin zulmü yüzündendir.) [El-Askeri]



    Sual: Harbi veya zimmi olan gayrı müslime kurban eti ve sadaka-zekat verilir mi?

    CEVAP

    Zimmi, İslam idaresi altında yaşayan gayrı müslim vatandaş demektir. Harbi, zimmi olmayan gayrı müslim demektir.



    Dört mezhepte de, gayrı müslime zekat verilmez. Yine dört mezhepte de herhangi bir fayda umularak gayrı müslime sadaka verilebilir. Hanefi’de harbi olan gayrı müslime de kurban eti verilebilir. Fakat Şafii mezhebinde kurban eti verilmez. Aslında her türlü sadakayı salihlere, iyilere vermek elbette faziletlidir. Herhangi bir sebeple, mesela, İslamiyeti sevdirmek için fasıklara, kâfirlere de vermek caizdir. (Mezahib-i Erbea)



  2. 2
    ışılalper
    Yeni Üye

    --->: zekat verirken nelere dikkat etmeli

    Reklam



    bilgilendirdiğin için saol







  3. 3
    HARUN9045
    Emekli
    peki abi msala zekatı verdin ondan sonra onu övünerek işte şuna şuna verdişm dedinmi o kabul olunurmu







  4. 4
    Leonard
    Yeni Üye
    Alıntı HARUN9045 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    peki abi msala zekatı verdin ondan sonra onu övünerek işte şuna şuna verdişm dedinmi o kabul olunurmu



    Kardeşim Sorunu ßen Yanıtlayayım

    <FONT size=2>
    <SPAN lang=TR style="FONT-FAMILY: 'TR Bahamas Light'; mso-ansi-language: TR"><STRONG>Bilinmesi gerekir ki Allah Teâlâ, en güzel hikmetler içermeyen ve en iyi faydaları gerçekleştirmeyen hiçbir şeyi farz kılmaz. Çünkü ilmiyle her şeyi kuşatan Allah Teâlâ, hakkıyla bilendir, her şeyi ancak bir hikmet için farz kılan hikmet sahibidir.

  5. 5
    mumsema
    Özel Üye
    Alıntı HARUN9045 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    peki abi msala zekatı verdin ondan sonra onu övünerek işte şuna şuna verdişm dedinmi o kabul olunurmu


    :"Mallarını Allah yolunda infak edip sonra da harcadıklarını minnet ve eziyet vesilesi kılmayanlar var ya işte onların mükâfatı Rableri katındadır. Onlar için korku yoktur ve onlar asla üzülmeyeceklerdir."
    (Bakara Süresi 262)

    Ayetin Tefsiri:


    Rabbimiz kendi rızası uğrunda yapılacak infakın çok değerli ol­duğunu, çok büyük sevaplara lâyık olduğunu anlattı. Ama bu âyet-i kerîmesinde bu büyük sevaplara nail olabilmek için birtakım şartların yerine getirilmesi gerektiğini anlatıyor. Rabbimizin anlattığı bu şartlar yerine getirilmedikçe yapılan harcamaların boşa gideceği anlatılıyor. Bu şartlardan birisi infakta "menn" olmayacak, ikincisi de "eza" olma­yacak. Menn ve eza infakın bereketini kaçıran iki kötü özellik olarak zikrediliyor.

    Menn; bunun iki anlamı var.

    1-) Başa kakmak, baş kakıncı yapmak.

    2-) Az verip çok istemektir.

    Birinci mânâsıyla menn iyilik yaptığı kişiye, infakta bu­lunduğu insana karşı yaptığı iyiliği, sayıp dökmektir. Ben sana şunu vermiştim. Ben sana şunu yapmıştım. Gibi yaptığı bir iyiliği hatırlatıp kendine karşı ödemesi gereken haklarının bulunduğunu, minnet borcu oldu­ğunu sürekli hissettirip durması­dır.

    Hani devamlı anlatılır. İki arkadaş bir yere giderlerken birisi­nin şemsiyesi varmış ötekisinin hiç bir şeyi yokmuş. Şemsiyeli olan arka­daşını da bu şemsiyesinden istifade ettirerek, Onu ıslanmak­tan kur­tarmış. Ama bunu bir türlü unutmamış adam. İkide bir: “Arkadaş! Ha-tırlıyor musun o gün ne yağmur yağmıştı! Eğer benim şemsiyem ol­masaydı sırılsıklam ıslanmıştın. Dua et ki be­nim şemsiyem vardı.” di­yerek sürekli bunu hatırlatıp durmasından rahatsız olan arkadaşı orada bir ırmağın içine kendisini atar ve: “Evet senin şemsiyen olma­saydı herhalde bundan daha beter olmayacaktım!” Der. Aslında Ec­dadımız "birine yaptığın iyiliği hemen unut. Ama kendine yapılan iyiliği unutma!" der. Birine iyilik yapıldığı zaman hemen bunun unutulması gerekir.

    Menn kelimesinin ikinci mânâsı Müddessir sûresinin 6. âye­tinde de ifade buyurulduğu gibi Yaptığı işi çok görerek ya da, az vere­rek çok şey istemektir. Bu âyet-i kerîmesinde Rabbimiz, efendimize buruyor ki: Peygamberim, daha iyisini beklediğinden dolayı sakın in­sanlara iyilikte bulunayım deme. Kaz gele­cek yerden tavuk esirgen­mez mantığıyla insanlara iyilikte bulun­maya kalkma. Ben bunu bir kere arabama bindirirsem, bu bana araba alır beklentisiyle hareket etme. Hareketlerini buna bina etme peygamberim! Veya sen kendini çok iyiliğe lâyıksın zanne­derek hareketlerini öylece düzenleme!

    Veya karşındakini minnet duygusu altında tutma. Az verip çok şey bekleme! Hep toplumsal planda, hem de Allah’a karşı gö­revle­rinde öyle davranma! Meselâ efendim namazı­mızı kılıyoruz, abdesti-mizi alıyoruz, elbette Allah bizi koymayacak da cennetine sı­ğırları mı koyacak? Gibi, az yaptığın şeyler karşılı­ğında tam kulluğun gereği olan cenneti bekleme. Veya sosyal ilişkiler içinde karşındakine iki âyet anlattın diye iki çay içirmesini bekleme. Ya da iki hadis anlat­tın diye aferin demelerini bekleme. Veya ben bunlara İslâm’ı tebliğ et­tim diye hemen karşındakilerin hayatlarının değişmesini bekleme. Yâni karşındaki insanlara yap­tığın bir iyilik, bir infak karşılığında onla­rın sana minnet duymasını isteme.

    Evet infakta ve iyilikte menn olmayacak. Cezada olmaya­cak. Eziyet; birine verdiği şeyden ya da yaptığı iyilikten ötürü ona karşı ta­hakküm etmeye kalkışmak demektir. Kendisini har­cama yaptığı, infakta bulunduğu kişiden sürekli üstün görmek ve infakta bulunduğu kişiyi sürekli alçaltmak demektir.

    Ya da eza, tiksindirmek demektir. İyiliğe balgam atmak de­mek­tir. Eğer iyilik Allah için yapılmışsa o buna her zaman lâyıktır.

    Binaenaleyh sadaka verenler, yardımda bulunanlar yar­dımda bulundukları insanlara karşı bu yardımı psikolojik bir komplekse dö­nüştürenler yaptıkları iyiliklerle karşılarındakini ez­meye çalışanlar bu amellerinin boşa gittiğini bilmelidirler. Böyle bir iyiliği, böyle kan kustu­rarak yapılmış bir infakı Allah hiçbir zaman kabul etmiyor. Çünkü bu amel Allah için değil başkaları için veya kendisinin daha faziletli daha üstün olduğunu ispat etmek için ya­pılmış bir ameldir. Zira öyle insan­lar vardır ki böyle eziyetlere ma­ruz kalmaktansa aç kalıp ölmeyi tercih ederler. Kendi şeref ve onurlarını kaybetmektense, yokluk ve sıkıntı içinde yaşamayı izzet ve şerefine mal olan bir zenginliğe tercih eder­ler. Bakın İnsan sûresinin 8, 9 ve 10. âyetlerinde Rabbimiz şöyle bu­yurur:
    "O muttakiler yemeği kendi ihtiyaçları varken yok­sula yetime ve esire yedirirler. Ve (yedirirken de on­lara) Biz size Allah rızası için yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür beklemiyoruz. Çünkü biz Rabbimizden bed çehreli asık suratlı bir günün azabın­dan korkarız der­ler."
    (İnsan 8-10)

    Kendilerinin o yemeğe ihtiyaçları varken yedirirler veya seve seve yedirirler,yahut Allah sevgisinden ötürü yedirirler, ya da sevdikle­rinden, sevdikleri yemekten yedirirler. Bir de yedirirken yedirdiklerine: “Size ancak Allah için yediriyoruz. Sizden ne bir kar­şılık isteriz, ne de bir teşekkür derler.” Değilse ben size yediriyo­rum, ben size yardım ediyorum, o halde siz de benim karşımda şöyle şöyle davransaydınız, elimi bari öpseydiniz, ben gelince ayağa bari kalksaydınız sözümü dinleseydiniz vs, vs. Gerçek mü'minler böyle yapmazlar. Mü'minler yaptıklarını Allah için ya­parlar. Ona başka şeyleri asla karıştırmamaya çalışırlar.

    Ama ba­kıyoruz bugün yemek yedirenlere, ziyafet çekenlere ne adına ya­pıyorlar bunu? Dergiye abone toplayalım diye, dergaha adam bulalım diye, partiye üye kaydedelim diye, cemaatin sayısını artı­ralım diye, ya da hoca desinler diye, zengin desinler diye, beni adam yerine koysunlar diye, bugüne kadar kazandığım sosyal sta­tümü kaybetmeyeyim diye, ya da bugün tavuk vereyim de yarın kaz gelir diye, ya da kasamı doldurayım, kesemi şişireyim diye. Bugün in­sanlar bunun için yediriyorlar. Veya işte başa kakıyorlar, yedirdiklerini ezme adına yediriyorlar ki bunların hiç birisi Allah’ın istediği ikram de­ğildir.

    Öyleyse başa kakılarak, baş kakıncı yapılarak, yapılan ik­ram sü­rekli gündemde tutularak ya da eziyet edilerek, yapılan bir iyilik kar­şılığında karşısındakine hükmetmeye kalkışılarak, sada­kalarımızı boşa çıkarmayalım. Böyle yapmaktansa, onların onurla­rını kırarak, iz­zeti nefislerini rencide ederek bir şeyler vermek­tense onlara güzel bir söz söylememiz, maruf bir söz söylememiz daha hayırlıdır.
    Ali Küçük Tefsiri

  6. 6
    Gülehasret
    Süper Moderatör
    zekat verirken nelere dikkat etmeli

  7. 7
    Ziyaretçi
    peki abi msala zekatı verdin ondan sonra onu övünerek işte şuna şuna verdişm dedinmi o kabul olunurmu

    Öncelik SELAMUNALEYKÜM
    54 farzdan biride sağ elinin verdiğini sol elin bilmemesidir bu nedenle şu kadar şeyi bn buna verdim şunu şuna verdim diye etrafta övünürsek o verdiğin zekat sence sayılır mı ? sayılmaz. bir örnek daha vereyim günümüzden mesela arakana bir yardım gönderdin ve o yardım zekat olarak gitii sen ortalıkta ben arakana işte şunu şunu gönderdim diye övündün ama diğer yandan daorda senin zekatına alan kişi sana dua edecek bırak açık açık söylemede duadan nasibini alasın kardeşim

  8. 8
    Ziyaretçi
    Zekat sayılır ama onun aldığı sevap azalır , bereketi azalır .
    Eğer yardımcı olabildiysem ne mutlu bana .

+ Yorum Gönder
zekat verilirken nelere dikkat edilmelidir kısaca,  zekat verirken nelere dikkat etmeliyiz,  iyilik yaparken nelere dikkat etmeliyiz,  zekat verirken dikkat edilmesi gerekenler,  zekat verilirken nelere dikkat edilmelidir
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi